Kullanım Şekli:

Tüylü hücreli lösemi: Başlangıç dozu: 16-24 hafta boyunca doz i.m. veya s.c.
olarak 3 MIU/gün’dür. İntolerans gelişirse ya günlük doz 1.5 MIU’ye
indirilmeli, ya enjeksiyonlar haftada 3 kez yapılmalı ya da bu iki
yöntem birlikte uygulanmalıdır. İdame dozu haftada 3 kez s.c. veya
i.m. yoldan 3 MIU şeklindedir. intolerans gelişirse haftada 3 kez 1.5
MIU’ye inilmelidir. Tedavi yaklaşık 6 ay boyunca sürdürülmelidir.
Multipl miyelom: Haftada 3 kez 3 MIU dozda i.m. veya s.c. olarak
uygulanmalıdır. Hastanın toleransına göre doz, haftada 3 kez verilen
maksimum tolere edilebilir doza (9-18 MIU) haftalık artışlarla
yükseltilebilir. Bu doz şemasına, hastalıkta hızlı bir ilerleme ya da
ciddi intolerans gelişmedikçe kesintisiz olarak devam edilebilir. Non-Hodgkin
lenfoma: Başlangıç dozu toplam 12 hafta boyunca haftada 3 gün 6 MIU
dozda s.c. veya i.m. enjeksiyon şeklinde uygulanmalıdır. İdame dozu 6
ay boyunca haftada bir kez s.c. veya i.m. enjeksiyon şeklinde
uygulanmalıdır. Kutanöz T-hücreli lenfoma (KTHL): Refrakter ya da
konvansiyonel tedaviye uygun olmayan ilerleyen kutanöz T-hücreli
lenfoma hastalarında interferon Alfa-2a (Roferon-A) etkili olabilir.
Başlangıç dozu 18 yaş ve üzerindeki hastalarda tedaviye s.c. veya i.m.
enjeksiyonlarla başlanmalı, doz 18 MIU/gün’e kadar artırılmalı ve bu
tedaviye toplam 12 hafta boyunca devam edilmelidir. Önerilen doz artım
şeması: 1-3. günler 3 MIU/gün; 4-6. günler 9 MIU/gün; 7-84. günler 18
MIU/gün. İdame dozu hasta tarafından tolere edilen maksimum dozda
fakat bir seferde 18 MIU’yi aşmayacak şekilde, haftada 3 kez s.c. veya
i.m. olarak uygulanmalıdır. Yanıt alınan hastalarda tedaviye devam
etmek veya yanıt alınamayan hastalarda tedaviyi kesmek kararı
verilmeden önce tedavi en az 8, tercihen 12 hafta sürdürülmelidir.
KTHL’li hastaların yaklaşık %40′ında objektif tümör yanıtları
alınamamıştır. Genellikle ilk üç ay içinde kısmi yanıt ve altı ay
içinde tam yanıt alınmasına rağmen, en iyi yanıtı sağlamak için bir
yılı aşan bir tedavi gerekebilir. Kronik miyelostik lösemi (KML):
Roferon-A, Kronik faz Philadelphia-kromozomu pozitif kronik miyelostik
lösemili hastaların tedavisinde endikedir. Roferon-A’nın bu
endikasyonda iyileştirici potansiyele sahip bir tedavi olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği bilinmemektedir. Roferon-A,
daha önce uygulanan tedaviden bağımsız olarak, kronik faz KML
hastalarının %60′ında hematolojik remisyon oluşturmaktadır. Bu
hastaların üçte ikisinde, tedavi başlangıcından 18 ay sonrasına kadar
gecikebilen tam hematolojik yanıt bulunmaktadır. Sitotoksik
kemoterapinin aksine, interferon Alfa-2a 40 ayı aşabilen uzun süreli
ve kesintisiz sitogenetik yanıtlar oluşturabilmektedir. 18 yaşın
üzerindeki hastalara 8 ile 12 hafta süreyle s.c. ya da i.m. enjeksiyon
şeklinde uygulanması önerilmektedir. Önerilen doz 1-3. günler 3 MIU/gün;
4-6. günler 6 MIU/gün; 7-84. günler 9 MIU/gün. Yanıt alınan hastalarda
tedaviyi sürdürme ya da hematolojik parametrelerde herhangi bir
değişim göstermeyen hastalarda tedaviyi kesme kararı vermeden önce,
hastalar en az 8 ve tercihen 12 hafta süreyle tedavi edilmelidir.
