Kullanım Şekli:

Başlangıç dozu yetişkinler için 12-80 mg, çocuklar için 0.8-1.5 mg/kg’dır.
İdame dozu yetişkinler için 4-8 mg, maksimum 16 mg’dır. Çocuklar
içinse 2-4 mg, maksimum 8 mg’dır.

Endikasyonları:

Genel olarak sistemik glukokortikoid tedavisi gerektiren hastalıklarda
endikedir. Doğrudan hayatı tehdit eden şok gibi durumlarda
glukokortikoidler intravenöz yoldan uygulanmalıdır. En çok
kullanıldığı durumlar alerjik reaksiyonlar ve romatizmal
hastalıklardır. Başlıca endikasyonlar; bronşiyal astım, saman nezlesi,
ilaç alerjisi, ürtiker, ekzema ve dermatit gibi deri hastalıkları,
akut romatizma, romatizmal eklem iltihabı ve kas romatizmasıdır.
Ayrıca; edinsel hemolitik anemi, idiyopatik trombopeni, agranülositoz,
miyeloblastoz, lenfogranulomatoz gibi kan hastalıkları, iç organların
ülseroz kolit ve nefrotik sendrom gibi hastalıkları, pemfigüs
grubundan deri hastalıkları, Lupus eritematozis, dermatomiyozit,
transplantasyon sonrası immünsupresyon, sitostatik tedavisi ile
radyoterapinin desteklenmesi, sürrenal korteksinin primer yetmezliği (Addison
hastalığı) ve adrenalektomiden sonra yerine koymada da kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Metilprednizolona, diğer glukokortikoidlere veya yardımcı maddelerden
herhangi birine aşırı duyarlığı olan hastalarda ve sistemik fungal
enfeksiyonlarda kullanılmamalıdır. Mide ve barsak ülseri, ağır
osteoporoz, psikiyatrik anamnez, amip enfeksiyonları, sistemik
mikozlar, bulber-ansefalitik form dışında poliomiyelit, dar ve geniş
açılı glokomlar, herpetik keratitis, viral kökenli hastalıklar -örn.
su çiçeği-, herpes simplex veya herpes zosterin viremik dönemi (hayatı
tehdit eden durumlar da dahil, kötüleşme riski), latent veya açık
tüberküloz şüphesi taşıyan vakalar, koruyucu aşılardan yaklaşık 8
hafta öncesi ve 2 hafta sonrası, BCG aşısından sonra lemfadenopati
teşekkül eden olgularda sübstitüsyon ve acil tedavi dışında,
kortikosteroidlerle genel bir tedavi uygulanmamalıdır. Antikor cevabı
yetersiz olabileceğinden veya nörolojik komplikasyonlar
gelişebileceğinden sübstitüsyon tedavisi gören hastalar dışında
glukokortikoid tedavisi görenler aşılanmamalıdır.

Uyarılar:

