TERANAR (Tablet)
Kullanım Şekli:
Benign prostat hipeplazisi: 1. basamak (1.-7. gün) 1 mg 7 gün; 2. basamak
(8.-21. gün) 2 mg 14 gün. Her doz basamağına geçildiğinde geçici yan
etkiler ortaya çıkabilir. Yan etkiler geçmezse, dozun yenident
azaltılması gerekebilir. Terapötik etkinlik genellikle günde 2-5 mg
alınması ile ortaya çıkar. Hipertansiyon: Başlangıç dozu tüm hastalar
için 1 mg ve bu doz aşılmamalıdır. Sonraki doz, istenen kan basıncına
göre yavaş artırılabilir. Genellikle önerilen doz günde 1 defa 1-5
mg’dır. Teranar ve diğer kan basıncını düşüren diğer ilaçlarla aynı
zamanda kullanılacaksa, doz önerileri ancak diğer ilaçların dozunun
azaltılması ya da bu ilaçların kesilmesi halinde geçerli olacaktır.
Yaşlı ve böbrek yetmezliği olan hastalarda mümkün olan en düşük doz
kullanılmalıdır. Karaciğer fonksiyonu azalmış olan hastalarda,
terazosinin büyük oranda karaciğerle atılması nedeniyle, dikkatle
kullanılmalıdır. Teranar çocuklarda endike değildir. Tedaviye iki gün
kadar ara verilmişse doz yine günde 1 mg’dan başlanarak yavaş yavaş
arttırılır ve ilk doz gece yatmadan önce alınır.
Endikasyonları:
Semptomatik selim prostat hiperplazisinin tedavisinde endikedir.
Tedaviye, hastaların yaklaşık % 70′inde, üriner akışta artış ve SPH
semptomlarında iyileşme ile birlikte hızlı bir yanıt vardır.
Terazosinin ameliyat insidansı, akut üriner obstrüksiyonu ve SPH’in
diğer komplikasyonları üzerine uzun dönem etkileri henüz
belirlenmemiştir. Terazosin ayrıca hipertansiyon tedavisinde de
endikedir. Tek başına veya diüretikler veya beta adrenerjik bloker
ajanlar gibi diğer antihipertansif ajanlarla birlikte kullanılabilir.
Kontrendikasyonları:
Terazosin hidroklorüre aşırı duyarlılığı olan hastalarda
kontrendikedir.
Uyarılar:
Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlar gibi tedavinin ilk dozlarını
takiben, kan basıncında belirgin düşüşe özellikle postural
hipotansiyon ve senkopa neden olabilir. Tedavi bir kaç günden daha
fazla kesilirse ve sonra tekrar başlanırsa, benzer bir etki
beklenebilir. Alfa adrenerjik blokaj yapan diğer ajanlarla da dozun
hızlı arttırılmasıyla veya diğer antihipertansif ilaçların ilavesiyle
senkop bildirilmiştir. Bazen senkop epizodundan önce kalp atım hızının
dakikada 120-160 vuruş olduğu bir supraventriküler taşikardi atağı
görülebilirse de senkopun aşırı postural hipotansif bir etkiye bağlı
olduğu düşünülmektedir. Postural hipotansiyon semptomlarına,
hemodilüzyon katkısının olasılığı da düşünülmelidir. Senkop veya aşırı
hipotansiyon olasılığını azaltmak için tedavi düşük dozla
başlamalıdır. Çoğul dozların kullanıldığı hastaların %1′inde senkop
bildirilmiştir. Selim prostatik hiperplazili hastaların senkop
insidansı %0.7′dir. Ortostatik etkisinin, kronik kullanımda bile doz
verildikten kısa süre sonra daha fazla olduğunu gösteren bulgular
vardır. Tedavinin ilk 7 günü risk daha fazladır. Geçmişinde
miktürisyon senkopu olan hastalara alfa bloker verilmemelidir. Prostat
kanseri ve SHP aynı semptomları verebilir. Bu iki hastalık sıklıkla
aynı anda mevcut olabilir. Hastalar tedaviye başlamadan önce,
prostatik karsinom açısından kontrol edilmelidir. Selim Prostatik
Hiperplazili hastaların klinik çalışmalarında hastaların %21′inde baş
dönmesi, hipotansiyon, postural hipotansiyon, senkop ve vertigo
görülmüştür. Hastalar özellikle tedavinin başlangıcında senkopal ve
ortostatik semptomlar olasılığına karşı uyarılmalı; ilk dozdan sonra,
doz arttırılmasından sonra ve bırakılmış bir tedaviye yeniden
başlanılmasından sonra, 12 saat için araba kullanmaktan ve dikkat
gerektiren görevlerden kaçınmalıdırlar. Başdönmesi, sersemlik veya
çarpıntılar rahatsızlık verici ise doz ayarlanması yapılmalıdır.
