Kullanım Şekli:

Erişkinlerde monoterapi için doz: Genel olarak 500-600 mg’lık günlük
doz 2-5 doza bölünmüş olarak uygulanmaktadır. Alternatif olarak 2 doza
bölünmüş olarak günlük 1000 mg uygulamasının etkili olduğu
gösterilmiştir. HIV’e bağlı nörolojik fonksiyon bozuklukları ve habis
hastalıkların tedavi veya önlenmesinde düşük dozların etkililiği
bilinmemektedir. Erişkinlerde lamivudin ile kombinasyon tedavisinde
doz: Günlük 600 mg Retrovir, 2 veya 3 doza bölünmüş olarak günde iki
kez 150 mg lamivudin ile kombine uygulanabilir. Erişkinlerde Hivid ile
kombinasyon tedavisinde doz: Her 8 saatte bir oral 200 mg Retrovir ile
birlikte 0.75 mg Hivid uygulanır (Retrovir toplam günlük dozu: 600 mg,
Hivid toplam günlük dozu: 2.25 mg). Çocuklarda monoterapi için doz: 3
aylıktan büyük çocuklarda önerilen başlangıç dozu her 6 saatte bir 180
mg/m2 vücut yüzey alanıdır (720 mg/m2 vücut yüzey alanı/gün). Maksimum
doz, her 6 saatte bir 200 mg’ı aşmamalıdır. Genellikle, her 6 saatte
bir 120 ve 180 mg/m2 vücut yüzey alanı (480 ve 720 mg/m2/gün arası)
şeklinde bir doz aralığı kullanılmaktadır. Çocuklarda Epivir ile
kombinasyon tedavisinde doz: 3 aylıktan daha büyük çocuklarda 360-720
mg/m2/gün’lük Retrovir bölünmüş dozlarda (maksimum doz, her 6 saatte
bir 200 mg’ı aşmamalıdır) günde iki kez 4 mg/kg vücut ağırlığı (Günde
maksimum 300 mg’a kadar) Epivir (lamivudin) ile kombine uygulanır.
Maternal-fötal geçişin önlenmesinde doz: Hamile kadınlara (gebeliğin
14. haftasının üzerinde) doğum sancısının başlangıcına kadar 500
mg/gün oral olarak (günde 5 kez 100 mg) verilmelidir. Doğum sancısı ve
doğum sırasında Retrovir intravenöz olarak bir saatte verilmek üzere 2
mg/kg, takiben göbek kordonu bağlandıktan sonra 1 mg/kg/saat hızında
sürekli i.v. infüzyon uygulanmalıdır. Yeni doğan bebeğe her 6 saatte
oral olarak 2 mg/kg vücut ağırlığı dozu doğumdan sonra 12 saat içinde
başlanmalıdır ve 6 haftaya kadar devam edilmelidir. Oral doz alamayan
bebeklere Retrovir intravenöz olarak her 6 saatte 30 dakikanın
üzerinde 1.5 mg/kg vücut ağırlığı dozunda verilmelidir. Sezaryan
sırasında, infüzyona ameliyattan 4 saat önce başlanmalıdır.

Endikasyonları:

Zidovudin ile monoterapi: Zidovudin, insan bağışıklık yetersizliği
virüsü (HIV) ile enfekte olmuş, asemptomatik veya HIV hastalığının
ilerlediğini gösteren semptomları görülen hastaların tedavisinde
endikedir. Zidovudin, ayrıca edinsel bağışıklık yetersizliği sendromu
(AIDS) veya ARC (AIDS ile ilgili kompleks) hastaları gibi ilerlemiş
HIV hastalığı olan hastaların tedavisinde endikedir. Zidovudin, HIV
ile enfekte olmuş; HIV’le bağlantılı semptomları olan veya
asemptomatik olup belirgin HIV’le bağlantılı bağışıklık supresyonu
işaretleri görülen çocuklarda endikedir. Mevcut verileri esas alan
fayda/risk değerlendirmeleri, erken terapötik müdahaleyi
desteklemektedir. HIV-pozitif hamile kadınlarda (gebeliğin 14.
haftasının üzerinde) ve yenidoğan bebeklerde, HIV’in maternal-fötal
geçiş oranını azalttığı gösterildiğinden zidovudin kullanımı
düşünülmelidir. Lamivudin ile kombinasyon tedavisi: Zidovudin’in
lamivudin ile kombinasyonu HIV ile enfekte erişkin hastaların (CD4+
hücre sayısı 500/mm3′e eşit veya daha az) tedavisinde ve daha önce
antizidovudinal tedavi görmemiş veya görmemiş HIV ile enfekte
çocukların tedavisinde endikedir. Zalsitabin ile kombinasyon tedavisi:
Zidovudin ve zalsitabin kombinasyonu ilerlemiş HIV enfeksiyonu (CD4+
hücre sayısı 300/mm3′e eşit veya daha az) olan erişkin hastaların
tedavisinde düşünülebilir.

