METHERGİN (Draje)

Kullanım Şekli:

Subenvolüsyon, loşi retansiyonu, doğum ve düşük sonrası kanamalar:
Oral olarak günde 3 defaya kadar 0.125 mg ile 0.25 mg (1-2 draje).
Emziren annelerde tedavinin 3 günden fazla sürmemesi tercih edilir.

Endikasyonları:

Doğum, düşük ve küretaj sonrası atoni ve kanamaların profilaksisi ve
tedavisinde, postpartum devrede uterus involüsyonunun gecikmesi (subinvolutio
uteri) ve postpartum uterus atonisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Hipertansiyonda, toksemide, gebelik süresinde, aşırı duyarlıkta,
obliteratif vasküler hastalıklarda, böbrek ve karaciğer
hastalıklarında; doğumu oluşturmak için veya tehlikeli spontane
düşükte kulanılmamalıdır.

Uyarılar:

Diğer ergo alkaloidlerine tolerans göstermeyen kişiler metilergobasine de
göstermezler. Kullanıldığı sürece, aşırı sigara içilmemelidir.
Metilergobasin gebelik süresince kontrendikedir. Uterusta azalan kan
akışı sonucu fetüs oksijensiz kalabilir, uterusta tetanik kasılmalar
oluşabilir, fetüsün hayatı tehlikeye girebilir. Plasentanın gelişinden
önce verilmemelidir. Gelişten önce verilen yüksek bir metilergobasin
dozu, uterus tetanisi sonucu bebekte bir kısım sorunlar, hipoksi, kafa
içi hemoraji ortaya çıkarır ve plasenta kaptivasyonuna neden olur.
Uterusun aşırı kasılması ikiz gebeliğin hatalı tanısına yol açar. Ergo
alkaloidleri anne sütü ile salgılandıklarından, metilergobasin için de
bir risk gözönüne alınmalıdır. Bu ilacın laktasyonu inhibe ettiği de
bildirilmemiştir. Doğum sonrasından derhal sonra prolaktin
salgılanması ile metilergobasin karışıklık yapabilir. Yalnız, uzun
süre kullanmada laktasyonda azalma veya gecikme olabilir.
Yenidoğanlarda metilergobasinin eliminasyonu uzayabilir Neonatlara
metilergobasinin dikkatsizce verilmesi solunum depresyonu, miyoklonik
hareketler, purpurik semptomlar, orta-derecede sarılık, ve ciddi
periferal vasokonstriksiyonlar yapmıştır.

Yan Etkileri:

Göğüste ağrı, ciddi ve ani başağrısı, deride kaşıntı, kollarda bacaklarda veya
sırtta ağrı, soluk el ve ayak, ayaklarda halsizlik, soluk alışın
kısalması ender gözlenir. Kramp, kusma, bulantı özellikle intravenöz
uygulamada olur. Konvüzyon, ishal, başdönmesi, kulaklarda çınlama,
normal dışı terleme, palpitasyon, solunum darlığı daha az olarak
ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Ergo alkaloidleri, diğer vazokonstriktörler, lokal anesteziklerde bu
maddeleri içeren ilaçlarla dikkatli kullanılmalıdır. Vazopresörlerle
birlikle kullanımı vazokonstriksiyonu arttırır; bunun için doz ayarı
yapılması zorunludur. Sempatomimetik presör aminlerin presör etkisi
muhtemel ciddi hipertansiyon ile ve serebral kan damarlarının kopması
sonucu yükselebilirler. Aşırı sigara içilmesi vazokonstriksiyonu
arttırabilir. Fizyolojik bakımdan serum prolaktin konsantrasyonları
azalabilir. Koroner /arteriyal hastalıklar (vazospasm anjina veya
miyokard enfarktüsü yapabilir); hepatik fonksiyon bozukluğu (ergo
zehirlenmesinde bozuk metabolizma oluşabilir); hipertansiyon, ciddi ve
doğum toksemisi içeren hipertansiyon (tehlikeli duruma yönelebilir);
oklusif periferal vasküler hastalıklar (tehlikeli duruma yönelebilir);
renal fonksiyon bozukluğu, sepsisde (metilergobasin etkilerine karşı
muhtemel bir duyarlılık artışı) kullanılması dikkatle incelenmelidir.
Kan basıncının tayini, nabız oranının tayini ve uterusun yanıtını
incelemek gerektiğinde hasta monitöre bağlanmalıdır.

Yorum Yap

METEOSPASMYL (Yumuşak Kapsül)

Kullanım Şekli:

Meteospasmyl yumuşak kapsül, belirtilen endikasyonlarda, günde 2-3 kez
yemeklerden önce bir kapsül alınır.

Endikasyonları:

Karın ağrısı, kramp, spazm, şişkinlik, ishal ve/veya kabızlık ile seyreden
irritabl (spastik) kolon sendromu, fonksiyonel sindirim bozuklukları
ve sindirim kanalında aşırı gazın yarattığı ağrılı durumların
tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

İçerdiği maddelere karşı aşırı hassasiyeti olan kişilerde kullanımı
kontrendikedir.

Uyarılar:

Gebelik ve süt verme döneminde kullanılması önerilmez.

Yan Etkileri:

Alverin, papaverine benzer etki gösterdiğinden, papaverin kullanılması
sırasında karşılaşılan yüz ve boyunda kızarma, bulantı, baş ağrısı,
hafif uyuşukluk hali, alerjik cilt döküntüleri gibi yan etkiler
görülebilir.

Yorum Yap

METAMORFOZ (Krem)

Kullanım Şekli:

Günde 1-2 defa ve özellikle gece yatmadan önce kulanılmalıdır. Sabahları
kalkınca gliserinli sabun kullanılması önerilmektedir.

