TARİVİD (Film Tablet)
Kullanım Şekli:
Enfeksiyonun tipine ve ciddiyetine göre, erişkinlerde günlük doz 200
mg ile 800 mg arasındadır. 400 mg’a kadar olan dozlar tercihen
sabahları tek doz halinde verilmelidir. Daha yüksek doz
uygulamalarında total doz iki eşit parçaya bölünerek eşit aralıklarla
verilmelidir.
Endikasyonları:
Ofloksasin, bakteri giraz enzimini inhibe ederek bakterisid etki
gösterir. Staphylococcus aureus (metisiline dirençli olan dahil),
Staphylococcus epidermidis, Neisseria gonorrhoeae, Neisseria
meningitidis, Escherichia coli, Citrobacter, Klebsiella, Enterobacter,
Hafnia, Proteus (indol negatif ve indol pozitif), Salmonella, Shigella,
Yersinia enterocolitica, Campylobacter jejuni, Aeromonas, Plesiomonas,
Vibrio cholerae, Vibrio parahaemolyticus, Haemophilus influenzae,
Chlamydiae, Legionella’nın duyarlı oldukları kabul edilebilir.
Enterococci, Streptococcus pyogenes, Streptococcus pneumoniae,
Streptococcus viridans, Serratia marcescens, Pseudomonas aeruginosa,
Acinetobacter, Mycoplasma hominis, Mycoplasma pneumoniea,
Mycobacterium tuberculosis, Mycobacterium fortiutum farklı derecede
duyarlıdırlar. Ofloksasine duyarlı mikroorganizmalardan ileri gelen
bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır. Bunlar: Heamophilus
influenzae, diğer gram-negatif bakteriler veya multi-rezistan
patojenler ile Staphylococcus aureus’un neden olduğu akut,kronik veya
tekrarlayıcı alt solunum sistemi enfeksiyonları (bronşit), pnömoniler;
özellikle de Eschericia coli, Klebsiella, Enterobacter, Proteus,
Pseudomonas, Legionella veya Stafilokokların neden olduğu pnömoniler.
Ayakta tedavi edilen pnömonilere en sık pnömokoklar neden olduğundan,
bu hastalarda ilk seçenek değildir. Kulak, burun, boğaz
enfeksiyonları; özellikle de Pseudomonas ve Stafilokokları içeren
gram-negatif patojenlerin neden olduğu kronik ve tekrarlayıcı kulak,
burun ve boğaz enfeksiyonları. Genel olarak, beta-hemolitik
streptokokların neden olduğu akut tonsillit tedavisinde önerilmez.
Yumuşak kısımların ve derinin enfeksiyonları, kemik ve eklemlerin
enfeksiyonları, bakteriyel enteritler ve küçük pelvisdeki
enfeksiyonlar dahil olmak üzere karın boşluğunun enfeksiyonları,
böbrek, idrar yolları ve genital organların enfeksiyonları, gonore,
septisemi, enfeksiyonlara karşı direnci önemli şekilde azalmış
hastalarda (ör. nötropenik durumda) ofloksasine duyarlı patojenlere
bağlı enfeksiyonların önlenmesidir.
Kontrendikasyonları:
Ofloksasine, diğer kinolonlara veya yardımcı maddelerin herhangi
birine karşı aşırı duyarlığı olanlarda kullanılmamalıdır. Epilepsili
hastalara uygulanmamalıdır. Serebral travmalar, santral sinir
sisteminde iltihabi lezyonlar veya felç gibi konvülziyon eşiğini
düşüren ve daha önceden mevcut olan santral sinir sistemi
lezyonlarında kontrendikedir. Çocuklara ve gelişimini henüz
tamamlamamış olan (18 yaşın altındaki) gençlere, gebe ve emziren
kadınlara uygulanmamalıdır.
Uyarılar:
Diğer kinolonlarla tendon enflamasyonu [tendinit], ciddi nörolojik
reaksiyonlar gibi ciddi advers etki öyküsü olan hastalar ofloksasin
ile de benzer reaksiyonlar gösterme bakımından yüksek risk
taşıyabilir. Antibiyotik uygulaması, özellikle uzun süreliyse,
dirençli mikroorganizmaların aşırı üremesine yol açabilir. Bu nedenle
hastanın durumu düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Sekonder bir
enfeksiyon ortaya çıkarsa, uygun önlemler alınmalıdır. Tedavi
sırasında hastalar şiddetli güneş ışığına ve UV (solaryum gibi)
ışınlarına maruz kalmamaya dikkat etmelidir. Aksi takdirde deri ve
tırnak reaksiyonları ortaya çıkabilir.Bazı advers etkiler
konsantrasyon ve reaksiyon gücünü bozabilir, dolayısıyla bunların
özellikle önemli olduğu durumlarda (ör; araba ya da makine kullanımı)
bir risk oluşturabilirler.