Miyeloproliferatif hastalıkların eşlik ettiği trombositoz: Roferon-A’nın
aşırı sayıdaki trombositlerde birkaç gün içinde bir azalmaya neden
olduğu, böylece trombo-hemorajik komplikasyonlara neden olan
trombositozun sıklığını azalttığı ve lökomojenik potansiyel taşımadığı
gösterilmiştir. Bu nedenle, sitogenetik bir yanıt olmasa bile şiddetli
trombositozu olan KML’li hastalarda ve diğer miyeloproliferatif
hastalıkları olanların tedavisinde Roferon-A ile nonlökomojenik bir
tedavi önerilir. KML’de trombositoz için önerilen doz 1-3. günler 3
MIU/gün, 4-6. günler 6 MIU/gün, 7-84. günler 9 MIU/gün. Yanıt alınan
hastalarda tedaviyi sürdürme ya da hematolojik parametrelerde herhangi
bir değişim göstermeyen hastalarda tedaviyi kesme kararını vermeden
önce, hastalar en az 8 ve tercihen 12 hafta süreyle tedavi
edilmelidir. KML dışındaki diğer miyeloproliferatif hastalıklarda
görülen trombositoz için önerilen doz 1-3. günler 3 MIU/gün; 4-30.
günler 6 MIU/gün. Haftada 2-3 kez verilen günlük 1-3 MIU’luk idame
dozu iyi tolere edilir ve genellikle trombosit sayısını normal
aralıkta tutmak için yeterlidir. Ancak dozun her hastaya göre titre
edilerek tolere edilebilen en yüksek dozun bulunması gereklidir.
AIDS’e bağlı kaposi sarkomu: Optimal pozoloji henüz saptanmamıştır. 18
yaşında ve daha büyük hastalarda tedaviye s.c. veya i.m.
enjeksiyonlarla başlanmalı, doz en az 18 MIU/gün, mümkünse 36 MIU/gün’e
kadar artırılmalı ve bu tedaviye 10-12 hafta devam edilmelidir.
Önerilen doz artırım programı 1-3. günler 3 MIU/gün; 4-6. günler 9 MIU/gün;
7-9. günler 18 MIU/gün ve tolere edildiği takdirde 10-84. günler 36
MIU/gün. Kronik hepatit C:Roferon-A, karaciğer dekompansasyonu
bulunmayan (ve klinik ve histolojik olarak uzun süreli yarara ait
herhangi bir kanıt bulunmayan) HCV antikorları pozitif ve serum alanin
aminotransferaz (ALT) düzeyi yüksek olan kronik hepatit C’li yetişkin
hastaların tedavisinde indüksiyon tedavisi olarak 3 ay süreyle s.c.
veya i.m. enjeksiyon şeklinde 6 MIU dozunda haftada 3 kez
uygulanmalıdır. Serum ALT düzeyi normale dönen hastalarda, tam yanıtı
güçlendirmek için ek olarak 3 ay süreyle haftada 3 kez 3 MIU idame
tedavisi gerekmektedir.
Endikasyonları:

Sistemik uygulama: Kronik Hepatit B: Kompanse karaciğer hastalığı olan
erişkin ve pediyatrik (1 yaş ve üstü) hastaların tedavisinde
kullanılır. Bu hastalarda en az 6 ay süreyle serum HbsAg pozitif
olması ve yükselmiş serum ALT ile birlikte HBV replikasyonu (serum
HbeAg pozitif) olması gerekmektedir. Tedaviye başlamadan önce, kronik
hepatit varlığını ve karaciğer hasarının boyutlarını belirlemek için
karaciğer biyopsisi yapılması önerilir. Kronik Hepatit C: Karaciğer
dekompansasyonu olmaksızın yüksek karaciğer enzimleri olan kronik
hepatit C’li erişkin hastalarda hastalık aktivitesinin azaltılması
için tek başına (monoterapi) ya da ribavirin ile kombine edilerek
kullanılır. Hepatit C’nin optimal tedavisinin, ribavirin ile
kombinasyonu uygulaması olduğu düşünülmektedir. Ribavirin’e karşı bir
intolerans veya kontrendikasyon mevcutsa tek başına kullanılmalıdır.