Endikasyonları:

Depigman etkilidir. Choloasma, Melasma, Senil Lentigines ve diğer
istenmeyen hiperpigmentasyon görülen durumlarda zaman içinde renk
açılması sağlamak için kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Daha önce bu preparata veya bileşimindeki maddelerden herhangi birine karşı
hassasiyet veya allerji gözlendiği taktirde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Hidrokinon belirtildiği şekilde kullanılmadığı taktirde istenmeyen
kozmetik etkilere neden olabilir. Kullanılmadan önce hassasiyet veya
allerji tespiti yapılmalıdır. Kaşınma, vezikül oluşumu veya aşırı
iltihaplanma görülürse kullanılmamalıdır. Gözlere temas
ettirilmemelidir. 2 aylık kullanım sonucu renk açılması veya
beyazlanma gözlenmez ise kullanımına son verilmelidir. Tedavi
esnasında ve sonrasında repigmentasyonu önlemek için rengi açılmış
olan bölge güneş ışığından korunmalıdır. Hamilelerde kullanımıyla ve
anne sütüne karışıp karışmadığı ile ilgili bilgi yoktur. Bu durumlarda
kullanımına dikkat edilmelidir. 12 yaşından küçük çoçuklarda kullanımı
hakkında herhangi bir bilgi yoktur.

Yan Etkileri:

Bazen lokalize kontakt dermatit gibi yan etkiler görülebilir.

Yorum Yap

METALYSE (IV Flakon)

Kullanım Şekli:

Metalyse 10.000 U Enjeksiyonluk Toz İçeren Flakon, maksimum doz 50 mg
(10.000 ünite tenekteplaz) olmak üzere, vücut ağırlığı temelinde
uygulanmalıdır. <60 kg: 6.000 U, 30 mg, 6 ml. >=60-<70 kg: 7.000 U, 35
mg, 7 ml. >=70-<80 kg: 8.000 U, 40 mg, 8 ml. >=80-<90: 9.000 U, 45 mg,
9 ml. >=90: 10.000 U, 50 mg, 10 ml. Gerekli doz, 5-10 saniye
içerisinde, tek i.v. bolus şeklinde uygulanmalıdır. Yardımcı tedavi:
ST-yüksek miyokard enfarktüsü olan hastaların tedavisine yönelik
güncel uluslararası kurallar doğrultusunda, yardımcı antitrombotik
tedavi uygulaması önerilmektedir.

Endikasyonları:

Akut miyokard enfarktüsünün (AME) trombolitik tedavisi için endikedir.
Tedavi, semptomların başlamasından sonra mümkün olduğu kadar çabuk
başlatılmalıdır.

Kontrendikasyonları:

Trombolitik tedavi kanama riski ile birliktedir. Kontredike olduğu
durumlar: Halen var olan ya da son 6 ay içerisindeki belirgin kanama
bozukluğu; bilinen hemorajik diyatez. Halen, eş-zamanlı oral
antikoagülan tedavisi almakta olan hastalar (INR >1.3). Herhangi bir
MSS harabiyeti öyküsü (örn. neoplazma, anevrizma, intrakranyal ya da
spinal cerrahi). Kontrol altında olmayan şiddetli arteriyel
hipertansiyon. Önceki 2 ay içerisinde majör cerrahi girişim,
parankimal bir organdan biyopsi ya da önemli travma (bu şimdiki AME
ile ilişkili her hangi bir travmayı da kapsar); yakınlarda geçirilmiş
bir baş ya da kranyum travması. Önceki 2 hafta içerisinde uzun sürmüş
(>2 dakika) ya da travmatik kardiyopulmoner resussitasyon. Karaciğer
yetmezliği, siroz, portal hipertansiyon (özofagus varisleri) ve aktif
hepatit dahil olmak üzere şiddetli karaciğer disfonksiyonu. Aktif
peptik ülserasyon. Arteriyel anevrizma ve bilinen arteriyel veya venöz
malformasyonlar. Kanama riskinde artış ile birlikte olan neoplazmalar.
Akut perikardit ve/veya subakut bakteriyel endokardit. Akut pankreatit.
Herhangi bir zamanda hemorajik inme ya da nereden kaynaklandığı
bilinmeyen inme. Önceki 6 ay içerisinde iskemik inme ya da geçici
iskemik atak (GİA). Etkin madde tenekteplaza ve yardımcı maddelerden
herhangi birine karşı aşırı duyarlılık.

Uyarılar:

Standart resussitasyon gereçlerinin ve ilaçlarının bütün koşullarda
bulundurulması önerilmektedir. En sık karşılaşılan komplikasyon
kanamadır. Birlikte heparin kullanılması, kanamaya katkıda
bulunabilir. Fibrin parçalandığı için, yakın dönemlerdeki ponksiyon
yerlerinden kanamalar oluşabilir. Trombolitik tedavi bu nedenle, bütün
muhtemel kanama bölgelerine özel bir dikkat gösterilmesini gerektirir.
Tedavi sırasında rijid kateterlerin kullanılmasından, intramusküler
enjeksiyonlardan ve hastanın gereksiz yere bir taraftan diğerine
taşınmasından kaçınılmalıdır. Ağır kanama ortaya çıktığında, özellikle
de serebral hemoraji durumunda, eş-zamanlı heparin uygulamasına derhal
son verilmelidir. Kanama başlangıcından önceki 4 saat içerisinde
heparin verilmiş ise, protamin kullanılması gündeme getirilmelidir.
Sistolik kan basıncı >160 mm Hg; yakınlarda geçirilmiş
gastrointestinal veya genitoüriner kanama (son 10 gün içerisinde),
yakınlarda (son 2 gün içerisinde) yapıldığı bilinen her hangi bir
intramusküler enjeksiyon, ileri yaş (75 yaş üzeri), düşük vücut
ağırlığı (60 kg’ın altında) ve serebrovasküler hastalıkta potansiyel
kanama riskleri ile beklenilen yararlar arasındaki dengenin
belirlenmesi için, uygulama dikkatle değerlendirilmelidir. Koroner
tromboliz, reperfüzyon ile ilişkili aritmiye yol açabilir. GP IIb/IIIa
antagonistlerinin birlikte kullanılması, kanama riskini arttırır. Sol
kalpte trombüsü olan, örn., mitral stenoz ya da atriyal fibrillasyonlu
hastalarda trombotik olay riskini arttırabilir. Tedaviden sonra
tenekteplaz molekülüne karşı her hangi bir antikor oluşumu
gözlenmemiştir. Ancak, tekrar kullanılmasına ilişkin deneyim
bulunmamaktadır. Gebelik kategorisi C’dir. Gebe kadınlarda kullanımına
yönelik deneyim bulunmamaktadır. Gebelik esnasında miyokard enfarktüsü
durumunda tedavinin yararı, olası risklere karşı değerlendirilmelidir.
Tenekteplazın süte geçip geçmediği bilinmemektedir.

