EMEDUR (Ampul)

Kullanım Şekli:
Ortalama yetişkin dozu günde 3-4 kez 1 ampul, gluteus bölgesinin dış
üst bölümüne derin olarak yapılmalıdır. Damar içine uygulanmamalıdır.

Endikasyonları:

Bulantı ve kusmanın kontrolünde kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Trimetobenzamide ve müstahzarların supozituvar formlarının içerdiği
benzokaine karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Akut ateşli hastalıklar, ensefalitiler, gastroenterit, dehidratasyon ve
elektrolit dengesizliği halinde trimetobenzamid ve diğer
antiemetiklerle veya antiemetik kullanmaksızın özellikle çocuklar,
yaşlılar ve zayıf kişilerde SSS reaksiyonları (örn. opistotonus,
konvülziyonlar, koma ve ekstrapiramidal semptomlar) bildirilmiştir. Bu
gibi durumlarda özellikle yakın geçmişte fenotiyazin türevleri,
barbitürat ve belladon türevi gibi SSS’ni deprese eden ajanları
kullananlarda trimetobenzamid ihtiyatla kullanılmalıdır. Şiddetli
kusmalarda yalnızca antiemetik verilmemeli, kusmanın nedeni
belirlenmelidir. Herşeyden önce kaybolan vücut sıvısınının yeniden
sağlanması, elektrolit dengesinin düzeltilmesi, ateşin düşürülmesi ve
kusma nedeninin ortadan kaldırılması üzerinde durulmalıdır. Aşırı
hidratasyondan kaçınılmalıdır, çünkü serebral ödem oluşabilir.
Trimetobenzamidin antiemetik etkisi apandisit gibi olguların teşhisini
veya diğer ilaçların doz aşımına bağlı toksik belirtilerinin
anlaşılmasını güçleştirebilir. Çocukların kusmalarında trimetobenzamid
kullanırken tedbirli olunmalıdır, çocukların basit kusmalarında
antiemetikler verilmemelidir, yalnızca nedeni bilinen kusmalarda
kullanılmalıdır, çünkü santral sinir sistemine etki eden
antiemetiklerin virüs enfeksiyonlarıyla birleştiğinde REYE sendromunun
gelişmesine neden olabileceği düşünülmektedir. REYE sendromu
çocuklarda, ölümle sonuçlanabilen akut ensefalopatidir. Bu kuşkuyu
doğrulayan herhangi bir bulgu olmadığı halde tedbirli olunması
önerilir. Trimetobenzamide bağlı olarak ortaya çıkabilecek
ekstrapiramidal semptomlar, kusmaya neden olan teşhis edilmiş
hastalığın, örneğin REYE sendromu veya diğer ensefalopatilerin SSS
belirtileriyle karışabilir. Trimetobenzamid uyku hali oluşturabilir.
Bu nedenle hastanın ilaca kişisel tepkisi anlaşılıncaya kadar motorlu
araç ve tehlikeli makineleri kullanmamaları önerilir. Trimetobenzamid
alkolle birlikte kullanılmamalıdır. Trimetobenzamidle yapılan
çalışmalarda, sıçan ve tavşanlarda teratojenik etki görülmemiştir.
Gebelerde ve emziren annelerde yeterli çalışmalar yapılmadığı için
güvenilirliği yeterince kanıtlanmamıştır. Bu nedenle gebelerde,
emziren annelerde kullanılması sakıncalı olabilir.

Yan Etkileri:

Aşırı duyarlılık reaksiyonları ve parkinson benzeri semptomlar
bildirilmiştir. Kan diskrazileri, görme bulanıklığı, konvülziyon,
diyare, depresyon, baş dönmesi, baş ağrısı, uyuşukluk, sarılık, kas
krampları ve opistotonus bildirilmiştir. Bunlardan herhangi biri
görüldüğünde ilacın kullanımına son verilmelidir. Alerjik tipte deri
reaksiyonları görülmüştür. İlk duyarlılık belirtisinde ilacın
kullanımı hemen durdurulmalıdır. Belirtiler zamanla kaybolabildiği
gibi bazı olgularda semptomatik tedavi gerekebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Trimetobenzamid trisiklik antidepresanlar, SSS’ne etkili
antihipertansifler, SSS depresanları, parenteral magnezyum sülfatla
etkileşebilir, trimetobenzamidin veya bu ilaçların etkileri artabilir.
Trimetobenzamid sisplatin, paromomisin, salisilatlar ve vankomisin
gibi ototoksik ilaçların kulak çınlaması ve baş dönmesi gibi
belirtilerini maskeleyebilir.