Kronik delta hepatiti olan hastaların tedavisinde kullanılır.
Laringeal papillomatozis’i olan erişkin ya da çocuk hastaların
tedavisinde kullanılır. Tüylü hücreli lösemi tedavisinde kullanılır.
Kronik miyeloid lösemili (KML) hastaların tedavisinde tek başına (monoterapi)
ya da sitarabin (Ara-C) ile kombine edilerek kullanılır. Multipl
Miyelom: İndüksiyon tedavisi ile objektif remisyon elde edilen
hastaların idame tedavisinde ve nüks gösteren hastalarda kullanılır.
Non-Hodgkin Lenfoma: Yüksek tümör kitleli foliküler lenfomanın (Evre
III ya da IV) tedavisinde, CHOP-benzeri rejimler gibi uygun kemoterapi
ile birlikte kullanılır. Edinsel İmmün Yetersizlik Sendromu (AIDS) İle
İlişkili Kaposi Sarkomu hastalarının tedavisinde kullanılır. İlerlemiş
renal kanseri olan hastaların tedavisinde kullanılır. Metastatik
karsinoid tümörlü (Pankreatik Endokrin Tümörler) hastaların
tedavisinde kullanılır. Cerrahi sonrası hastalıksız, ancak yüksek nüks
riski altında olan malign melanomlu erişkin hastalarda adjuvan
tedavide kullanılır.
Kontrendikasyonları:

Rekombinant interferon veya preparatın bileşenlerinden herhangi birine
karşı aşırı duyarlılık hikayesi olanlarda kontrendikedir. Daha önceden
ağır kalp hastalığı ya da herhangi bir kalp hastalığı hikayesi
bulunanlarda, doğrudan kardiyotoksik etki gösterilememiştir. Bununla
beraber interferon kullanımı ile sıklıkla ilişkisi olan, kendi içinde
sınırlı, akut toksisitelerin (örneğin ateş, titreme) daha önceden var
olan kalp hastalıklarını alevlendirebilmesi olasıdır. Ağır böbrek,
karaciğer ya da kemik iliği disfonksiyonu; epilepsi ve/veya merkezi
sinir sistemi fonksiyon bozukluğu; ilerlemiş dekompanse karaciğer
hastalığı olanlar; kısa dönem steroid tedavisi hariç, yakın geçmişte
veya halen immünosupresiflerle tedavi edilen kronik hepatit; aynı
HLA’ya sahip bir akrabası bulunan ve yakın gelecekte allojenik kemik
iliği transplantasyonu için aday olabilecek KML hastalarında
kontrendikedir.
Uyarılar:

İlgili endikasyonların tedavisinde deneyimli bir hekim kontrolünde
uygulanmalıdır. Uygun tedavinin yürütülmesi ve komplikasyonların
giderilmesi ancak yeterli teşhis ve tedavi olanaklarının sağlandığı
hallerde mümkündür. Hastalara yalnızca tedavinin faydaları değil,
muhtemelen karşılaşabilecekleri yan etkiler konusunda da bilgi
verilmelidir. Hafif ile orta dereceli renal, hepatik veya miyeloid
fonksiyon bozukluğu olanlarda bu fonksiyonlar yakından izlenmelidir.