Yan Etkileri:

Hemoraji en yaygın istenmeyen etkidir. Herhangi bir bölgede ya da
vücut boşluğunda hemoraji ortaya çıkabilir ve yaşamı tehdit edici
durumlar, kalıcı maluliyet veya ölüm ile sonuçlanabilir. Trombolitik
tedaviyle ilişkili hemorajinin tipi, iki genel kategoriye ayrılabilir:
Normal olarak enjeksiyon yerlerinde görülen yüzeyel kanamalar,
herhangi bir bölgede ya da vücut boşluğunda iç kanamalar. İntrakranyal
hemorajiye, somnolans, afazi, hemiparezi, konvülsiyonlar gibi
nörolojik semptomlar eşlik edebilir. >%0.1 – <=%1: Anaflaktoid
reaksiyonlar (döküntüler, ürtiker, bronkospazm, larinks ödemi dahil).
>%0.1 – <=%1: İntrakranyal hemoraji (serebral hemoraji, serebral
hematom, hemorajik inme, inmede hemorajik transformasyon, intrakranyal
hematom, subaraknoid hemoraji). <%0.01: Gözde kanama. >%10:
Reperfüzyon aritmileri ortaya çıkmaktadır (asistoli, akselere
idiyoventriküler aritmi, aritmi, ekstrasistoller, atriyal fibrillasyon,
atriyoventriküler blok I o -tam blok, bradikardi, taşikardi,
ventriküler aritmi, ventriküler fibrillasyon, ventriküler taşikardi
gibi). Reperfüzyon aritmileri kardiyak areste yol açabilir, yaşamı
tehdit edici olabilir ve konvansiyonel antiaritmik tedavilerin
kullanılmasını gerektirebilir. >%0.1-<=%1: Hemoperikard. >%10: Kanama.
>%0.1-%1: Embolizm (trombotik embolizasyon). >%1-%10: Epistaksis.
>%0.1-<%1: Pulmoner hemoraji. >%1-<%10: Gastrointestinal kanama (gastrik
kanama, gastrik ülser kanaması, rektumda kanama, hematemez, melena,
ağızda kanama gibi), bulantı, kusma. >%0.1-<%1: Retroperitoneal kanama
(retroperitoneal hematom gibi). >%1-<%10: Ekimoz. >%1-<%10: Ürogenital
kanama (hematüri, ürogenital kanalda kanama gibi). >%10: Normal olarak
ponksiyon yerlerinde ya da harabiyete uğramış kan damarlarında oluşan
yüzeyel kanamalar, kan basıncında düşme. >%1-<%10: Vücut ısısında
artış. <%0.01: Yağ embolizasyonu (kolesterol kristal embolizasyonu);
tutulan organlara ilişkin sonuçlara yol açabilir. >%1-<%10: Tam kan
transfüzyonu.

İlaç Etkileşimleri:

Koagülasyonu etkileyen ya da trombosit fonksiyonlarını değiştiren
ilaçlar, tenekteplaz tedavisinden önce, tedavi sırasında veya
tedaviden sonra, kanama riskini arttırabilirler. Dekstroz çözeltileri
ile geçimsizdir. Enjeksiyon çözeltisine ya da infüzyon hattına başka
hiçbir tıbbi ürün eklenmemelidir.

Yorum Yap

METOKLAMİDE (Tablet)

Kullanım Şekli:

Günlük doz erişkinlerde 3-4×1 tablet ve çocuklarda 0.1 mg/kg’dır.

Endikasyonları:

Akut ve tekrarlayan diyabetik gastroparezde görülen semptomların tedavisinde
etkilidir. Geciken mide boşalmalarında ortaya çıkan bulantı, kusma,
mide yanması, yemeklerden sonra hissedilen inatçı dolgunluk ve
anoreksinin kısa süreli tedavisinde; midenin ilaçlara tahammülsüzlük
hallerinde veya ameliyat sonrasında görülen bulantı ve kusmalarda
özellikle enfeksiyon hastalıkları sırasında ortaya çıkan sindirim
düzensizliklerinde, dispepside; kanser kemoterapisi dahil her türlü
akut bulantı ve kusmalarda; mide ve ince barsakta radyolojik tetkikler
yapılacağı zaman, mide boşalmasını ve baryumun barsağa geçişini
kolaylaştırmakta ve radyasyon bulantı ve kusmalarını önlemekte;
gastroözofageal reflü ve mide ülserlerinde kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Sindirim sistemi kanamaları, mekanik tıkanma veya delinmeleri gibi, bu
sistemin hareketlerinin hızlandırılmasının tehlikeli olduğu hallerde
ve gebeliğe bağlı kusmalarda kullanılmamalıdır. Böbrek üstü bezi
tümörü (feokromositoma) olanlarda, metoklopramide duyarlı olanlarda ve
ekstrapiramidal reaksiyon gösterebilen diğer ilaçları kullananlarla,
epileptiklerde kullanılması sakıncalıdır.