Leave a Comment

EMADINE (Oftalmik Solüsyon)

Kullanım Şekli:
Etkilenen her göze günde iki kere 1 damla kullanılır. Gerekirse günde
dört kez 1 damlaya kadar çıkarılabilir.

Endikasyonları:
Allerjik konjunktivit belirti ve semptomlarında geçici rahatlama
sağlanmasında endikedir.

Kontrendikasyonları:
Emedastin difumarata yada formülündeki herhangi bir bileşene aşırı
hassasiyet gösterenlerde kontrendikedir.

Uyarılar:

Damla benzalkonyum klorür içermesi nedeniyle kontakt lens kullanan hastalar,
gözlerinde lens bulunurken damlayı kullanmamalı ve damlatma işleminden
sonra kontakt lensi takmak için en az 10 dakika beklemelidirler.
Uygulama sonrasında geçici olarak bulanık görmeye neden olabilir. Bu
nedenle araç ve makine kullanırken dikkatli olunmalıdır. İlaç
açıldıktan sonra 1 ay içinde tüketilmelidir. Karsinejenik ve mutajenik
olmadığı gözlenmiştir. İnsanda oküler kullanım için önerilen maksimum
seviyeden 15000 kat fazla uygulandığı sıçanlarda fertilitede ve üreme
kapasitesinde bozukluğu gösteren bir kanıta gebelik kategorisi B’dir.
Gebelik ve emzirme dönemindeki kadınlar ancak beklenen yararlılığın
söz konusu riskten daha üstün olması durumunda kullanılmalıdır. 3
yaşından küçük çocuklarda güvenlik ve etkinliği kanıtlanmamıştır.

Yan Etkileri:

En çok rastlanan yan etki %11 oranında baş ağrısıdır. Hastaların %5′inden
daha azında rapor edilen yan etkiler; asteni, kötü tat, bulanık görüş,
yanma veya batma, korneal sızmalar, korneal lekelenme, dermatit,
rahatsızlık hissi, kuru göz, yabancı cisim duyarlılığı, hiperemi,
keratit, rinit, sinüzit ve göz yaşıdır.

Leave a Comment

ENAPRİL (Tablet)

Kullanım Şekli:

Günlük doz hipertansiyonda başlangıç için 1×5 mg ve daha sonra elde edilen
cevaba göre 1-2×10-40 mg’dır. Hasta aynı zamanda diüretik tedavisi
görmekteyse başlangıç dozu günde 2.5 mg’dır. Konjestif kalp
yetmezliğinde dijital ve/veya diüretik tedavisine yardımcı olarak
başlangıçta 2.5 mg ve daha sonra 10-20 mg uygulanır.

