Kullanım Şekli:

Akromegali: Başlangıçta 8-12 saatte bir 0.05-0.1 mg subkütan
enjeksiyon. Doz ayarlaması, GH ve IGF-1 düzeylerinin aylık ölçümleri
ve klinik belirtiler ile toleransa göre düzenlenmelidir. Çoğu hastada
en uygun doz günde 0.3 mg’dır. Maksimal doz olarak günde 1.5 mg
aşılmamalıdır. Sabit doz kullanan hastalarda büyüme hormonu
değerlendirmesi her 6 ayda bir yapılmalıdır. 3 aylık tedavi sonucunda
büyüme hormonu düzeyinde yeterli düşme ve klinik belirtilerde düzelme
sağlanmazsa, tedavinin kesilmesi düşünülmelidir.
Gastroenteropankreatik endokrin tümörler: Başlangıçta günde 1-2 kez
0.05 mg subkütan enjeksiyon. Alınan klinik yanıta, tümör oluşturan
hormonların kan düzeyine ve toleransa göre doz günde 3 kere 0.1-0.2
mg’a kadar aşamalı olarak çıkarılabilir. İstisnai durumlarda daha
yüksek dozlar gerekebilir. İdame dozu bireysel olarak ayarlanabilir.
Karsinoid tümörlerde tolere edilen maksimal doz ile 1 hafta süresince
tedavide başarı sağlanamaz ise tedaviye son verilmelidir. AIDS’e bağlı
refrakter diyare: Günde 3 defa 0.1 mg subkütan enjeksiyonun en uygun
başlangıç dozu olduğu belirtilmektedir. Eğer tedaviden 1 hafta sonra
diyare kontrol altına alınamazsa, doz günde 3 defa 0.25 mg’a kadar
bireysel olarak ayarlanmalıdır. Doz ayarlaması, dışkılama ve tolere
edilme değerlerine göre yapılmalıdır. Eğer günde 3 defa 0.25 mg doz
ile 1 haftalık tedavide başarı sağlanamaz ise, tedaviye son
verilmelidir. Pankreatik operasyon sonrası komplikasyonlarında:
Operasyon günü laparotomiden en az bir saat öncesinden başlayarak ard
arda 7 gün süre ile günde 3 defa 0.1 mg enjeksiyon ile verilir. Siroza
bağlı gastroözofageal varis kanamaları: 5 gün boyunca, 4 saat içinde
0.1 mg’lık 1 ampul sürekli i.v. infüzyonla verilir. Karaciğer sirozu
olan hastalarda ilacın yarı-ömrü uzamış olabilir ve idame dozajının
buna göre ayarlanmasını gerektirebilir.
Endikasyonları:

Akromegali: Cerrahi veya radyoterapi tedavilerine yanıt vermeyen
akromegali olgularının büyüme hormonu ve IGF-1 plazma düzeylerinin
düşürülmesinde ve semptomatik kontrolu ile ameliyat olamayacak
durumdaki ya da ameliyat istemeyen akromegali olgularında endikedir.
Ayrıca, radyoterapi gören hastalarda radyoterapinin tam etkisi
başlayıncaya kadar ki dönemde kullanılabilir. Fonksiyonel
Gastroenteropankreatik Endokrin (GEP) Tümörlerin semptomlarının
azaltılmasında: Karsinoid sendrom özelliklerine sahip karsinoid
tümörler, VIPomalar, glukagonomalar, gastrinomalar/Zollinger-Ellison
sendromu genellikle proton pompası inhibitörleri veya  H2 reseptör
blokerleriyle kombine kullanılır. İnsülinomalar (hipogliseminin
preoperatif kontrolü ve idame tedavisi), GRFomalar. Antitümöral bir
ilaç değildir ve bu hastalarda tedavi edici değildir. AIDS’e bağlı
refrakter diyarenin kontrolü, pankreas ameliyatları sonrası oluşan
komplikasyonların önlenmesi, siroza bağlı gastroözofageal varis
kanamalarının durdurulması ve yineleyen kanamaların önlenmesi.
Endoskopik skleroterapi gibi özgün tedavi yöntemleriyle birlikte
kullanılmalıdır.
Kontrendikasyonları:

Oktreotid’e veya ilacın bileşimindeki diğer komponentlere karşı
bilinen bir aşırı duyarlılık.
Uyarılar:

Büyüme hormonu salgılayan hipofiz tümörleri, bazen ciddi komplikasyonlara
(örn. görme alanı kaybı) neden olabilecek kadar büyüyebildiğinden,
hastaların dikkatle takip edilmesi zorunludur. Tümörün büyümesi ile
ilgili göstergeler belirginleşince, alternatif uygulamalar önerilir.
Tedavi sırasında safra taşı oluşumu insidansının %15-30 arasında
olduğu tahmin edilmektedir. Toplum genelindeki insidans ise %5-20
arasında değişir.  Bu yüzden, uzun süreli tedaviye alınacakların,
tedavi öncesi ve tedavinin 6-12 ay aralıklarla, safra keselerinin
ultrasonografik kontrolleri yapılmalıdır. Tedavi edilen hastalardaki
safra taşları daha çok asemptomatiktir. Semptomatik taşlar ise safra
asidleriyle eritme uygulaması ya da cerrahi ile tedavi edilmelidirler.
Gastroenteropankreatik tümörlerin tedavisi ile sağlanan semptomatik
kontrol nadiren ani olarak ortadan kalkabilir ve belirtiler ağır bir
biçimde yineleyebilir. İnsülinomalı hastalarda, oktreotid, insüline
göre daha fazla etkinlikle büyüme hormonunu ve glukagonu inhibe
ettiğinden ve insülin üzerindeki inhibitör etkinliği daha kısa süreli
olduğundan, hipogliseminin derinliğini ve süresini artırabilir. Bu tür
hastalar, tedaviye başlarken ve her doz değiştirildiğinde, yakinen
takip edilmelidir. Özafagus varislerinden kaynaklanan kanama
ataklarını takiben, insülin bağımlı diyabet gelişimi veya gizli
diyabeti olan hastalarda insülin gereksiniminde değişiklikler oluşması
yönünde artmış bir risk söz konusu olduğundan, kan glukoz düzeylerinin
uygun bir şekilde izlenmesi zorunludur. Gebe ve süt veren kadınlarda
kullanımı ile ilgili elde araştırma yoktur. Bu grup hastalarda,
preparat yalnız zorunlu olduğunda kullanılmalıdır. Araç ve makine
kullanma üzerine etkisi hakkında bir bilgi mevcut değildir.
Yan Etkileri:

Ender olarak, deride aşırı duyarlılık reaksiyonları, geçici saç kaybı,
seyrek olarak anafilaktik reaksiyonlar ve bradikardi oluşur. Uzun
süreli kullanımı safra kesesi taşı oluşumuna neden olabilir.
Gastrointestinal sistem yan etkileri; anoreksi, bulantı, kusma, kramp
biçiminde karın ağrısı, karında şişkinlik, meteorizm, yumuşak dışkı,
diyare ve steatoredir. Ender olarak, progresif abdominal distansiyon,
şiddetli epigastrik ağrı, abdominal duyarlılık ve defansla kendini
gösteren ve akut intestinal obstrüksiyona benzeyebilen
gastrointestinal yan etkiler oluşabilir. Uygulamanın kesilmesiyle
transaminaz değerlerinin normale döndüğü kolestaz ile birlikte
seyretmeyen akut hepatit oluşur. Alkalen fosfataz, gamma glutamil
transferaz ve daha az miktarda olmak üzere transaminazların artmasıyla
yavaş yavaş gelişen hiperbilirubinemi oluşur. Lokal reaksiyonlar;
subkütan enjeksiyon yerinde kızarma ve şişme ile birlikte ağrı, batma,
karıncalanma ve yanma hissidir. Bu yakınmalar ender olarak 15
dakikadan fazla sürer. Lokal yan etkiler, preparat oda sıcaklığına
getirilerek ya da daha konsantre, dolayısıyla daha az miktarda
solüsyon vererek önlenebilir. Büyüme hormonu, glukagon ve insülin
üzerine olan inhibitör etkinliği nedeniyle, glukoz regülasyonunu
etkileyebilir. Yemekten sonra glukoz toleransı bozulabilir ve bazı
zamanlarda inatçı bir hiperglisemi durumu, kronik uygulanımın bir
sonucu olarak ortaya çıkabilir. Hipoglisemi de gözlenmiştir. Nadir
olgularda akut pankreatit bildirilmiştir. Genel olarak, bu etki
tedavinin ilk saatlerinde veya ilk günlerinde görülür ve ilacın
kesilmesiyle ortadan kalkar. Uzun süreli tedavide olan hastalarda
safra taşı etkisiyle gelişen pankreatit oluştuğu da rapor edilmiştir.
İlaç Etkileşimleri:

Siklosporinin ince barsaktan emilimini azalttığı ve simetidinin
emilimini de geciktirdiği gösterilmiştir. Oktreotid ve bromokriptinin
birlikte kullanılması, bromokriptin düzeyini artırır. Sınırlı sayıdaki
yayınlanmış veriler, sitokrom P450 enzimleri tarafından metabolize
edildiği bilinen bileşiklerin metabolik klirensini azaltabileceğini
göstermektedir; bu etki, büyüme hormonunun baskı altına girmesinden
kaynaklanıyor olabilir. Oktreotidin bu etkiyi gösterme olasılığını
düşünmemek mümkün olmadığından, öncelikle CYP3A4 tarafından metabolize
edilen ve terapötik indeksi düşük olan ilaçlar (örn.terfenadin),
ihtiyatla kullanılmalıdır.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. ZOMACTON (Flakon)
  2. Vİ-PLEX B12 (Ampul)
  3. DODEX Ampul
  4. THİOSPA (IM Ampul)
  5. REDOXON (IV Ampul)