Uyarılar:

Özellikle gençlerde ve yüksek doz metoklopramid kullanılan hallerde
ekstrapiramidal reksiyonlar görülebilir. Bu tür belirtiler ortaya
çıkarsa tedavi durdurulmalı, ciddi durumlarda ise antikolinerjik,
antiparkinson yada antikolinerjik etkileri olan antihistaminiklerle bu
belirtiler kontrol altına alınmalıdır. Etkileşim söz konusu olduğu
ilaçlarla birlikte kullanılması gerekiyorsa, bu ilaçlar metoklopramid
alındıktan birkaç saat sonra kullanılmalıdır. Diyabetiklerde, araba
kullanan ya da dikkat isteyen işleri yapanlarda dikkatle
kullanılmalıdır. Metoklopramid, plasental bariyerden fetusa geçer.
Hamilelikte kullanım ile ilgili yeterli ve uygun çalışmalar
bulunmadığından; yarar/zarar ilişkisi ve fetusta oluşabilecek zarar
gözönünde bulundurularak, doktor kontrolü altında kullanılmalıdır.
Metoklopramid, süte geçebilir. Bu nedenle emziren annelerde
kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:

En çok görülen yan etkiler; huzursuzluk, sersemlik, yorgunluk ve halsizlik
halleridir. Seyrek olarak uykusuzluk, baş ağrısı, bulantı, barsak
bozuklukları ve ekstrapiramidal reaksiyonlar görülebilir. Çocuklarda
ve gençlerde ya da yüksek dozlar kullanıldığında daha sık görülebilen
ekstrapiramidal reaksiyonlar; yüz, kol ve bacaklarda irade dışı
istenmeyen hareketler, ender olarak boyun tutulması, göz küresinde
irade dışı oynamalar (okülogirik kriz), bulber tipte konuşma ve
çiğneme kaslarının felci veya tetanoza benzer distonik
reaksiyonlardır. Bu tür reaksiyonlar geçici olup ilaç kesildikten
sonraki 24 saat içinde kaybolurlar. Parkinson tipi bu reaksiyonlar,
yaşlılarda daha sık görülebilir. Tardif diskinezi, yaşlılarda uzun
süreli metoklopramid tedavisi sonucu görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Metoklopramid’in GI sistem hareketleri üzerindeki etkileri
antikolinerjik ilaçlarla antagonize edilir. Alkol, sedatif, hipnotik,
narkotik ve trankilizan ilaçlarla birlikte kullanıldığında
metoklopramid aditif sedatif etki gösterir. Mide boşalma zamanını
değiştirdiğinden metoklopramid mideden emilen ilaçların (digoksin,
simetidin) emilmesini önlerken, ince barsaktan emilenlerin (asetaminofen,
tetrasiklin, levodopa, etanol) emilimini arttırır. Benzer şekilde
yiyeceklerin barsaklara geçiş ve emilimini etkilediği için,
diyabetlerde insülin dozunun ve dozun verilme zamanının ayarlanması da
gerekebilir.

Yorum Yap

MESTİNON (Draje)

Kullanım Şekli:

Barsak atonisinde, atonik kabızlıkta 1 draje. İhtiyaca göre bu doz 4 saatlik
aralıklarla tekrarlanır. Paroksismal taşikardi, sinüs taşikardisinde
günde 3-4 kez 2-3 draje. Myastenia gravisde günde 2-4 kez 1-3 draje,
ağır olgularda artırılabilir. Migrende günde 3 kez 2-3 draje. Santral
veya periferik spazmlarda (deneme tedavisi olarak) belirtilerin
şiddetine göre 1-4-6 draje. Lomber veya suboksipital ponksiyondan
sonra muhtemel şikayetlerin önlenmesi için ponksiyondan 15 dakika önce
1 draje. Postoperatif intestinal atoni ve meteorizmde 1 draje,
gerekirse 4 saatte bir tekrarlanabilir. Gebelikte görülen mide
yanmalarında 1 draje, gerekirse bu doz bir veya birkaç gün sonra
tekrarlanır. Bütün gebelik süresinde toplam olarak 5 draje genellikle
yeterlidir.

Endikasyonları:

Kolinerjik etkilidir. Barsak atonisi, atonik kabızlık, paroksismal
taşikardi, sinüs taşikardisi, myasthenia gravis, migren, merkezi veya
periferik spazmlar (deneme tedavisi olarak), lomber veya suboksipital
ponksiyon sonrası ortaya çıkabilecek şikayetlerin önlenmesi,
postoperatif atoni, meteorizm, gebelikte görülen mide yanmalarında
kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Barsak ya da idrar yollarının mekanik tıkanmalarında, ilaca aşırı duyarlılık
durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:

Bradikardik, bronşiyal astımlı, diabetes mellituslu ve
gastrointestinal ameliyat geçirmiş hastalarda kullanımı özel bir
dikkat gerektirir. Ağırlıklı olarak böbrekler tarafından ve değişmeden
atılır. Bu nedenle, böbrek yetmezliği vakalarında dozun düşürülmesi ve
tedavi için etkili ilaç dozunun titrasyon ile bulunması gerekir.
Gebeliğin erken döneminde mutlaka gerekli olmadan hiçbir ilaç
kullanılmaması yönünde oluşmuş tıbbi ilke göz önünde tutulmalıdır.
Duyarlı kişilerde aşırı duyarlılık reaksiyonları gelişebilir.

Yan Etkileri:

Vejetatif sinir sistemi üzerine kendine özgü istenmeyen fonksiyonel
etki gösterebilir. Muskarinik yan etkiler bulantı, kusma, ishal,
barsak spazmları, barsak motilitesi ve bronş sekresyonunda artma,
siyalore, göz yaşarması, bradikardi ve miyozis tarzında ortaya
çıkabilir. Nikotinik yan etkiler başlıca kas krampları,
fasikülasyonlar ve kas güçsüzlüğü tarzındadır. Diğer brom içeren
ilaçlar gibi, bazı seyrek olgularda, ilacın kesilmesinden hemen sonra
kaybolan deri döküntülerine neden olabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Piridostigmin bromür, kürar cinsinden nondepolarizan kas
gevşeticilerin etkisini antagonize eder. Atropin, piridostigminin
özellikle bradikardi ve sekresyon artışı gibi kolinerjik etkilerini
engeller.