Endikasyonları:
Esansiyel hipertansiyon ve renovasküler hipertansiyonun tedavisinde
endikedir. Hipertansiyonda tek başına veya özellikle tiyazid grubu
diüretikler olmak üzere diğer antihipertansif ajanlarla birlikte
kullanılabilir. Diğer tedavilere yanıt vermeyen konjestif kalp
yetmezliğinde diüretik ve/veya dijital ile kombine olarak da
kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Etken maddeye aşırı duyarlı hastalarda, geçmişinde ADE inhibitörlerine bağlı
anjiyoödem öyküsü olanlarda ve gebelikte kontrendikedir. Çocuklarda ve
süt veren annelerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Tek başına enalapril tedavisi gören ve komplike olmayan hipertansif
hastalarda hipotansiyon riski seyrek görülmekteyse de ciddi kalp
yetmezliği, hiponatremi, yüksek doz diüretik kullanımı, yakın zamanda
aşırı diürez veya diüretik dozunda artış, renal dializ, ciddi volüm
düşmesi ve tuz kaybı gibi şartların var olması halinde hipotansiyon
riski yüksek olup, diğer ADE inhibitörlerinde görüldüğü gibi,
özellikle renal fonksiyonların renin-anjiotensin-aldosteron sistemine
bağlı olduğu ciddi kalp yetmezliklerinde oliguri ve/veya progresif
azotemi ve nadiren akut böbrek yetmezliğiyle assosiye olabilir. Geçici
hipotansiyon kan basıncının kontrol altına alınması halinde tedaviye
ara verilmesini gerektirmez. Semptomatik hipotansiyon oluşması halinde
enalapril dozunun azaltılması veya enalapril ya da diüretiğin
kesilmesi gerekebilir. Hipotansiyon riski olan hastalarda tedavi yakın
kontrol altında başlatılmalı ve ilk iki hafta boyunca izlenmelidir.
Diğer ADE inhibitörleriyle olduğu gibi enalapril ile tedavi gören
hastalarda yüz, dil, dudak, ekstremiteler ve boğazda anjiyoödem
oluşabilir. Larenks ödeminin de beraber görüldüğü anjiyoödem özellikle
ilk dozdan sonra oluşur. Yüz, dil, dudaklarda şişme, yutmada ve nefes
almada güçlük gibi ilk belirtilerin görülmesi halinde tedavi hemen
kesilmeli ve uygun önlemler alınmalıdır (1/1000′lik (0.3-0.5 ml)
adrenalin çözeltisi, s.c.). Böbrek yetmezliği, diabetes mellitus,
potasyum tutucu diüretikler, potasyum takviye ediciler veya potasyum
içeren tuzlar gibi hiperkalemiye yol açacak unsurların varlığında
enalapril tedavisi çok dikkatli yapılmalıdır. Enalapril böbrek
fonksiyonlarının bozuk olduğu hastalarda özellikle diüretiklerle
birlikte kullanıldığı zaman kan, üre ve serum kreatinin düzeylerinde
yükselmeye neden olabilir. Bu artış diüretiğin ve/veya enalaprilin
dozunun azaltılması ya da kesilmesiyle geri döner. Tek veya iki
taraflı renal arter stenozu olan kişilerde böbrek fonksiyonları
tedavinin ilk birkaç haftası boyunca kontrol edilmelidir. Böbrek
fonksiyon bozukluğu olanlarda, özellikle vasküler kollajen
rahatsızlığın varlığı halinde agranülositoz ve kemik iliği depresyonu
ihtimali dikkate alınmalı ve düzenli kan kontrolleri yapılmalıdır.
Tedavi sırasında ortaya çıkacak enfeksiyon belirtileri dikkate
alınmalıdır. ADE inhibitörleriyle tedavi sırasında kuru ve inatçı
öksürük görülebilir. Tedavinin kesilmesiyle kaybolur. Büyük cerrahi
girişimlerde, hipotansif ajanlarla anestezi sırasında kompanzatuvar
renin salınımına bağlı oluşan anjiyotensin II enalapril bloke
edebilir. Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda fötal
toksisitesi olduğunu göstermiştir. İkinci ve üçüncü trimesterdeki ilaç
kullanımı sonrasında yenidoğanlarda oligohidramnios, hipotansiyon,
oliguri, anuri olguları ve kafatası kemikleşmesinde bozukluklar
bildirilmiştir. anne sütüne geçip geçmediği hakkında bir bilgi yoktur.
Bu nedenle emziren annelerde kullanılması gerektiğinde dikkatli
olunmalıdır.

Yan Etkileri:

En sık görülen yan etkiler baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk hissidir. Çok
seyrek olarak ta sinirlilik, uykusuzluk, parestezi, somnolans,
postural hipotansiyon, senkop, palpitasyon, göğüs ağrısı, taşikardi,
bradikardi, karın ağrısı, bulantı, kusma, diyare, dispepsi, nötropeni,
agranülositoz, trombositopeni, hemoglobin ve hematokrit değerlerinde
düşüş, öksürük, dispne, kan üre azotu ve kreatinin düzeylerinde geçici
yükselme, proteinüri, glikozüri, cilt döküntüleri, tat kaybı, kas
krampları, impotens, libido azalması, anjiyonörotik ödem,
hiperpotasemi ve işitme kaybı gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Diüretikler ve diğer antihipertansiflerle birlikte kullanıldığında
enalaprilin hipotansif etkisi artabilir. Potasyum tutucu diüretiklerle
birlikte kullanılması sakıncalıdır. Tiyazid grubu diüretiklerin yol
açtığı potasyum kaybını azaltır. Prostaglandin sentezini inhibe eden
non-steroid antienflamatuvarlar enalaprilin hipotansif etkisini
azaltabilirler. Lityum tedavisi altındaki hastalarda kullanılması
serum lityum düzeyini artırır.

