Kullanım Şekli:

Mutad doz günde 1 defa 1 veya 2 Rilace Plus Tablet’tir. Bu doz kreatin

klirensi 30 ml/dakika’dan fazla olan hastalar için önerilmektedir.

Ciddi renal bozukluk durumlarında Lisinopril-Hidroklorotiyazid

kombinasyonunun kullanılması önerilmemektedir.

Endikasyonları:

Kombine terapiyi gerektiren hastalarda esansiyel hipertansiyonun tedavisi için

kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Anüride kontrendikedir. İçindeki maddelerden herhangi birine hassasiyeti

olanlarda, geçmişinde ADE tedavisi görürken bu tedavi ile bağlantılı

anjiyonörotik ödem geçirmiş olan hastalarda kullanılmamalıdır. Diğer

sulfonamid türevi ilaçlara hassasiyeti olanlarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Bütün antihipertansif terapilerde olduğu gibi, bazı hastalarda semptomatik

hipotansiyon görülebilir. Bu olay nadiren komplikasyonsuz hipertansif

hastalarda da görülebilir fakat, sıvı ve elektrolit dengesizliğinde

görülme olasılığı daha yüksektir; örneğin sıvı azalması, hiponatremi,

hipokloremik alkaloz, önceki diüretik tedavi ile ilgili hipomagnezemi

veya hipokalemi, tuz diyeti, dializ, veya başka hastalığa karışan

diyare ve kusma. Bu durumdaki hastalarda, belirli aralıklarda, serum

elektrolitlerinin periyodik tayini yapılmalıdır. Aşırı hipotansiyon,

miyokardiyal enfarktüse veya serebrovaskülar aksidana neden

olabileceğinden iskemik kalp rahatsızlığı olan veya serebrovaskülar

hastalığı bulunanlar bu ilaç ile tedavi görürlerken özel bir dikkatle

takip edilmelidirler. Hipotansiyon görülürse, hasta sırtüstü

yatırılmalı ve eğer gerekirse, normal salin intravenöz infüzyon yolu

ile uygulanmalıdır. Kan hacmi ve basıncı düzenlendikten sonra, daha

düşük dozlarda tedavinin yeniden başlatılması mümkün olabilir; veya

ilaç içindeki etken maddelerden biri tercih edilip tek başına

kullanılabilir. Tiyazidler, böbrek bozukluğu olan hastalarda

kullanılması için uygun değildir. Önceden herhangi bir böbrek

rahatsızlığı olmayan bazı hipertansif hastalarda, lisinopril

diüretikler ile kombine olarak verildiğinde kanda üre ve serumda

kreatinin düzeylerinde minör ve geçici bir artış gözlenir. Eğer böyle

bir durum bu kombinasyonda görülürse, kombine tedaviye devam

edilmemelidir. Azaltılmış dozlarda tedaviye yeniden başlamak

mümkündür; veya etken maddelerden herhangi biri tek başına

kullanılabilir. Bilateral böbrek arter stenozu veya soliter böbreğe

giden arterin stenozu ve ADE inhibitörü kullanan bazı hastalarda kan

üre ve serum kreatinin düzeylerinde yükselmeler görülebilir ki bu

durumlar terapiye sonverildiğinde geriye döner. Tiyazidler, bozulmuş

hepatik fonksiyon veya progresif karaciğer hastalığı olan hastalarda

dikkatle kullanılmalıdır, çünkü sıvı ve elektrolit dengesinde hafif

farklılıklar hepatik komayı presipite edebilir. Büyük bir ameliyata

girecek olan veya hipotansiyona neden olabilecek anestezi altında

bulunan hastalarda lisinopril kompense renin salgılanmasına sekonder

olan angiotensin II oluşumunu bloke edebilir. Eğer hipotansiyon

görülürse ve bu mekanizmadan kaynaklandığı düşünülüyorsa, hacim

genişletilerek bu durum düzeltilebilir. Tiyazid terapisi glukoz

toleransını bozabilir.İnsulin dahil antidiyabetik ajanlar için dozaj

ayarlaması gerekli olabilir. Tiyazidler idrardan kalsiyum itrahını

azaltabilir ve serum kalsiyumunda intermitan ve hafif yükselmeye neden

olabilir. Belirgin hiperkalsemi gizli hiperparatiroidizmin bir

göstergesi olabilir. Tiyazidler ile tedaviye, paratiroid fonksiyon

testleri yapılmadan önce ara verilmelidir. Kolesterol ve trigliserit

düzeylerindeki artış tiyazidlerin diüretik terapisi ile ilgilidir.