Ağır enfeksiyonlarda sadece etkene yönelik tedavi ile birlikte
uygulanmalıdır. Çocuklarda endikasyon sıkı kriterlere göre
konulmalıdır. Büyüme geriliğine neden olduğu için tedavi mümkün olan
en düşük dozaj ve en kısa sürede yapılmalıdır. Peritonitle birlikte
barsak delinmesi riskine bağlı olarak, perforasyon riski olan şiddetli
ülseratif kolitli hastalarda, ve abse, pürülan enflamasyon,
divertikülit ya da geçirilmiş bir barsak anastomozu olan hastalarda
uygun takip ile ve kesin olarak kullanımı gerektiğinde uygulanmalıdır.
Glukokortikoid kullanımı immün cevabı zayıflatabilir ve yeni
enfeksiyonlar ortaya çıkabilir, fırsatçı mikroorganizmalar aktive
olabilir ve latent enfeksiyonlar görülebilir. Glukokortikoidler mevcut
veya gelişmekte olan enfeksiyonların tanısını güçleştirerek enfeksiyon
belirtilerini maskeleyebilirler. Substitüsyon tedavisinden başka
endikasyonlar için sistemik glukokortikoid alan hastalarda bazı viral
hastalıklar şiddetlenebilir ve bazen hayatı tehdit edici olabilir.
Suçiçeği geçirmemiş çocuklar ve erişkinler, suçiçeği veya herpes
zoster geçiren kişilerle yakın temastan kaçınmalıdırlar. Tüberkülozun
reaktivasyon riskinden dolayı, hastaların tüberkülin reaktivitesi
dikkatle izlenmelidir. Bu hastalarda, uzun süreli glukokortikoid
tedavisi süresince kemoprofilaksi tavsiye edilir. Miyasteni gravisli
hastalarda, özellikle yüksek doz glukokortikoid kullananlarda hastalık
kötüleşebilir ve miyastenik krizler oluşabilir. Kötüye gidiş
genellikle tedaviye başladıktan sonra ilk iki hafta içinde oluşur. Bu
sebeple, bu hastalar için başlangıç dozu düşük olmalı ve tedavi
süresince dereceli olarak artırılmalıdır. Şeker hastalarında
metabolizma durumu kontrol edilmeli ve gerekirse antidiyabetik tedavi
yeniden ayarlanmalıdır. Özellikle yüksek dozla uzun süreli tedaviden
sonra sodyum ve sıvı tutulması, hipokalemi eğilimi göz önünde
bulundurulmalıdır. Böyle vakalarda yeterli potasyum alımının
sağlanması, sodyum alımının kısıtlanması ve serum potasyum
düzeylerinin izlenmesi gereklidir. Ağır hipertansiyon ve/veya kalp
yetmezliği olgularında dikkatli davranılmalıdır. Uzun süreli
glukokortikoid tedavisinde hasta gözlerini düzenli olarak kontrol
ettirmelidir. Glukokortikoidlerin etkileri hipotiroidili hastalarda ya
da karaciğer sirozu olan hastalarda güçlenir. Dozajın azaltılması ve
dikkatli takip gerekir. Görme keskinliğinde azalma, baş dönmesi ya da
baş ağrısı gibi belirli advers etkiler konsantrasyon ve reaksiyon
yeteneğini bozabilir, dolayısıyla araba veya makina kullanımı için bir
risk oluşturur. Nonspesifik ülseratif kolitte, diyabet, oküler herpes
simpleks, osteoporosis, divertikülitis, aktif veya latent peptik
ülser, myastenia gravis, kronik psikiyatrik rahatsızlıklar, glokom,
evvelce var olan steroid miyopatisi, epilepsi, predispozisyon,
tromboflebit, hipertansiyon, konjestif kalp yetmezliği ve renal
yetersizlikte metilprednizolon kullanımı dikkate kontrol edilmelidir.
Hipoprotrombonemili hastalarda aspirin ve nonsteroidal
antienflamatuvar ajanlarla beraber metilprednizolon kullanımından
sakınılmalıdır. İlaç kullanımı kesinlikle ani olarak bırakılmamalıdır.
Metilprednizolon plasental bariyeri geçer. Gebelikte veya gebeliğin
engellenemediği durumlarda ancak kesin bir endikasyon varsa
kullanılmalıdır. Metilprednizolon anne sütüne geçer. Klinik nedenlerle
yüksek dozlar gerekirse, bebeğin anne sütüyle birlikte
metilprednizolon almasını önlemek için emzirmeden kaçınılmalıdır.