Yorum Yap

M-ESLON (Mikropellet Kapsül)

Kullanım Şekli:

Önerilen erişkin dozu 12 saat arayla günde 2 kez 10 mg’lık 1
kapsüldür. Dozaj ağrının şiddetine ve uygulanan diğer analjezik
tedavilere göre değişkenlik gösterir. Eğer ağrı azalmıyorsa veya
morfine karşı tolerans gelişmişse 10, 30, 60 ve 100 mg’lık M-Eslon
mikropellet kapsüller değişik kombinasyonlarda veya tek başına
kullanılarak doz artırılmalıdır. Dozlar arasındaki 12 saatlik süre
korunmalıdır. Kapsüller çiğnenmeden yutulmalıdır.

Endikasyonları:

Şiddetli kronik ağrılar ve/veya diğer analjeziklere dirençli kanser
ağrılarında kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Bu grup ilaçlar, solunum sistemi depresyonu, obstrüktif solunum yolu
hastalıkları veya solunum ile ilintili hastalıkları (astım gibi) olan
vakalarda uygulanmamalıdır. İlaç bağımlılığı olan veya bu yönde
eğilimi olan vakalarda uygulanmaz. Etken maddeye ve diğer narkotik
analjeziklere aşırı duyarlılığı olduğu bilinen vakalarda
kontrendikedir. Prostat büyümelerinde kullanılmaz, tam blok
oluşturabileceği için mesane duvarı yırtılmalarına sebeb olabilir.
Epilepsilerde, kafa içi basıncının yüksek olduğu durumlarda, böbrek
üstü bezi disfonksiyonlarında kullanılmamalıdır. Akut karaciğer
yetmezliği veya karaciğerde işlev kaybıyla birlikte olan vakalarda,
hamilelerde, emzirenlerde, bebeklerde ve pre-operatif yatıştırıcı
olarak uygulanmaz. Nedeni bilinmeyen akut abdominal sendrom, kraniyal
travma ve intrakraniyal basınç artışı, konvülzif durumlar, akut
alkolik intoksikasyon ve delirium tremens, 30 aylıktan küçük çocuklar
ve MAO inhibitörleriyle tedavi durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:

Morfin narkotik bir ilaçtır ve tekrarlayan uygulamalarda fiziksel bağımlılık,
psişik bağımlılık ve tolerans gelişir. Uzun süreli kullanımlardan
sonra ilacın aniden kesilmesi yoksunluk sendromuna neden olur. Yaşlı
hastalarda, hepatik ve/veya renal fonksiyon bozukluğu olan hastalarda,
hipotiroidizmde veya surrenal yetmezlikte, şokta, uretroprostatik
hastalık nedeniyle üriner retansiyon riski olan hastalarda dikkatle
kullanılmalı, gerekirse dozaj azaltılmalıdır. Morfin, plasenta
bariyerini hızla aşar. Doğumun 2. safhasında (serviks dilatasyonu 4-5
cm) veya prematüre doğumlarda, yenidoğan infantta sekonder
respiratuvar depresyon riskinden dolayı kullanılmamalıdır. Anne morfin
bağımlısıysa, yenidoğan infantta konvülziyonlar, irritabilite, koma,
letaliteyle seyredebilen yokluk sendromuna neden olabilir. Yan etki
ortaya çıkması halinde veya kullanan vakanın hamile olduğunun
anlaşılması gibi durumlarda ilaç derhal kesilmelidir. Diğer bütün
narkotik analjeziklerde olduğu gibi yaşlılarda, böbrek ve kronik
karaciğer yetmezliği vakalarında doz azaltılarak verilmelidir.
Paralitik ileus şüphesi olan vakalarda uygulanmamalıdır veya tedavi
sırasında paralitik ileus oluştuğundan şüphelenirse derhal tedavi
kesilmeli ve gerekli destekleyici tedbirler alınmalıdır. Sedatif
etkisi nedeniyle araba kullanma veya beceri isteyen makine kullanma
yeteneğinde önemli azalmalara yol açabilir. Bunun yanısıra alkol veya
diğer santral sinir sistemi depresanı özelliklere sahip ilaçlarla
birlikte uygulama bu depresan etkisinin şiddetlenmesine yol açar.

Yan Etkileri:

Önerilen dozlarda en sık görülen yan etkiler bulantı, konstipasyon ve
bazan da kusmadır. Bu durum ilaç kesilmesini genellikle gerektirmez ve
tedavinin devamında azalarak kaybolabilir. Ancak gerekmesi halinde bir
antiemetik kullanımında sakınca yoktur. Oluşabilecek diğer yan
etkiler: Sedasyon veya eksitasyon (özellikle yaşlı hastalarda,
delirium ve halüsinasyonların oluştuğu hastalarda), intrakraniyal
basınç artışı (ki, bu da serebral yakınmaları alevlendirebilir), safra
kanalında basınç artışı, üretral stenoz veya prostatik adenoma
olgularında üriner retansiyon. Terapötik dozlarda hafif respiratuvar
depresyon şiddetli ve fatal olabilir. Yoksunluk sendromunda şu
belirtiler görülebilir: Esneme, midriyazis, lakrimasyon, burun
akıntısı, burun çekme, kas kontraksiyonları, baş ağrısı, asteni,
terleme, anksiyete, irritabilite, uykusuzluk, ajitasyon, iştahsızlık,
bulantı, kusma, kilo kaybı, diyare, dehidratasyon, kollarda-bacaklarda
ağrı, abdominal ve müsküler kramp, taşikardi, hızlı solunum,
hipertermi ve hipertansiyon. Ayrıca yorgunluk, depresyon hali veya
çevreye ilgisizlik, kabızlık (bu durumda sürekli lifli gıdalar
verilmeli veya laksatifler uygulanabilir), sindirim sisteminde
kramplar, öksürük refleksinde kesilme, safra akımında azalma ve
bununla ilintili sindirim sistemi şikayetleri, bradikardi, baş
dönmesi, hipotansiyon ortaya çıkabilmektedir. Miyozis, libido
azalması, kaşıntı ile birlikte deri döküntüleri ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:

MAO inhibitörleriyle tedaviye ara verdikten sonra en az 15 gün içinde
narkotik analjezikler kullanılmamalıdır. Pethidinle birlikte kullanım
sonucu ciddi veya fatal olaylar gözlenmiştir. Bu tür reaksiyonların
diğer santral analjeziklerle oluşup oluşmadığı bilinmemektedir. SSS
depresanları ve trisiklik antidepresanlar morfinle birlikte
kullanıldıklarında morfinin etkisini ve aşırı dozaj riskini
artırırlar.

