TENORETİC Tablet
Kullanım Şekli:
Yetişkinlerde: Başlangıç dozu günde 1 tablet Tenoretic 50 tedavisi
şeklindedir. Optimal cevap alınamazsa Tenoretic 100 tedavisine
geçilmelidir. Gerekli olduğu takdirde başka bir antihipertansif ilacın
eklenmesi düşünülebilir ama böyle bir durumda, aşırı kan basıncı
düşüşünün önüne geçmek amacıyla eklenen antihipertansif ilacın
önerilen başlangıç dozunun %50′si ile başlanıp dozun kademeli olarak
artırılması gerekebilir. Yaşlılarda: Bu yaş grubunda doz
gereksinimleri genellikle daha düşüktür. Böbrek yetmezliği olan
hastalarda dikkatli olunmalıdır. Doz, kullanım sıklığı azaltılarak
düşürülmelidir.
Endikasyonları:
Bir beta-bloker ve bir diüretik olmak üzere iki ajanın antihipertansif
etkisini birleştirir. Hipertansiyonda endikedir.
Kontrendikasyonları:
Her iki bileşene karşı bilinen aşırı duyarlılık; bradikardi; kardiyojenik şok;
hipotansiyon; metabolik asidoz; ağır periferik arteryel dolaşım
bozuklukları; ikinci ve üçüncü derece kalp bloğu; hasta sinüs
sendromu; tedavi edilmemiş feokromositoma; kontrol edilmeyen kalp
yetmezliğinde kullanılmamalıdır.
Uyarılar:
Konjestif kalp yetmezliğinde dolaşım fonksiyonunu desteklemek için
sempatik stimülasyon gereklidir ve bu yüzden atenolol ile oluşan beta
blokaj miyokard kontraktilitesini daha fazla deprese etmek ve daha
şiddetli kalp yetmezliğine yol açmak gibi potansiyel tehlike
taşımaktadır. Dijital ve/veya diüretiklerle kontrol edilen konjestif
kalp yetmezlikli hastalarda dikkatli verilmelidir. Dijital ve atenolol,
her ikisi de, AV iletiyi yavaşlatır. Kalp yetmezliği hikayesi olmayan
hastalarda, beta bloker ajanlarla miyokardın uzun süreli depresyonu,
bazı vakalarda kalp yetmezliğine yol açabilir. Kalp yetmezliğinin ilk
belirtisi gözlendiğinde, hastalar önerilen kılavuzlara göre uygun bir
şekilde tedavi edilmelidir. Uygun tedaviye rağmen kalp yetmezliği
devam ederse, ilaç kesilmelidir. Atenolol böbrekler yolu ile
atıldığından, bozulmuş renal fonksiyonu olan hastalarda dikkatli
kullanılmalıdır. Renal bozukluğu olan hastalarda tiyazidler azotemiye
yol açabilir. Bozulmuş renal fonksiyonların varlığında kümülatif
etkiler gelişebileceğinden, ilerleyici böbrek bozukluğu belirgin
olduğunda, ilaç kesilmelidir. Hepatik fonksiyonları bozuk veya
ilerleyici karaciğer bozukluğu olan hastalarda, sıvı ve elektrolit
dengesindeki ufak değişiklikler hepatik komaya yol açabilir. Bu
hastalarda dikkatli uygulanmalıdır. Koroner arter hastalığı olan
hastalarda belirli beta bloker ajanlarla tedavinin ani kesilmesini
takiben angina pektorisin şiddetlenmesi ve bazı vakalarda miyokard
enfarktüsü bildirilmiştir. Bu yüzden, bu hastalarda hekimin tavsiyesi
olmadan ilacın kesilmesine karşı uyarılmalıdır. Bronkospastik olan
hastalar beta bloker almamalıdır. Diğer antihipertansiflere cevap
vermeyen veya tolere edemeyen hastalarda dikkatli uygulanmalıdır.
Beta1 selektivitesi mutlak olmadığından, mümkün olan en düşük dozu
kullanılmalı ve beta2 stimülan ajan (bronkodilatör) eklenmelidir.
Cerrahi öncesi hastaların büyük çoğunluğunda beta bloker ilaçları
kesmek tercih edilmemektedir. Fakat, miyokardı deprese eden anestezik
ilaçların kullanımı esnasında dikkat edilmelidir. Diyabetik hastalarda
dikkatli kullanılabilir. beta blokerler hipoglisemiye bağlı oluşan
taşikardiyi maskeleyebilir fakat sersemlik ve terleme gibi diğer
belirtiler belirgin şekilde etkilenmez. Diyabetik hastalarda insülin
ihtiyacı değişebilir, latent diyabet klortalidon uygulaması esnasında
belirgin hale geçebilir. Beta adrenerjik blokaj hipertiroidizmin
belirli klinik belirtilerini (örn. taşikardi) maskeleyebilir. Uzun
süreli tiyazid tedavisi alan bazı hastalarda paratiroid bezlerde
patolojik değişiklikler ile birlikte hiperkalsemi ve hipofosfatemi
gözlenmiştir. Tiyazid tedavisi alan belirli hastalarda hiperürisemi
oluşabilir veya akut gut meydana gelebilir. Periferik arteriyel
dolaşım bozukluklarını şiddetlendirebilir. Olası elektrolit
dengesizliğini bulmak için periyodik olarak serum elektrolitleri
bakılmalıdır. Ciddi siroz varlığında veya kortikosteroid veya ACTH’ın
birlikte kullanımında hipokalemi gelişebilir. Atenolol, gebe kadına
uygulandığında, fetal zarara yol açabilir. Atenolol plasenta
bariyerini aşar ve kord kanında bulunur. Gebeliğin 2. trimesterinden
sonra atenololun uygulanması düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğumuna
yol açmıştır. İlk trimesterde atenolol kullanımı ile ilgili hiçbir
çalışma yapılmamıştır ve fetal hasar olasılığı ortadan kaldırılamaz.