Kontrendikasyonları:

Zidovudine veya bileşimindeki maddelerden herhangi birine aşırı
duyarlı olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir. Nötrofil sayısı
anormal ölçüde düşük (0.75×109/l’den az) veya hemoglobin seviyesi
anormal ölçüde düşük (7.5 g/dl veya 4.65 mmol/l’den az) olan hastalara
uygulanmamalıdır. Zidovudin, fototerapi dışında tedavi gerektiren
hiperbilirubinemili veya normal sınırların 5 katı üzerinde artmış
transaminaz düzeyleri olan yenidoğan bebeklerde kontrendikedir.

Uyarılar:

Hastalara, zidovudin tedavisinin, HIV’ın cinsel temas ya da kanla
bulaşma yoluyla başkalarına bulaşması riskini azalttığının
kanıtlanmadığı söylenmelidir. Zidovudin, HIV enfeksiyonu için tam bir
tedavi değildir ve hastalar, fırsatçı enfeksiyonlar ve neoplazmalar
dahil bağışıklığın baskılanmasına bağlı hastalıkların gelişimi riski
altındadırlar. Zidovudin tedavisinin fırsatçı enfeksiyonların riskini
azalttığı gösterilmiş olmakla birlikte lenfomalar dahil neoplazmaların
gelişimiyle ilgili veriler sınırlıdır. İlerlemiş HIV hastalığı için
tedavi uygulanan hastalara ait mevcut veriler, lenfoma gelişimi
riskinin tedavi edilmemiş hastalarda gözlenenle uygunluk gösterdiğine
işaret etmektedir. HIV hastalığının erken evresindeki hastalarda uzun
süreli tedavide lenfoma gelişimi riski bilinmemektedir. Bebeğe HIV
geçişini önlemek üzere hamileliği sırasında zidovudin tedavisi almayı
düşünen hamile kadınlar geçişin bazı vakalarda tedaviye rağmen
olabileceği konusunda bilgilendirilmelidir. Zidovudin, HIV enfeksiyonu
olan veya AIDS/ARC’li hastaları tedavi deneyimi olan uzman bir doktor
gözetiminde uygulanmalıdır. CD4+ lenfositleri belirlemeyi içeren
hematolojik gözlem araştırmalarını gerçekleştirmek için ve
gerektiğinde kan transfüzyonunun hazırlığı için gerekli koşullar hazır
olmalıdır. İlerlemiş semptomatik HIV hastalığı olan ve zidovudin alan
hastalarda anemi (genellikle 6 haftalık zidovudin tedavisinden sonra,
fakat bazen daha erken), nötropeni, (genellikle 4 haftalık tedaviden
sonra fakat bazen daha erken) ve lökopeni (genellikle nötropeniye
bağlı olarak) beklenebilir; bu nedenle hematolojik parametrelerin
dikkatle izlenmesi gerekir. İlerlemiş semptomatik HIV hastalığı olan
hastalarda kan testlerinin ilk 3 aylık tedavi süresinde en az 2
haftada bir ve daha sonra en az ayda bir yapılması önerilir. Tedaviden
önce kemik iliği yetersizliği (örneğin, 9g/dl yani 5.59 mmol/l’den
düşük hemoglobin veya 1×109/l’den düşük nötrofil sayısı) olan
hastalarda çok dikkatli olunmalıdır. Bu hastalardan bazılarında
tedavinin başlangıcından itibaren daha düşük günlük doz uygulamak
uygun olabilir. Erken HIV enfeksiyonlu (kemik iliği rezervinin genelde
iyi olduğu) hastalarda, hematolojik advers reaksiyonlar daha az
sıklıkta görülür. Hastanın genel durumuna bağlı olarak, kan testleri
daha az sıklıkta, örneğin her 1-3 ayda bir yapılabilir. Hemoglobin
seviyesinin başlangıca göre %25′in üzerinde azalması ve nötrofil
sayısının başlangıca göre %50′nin üzerinde azalması daha sık izleme
yapılmasını gerektirebilir. Ciddi anemi veya miyelosüpresyon oluşursa
doz ayarlamalarının yapılması önerilir. Bu gibi anormalliklerde
tedavinin durdurulmasıyla genellikle hızla geriye dönüş olur. Ciddi
anemi görülen hastalarda doz ayarlamaları her zaman transfüzyon
gereğini ortadan kaldırmayabilir. HIV pozitif ancak AIDS gelişmemiş
hastalarda nadir, fakat potansiyel olarak fatal, hipokseminin eşlik
etmediği laktik asidoz ve steatozla birlikte ciddi hepatomegali
bildirilmiştir, ancak bu olaylarla zidovudin arasında bir neden-sonuç
ilişkisinin olup olmadığı bilinmemektedir. Hepatomegalisi, hepatiti
veya karaciğer hastalığının diğer bilinen risk faktörleri olan
hastalarda ve özellikle şişman kadınlarda zidovudin uygulanırken
dikkatli olunmalıdır. Zidovudin’in gebe kadınlara gebeliğin 14.
haftasından sonra uygulanması ve daha sonra yenidoğan bebeklerin
tedavisi, HIV’in maternal-fötal geçiş oranını anlamlı derecede
azalttığını göstermiştir. HIV’in maternal geçiş riskini azaltma kararı
potansiyel yarar ve riskleri üzerine dayandırılmalıdır. Zidovudin
gebeliğin 14. haftasının öncesinde anneye sağlayacağı yarar fetüse
olan risklerinden fazla ise kullanılmalıdır. Sınırlı veriler
zidovudinin hayvan sütüyle atıldığını göstermiştir. Zidovudinin insan
sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemektedir. İlaç anne sütüne de
geçebileceğinden annelerin bebeklerini emzirmemeleri önerilir.
Zidovudinin yan etki profili hastanın araba ve makine kullanma
becerisi değerlendirilirken akılda tutulmalıdır.