Otoimmün hastalık öyküsü olan hastalara interferon verilirken dikkatli
olunması önerilir. Tedavi sırasında karaciğer işlevlerinde anormallik
görülen hastalar yakından izlenmeli ve gerektiğinde tedavi
kesilmelidir. Hastaların periyodik olarak dikkatli bir nöropsikiyatrik
kontrolden geçirilmesi önerilmektedir. İnterferon kullanan hastalarda
nadiren intihar davranışı görülmektedir; böyle vakalarda tedavi
kesilmelidir. Ciddi miyelosupresyonlu hastalara uygulanması sırasında,
ürünün kemik iliği üzerine olan supresif etkisi dolayısıyla -ki bu
özellikle granülositler olmak üzere akyuvar ve trombosit sayılarında
ve daha az yaygın olarak da hemoglobin konsantrasyonunda bir düşmeye
yol açar- çok dikkatli olunmalıdır. Bu durum enfeksiyon veya hemoraji
riskini artırabilir. Hastalarda bu olayların yakından izlenmesi ve
tedavi öncesinde ve sırasında uygun aralıklarla tam kan sayımlarının
yapılması önemlidir. Transplantasyon yapılan hastalarda (örneğin
böbrek veya kemik iliği transplantasyonu) interferonların da
immünostimulan etki göstermeleri nedeniyle terapötik immünosupresyon
zayıflayabilmektedir. İnterferonların kullanılması nadiren psöriasisin
indüklenmesi veya ağırlaşması ve ayrıca ciddi karaciğer işlev
bozukluğu ve karaciğer yetmezliğiyle ilişkili bulunmuştur. Tedavi
edilen hastalarda ender olarak hiperglisemi gözlenmiştir. Semptomatik
hastalar kan glukoz düzeylerini ölçtürmeli ve izlenmelidirler.
Diabetes mellituslu hastalarda antidiyabetik tedavi programında
değişiklik yapılması gerekebilir. İnterferonlarla tedavi sırasında
farklı oto-antikorların geliştiği bildirilmiştir. İnterferon tedavisi
sırasında otoimmün hastalığa ilişkin klinik belirtiler otoimmün
bozukluk eğilimi olan hastalarda daha sık görülür. 2 yaşın altındaki
çocuklara önerilmez. Doz ve tedavi programına ve hastanın
duyarlılığına bağlı olarak araba veya makine kullanma gibi belli
becerileri engelleyecek reaksiyon sürelerini etkileyebilir. İnterferon
alan kadınlar ve erkekler etkili bir kontrasepsiyon uygulamalıdırlar.
Gebelikte ancak hastaya ilacın sağlayacağı yarar fetusun
karşılaşabileceği riski dengeleyebildiği takdirde kullanılmalıdır. Her
ne kadar hayvan deneyleri teratojenik olduğunu göstermemekteyse de
gebelik sırasında ilaç kullanımı yüzünden fetusun zarar görebileceği
ihtimali gözardı edilemez. İlacın anne sütü ile atılıp atılmadığı
bilinmemektedir. İlacın anne için önemi değerlendirilerek emzirmenin
ya da ilacın kesilmesine gerek olup olmadığı belirlenmelidir.
Yan Etkileri:

Genel semptomlar: Sıklıkla: Halsizlik, ateş, titreme, iştahsızlık, miyalji,
baş ağrısı, artralji ve terleme. Bu akut yan etkiler ilaçla birlikte
parasetamol verilerek azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilir. Bu
semptomlar tedavinin devam ettirilmesi veya doz ayarlaması ile azalma
eğilimi gösterse de tedavinin devamı letarji, zafiyet ve halsizliğe
yol açabilir. Gastrointestinal sistem: Sıklıkla: Hastaların yaklaşık
üçte ikisinde iştahsızlık, yarısında da bulantı görülmüştür.
Genellikle: Kusma, tat değişiklikleri, kilo kaybı, ishal ve hafif-orta
dereceli karın ağrısı. Nadiren: Konstipasyon, gaz, hipermotilite ve
pirozis meydana gelmiştir. İzole vakalarda peptik ülserin
reaktivasyonu ve hayati önem taşımayan kanamalar bildirilmiştir.