Yan Etkileri:

Aydede yüz, gövdede yağlanma ve çok nadiren vertebral kanalda veya göğüs
boşluğundaki yağ dokusunda reversibl yer değiştirme gibi yağ
dağılımında anormallikler; kilo artışı; dokularda sodyum retansiyonu
ve su birikimi; potasyum kaybı, hipokalemi; kalp yetmezliği olan
hastalarda pulmoner konjesyon artışı; hipertansiyon; seks
hormonlarının sekresyonunda bozukluklar (adet kanamasının olmaması,
hirsutizm, iktidarsızlık); adrenokortikal inaktivite veya atrofi;
çocuklarda büyüme geriliği; negatif nitrojen balansı; kan şekerinin
yükselmesi, steroid diyabeti; serum lipid oranlarında değişmeler;
antidiyabetik tedavi için gereksinim artışıyla beraber karbonhidrat
toleransı yetersizliği; ağır vakalarda kemik kırığı riski ile steroid
osteoporozu; femur ve humerus başında aseptik nekroz; özellikle üremi
veya diabetes mellitus gibi metabolik bozukluğu olan hastalarda
önceden mevcut tendon harabiyeti vakalarında tendon rüptürü (örn. Aşil
tendonu); kas zayıflığı, miyasteni gravis’i olan hastalarda miyastenik
krize kadar ilerleyebilen geçici kas güçsüzlüğünün kötüleşmesi
görülebilir; non-depolarizan kas gevşeticilerin akut miyopati yapıcı
etkilerini arttırabilir; mide ve duodenum ülseri gelişimi; peritonit,
pankreatit, abdominal şişkinlikle birlikte mide veya duodenum ülseri
perforasyonu; kan damarı hastalıkları; yara iyileşmesinin gecikmesi;
üre artışının eşlik ettiği artmış protein yıkımı; deri atrofisi,
deride şerit tarzında çizgiler, akne, deri içine kanama gibi deride
değişiklikler, telanjiektazi, çürük, berelenme; nadir durumlarda,
aşırı duyarlılık reaksiyonları (örn. deri döküntüleri), iştah artışı,
bulantı; immün cevabın zayıflaması ve enfeksiyon riskinin artması.
Bazı viral hastalıklar (örn. varicella, herpes simplex veya herpes
zosterin viremik dönemi), şiddetli bazen hayatı tehdit edecek şekilde
seyredebilir; serebral konvülziyonlar; papillo ödemle birlikte kafa
içi basınç artışı; öfori, mizaç ve kişilik değişiklikleri, ağır
depresyon veya psikoz değişiklikleri gibi psişik bozukluğun gelişimi
veya şiddetlenmesi; sersemlik, başağrısı, uykusuzluk; lökositoz ve
trombositoza eğilim; tromboz riskinin artması; lens bulanıklığı; göz
içi basıncının artması, glokom, katarakt, ekzoftalmi, oftalmik viral
veya fungal hastalıkların şiddetlenmesi. Uzun süreli tedaviyi takiben
doz çok hızlı azaltıldığında kaslarda ve eklemlerde ağrı şikayetleri
ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Aynı zamanda kalp glikozidleri uygulanıyorsa potasyum noksanlığı nedeniyle
glikozid etkisinin artabileceği dikkate alınmalıdır. Diüretiklerle
kombine edildiğinde fazla potasyum atılabilir. Glikokortikoidler
antidiyabetik ilaçların kan şekerini düşürücü etkisini azaltabilir,
kumarin türevlerinin antikoagülan etkisini hafifletebilirler. Aynı
zamanda rifampisin, fenitoin ve barbitürat uygulanan hastalarda
kortikosteroid etki azalabilir. Non-depolarizan kas gevşeticilerin
relaksasyon yapıcı etkileri uzayabilir. Estrojenler (ör. kontraseptif
ürünler) ile birlikte kullanımda kortikosteroid ihtiyacı azalabilir.
Estrojenlerin beraber kullanımında, metilprednizolonu da içeren
kortikosterodlerin metabolizması bozulabilir. Salisilatlarla birlikte
uygulandığı zaman gastrointestinal kanama tehlikesi artabilir.
Siklosporin ile karşılıklı metabolizma inhibisyonu; serebral
konvülsiyon riski artar. Alerji testlerindeki deri reaksiyonları
baskılanabilir.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. UPREN (Tablet)
  2. VOLTAREN (Enterik Tablet)
  3. VALTREX (Film Tablet)
  4. MAXIMUS (Film Tablet)
  5. VEGABON (Tablet)