Yan Etkileri:
Mide-barsak kanalı: Mide bozuklukları, karın ağrısı, iştahsızlık,
bulantı, kusma, ishal gibi belirtilerle karşılaşılabilir. Bazı
vakalarda diyare bazen, kanlı dışkının eşlik edebildiği bir
enterokolitin semptomu olabilir. Antibiyotiklerle ortaya çıkabilen
özel bir enterokolit şekli psödomembranöz kolittir (birçok vakada
Clostridium difficile’ye bağlı). Tedavi sırasında veya tedaviden hemen
sonraki haftalarda, ağır ve sürekli ishal görülen hastalarda bu
olasılık gözönünde bulundurulmalıdır. Psödomembranöz kolitten sadece
şüphelenildiğinde bile derhal ilaç kesilmelidir. Peristaltik
hareketleri inhibe eden ilaçlar, bu gibi durumlarda kullanılmamalıdır.
Karaciğer ve safra yolları: Nadir olarak hepatik enzimlerin serum
düzeylerinde bir artış ya da serum bilirubininde bir artışla birlikte
karaciğer fonksiyonunda bozulma görülebilir. Çok nadir olarak, safra
akımının azalmasına (kolestatik sarılık) ve karaciğer enflamasyonuna
(hepatit) bağlı olarak sarılık ya da ağır karaciğer harabiyeti
gelişebilir. Sinir sistemi: Tedavi sırasında baş ağrısı, sersemlik
hissi, uyku bozuklukları, ajitasyon ve konfüzyon görülebilir. Nadir
vakalarda yürüyüşte düzensizlik ve tremor (kas koordinasyon
bozukluklarına bağlı), ekstrapiramidal semptomlar, konvülsiyonlar,
uyuşma ve karıncalanma (parestezi veya hipaestezi) ortaya çıkabilir.
Nadiren çift görme, bulanık görme veya renk görmede anormallikler gibi
görme bozuklukları, tad ve koku bozuklukları (tad ve koku kaybına
varabilen) ve denge bozuklukları gelişebilir. Tinnitus ve işitme
bozuklukları (ender olarak işitme kaybına varabilen) ofloksasin ile
nadirdir. Çok nadir vakalarda canlı rüyalar görme (bazen kabusa
dönüşen) ve anksiyete, depresyon ve halüsinasyon gibi psikotik
reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Bazı vakalarda belirli psikotik
reaksiyonlar kendini tehlikeye sokan davranışlara kadar ilerleyebilir.
Bazı vakalarda bu tür reaksiyonlar ilk dozdan sonra bile görülmüştür.
Bu tür reaksiyonlar görülürse, derhal ilaç kesilmelidir.
Kardiyovasküler sistem: Sindirimini takiben, kalp atım hızında artma
(taşikardi) ve kan basıncında geçici bir düşüş görülebilir. Nadir
vakalarda kan basıncında belirgin düşmenin bir sonucu olarak dolaşım
kollapsı ortaya çıkabilir. Kan tablosu: Çok nadir olarak kırmızı ve
beyaz kan hücrelerinin ve/veya trombositlerin sayısında azalma (anemi,
agranülositoz dahil lökopeni, trombositopeni, pansitopeni) ortaya
çıkabilir. Sadece bazı vakalarda bu değişiklikler kemik iliğinde yeni
hücre yapımının azalması (kemik iliği depresyonu) sonucunda
oluşabilir. Çok nadiren, artmış yıkıma bağlı olarak eritrosit miktarı
(hemolitik anemi) azalabilir. Böbreklere, idrar yollarına ve üreme
organları: Nadir olarak, böbrek fonksiyon bozukluğu (örneğin serum
kreatinin düzeyinde artış olabilir) veya izole durumlarda böbreklerin
akut enflamasyonu (interstisyel nefrit) görülebilir. Bu reaksiyonlar,
bazen akut böbrek yetmezliğine kadar varabilir. Deri, mukoza
membranları ve diğer: Tedavi sırasında kaşıntı ve deri döküntüleri
(istisna vakalarda, vezikül veya cerahat dolu küçük veziküller) gibi
deri ve mukoza reaksiyonları gelişebilir. Çok nadir vakalarda geçici
kızarıklık (derinin ısı hissiyle beraber kızarması) ile, daha ağır
deri reaksiyonları (eritema multiforme, Stevens-Johnson sendromu,
Lyell sendromu) ve damar enflamasyonu (vaskülit) görülebilir.