Tiyazid terapisi, bazı hastalarda hiperürisemi ve/veya gut gelişimini

hızlandırabilir. Ancak, lisinopril idrarda ürik asiti arttırabilir ve

böylece hidroklorotiyazidlerin hiperürisemik etkilerini azaltabilir.

Lisinopril dahil ADE inhibitörü ile tedavi gören hastaların

yüzlerinde, el ve ayaklarında, dudak ve dillerinde, glotis ve/veya

larenkslerinde nadiren anjiyonörotik ödem tesbit edilmiştir. Böyle

durumlarda, lisinopril alınması derhal durdurulmalı ve semptomlar

tamamiyle ortadan kaldırılıncaya kadar hasta izlenmelidir. Yüz ve dil

ile sınırlı kalan şişmeler, çoğunlukla tedavi edilmeden geçer; ancak

semptomlardanrahatlamak için kullanılan antihistaminiklerin faydası

olur. Gırtlakta görülen anjiyonörotik ödem fatal olabilir. Dil, glotis

ve larenks’i kapsayan şişmelerde hava yolu tıkanabilir; ve böyle bir

durumda 1:1000 oranında adrenalin solüsyonu (0.3-0.5 ml) subkütan

olarak derhal uygulanmalıdır. ADE inhibitör terapisi ile ilgisi

olmayan anjiyoödem geçmişi olan hastalar, ADE inhibitörlerini

kullandıklarında anjiyoödem için artan bir riske maruz kalırlar.

Geçmişinde alerji veya bronşiyal asthma görülmemiş hastalar, tiyazid

kullandıklarında hassasiyet reaksiyonuna maruz kalabilirler.

Tiyazidlerin kullanımı ile sistemik lupus eritemi aktive olabilir veya

şiddeti artabilir. Desensitizasyon tedavisi süresince ADE inhibitörü

kullananhastalarda devamlı olarak anafilaktik reaksiyonlar

görülebilir. Aynı hastalarda, ADE inhibitörü verilmediği zamanlarda bu

reaksiyonlar önlenmektedir fakat bu durumlar unutularak kazara ilaç

tekrar kullanıldığında anafilaktik reaksiyonlar tekrar oluşabilir.

Böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalarda

kullanılmamalıdır. ADE inhibitörleri ile tedavi görüp aynı anda,

belirli hemodiyaliz işlemlerine tabi hastalarda (örneğin yüksek – flux

membranları AN 69) anafilaktik reaksiyonlar görülmüştür. Böyle

hastalarda farklı tipte diyaliz membranları veya farklı sınıfda

antihipertansif ajanları kullanmaları önerilir. ADE inhibitörleri

kullananlarda öksürük rapor edilmiştir. Tipik olarak öksürük inatçı ve

non-produktif olup tedaviye son verildiğinde geçer. ADE

inhibitörlerinin teşvik ettiği öksürük, öksürüğün diferansiyel

diyagnozu olarak kabul edilmelidir. ADE inhibitörleri, gebelerde 2. ve

3. trimesterlerde kullanıldığında fetal ve neonatal morbidite ve

mortaliteyesahiptir. ADE inhibitörlerinin bu devrede kullanılması ile

yeni doğanda hipotansiyon, böbrek yetmezliği, hiperkalemi ve/veya

kafatası hipoplazisi dahil fetal ve neonatal hasarlar

ilişkilendirilmiştir. Muhtemelen fetal böbrek fonksiyonunun azalmasını

temsil eden maternal oligohidraminios görülmüştür ve el-ayak

kontraktürlerine, kraniofasiyel deformasyonlara ve hipoplastik

karaciğer gelişimine neden olabilir. Fetüs ve embriyoda görülen advers

etkiler sadece ilk üç trimester ile sınırlı intrauterin ADE

inhibitörüne maruz kalmak ile ilgili değildir. Sağlıklı gebelerde

diüretiklerin rutin kullanılması önerilmez. Lisinopril’in anne sütüne

gecip geçmediği bilinmemektedir; ancak tiyazidler anne sütüne

geçerler. Çocuklarda kullanım etkinliği ve güvenilirliği tesbit

edilmemiştir.

Yan Etkileri:

En iyi bilinen klinik yan etkisi başdönmesi olup dozun azaltılması ile

düzelir; nadiren tedaviye ara vermeyi gerektirebilir.Diğer yan

etkileri baş ağrısı, kuru öksürük, yorgunluk ve ortostatik

hipotansiyon dahil hipotansiyondur. Nadiren, diyare, bulantı, kusma,

ağız kuruluğu , döküntü, gut, palpitasyon, göğüsde rahatsızlık hissi,

kas krampları ve güçsüzlük, parestezi, asteni ve impotans görülebilir.