Yorum Yap

METİLER (ampul)

Kullanım Şekli:

Doğum sonrası kanamalar, uterus subenvolüsyonu, lochie retansiyonu ve
fonksiyonel uterus kanamalarında her 2-4 saatte bir 1/2-1 ampul, diğer
durumlarda ise tek doz halinde 1/2-1 ampul i.m. veya i.v. uygulanır.

Endikasyonları:

Doğum, düşük ve küretaj sonrası atoni ve kanamaların profilaksisi ve
tedavisinde, postpartum devrede uterus involüsyonunun gecikmesi (subinvolutio
uteri) ve postpartum uterus atonisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Hipertansiyonda, toksemide, gebelik süresinde, aşırı duyarlıkta,
obliteratif vasküler hastalıklarda, böbrek ve karaciğer
hastalıklarında; doğumu oluşturmak için veya tehlikeli spontane
düşükte kulanılmamalıdır.

Uyarılar:

Diğer ergo alkaloidlerine tolerans göstermeyen kişiler metilergobasine de
göstermezler. Kullanıldığı sürece, aşırı sigara içilmemelidir.
Metilergobasin gebelik süresince kontrendikedir. Uterusta azalan kan
akışı sonucu fetüs oksijensiz kalabilir, uterusta tetanik kasılmalar
oluşabilir, fetüsün hayatı tehlikeye girebilir. Plasentanın gelişinden
önce verilmemelidir. Gelişten önce verilen yüksek bir metilergobasin
dozu, uterus tetanisi sonucu bebekte bir kısım sorunlar, hipoksi, kafa
içi hemoraji ortaya çıkarır ve plasenta kaptivasyonuna neden olur.
Uterusun aşırı kasılması ikiz gebeliğin hatalı tanısına yol açar. Ergo
alkaloidleri anne sütü ile salgılandıklarından, metilergobasin için de
bir risk gözönüne alınmalıdır. Bu ilacın laktasyonu inhibe ettiği de
bildirilmemiştir. Doğum sonrasından derhal sonra prolaktin
salgılanması ile metilergobasin karışıklık yapabilir. Yalnız, uzun
süre kullanmada laktasyonda azalma veya gecikme olabilir.
Yenidoğanlarda metilergobasinin eliminasyonu uzayabilir Neonatlara
metilergobasinin dikkatsizce verilmesi solunum depresyonu, miyoklonik
hareketler, purpurik semptomlar, orta-derecede sarılık, ve ciddi
periferal vasokonstriksiyonlar yapmıştır.

Yan Etkileri:

Göğüste ağrı, ciddi ve ani başağrısı, deride kaşıntı, kollarda bacaklarda veya
sırtta ağrı, soluk el ve ayak, ayaklarda halsizlik, soluk alışın
kısalması ender gözlenir. Kramp, kusma, bulantı özellikle intravenöz
uygulamada olur. Konvüzyon, ishal, başdönmesi, kulaklarda çınlama,
normal dışı terleme, palpitasyon, solunum darlığı daha az olarak
ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Ergo alkaloidleri, diğer vazokonstriktörler, lokal anesteziklerde bu
maddeleri içeren ilaçlarla dikkatli kullanılmalıdır. Vazopresörlerle
birlikle kullanımı vazokonstriksiyonu arttırır; bunun için doz ayarı
yapılması zorunludur. Sempatomimetik presör aminlerin presör etkisi
muhtemel ciddi hipertansiyon ile ve serebral kan damarlarının kopması
sonucu yükselebilirler. Aşırı sigara içilmesi vazokonstriksiyonu
arttırabilir. Fizyolojik bakımdan serum prolaktin konsantrasyonları
azalabilir. Koroner /arteriyal hastalıklar (vazospasm anjina veya
miyokard enfarktüsü yapabilir); hepatik fonksiyon bozukluğu (ergo
zehirlenmesinde bozuk metabolizma oluşabilir); hipertansiyon, ciddi ve
doğum toksemisi içeren hipertansiyon (tehlikeli duruma yönelebilir);
oklusif periferal vasküler hastalıklar (tehlikeli duruma yönelebilir);
renal fonksiyon bozukluğu, sepsisde (metilergobasin etkilerine karşı
muhtemel bir duyarlılık artışı) kullanılması dikkatle incelenmelidir.
Kan basıncının tayini, nabız oranının tayini ve uterusun yanıtını
incelemek gerektiğinde hasta monitöre bağlanmalıdır.

Yorum Yap

METHOTREXATE AMPHAR (Ampul)

Kullanım Şekli:

Trofoblastik tümörlerde 5 gün süreyle i.m yoldan günde 15-30 mg
uygulanır. Daha sonra bir hafta ara verilerek toksik etkilerin ortadan
kalkması sağlanır ve aynı doz tekrarlanır. Bu uygulama en az 4 kez
yinelenir.

Endikasyonları:

Trofoloblastik neoplazmalar ve lösemi gibi neoplastik hastalıkların ve
diğer tedavi şekillerine cevap vermeyen ağır rekalsitran psoriazis
vakalarının tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Böbrek ve karaciğer fonksiyon bozuklukları ve önceden bilinen kan
diskrazilerinde (örneğin kemik iliği hipoplazisi, lökopeni,
trombositopeni veya anemi) kontrendikedir.