yazı etiketi: hipertansiyon, hipertansiyon ilaçları, hipertansiyon ilaç isimleri, hipertansiyon ilaç fiyatları, enapril hipertansiyon ilacı, hipertansiyon tedavisi, kalp yetmezliği ilaçları, kalp yetmezliği ilaç isimleri, kalp yetmezliği ilaç fiyatları, kalp ilaçları, kalp ilaç isimleri, kalp ilaç fiyatları

Leave a Comment

ENALAP (Tablet)

Kullanım Şekli:
Esansiyel hipertansiyonda başlangıç dozu günde 1 kez olmak üzere 5
mg’dır. Dozaj sağlanan yarara göre ayarlanarak günde 1 ya da 2 kezde
verilmek üzere 10-40 mg’lık idame doza geçilir. Renovasküler
hipertansiyonda tedaviye 5 mg ile başlanır ve ihtiyaca göre doz
ayarlanır. Hastaların çoğu 20 mg’lık doza iyi yanıt verirler.

Endikasyonları:
Esansiyel hipertansiyon ve renovasküler hipertansiyonun tedavisinde
endikedir. Hipertansiyonda tek başına veya özellikle tiyazid grubu
diüretikler olmak üzere diğer antihipertansif ajanlarla birlikte
kullanılabilir. Diğer tedavilere yanıt vermeyen konjestif kalp
yetmezliğinde diüretik ve/veya dijital ile kombine olarak da
kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Etken maddeye aşırı duyarlı hastalarda, geçmişinde ADE inhibitörlerine bağlı
anjiyoödem öyküsü olanlarda ve gebelikte kontrendikedir. Çocuklarda ve
süt veren annelerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Tek başına enalapril tedavisi gören ve komplike olmayan hipertansif
hastalarda hipotansiyon riski seyrek görülmekteyse de ciddi kalp
yetmezliği, hiponatremi, yüksek doz diüretik kullanımı, yakın zamanda
aşırı diürez veya diüretik dozunda artış, renal dializ, ciddi volüm
düşmesi ve tuz kaybı gibi şartların var olması halinde hipotansiyon
riski yüksek olup, diğer ADE inhibitörlerinde görüldüğü gibi,
özellikle renal fonksiyonların renin-anjiotensin-aldosteron sistemine
bağlı olduğu ciddi kalp yetmezliklerinde oliguri ve/veya progresif
azotemi ve nadiren akut böbrek yetmezliğiyle assosiye olabilir. Geçici
hipotansiyon kan basıncının kontrol altına alınması halinde tedaviye
ara verilmesini gerektirmez. Semptomatik hipotansiyon oluşması halinde
enalapril dozunun azaltılması veya enalapril ya da diüretiğin
kesilmesi gerekebilir. Hipotansiyon riski olan hastalarda tedavi yakın
kontrol altında başlatılmalı ve ilk iki hafta boyunca izlenmelidir.
Diğer ADE inhibitörleriyle olduğu gibi enalapril ile tedavi gören
hastalarda yüz, dil, dudak, ekstremiteler ve boğazda anjiyoödem
oluşabilir. Larenks ödeminin de beraber görüldüğü anjiyoödem özellikle
ilk dozdan sonra oluşur. Yüz, dil, dudaklarda şişme, yutmada ve nefes
almada güçlük gibi ilk belirtilerin görülmesi halinde tedavi hemen
kesilmeli ve uygun önlemler alınmalıdır (1/1000′lik (0.3-0.5 ml)
adrenalin çözeltisi, s.c.). Böbrek yetmezliği, diabetes mellitus,
potasyum tutucu diüretikler, potasyum takviye ediciler veya potasyum
içeren tuzlar gibi hiperkalemiye yol açacak unsurların varlığında
enalapril tedavisi çok dikkatli yapılmalıdır. Enalapril böbrek
fonksiyonlarının bozuk olduğu hastalarda özellikle diüretiklerle
birlikte kullanıldığı zaman kan, üre ve serum kreatinin düzeylerinde
yükselmeye neden olabilir. Bu artış diüretiğin ve/veya enalaprilin
dozunun azaltılması ya da kesilmesiyle geri döner. Tek veya iki
taraflı renal arter stenozu olan kişilerde böbrek fonksiyonları
tedavinin ilk birkaç haftası boyunca kontrol edilmelidir. Böbrek
fonksiyon bozukluğu olanlarda, özellikle vasküler kollajen
rahatsızlığın varlığı halinde agranülositoz ve kemik iliği depresyonu
ihtimali dikkate alınmalı ve düzenli kan kontrolleri yapılmalıdır.
Tedavi sırasında ortaya çıkacak enfeksiyon belirtileri dikkate
alınmalıdır. ADE inhibitörleriyle tedavi sırasında kuru ve inatçı
öksürük görülebilir. Tedavinin kesilmesiyle kaybolur. Büyük cerrahi
girişimlerde, hipotansif ajanlarla anestezi sırasında kompanzatuvar
renin salınımına bağlı oluşan anjiyotensin II enalapril bloke
edebilir. Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda fötal
toksisitesi olduğunu göstermiştir. İkinci ve üçüncü trimesterdeki ilaç
kullanımı sonrasında yenidoğanlarda oligohidramnios, hipotansiyon,
oliguri, anuri olguları ve kafatası kemikleşmesinde bozukluklar
bildirilmiştir. anne sütüne geçip geçmediği hakkında bir bilgi yoktur.
Bu nedenle emziren annelerde kullanılması gerektiğinde dikkatli
olunmalıdır.