Genellikle, vaskülit, deri altındaki kanamalar sonucu oluşan kırmızı
küçük benekler (peteşi), içi kan dolu büller (hemorajik büller) ve
kabuklu küçük nodüllerle kendini belli eder ve istisna vakalarda
nekrozu da içeren deri lezyonlarına neden olabilir. Vaskülit iç
organları da tutabilir. Çok nadir vakalarda ışığa karşı aşırı duyarlık
gelişebilir. Bu durum ağır güneş yanığına benzeyebilir ve bazı
vakalarda tırnakları da tutabilir (renk kaybı, yumuşama). Çok nadir
vakalarda, ateş, eozinofili ve akciğerlerde allerjik enflamasyon (allerjik
pnömonitis) gelişebilir. Anafilaktik veya anafilaktoid reaksiyonlar
(hızlı gelişen, allerjik veya allerji benzeri reaksiyonlar) çok nadir
vakalarda, ancak bazen ilk dozdan sonra bile görülebilir. Bunlar, kan
basıncında artma, gözlerde yanma hissi, gıcıklı öksürük, burun nezlesi
şeklinde ortaya çıkarlar. Bununla birlikte, bu tür durumlara örneğin
yüz, dil ve larinksi (ses kısıklığı, nefes almada güçlük) içeren deri
ve mukoza membranlarında şişme (anjioyödem) eşlik edebilir. En ciddi
vakalarda ağır respiratuvar distres (buna bronşial spazm da neden
olur) veya dolaşım kollapsı (şok) gelişebilir. Bu tür reaksiyonların
görülmesi halinde ilaç derhal kesilmeli ve tıbbi tedaviye (örneğin şok
için) başlanmalıdır. Terleme ortaya çıkabilir. Çok nadir vakalarda,
ağrı ya da güçsüzlük gibi kas şikayetleri (ör; miyastenia gravis
hastalarında özellikle önemlidir) olabilir. İzole vakalarda bunlar
rabdomiyolizisin semptomları olabilir. Çok nadiren, eklem ve tendon
şikayetleri (ağrı gibi) görülebilir. Kinolonlarla tedavi sırasında
izole vakalarda tendon enflamasyonu (tendinit) ve rüptürü (örneğin
aşil tendonu)görülebilir. Bu tür olaylar daha ziyade birlikte
kortikosteroid tedavisi uygulanan hastalarda gözlenmiştir. Tendinitten
şüphelenilirse tedavi derhal sonlandırılmalı ve etkilenen tendona
yönelik gerekli tedavi başlatılmalıdır. Predispoze hastalarda,
Ofloksasinin bir porfiri atağını tetikleyebilme ihtimali gözardı
edilemez. İzole vakalarda kan şekerinin aşırı yükselmesi ya da düşmesi
(hiper- ya da hipoglisemi) görülebilir. Antibiyotik uygulaması,
özellikle uzun süreliyse, dirençli mikroorganizmaların aşırı üremesine
yol açabilir. Çok nadir (örneğin koku, tat ve işitme bozukluklarının
gözlendiği izole olgular) vakalar dışında, gözlenen yan etkiler
tedavinin kesilmesinden sonra kaybolmuştur.
İlaç Etkileşimleri:
Mide asidini azaltıcı ilaçlar (mineral antasidler), sükralfat veya demir
preparatları aynı zamanda alındıkları takdirde Ofloksasinin etkisinde
bir azalma olabileceği dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, bu tür
preparatları almadan 2 saat önce alınmalıdır. Konvülziyon eşiğini
düşüren ilaçlar (ör.teofilin) ya da belirli nonsteroid
antienflamatuvar ilaçlar (ör. fenbufen) ile birlikte verildiğinde
kinolonların serebral konvülziyon eşiğini düşürdüklerine dair bulgular
vardır. Ofloksasin ile birlikte uygulanan glibenklamidin serum
konsantrasyonları hafifçe yükselir; ofloksasin ile birlikte
glibenklamid kullanan hastalar daha yakından takip edilmelidir.
Kinolonlar ve renal tübüler sekresyona uğrayan diğer ilaçlar (probenesid,
simetidin, furosemid ya da metotreksat gibi) birlikte uygulandığında,
özellikle yüksek doz tedavide, itrahda iki yönlü bir bozulma ve serum
düzeylerinde bir artış gözönünde bulundurulmalıdır. Kinolonlarla
tedavi edilen hastalarda kumarin derivelerinin etkisinin artabileceği
ihtimali gözardı edilemez. Bu sebeple, birlikte kumarin deriveleri ile
tedavi gören hastaların yakından takibi önerilir. Tedavi sırasında
idrarda opiatların ya da porfirinlerin tayini yalancı pozitif sonuçlar
verebilir.
İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:
İlaç hakkında yorum yapın!