Hamilelerde yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur.
Potansiyel yararları anne ve fetüse karşı oluşabilecek risklerden
üstün çıktığı durumlar dışında hamilelikte önerilmez. Terazosinin anne
sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. Birçok ilaç anne sütü ile
atıldığından emziren annelere terazosin verilirken dikkatli
olunmalıdır. Çocuklarda çalışma yapılmamıştır.
Yan Etkileri:
Klinik Çalışmalarda Selim Prostatik Hiperplazi Tedavisinde Rastlanan Yan
Etkiler: Asteni, flu sendromu, başağrısı, hipotansiyon, palpitasyonlar,
postural hipotansiyon, senkop, bulantı, periferal ödem, kilo artışı,
baş dönmesi, somnolans, vertigo, dispne, nazal konjesyon, rinit, görme
bulanıklığı /dokunma duyusunun zayıflaması, impotans, idrar yolu
enfeksiyonudur. Pazarlama sonrası deneyimleri: Trombositopeni, atriyal
fibrilasyon ve ayrıca priapizm rapor edilmiştir; ama sebep ve etki
ilişkisi açıklanmamıştır. Klinik Çalışmalarda Hipertansiyon
Tedavisinde Rastlanan Yan Etkiler: Asteni, bel ağrısı, baş ağrısı,
palpitasyonlar, postural hipotansiyon, taşikardi, bulantı, ödem,
periferal ödem, kilo alma, kol-bacak ağrıları, depresyon, baş dönmesi,
libido azalması, sinirlilik, parestezi, somnolans, dispne, nazal
konjesyon, sinüzit, görme bulanıklığı, impotansdır. Hastaların en az
%1′inde veya ilacın pazarlanmasından sonra terazosin kullananlarda
rastlanan yan etkiler: Göğüs ağrısı, fasiyal ödem, ateş, karın ağrısı,
boyun ağrısı, omuz ağrısı, aritmi, vazodilatasyon, konstipasyon,
diyare, ağız kuruluğu , dispepsi, şişkinlik, kusma, gut, artralji,
artrit, eklem rahatsızlıkları, miyalji, anksiyete, insomnia, bronşit,
soğuk algınlığı semptomları, epistaksis, influenza semptomları,
şiddetli öksürük, farenjit, rinit, prürit, döküntü, terleme, görme
bozukluğu, konjunktivit, kulak çınlaması, sık idrara çıkma, özellikle
postmenapoz dönemdeki kadınlarda bildirilen üriner inkontinans, idrar
yolları enfeksiyonu, anaflaksi dahil alerjik reaksiyonlar,
trombositopeni, atriyal fibrilasyon ve priapizmdir.
İlaç Etkileşimleri:
ADE veya diüretiklerle birlikte terazosin tedavisi uygulanan SPH’li
hastalarda başdönmesi veya baş dönmesi ile alakalı diğer yan
etkilerinin yüzdesi; çift-kör plasebo kontrollü çalışmalardaki
terazosin kullanan hastalarınkinden daha yüksektir. Belirgin
hipotansiyon olasılığından kaçınmak için terazosin diğer
antihipertansif ilaçlarla (örn. kalsiyum antagonistleri) birlikte
kullanılırken özen gösterilmelidir. Bir diüretik veya diğer bir
hipertansif ajanı ilave ederken dozun azaltılması veya yeniden titre
edilmesi gerekli olabilir. Kontrollü klinik çalışmalarda hematokrit,
hemoglobin, beyaz kan hücreleri, total protein ve albümin değerlerinde
ufak ama istatistiksel olarak önemli düşüşler olmuştur. Bu laboratuvar
bulguları, hemodilüsyon olasılığını düşündürür.
İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:
İlaç hakkında yorum yapın!