Yan Etkileri:

Erişkinlerde monoterapi: Görülen en ciddi advers etkiler arasında
anemi (transfüzyon gerektirebilir), nötropeni ve lökopeni sayılabilir.
Plasebo kontrollü, geniş klinik çalışmalarda sık görülen diğer
istenmeyen etkiler arasında, mide bulantısı, kusma, anoreksi, karın
ağrısı, başağrısı, döküntü, ateş, miyalji, parestezi, uykusuzluk,
halsizlik, asteni ve dispepsi sayılabilir. İlerlemiş HIV hastalığı
olan hastalarda şiddetli başağrısı, miyalji ve uykusuzluk daha
yaygınken, erken HIV hastalığı olanlarda kusma, anoreksi, halsizlik ve
asteni daha yaygındır. Kaydedilen diğer advers etkiler arasında
somnolans, diyare, baş dönmesi, terleme, dispne, gaz, tat alma
bozukluğu, göğüs ağrısı, zihin bulanıklığı, anksiyete, sık miksiyon,
depresyon, yaygın ağrı, titreme, öksürük, ürtiker, kaşıntı ve
influenza-benzeri sendrom sayılabilir. Zidovudin tedavisindeki
hastalarda mevcut hastalığın gidişine bağlı olabileceği gibi HIV
hastalığına yaklaşımda uygulanan çok çeşitli ilaçlara da bağlı
olabilen yan etkiler: Myopati; ilik hipoplazisi ile birlikte
pansitopeni ve izole trombositopeni; hipoksemi olmaksızın laktik
asidoz; steatozla birlikte ciddi hepatomegali, karaciğer enzimleri ve
bilirubin kan düzeylerinin artması gibi karaciğer sorunları;
pankreatit; tırnak, deri ve ağız mukozasında pigmentasyon.
Konvülsiyonlar ve diğer serebral olaylar bildirilmiştir. Ancak bu
olaylarla zidovudin arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi zordur.
Çocuklarda monoterapi: Plasebo kontrollü araştırmaların olmaması
nedeniyle sadece HIV enfeksiyonlu çocuklarda yapılan açık
araştırmalardan elde edilen sınırlı veriler bulunmaktadır. En ciddi
advers reaksiyonlar arasında, erişkinlerde olduğu gibi , anemi
(transfüzyon gerekli olabilir), nötropeni ve lökopeni bulunur.
Çocuklarda, zidovudin advers etki profili erişkinlerdekine benzerdir.
Maternal-fötal geçişin önlenmesinde Zidovudin kullanımı ile görülen
yan etkiler: Zidovudin ile tedavi edilen kadınlarda doğumdan önce
hafif ve orta derecede şiddetli anemi eğilimi daha fazladır. Aynı
çalışmada bu endikasyon için zidovudine maruz kalan bebeklerdeki
hemoglobin konsantrasyonları plasebo grubundaki bebeklere nazaran çok
daha düşüktür, fakat transfüzyon gerekli olmamıştır. Anemi, zidovudin
tedavisinin tamamlanmasından 6 hafta sonra düzelmiştir.

