Kullanım Şekli:
Trofoblastik tümörlerde 5 gün süreyle i.m yoldan günde 15-30 mg
uygulanır. Daha sonra bir hafta ara verilerek toksik etkilerin ortadan
kalkması sağlanır ve aynı doz tekrarlanır. Bu uygulama en az 4 kez
yinelenir.
Endikasyonları:
Trofoloblastik neoplazmalar ve lösemi gibi neoplastik hastalıkların ve
diğer tedavi şekillerine cevap vermeyen ağır rekalsitran psoriazis
vakalarının tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonları:
Böbrek ve karaciğer fonksiyon bozuklukları ve önceden bilinen kan
diskrazilerinde (örneğin kemik iliği hipoplazisi, lökopeni,
trombositopeni veya anemi) kontrendikedir.
Uyarılar:
Yalnızca antimetabolik kemoterapi konusunda uzmanlaşmış doktorlar
tarafından kullanılmalıdır. Muhtemel fatal veya ağır toksik
reaksiyonların varlığı nedeniyle hasta tedaviyle ilgili aydınlatılmalı
ve tedavi boyunca yakın tıbbi takip altında bulunmalıdır. Psoriazisin
metotreksat ile tedavisinde ölümler rapor edilmiştir. Psoriazis
tedavisinde, teşhis, biopsi ve dermatolojik konsültasyondan sonra
uygulama yapılmalıdır. Diğer durumlarda yani şiddetli rekalsitrant
tipindeki gibi uygun şekilde cevap vermeyen formlara uygulanması
kısıtlıdır. Kemik iliğinde belirgin depresyona , anemiye, lökopeniye,
trombositopeniye ve kanamalara neden olabilir. Özellikle yüksek
dozlarda veya uzun süreli tedavilerde hepatotoksik olabilmektedir.
Karaciğer atrofisi, nekroz, siroz, yağlı dejenerasyon ve periportal
fibroz bildirilmiştir. Değişiklikler önceden gastrointestinal ve
hematolojik toksisite ile kendini göstermediğinden, hepatik
fonksiyonların tedaviden önce kontrol edilmesi ve tedavi boyunca
düzenli aralarla izlenmesi şarttır. Karaciğer yetersizliği veya hasarı
bulunması halinde bu konuya özel dikkat gösterilmelidir. Tedavi
süresince hepatotoksisite potansiyeli olan drogların (alkol dahil)
kullanılmasından kaçınılmalıdır. Fetal ölümlere ve/veya konjenital
anomalilere neden olmuştur. Bu nedenle hamile kadınlarda kullanılması,
tedavinin faydalarının riskler; ne baskın geleceğine ait kanıt
bulunmadığı sürece, önerilmemektedir. Psoriazisli hamile kadın
hastalar kullanmamalıdır. Renal fonksiyon yetersizliği genelde
kontrendikasyon teşkil eder. Diyare ve ülseratif stomatatit sık
görülen toksik etkiler olup tedaviye ara verilmesini gerektirir. Aksi
halde hemorajik enterit veya intestinal perforasyona bağlı ölümler
görülebilir. Kullanıldığı süre içerisinde gametogenezi etkiler ve
fertilitide azalmaya neden olur, bu azalmanın tedavinin kesilmesiyle
normale döndüğü düşünülmektedir. Tedavi süresince ve bunu takip eden 6
ayda konsepsiyon önlenmelidir. Hasta ve eşleri bu konuda
bilgilendirilmelidir. Bağışıklığı baskılayıcı etkisi bulunmaktadır ve
aşılara olan immünolojik cevabı azaltabilir. Hastanın immün cevabının
önemli ve gerekli olduğu durumlarda bu etki özellikle göz önüne
alınmalıdır. İmmünosupresif tedavi gören hastalarda infeksiyonlara
karşı direnç azalacağından tedavi süresince enfeksiyon riski olan
ortamlardan kaçınmaları gerekir. Aşırı toksiktir. Genellikle doza
bağımlı, yüksek potansiyel toksisitesi nedeniyle yalnızca
antimetabolit kemoterapi hususunda deneyimli doktorlar tarafından
sürekli kontrol altında tutabilecekleri hastalarında kullanılmalıdır.
Sık görülen hematopoietik baskılama nedeniyle hastaya tedavi öncesi ve
tedavi süresince periyodik olarak hematolojik tetkikler yapılmalıdır.
