Kullanım Şekli:

Esansiyel hipertansiyon, Renovasküler hipertansiyon: Tedaviye günlük
2.5-5 mg’lık tek dozla başlanmalı ve bu doz optimal etki elde
edilinceye kadar kontrollü bir şekilde arttırılmalıdır. Etkili mutad
doz günde bir defa, 10-20 mg‘dır. Tavsiye edilen maksimum doz günde
bir defa 40 mg’dır. Diüretik kullanan hastalar: Diüretikle tedavi
edilmekte olan hastalarda, Lisinopril ile tedaviye başlamadan 2-3 gün
öncesinde diüretik kesilmelidir. Daha sonradan gerekli görüldüğü
taktirde yeniden tedaviye ilave edilebilir. Renal yetmezlikte dozaj
ayarlamaları: Renal yetmezlikli hastalarda dozaj kreatin klirensine
göre ayarlanır. Kreatin Klirensi >=30 ml/dak ise başlama dozu 5-10 mg,
kreatin klirensi >=10 ml/dak ise 2.5-5 mg, kreatin klirensi >=10 ml/dak
ise 2.5 mg. Maksimum günlük doz, kan basıncı kontrol altına alınıncaya
kadar 40 mg’a kadar çıkarılabilir. Konjestif Kalp Yetmezliğinde:
Rilace konjestif kalp yetmezlikli hastalarda diüretikler ve/veya
dijitallerle (digoksin) birlikte günde bir defa 2.5 mg’lık başlangıç
dozunda kullanılabilir. Etkili doz günde 1 defa 5-20 mg’dır. İdame
Tedavisi: Doz tedrici olarak mutad idame dozuna (5-20 mg)
çıkartılabilir. Bu doz ayarlaması 2-4 haftalık bir periyod sonunda
veya klinik gereklilik var ise daha hızlı yapılabilir.
Endikasyonları:

Esansiyel ve renovasküler hipertansiyonda endikedir. Tek başına veya
diğer antihipertansiflerle beraber kullanılabilir. Ayrıca dijital
ve/veya diüretiklerle kontrol altına alınamamış konjestif kalp
yetmezliği tedavisinde de endikedir.
Kontrendikasyonları:

Lisinoprile aşırı duyarlılığı bulunan hastalarda ve geçmişinde ADE
inhibitörü kullanımından dolayı anjiyonörotik ödem öyküsü olan
hastalarda kontrendikedir.
Uyarılar:

Komplike olmayan hipertansif hastalarda nadiren semptomatik
hipotansiyon görülür. Lisinopril alan hastalarda semptomatik
hipotansiyon daha çok hacim azalması olan (diüretik tedavisi, diyette
tuz kısıtlaması, diyaliz, diyare ve kusma gibi) hastalarda meydana
gelmektedir. Renal yetmezliği olsun veya olmasın konjestif kalp
yetmezliği hastalarında, semptomatik hipotansiyon gözlenmiştir. Bu tür
hastalarda lisinopril tedavisi kontrol altında başlatılmalı ve
hastalar lisinopril ve/veya diüretik dozu ayarlanana dek yakından
izlenmelidir. Aynı durum aşırı kan basıncı düşüşünün miyokard
enfarktüsüne veya serebrovasküler zararlara yol açabileceği, iskemik
kalp veya serebrovasküler hastalığı olanlar için de geçerlidir.
Konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda ADE inhibitörleriyle
tedavinin başlatılmasının ardından oluşan hipotansiyon, renal
fonksiyonların daha fazla bozulmasına neden olabilir. Genellikle
tersiner olan bu durumlarda, akut renal yetmezlik bildirilmiştir.
Bilateral renal arter stenozu veya tek bir böbrekte arter stenozu
olup, ADE inhibitörleriyle tedavi edilen bazı hastalarda, tedavinin
bırakılmasıyla kan üresi ve serum kreatinini geri dönüşlü olarak
yükselmiştir. Diüretiğin ve/veya lisinoprilin dozunun azaltılması veya
kesilmesi gerekebilir. Lisinopril de dahil ADE inhibitörleriyle tedavi
edilen hastalarda nadiren yüz, ekstremiteler, dudaklar, dil, glottis
ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem bildirilmiştir. Bu durumda
lisinopril hemen kesilmeli ve semptomlar tamamen kayboluncaya kadar
izlenmelidir. Laringeal ödem ile seyreden anjiyonörotik ödem fetal
olabilir. Larinks, dil ve glottisin ödemi halinde solunum yolu
obstrüksiyonu meydana geldiğinde adrenalin 1/1000′lik çözeltisinden
0.3-0.5 ml uygulamak uygun bir tedavidir. Lisinopril kullanımıyla
beraber görülen öksürük, karakteristik olarak artmayan, sürekliliği
olan ve tedavinin kesilmesiyle ortadan kalkan tiptedir. Majör cerrahi
operasyona giren veya anestezi için hipotansiyona neden olan ajanlar
alan hastalarda, lisinopril kompanzatuvar renin salınımına sekonder
olarak, anjiyotensin II oluşumunu durdurabilir. Hipotansiyon oluşursa
ve mekanizmayla oluştuğuna karar verilirse, bu durum hacim artırımıyla
düzeltilebilir. Gebelikte lisinopril ile yapılmış uygun ve iyi
kontrollü çalışmalar yoktur. Ancak, ADE inhibitörlerinin gebelik
sırasında fötal ve neonatal morbidite ve mortaliteye neden
olabileceğini gösteren veriler vardır. Zorunlu olmadıkça lisinoprilin
gebelikte kullanılması önerilmez. Kullanılacaksa, fetusa muhtemel
riskleri göz önüne alınmalıdır. İlk trimester dışında lisinoprilin
fötusu istenmeyen şekilde etkileyip etkilemeyeceği kesin olarak
bilinmemektedir. Gebeliğin ileri dönemlerinde lisinopril
kullanıldığında fötal hipotansiyon, renal yetmezlik ve
oligohidramniyoz oluştuğu bildirilmiştir. Muhtemelen renal
fonksiyonlarda bir azalma olduğunu gösteren maternal oligohidramniyöz,
uzuv kısalmaları ve kraniofasial deformasyonlar ile sonuçlanabilir.
Oligohidramniyoz gözlenirse, anne için hayat kurtarıcı olarak
düşünülmemesi halinde lisinopril kullanımına son verilmelidir. İnsan
sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Emziren anneye ancak gerekli
görüldüğünde dikkatle verilmelidir. Çocuklarda güvenilirliği ve
etkinliği bilinmemektedir.
Yan Etkileri:

Klinik çalışmalarda görülen yan etkileri çoğunlukla geçici ve hafiftir. En
sık görülen yan etkiler uyku hali, baş ağrısı ve diyare, yorgunluk,
öksürük, mide bulantısıdır. Daha az sıklıkla ortostatik etkiler,
lekeler ve asteni görülebilir. Nadiren yüz, ekstremiteler, dudaklar,
dil, glottis ve/veya larinkste anjiyonörotik ödem bildirilmiştir.
Kontrollü çalışmalarda ve ilacın kullanımından sonra bildirilen yan
etkiler ise şunlardır: Yüksek riskli hastalarda, muhtemelen eksesif
hipotansiyonu takiben, miyokard enfarktüsü veya serebrovasküler
zararlar, palpitasyon, taşikardi, abdominal ağrı, ağız kuruması ,
hepatit, sarılık, mood değişiklikleri, mental konfüzyon, ürtiker,
diyaforez, üremi, oligüri/anüri, renal fonksiyon bozukluğu, akut renal
yetmezlik, impotens, ateş, vaskülit, miyalji, artralji/artrit, pozitif
anti nükleer antikorlar, yüksek eritrosit sedimentasyon hızı,
eozinofili, lökositoz, lekeler, fotosensitivite ve diğer dermatolojik
problemler meydana gelebilir.
İlaç Etkileşimleri:

Diüretiklerle tedavi edilmekte olanlarda ve özellikle diüretik
tedavisine yeni başlamış hastalarda lisinopril verilmesi durumunda kan
basıncında aşırı düşüş görülebilir. Tedaviye başlarken diüretikler
kesilirse semptomatik hipotansiyon olasılığı minimalize edilebilir.
Lisinopril eğer bir Beta-bloker yerine kullanılacaksa, kullanılmakta
olan Beta-bloker, lisinopril ile tedaviye başladıktan sonra kademeler
halinde dozu azaltılarak kesilmelidir. İndometazin, beraber
kullanıldığında lisinoprilin antihipertansif etkisini azaltabilir.
Lisinopril lityum tuzlarının eliminasyonunu azaltabilir. Lityum
tuzları uygulanıyorsa, lityum düzeyleri dikkatlice izlenmelidir.