Yüzde, kol ve bacaklarda, dudaklarda, dilde, glotisde ve/veya

larenksde nadiren anjiyonörotik ödem görüldüğü bildirilmiştir. Ateş,

vaskülit, miyalji, artralji/artrit, pozitif ANA, yükselmiş ESR,

eozinofili ve lökositoz, kızartılar, fotosensitivite, veya diğer

dermatolojik manifesto semptom komplekslerinden biri veya daha fazlası

görülebilir. Laboratuvar testleri üzerindeki etkileri nadiren klinik

düzeyde önemlidir. Ara sıra, hiperglisemi, hiperürisemi ve hiper -

veya hipokalemi bildirilmiştir. Geçmişinde herhangi bir renal

yetersizlik belirtisi olmamasına rağmen hastalarda minör ve geçici kan

üre nitrojen ve serum kreatinin yükselmeleri tesbit edilmiştir. Bu tip

artmalar inatla sürerse de ilacın alımı kesildikten sonra eski

düzeylere geri döner. Tedavi gören hipertansif hastalarda sık sık

hematokrit ve hemoglobin’de hafif azalmalar rapor edilmiştir fakat

böyle durumlar anemi için aynı anda bir başka sebep yok ise klinik

olarak nadiren önem kazanır. Seyrek olarak, karaciğer enzimlerinde

ve/veya serum bilirubin düzeylerinde yükselme rapor edilmiştir, ancak

bu durumların ilaçla direkt bağlantısı tesbit edilmemiştir.

Bildirilmiş olan diğer yan etkileri: Hidroklorotiyazid: Anoreksi,

gastrik iritasyon, kabızlık, sarılık (intrahepatik kolestatik

sarılık), pankreatit, sialoadenit, vertigo, ksantopsi, lökopeni,

agranülositoz, trombositopeni, aplastik anemi, hemolitik anemi,

purpura, fotosensitivite, ürtiker, nekroze damar iltihabı (vaskülit) (kuteneus

vaskülit), ateş, pnömoni ve pulmoner ödem dahil solunum distresi,

anafilaktik reaksiyonlar, hiperglisemi, glikozüri, hiperürisemi,

hiponatremi dahil elektrolit dengesizlik, kas spazmı, huzursuzluk,

geçici bulanık görme, böbrek yetmezliği, böbrek bozukluğu, ve

interstisyel nefrit. Lisinopril: Muhtemelen riski yüksek hastalarda

aşırı hipotansiyona sekonder, miyokardiyal enfarktüs veya

serebrovasküler aksidan, taşikardi, abdominal ağrı, davranış

değişiklikleri, mental konfüzyon, ürtiker, diaforez, hiponatremi,

üremi, oligüri/anüri, böbrek bozukluğu, akut böbrek yetmezliği,

pankreatit, hepatit (hepatosellüler veya kolestatik) ve sarılık.

Lökopeni ve trombositopeni de gözlenmiştir; nedensel bir ilgi tesbit

edilmemiştir.

İlaç Etkileşimleri:

Tiyazid diüretikleri ile gelişen potasyum kaybı, lisinopril’in potasyumu

koruyucu etkisi ile kompanse edilir. Potasyum suplemanları, potasyum

koruyucu ajanlar veya sofra tuzu yerine kullanılan potasyum tuzları

özellikle böbrek fonksiyon yetersizliği olan hastalarda serum potasyum

düzeylerini önemli ölçüde yükseltebilir. Eğer aynı anda bu ajanlardan

herhangi birisinin kullanılması mutlaka gerekiyorsa hastanın serum

potasyum düzeyleri yakinen izlenmelidir. Lityum genellikle diüretikler

ve ADE inhibitörleri ile birlikte verilmemelidir. Diüretik ajanlar ve

ADE inhibitörleri lityumun böbreklerden klirensini azaltırlar ve

yüksek riskde lityum toksisitesi ortaya çıkarırlar. Bu tip

preparatları kullanmadan önce lityum preparatlarının prospektüsleri

okunmalıdır. Indometasin, lisinopril ve hidroklorotiyazidler ile aynı

anda kullanıldığında ilacın antihipertansif etkinliğini azaltabilir,

tiyazidler tübokürarine olan cevabı arttırabilirler.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. ZESTORETİC Fort Tablet
  2. ZESTORETİC Tablet
  3. ZESTRIL Tablet
  4. ENALAP (Tablet)
  5. ENAPRİL (Tablet)