Bu baskılanma aniden ve görünüşte emniyetli dozlarda ortaya çıkabilir,
ve kan hücre sayımlarında tespit edilecek anlamlı bir düşüşte ilaç
derhal kesilmeli ve uygun tedaviye, geçilmelidir. Tedavi öncesinden
kemik iliği aplazisi, lökopeni, trombositopeni veya anemi bulunan
habis hastalıklarda ilaç, kullanımı gerekli bulunuyorsa, çok dikkatli
uygulanmalıdır. Renal yetmezlik halinde kullanıldığı takdirde toksik
olabilecek düzeylerde birikim söz konusu olmaktadır. Bu birikim de
yine böbreklere toksik etki ile fonksiyon bozukluğunu
arttırabilmektedir. Bu nedenle tedaviden önce ve tedavi süresince
böbrek fonksiyonları yakın izlenmeli, anlamlı fonksiyon bozukluğu
saptanmasa bile tedavi azami dikkatle uygulanmalıdır. Böbrek
fonksiyonları düzelene kadar ilaç dozu azaltılmalı veya tedaviye ara
verilmelidir. Tam kan, hematokrit, tam idrar, böbrek fonksiyon
testleri, karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. Ayrıca akciğer
grafisi de tavsiye edilir. Amaç herhangi bir organ disfonksiyonu veya
sistem bozukluğunu ortaya koymaktır. Tüm testler tedaviden önce,
tedavi süresince belli aralıklarla ve tedavi sonlandıktan sonra tekrar
edilmelidir. Uzun süreli veya yüksek dozda tedavi uygulandığında takip
amacı ile karaciğer iğne biyopsisi ve/veya kemik iliği aspirasyon
biyopsisi yapılması yararlı ve önemli olabilir. Enfeksiyon hallerinde,
peptik ülser, ülseratif aktif varlığında yatalak hastalarda,
çocuklarda ve yaşlılarda azami dikkatle kullanılmalıdır. Tedavi
esnasında ağır lökopeni oluşması halinde bakteriyel enfeksiyon ciddi
bir tehdit oluşturur. Bu durumda genellikle ilacın kesilmesi ve uygun
antibiyotik tedavisi endikedir. Ağır kemik iliği depresyonlarında kan
ve trombosit transfüzyonları gerekli olabilir. İmmünosüpresif etkisi
olduğu bildirilmiştir; bu nedenle de immün cevabın önemli olduğu
hastalarda ilacın kullanılmasına bu faktör gözönünde bulundurularak
karar verilmelidir.
Yan Etkileri:
En önemli advers reaksiyonlar arasında ülseratif stomatit, lökopeni,
bulantı ve abdominal distres sayılabilir. Bildirilen diğer advers
reaksiyonlar ise halsizlik, çabuk yorulma, titreme ve ateş, şuur
bulanıklığı ve enfeksiyona karşı direnç azalması olarak özetlenebilir.
Genel olarak advers reaksiyonların sıklığı ve şiddeti doza bağımlıdır.
Cilt: Eritematöz döküntüler, kaşıntı, ürtiker, fotoduyarlılık,
depigmentasyon, alopesi, ekimoz telanjiektazi, akne ve fronkül. Aynı
anda UV’ye maruz kaldığında psoriazis lezyonları artabilir. Kan: Kemik
iliği depresyonu, lökopeni, trombositopeni , anemi, hipogamaglobulinemi,
değişik yerlerden hemoraji, septisemi. Sindirim Sistemi: Jinjivit,
faranjit, stomatit, anoreksi, kusma, diyare, hematemez, melena, GI
ülserasyonlar ve kanama, enterit, akut karaciğer atrofisi ile sonlanan
hepatik toksisite, nekroz, yağlı dejenerasyon, periportal fibroz ve
hepatik siroz. Ürogenital Sistem: Renal yetmezlik, azotemi, sistit,
hematüri, oogenez ve spermatogenezde bozukluklar, geçici oligospermi,
menstrüal disfonksiyon, infertilite, abatus, fetal defektler, ağır
nefröpati. Merkez Sinir Sistemi: Baş ağrıları, dalgınlık, bulanık
görme, afazi, hemiparazi ve konvülziyonlar, muhtemelen kanamaya veya
intraarteriyel kateterizasyon komplikasyonlarına bağlı. İntratekal
uygulamadan sonra konvülziyon, parezi, Guillan-Barre sendromu ve BOS
basınç artışı gözlenmiştir. Bildirilen diğer komplikasyonlar arasında
pnömonitis, metabolik değişiklikler, diyabetin ağırlaşması,
osteoporotik etkiler, doku hücrelerinde abdominal değişiklikler ve
hatta ani ölümler bulunmaktadır.
İlaç Etkileşimleri:
Absorbsiyondan sonra serum albuminine kısmen bağlanır. Toksisite,
metotreksatın, salisilatlar, sülfonamidler, fenitoin ve tetrasiklinin,
kloramfenikol ve p-aminobenzoik asit gibi antibakteriyel ajanlarda yer
değiştirmesi sonucu artabilir. Özellikle salisilatlar ve sülfonamidler
gibi olan bu ilaçların antibakteriyel, hipoglisemik ve diüretik
etkileri görülünce metotreksatlar aynı anda verilmez. Folik asid veya
türevlerini, içeren vitamin ve preparatları metotreksata verilen
cevabı değiştirilebilir.