İlaç Etkileşimleri:

Zidovudin alan bazı hastalarda fenitoin kan seviyelerinin düşük olduğu
bildirilmiş, bir hastada ise yüksek bir seviye görülmüştür. Bu
gözlemler, fenitoin seviyelerinin, her iki ilacı da alan hastalarda
dikkatle izlenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Diğer ilaçlar da
(aspirin, kodein, morfin, indometazin, ketoprofen, naproksen,
oksazepam, lorazepam, simetidin, klofibrat, dapson ve izoprinozin
gibi) doğrudan doğruya hepatik mikrozomal metabolizmayı ya da
kompetitif olarak glukuronidasyonu inhibe ederek zidovudin
metabolizmasını değiştirebilir. Bu ilaçları, özellikle kronik tedavi
için, zidovudin ile birlikte kullanmadan önce olası ilaç etkileşimleri
konusu üzerinde dikkatle durulmalıdır. Potansiyel olarak nefrotoksik
ya da miyelosüpresif ilaçlarla (örneğin sistemik pentamidin, dapson,
pirimetamin, ko-trimoksazol, amfoterisin, flusitosin, gansiklovir,
interferon, vinkristin, vinblastin ve doksorubisin) birlikte özellikle
akut tedavi uygulanması da Zidovudin ile advers reaksiyon riskini
artırabilir. Muhtemel nefrotoksik veya miyelosüpresif ilaçlardan
herhangi biriyle birlikte tedavi yapılması gerekliyse böbrek işlevi ve
hematolojik parametrelerin izlenmesinde daha fazla dikkat gösterilmeli
ve gerekli olursa bir veya her iki ilacın da dozu azaltılmalıdır.
Nükleosit analogu ribavirin, zidovudinin in vitro antiviral
aktivitesini antagonize edebilir; bu nedenle bu ilaçla zidovudini
birlikte kullanmaktan kaçınmak gerekir. Lamivudin ile kombine
kullanımı zidovudine maruz kalmayı anlamlı derecede değiştirmez.
Zidovudin ve zalsitabinin kombine kullanımı ile ilgili deneyim
sınırlıdır. Birlikte kullanımı erişkinlerde incelenmiştir.
Farmakokinetik veriler birlikte uygulamada zidovudinin emilim,
metabolizma ve atılımının değişmediğini göstermektedir. Zidovudin alan
bazı hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar görülmeye devam edebildiğinden
dolayı, profilaktik antimikrobiyal tedavinin aynı anda uygulanmasının
değerlendirilmesi de gerekebilir. Bu ilaçlar arasında ko-trimoksazol,
aerosol pentamidin, pirimetamin ve asiklovir sayılabilir. Klinik
araştırmalardan elde edilen sınırlı veriler bu profilaktik
antimikrobiyallerle birlikte tedavide advers reaksiyon riskinin önemli
ölçüde artmadığını göstermektedir. Mevcut sınırlı veriler,
probenesidin glukronidasyonu azaltarak zidovudinin ortalama yarı
ömrünü ve plazma konsantrasyon-zaman eğrisi altındaki alanı
artırdığını göstermektedir. Glukuronidin (ve muhtemelen zidovudinin)
böbrek yoluyla atılımı probenesid mevcudiyetinde azalmaktadır.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. TELZIR (Film Tablet)
  2. ZIAGEN (Film Tablet)
  3. VIDEX (Çiğneme Tableti)
  4. ZEFFIX (Film Tablet)
  5. COMBIVIR