Karaciğer fonksiyon değişikliği: Seyrek olarak: ALT, alkalen fosfataz,
laktat dehidrogenaz ve bilirubin artışı gözlenmiştir. Nadiren:
Hepatit-B hastalarında transaminazlardaki değişimler genellikle
hastanın klinik durumundaki bir düzelmeye işaret etmektedir. Merkezi
sinir sistemi: Seyrek olarak: Baş dönmesi, vertigo, görme
bozuklukları, zihinsel faaliyette azalma, unutkanlık, depresyon,
uyuşukluk, konvüzyon, anksiyete ve sinirlilik gibi davranış
bozuklukları ve uyku bozuklukları. Nadiren: Ciddi somnolans,
konvülsiyonlar, koma, serebrovasküler istenmeyen etkiler, geçici
empotans ve iskemik retinopati. Hastalarda intihar eğilimi nadir
olarak görülebilir. Bu hastalarda tedavi kesilmelidir. Periferik sinir
sistemi: Seyrek olarak: Parestezi, hissizlik, nöropati, kaşıntı ve
tremor. Kardiyovasküler ve pulmoner sistem: Genellikle: Bu bozukluklar
kanser hastalarının yaklaşık beşte birinde görülmüş olup, geçici
hipotansif ve hipertansif nöbetler, ödem, siyanoz, aritmi, çarpıntı ve
göğüs ağrısı olarak izlenmektedir. Nadiren: Öksürük ve hafif dispne
gözlenmiştir. Pulmoner ödem, pnömoni, konjestif kalp yetmezliği,
kardiyorespiratuvar arest ve miyokardiyal enfarktüsünden oluşan çok
nadir vakalar bildirilmiştir. Kardiyovasküler sorunlar hepatit-B’li
hastalarda çok nadir olarak görülmektedir. Deri, müköz membranlar ve
adneksler: Genellikle: Hastaların yaklaşık beşte birinde hafif-orta
derecede reversibl saç dökülmesi görülmüştür. Nadiren: Herpes labialis,
döküntü, prüritus, deri ve müköz membranlarda kuruma, rinore ve burun
kanaması. Renal ve üriner sistem: Nadiren: Özellikle böbrek hastalığı
ve/veya nefrotoksik ilaçların eşlik ettiği risk faktörleri olan kanser
hastalarında böbrek işlevlerinde azalma, akut böbrek yetmezliği;
elektrolit düzensizlikleri (genellikle anoreksi veya dehidratasyonla
ilişkili), proteinüri, sedimentteki hücre sayısında artış, BUN (kan
üre azotu), serum kreatinin ve ürik asit artışı. Hematopoetik sistem:
Genellikle: Miyeloid işlevleri baskılanmış hastalarda doz
sınırlamasını gerektiren geçici lökopeni, trombositopeni ve
hemoglobinde düşüş. Seyrek: Miyeloid işlevleri baskılanmamış
hastalarda trombositopeni. Nadiren: Hemoglobin ve hematokritte düşüş.
Tedavi kesildikten sonraki 7-10 gün içinde hematolojik parametrelerin
tedavi öncesi düzeylere döndüğü gözlendi. Diğer: Nadiren: Hiperglisemi,
enjeksiyon bölgesinde reaksiyonlar, otoimmün olaylar, örn. vaskülit,
artrit, hemolitik anemi, tiroid disfonksiyonu ve lupus eritematosus
sendromu. Çok ender: Asemptomatik hipokalsemi. Önerilen klinik dozun
çok üzerinde dozlar uygulanan rhesus maymunlarında geçici menstrüel
düzensizlikler (menstrüel siklusta uzamayı da içeren) görüldü.
İlaç Etkileşimleri:
İnterferonlar karaciğerdeki mikrozomal P450 sitokrom enzimlerin
aktivitesini azaltarak oksidatif metabolizmayı etkileyebilirler. Bu
yolla metabolize edilen ilaçlar uygulandığında bunu dikkate almak
gerekir. Aynı anda uygulanan interferonların teofilin klirensini
azalttığı bildirilmiştir. İnterferonlar önceden veya aynı anda
uygulanan ilaçların nörotoksik, hematotoksik veya kardiyotoksik
etkilerini artırabilir. Merkezi etki gösteren ilaçlar uygulandığında
etkileşimler olabilir.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. ROFERON-A (Şırınga)
  2. ENDOBULIN S/D (IV Flakon)
  3. SANDOGLOBULIN (IV Flakon)
  4. SANDOSTATIN LAR (Flakon)
  5. ENDOXAN (Flakon)