Plazma konsantrasyonu ile karşılaştırıldığında, atenolol anne sütüne
1.5-6.8 oranında geçer. Atenolol, emziren kadınlara verildiğinde,
dikkatli olunmalıdır. anne sütü ile beslenen bebeklerde klinik olarak
önemli bradikardi bildirilmiştir. Pediyatrik hastalarda güvenilirlik
ve etkinlik gösterilmemiştir.
Yan Etkileri:
Rapor edilen istenmeyen olgular, genellikle bileşenlerinin farmakolojik
etkilerine bağlanabilir. Hiperürisemi, hipokalemi, glukoz tolerans
bozukluğu, bradikardi, kalp yetmezliğinin kötüleşmesi, senkopla
sonuçlanabilen postüral hipotansiyon, soğuk ekstremiteler, kalp
bloğunun hızlanması, klaudikasyo intermittan, Raynaud fenomeni,
konvüzyon, baş dönmesi, baş ağrısı, ruh hali değişiklikleri, kabuslar,
psikozlar ve halüsinasyonlar, diğer beta-blokerlerle görülen tipte
uyku bozuklukları, ağız kuruluğu , gastrointestinal rahatsızlıklar,
bulantı, lökopeni, purpura, trombositopeni, alopesi, göz kuruluğu,
psoriazis benzeri deri reaksiyonları, psoriazisin ağırlaşması, cilt
döküntüleri, parestezi, geçmişinde astımla ilgili şikayetleri olan
hastalarda veya bronşiyal astımı olan hastalarda bronkospazm, görme
bozuklukları, yorgunluk; ANA’da (antinükleer antikor) artış
gözlemlenmiştir.
İlaç Etkileşimleri:
Verapamil, diltiazem gibi negatif inotropik etkileri olan kalsiyum
kanal blokerlerinin beta blokerlerle beraber kullanımı, özellikle
ventriküler fonksiyon bozukluğu ve/veya sino-atriyal ya da atriyo-ventriküler
ileti anomalileri olan hastalarda bu etkilerin artmasına neden
olabilir. Bu, şiddetli hipotansiyon, bradikardi ve kardiyak
yetmezlikle sonuçlanabilir. Kalsiyum kanal blokerleri ve beta
blokerler diğerinin kesilmesinden sonraki 48 saat içinde damar içinden
uygulanmamalıdır. Nifedipin gibi dihidropiridinlerle birlikte
kullanımı, hipotansiyon riskini arttırabilir ve latent kardiyak
yetmezliği olan hastalarda kardiyak yetmezlik oluşabilir. Dijitalis
glikozidleri, beta blokerlerle ilişkili olarak atriyo-ventriküler
ileti zamanını artırabilirler. beta blokerler, klonidinin kesilmesini
takip edebilen rebound hipertansiyonu kötüleştirebilir. İki ilaç
beraber kullanılıyorsa, beta blokerler, klonidinin kesilmesinden
birkaç gün önce azaltılmalıdır. Eğer klonidinin yerini beta bloker
tedavisi alacaksa, beta blokerlerle tedaviye başlanması klonidinin
kesilmesinden birkaç gün sonraya ertelenmelidir. Beta bloker,
dizopiramid gibi 1. sınıf antiaritmik ajanlarla verildiğinde dikkatli
olunmalıdır. Adrenalin gibi sempatomimetik ajanlarla beraber
kullanımı, beta blokerlerin etkisini önleyebilir. İbuprofen,
indometazin gibi prostaglandin sentetaz inhibitörü ilaçların beraber
kullanımı, beta blokerlerin antihipertansif etkilerini azaltabilir.
Lityum içeren preparatlar diüretiklerle beraber verilmemelidir. Çünkü
diüretikler bu preparatların renal klirensini azaltabilirler.
Anestetik ajanlar birlikte kullanılırken dikkatli olunmalıdır.
Anasteziyolog mümkün olan en az negatif inotropik etkiye sahip olan
ajanı seçmelidir. beta blokerlerin anestezik ilaçlarla kullanımı,
refleks taşikardinin azalması ve hipotansiyon riskinin artmasıyla
sonuçlanabilir. Miyokardial depresyona sebep olan anestezik ajanlar en
çok kaçınılması gerekenlerdir.
İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:
İlaç hakkında yorum yapın!