Uyarılar:

Yalnızca antimetabolik kemoterapi konusunda uzmanlaşmış doktorlar
tarafından kullanılmalıdır. Muhtemel fatal veya ağır toksik
reaksiyonların varlığı nedeniyle hasta tedaviyle ilgili aydınlatılmalı
ve tedavi boyunca yakın tıbbi takip altında bulunmalıdır. Psoriazisin
metotreksat ile tedavisinde ölümler rapor edilmiştir. Psoriazis
tedavisinde, teşhis, biopsi ve dermatolojik konsültasyondan sonra
uygulama yapılmalıdır. Diğer durumlarda yani şiddetli rekalsitrant
tipindeki gibi uygun şekilde cevap vermeyen formlara uygulanması
kısıtlıdır. Kemik iliğinde belirgin depresyona , anemiye, lökopeniye,
trombositopeniye ve kanamalara neden olabilir. Özellikle yüksek
dozlarda veya uzun süreli tedavilerde hepatotoksik olabilmektedir.
Karaciğer atrofisi, nekroz, siroz, yağlı dejenerasyon ve periportal
fibroz bildirilmiştir. Değişiklikler önceden gastrointestinal ve
hematolojik toksisite ile kendini göstermediğinden, hepatik
fonksiyonların tedaviden önce kontrol edilmesi ve tedavi boyunca
düzenli aralarla izlenmesi şarttır. Karaciğer yetersizliği veya hasarı
bulunması halinde bu konuya özel dikkat gösterilmelidir. Tedavi
süresince hepatotoksisite potansiyeli olan drogların (alkol dahil)
kullanılmasından kaçınılmalıdır. Fetal ölümlere ve/veya konjenital
anomalilere neden olmuştur. Bu nedenle hamile kadınlarda kullanılması,
tedavinin faydalarının riskler; ne baskın geleceğine ait kanıt
bulunmadığı sürece, önerilmemektedir. Psoriazisli hamile kadın
hastalar kullanmamalıdır. Renal fonksiyon yetersizliği genelde
kontrendikasyon teşkil eder. Diyare ve ülseratif stomatatit sık
görülen toksik etkiler olup tedaviye ara verilmesini gerektirir. Aksi
halde hemorajik enterit veya intestinal perforasyona bağlı ölümler
görülebilir. Kullanıldığı süre içerisinde gametogenezi etkiler ve
fertilitide azalmaya neden olur, bu azalmanın tedavinin kesilmesiyle
normale döndüğü düşünülmektedir. Tedavi süresince ve bunu takip eden 6
ayda konsepsiyon önlenmelidir. Hasta ve eşleri bu konuda
bilgilendirilmelidir. Bağışıklığı baskılayıcı etkisi bulunmaktadır ve
aşılara olan immünolojik cevabı azaltabilir. Hastanın immün cevabının
önemli ve gerekli olduğu durumlarda bu etki özellikle göz önüne
alınmalıdır. İmmünosupresif tedavi gören hastalarda infeksiyonlara
karşı direnç azalacağından tedavi süresince enfeksiyon riski olan
ortamlardan kaçınmaları gerekir. Aşırı toksiktir. Genellikle doza
bağımlı, yüksek potansiyel toksisitesi nedeniyle yalnızca
antimetabolit kemoterapi hususunda deneyimli doktorlar tarafından
sürekli kontrol altında tutabilecekleri hastalarında kullanılmalıdır.
Sık görülen hematopoietik baskılama nedeniyle hastaya tedavi öncesi ve
tedavi süresince periyodik olarak hematolojik tetkikler yapılmalıdır.
Bu baskılanma aniden ve görünüşte emniyetli dozlarda ortaya çıkabilir,
ve kan hücre sayımlarında tespit edilecek anlamlı bir düşüşte ilaç
derhal kesilmeli ve uygun tedaviye, geçilmelidir. Tedavi öncesinden
kemik iliği aplazisi, lökopeni, trombositopeni veya anemi bulunan
habis hastalıklarda ilaç, kullanımı gerekli bulunuyorsa, çok dikkatli
uygulanmalıdır. Renal yetmezlik halinde kullanıldığı takdirde toksik
olabilecek düzeylerde birikim söz konusu olmaktadır. Bu birikim de
yine böbreklere toksik etki ile fonksiyon bozukluğunu
arttırabilmektedir. Bu nedenle tedaviden önce ve tedavi süresince
böbrek fonksiyonları yakın izlenmeli, anlamlı fonksiyon bozukluğu
saptanmasa bile tedavi azami dikkatle uygulanmalıdır. Böbrek
fonksiyonları düzelene kadar ilaç dozu azaltılmalı veya tedaviye ara
verilmelidir. Tam kan, hematokrit, tam idrar, böbrek fonksiyon
testleri, karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. Ayrıca akciğer
grafisi de tavsiye edilir. Amaç herhangi bir organ disfonksiyonu veya
sistem bozukluğunu ortaya koymaktır. Tüm testler tedaviden önce,
tedavi süresince belli aralıklarla ve tedavi sonlandıktan sonra tekrar
edilmelidir. Uzun süreli veya yüksek dozda tedavi uygulandığında takip
amacı ile karaciğer iğne biyopsisi ve/veya kemik iliği aspirasyon
biyopsisi yapılması yararlı ve önemli olabilir. Enfeksiyon hallerinde,
peptik ülser, ülseratif aktif varlığında yatalak hastalarda,
çocuklarda ve yaşlılarda azami dikkatle kullanılmalıdır. Tedavi
esnasında ağır lökopeni oluşması halinde bakteriyel enfeksiyon ciddi
bir tehdit oluşturur. Bu durumda genellikle ilacın kesilmesi ve uygun
antibiyotik tedavisi endikedir. Ağır kemik iliği depresyonlarında kan
ve trombosit transfüzyonları gerekli olabilir. İmmünosüpresif etkisi
olduğu bildirilmiştir; bu nedenle de immün cevabın önemli olduğu
hastalarda ilacın kullanılmasına bu faktör gözönünde bulundurularak
karar verilmelidir.

Yan Etkileri:

En önemli advers reaksiyonlar arasında ülseratif stomatit, lökopeni,
bulantı ve abdominal distres sayılabilir. Bildirilen diğer advers
reaksiyonlar ise halsizlik, çabuk yorulma, titreme ve ateş, şuur
bulanıklığı ve enfeksiyona karşı direnç azalması olarak özetlenebilir.
Genel olarak advers reaksiyonların sıklığı ve şiddeti doza bağımlıdır.
Cilt: Eritematöz döküntüler, kaşıntı, ürtiker, fotoduyarlılık,
depigmentasyon, alopesi, ekimoz telanjiektazi, akne ve fronkül. Aynı
anda UV’ye maruz kaldığında psoriazis lezyonları artabilir. Kan: Kemik
iliği depresyonu, lökopeni, trombositopeni , anemi, hipogamaglobulinemi,
değişik yerlerden hemoraji, septisemi. Sindirim Sistemi: Jinjivit,
faranjit, stomatit, anoreksi, kusma, diyare, hematemez, melena, GI
ülserasyonlar ve kanama, enterit, akut karaciğer atrofisi ile sonlanan
hepatik toksisite, nekroz, yağlı dejenerasyon, periportal fibroz ve
hepatik siroz. Ürogenital Sistem: Renal yetmezlik, azotemi, sistit,
hematüri, oogenez ve spermatogenezde bozukluklar, geçici oligospermi,
menstrüal disfonksiyon, infertilite, abatus, fetal defektler, ağır
nefröpati. Merkez Sinir Sistemi: Baş ağrıları, dalgınlık, bulanık
görme, afazi, hemiparazi ve konvülziyonlar, muhtemelen kanamaya veya
intraarteriyel kateterizasyon komplikasyonlarına bağlı. İntratekal
uygulamadan sonra konvülziyon, parezi, Guillan-Barre sendromu ve BOS
basınç artışı gözlenmiştir. Bildirilen diğer komplikasyonlar arasında
pnömonitis, metabolik değişiklikler, diyabetin ağırlaşması,
osteoporotik etkiler, doku hücrelerinde abdominal değişiklikler ve
hatta ani ölümler bulunmaktadır.

İlaç Etkileşimleri:

Absorbsiyondan sonra serum albuminine kısmen bağlanır. Toksisite,
metotreksatın, salisilatlar, sülfonamidler, fenitoin ve tetrasiklinin,
kloramfenikol ve p-aminobenzoik asit gibi antibakteriyel ajanlarda yer
değiştirmesi sonucu artabilir. Özellikle salisilatlar ve sülfonamidler
gibi olan bu ilaçların antibakteriyel, hipoglisemik ve diüretik
etkileri görülünce metotreksatlar aynı anda verilmez. Folik asid veya
türevlerini, içeren vitamin ve preparatları metotreksata verilen
cevabı değiştirilebilir.

Yorum Yap

METORFAN (Draje)

Kullanım Şekli:

Günlük doz 2-4×1 drajedir.

Endikasyonları:

Öksürük ve konjesyon belirtilerinin tedavisinde, üst solunum yolları
hastalıklarında ve alerjik rinitte kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Bileşiminde bulunan maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı
olduğu bilinenlerde, monoamin oksidaz (MAO) tedavisi görenlerde ya da
son 14 gün içinde bu tür ilaç kullananlarda, böbrek yetmezliğinde,
ağır hipertansiyon koroner arter hastalığı bulunanlarda, gebelik ve
emzirme döneminde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Hafif yada orta derecede hipertansiyonlu hastalarda, hipertiroidi ve prostat
hipertrofisinde, dar açılı glokomda, prodüktif öksürüklü kronik
akciğer hastalıklarında ve diyabetli hastalarda kullanılırken dikkatli
olunmalıdır. Ağır karaciğer yetmezliği bulunanlarda doktor tavsiyesi
olmadan kullanılmamalıdır. Uyuklama ve dikkat kaybına yol
açabileceğinden hastaların taşıt ve makine kullanmamaları önerilir.
Alkolün ve diğer merkezi sinir sistemi depresanlarının etkilerini
güçlendireceğinden alkollü içeceklerle birlikte kullanılmamalıdır.
Semptomlarda 7 gün içerisinde iyileşme görülmezse veya yüksek ateş
durumunda ilaç kesilmeli ve doktora danışılmalıdır.

Yan Etkileri:

Epigastik rahatsızlık hissi, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal ya da
kabızlık, taşikardi, palpitasyon, EKG değişiklikleri, aritmi,
hipotansiyon ve hipertansiyon, bronşiyal salgılarda koyulaşma, aşırı
duyarlılık reaksiyonları, ışığa duyarlılık ve kimyasal olarak benzer
preparatlara çapraz duyarlılık görülebilir. özellikle prostat
hipertrofisi olanlarda idrar retansiyonu görülebileceği
bildirilmiştir. Seyrek olarak görülen yan etkiler: Baş dönmesi,
tremor, nadiren halüsilasyon, uyku bozukluğu, baş ağrısı, koordinasyon
güçlüğü, deri döküntüleri, fotosensitive, boğaz kuruluğu.

İlaç Etkileşimleri:

Monoamin oksidaz (MAO) inhibitörleri, alfa-adrenerjik blokerler,
alkol, hipnotik ve trankilizan ilaçlar, atropin, trisiklik
antidepresan ilaçlar, temazepam, antihistaminikler, narkotik
analjezikler ve SSS depresanları ile kullanılmamalıdır. Genetik
polimorfizmi test etmekte kullanılan debrizokin maddesi ile etkileşim
gösterebilir. Antihipertansif ya da antidepresan ilaçlar kullananlar
hekime danışmadan kullanmamalıdır.

Yorum Yap