Yan Etkileri:

En sık görülen yan etkiler baş ağrısı, baş dönmesi ve yorgunluk hissidir. Çok
seyrek olarak ta sinirlilik, uykusuzluk, parestezi, somnolans,
postural hipotansiyon, senkop, palpitasyon, göğüs ağrısı, taşikardi,
bradikardi, karın ağrısı, bulantı, kusma, diyare, dispepsi, nötropeni,
agranülositoz, trombositopeni, hemoglobin ve hematokrit değerlerinde
düşüş, öksürük, dispne, kan üre azotu ve kreatinin düzeylerinde geçici
yükselme, proteinüri, glikozüri, cilt döküntüleri, tat kaybı, kas
krampları, impotens, libido azalması, anjiyonörotik ödem,
hiperpotasemi ve işitme kaybı gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Diüretikler ve diğer antihipertansiflerle birlikte kullanıldığında
enalaprilin hipotansif etkisi artabilir. Potasyum tutucu diüretiklerle
birlikte kullanılması sakıncalıdır. Tiyazid grubu diüretiklerin yol
açtığı potasyum kaybını azaltır. Prostaglandin sentezini inhibe eden
non-steroid antienflamatuvarlar enalaprilin hipotansif etkisini
azaltabilirler. Lityum tedavisi altındaki hastalarda kullanılması
serum lityum düzeyini artırır.

Leave a Comment

EMTHEXATE (Tablet)

Kullanım Şekli:
Metotreksat dozu, doz aralıkları, toplam doz, diğer sitostatik
ilaçlarla ve folinik asitle kombinasyon bilgimizin gelişmesine paralel
olarak sık sık değişime uğramaktadır. Metotreksat bu alanda deneyimli
ve son gelişmelerden haberdar hekimlerce uygulanmaktadır.

Endikasyonları:
Trofoloblastik neoplazmalar ve lösemi gibi neoplastik hastalıkların ve
diğer tedavi şekillerine cevap vermeyen ağır rekalsitran psoriazis
vakalarının tedavisinde endikedir.
Kontrendikasyonları:

Böbrek ve karaciğer fonksiyon bozuklukları ve önceden bilinen kan
diskrazilerinde (örneğin kemik iliği hipoplazisi, lökopeni,
trombositopeni veya anemi) kontrendikedir.

Uyarılar:
Yalnızca antimetabolik kemoterapi konusunda uzmanlaşmış doktorlar
tarafından kullanılmalıdır. Muhtemel fatal veya ağır toksik
reaksiyonların varlığı nedeniyle hasta tedaviyle ilgili aydınlatılmalı
ve tedavi boyunca yakın tıbbi takip altında bulunmalıdır. Psoriazisin
metotreksat ile tedavisinde ölümler rapor edilmiştir. Psoriazis
tedavisinde, teşhis, biopsi ve dermatolojik konsültasyondan sonra
uygulama yapılmalıdır. Diğer durumlarda yani şiddetli rekalsitrant
tipindeki gibi uygun şekilde cevap vermeyen formlara uygulanması
kısıtlıdır. Kemik iliğinde belirgin depresyona , anemiye, lökopeniye,
trombositopeniye ve kanamalara neden olabilir. Özellikle yüksek
dozlarda veya uzun süreli tedavilerde hepatotoksik olabilmektedir.
Karaciğer atrofisi, nekroz, siroz, yağlı dejenerasyon ve periportal
fibroz bildirilmiştir. Değişiklikler önceden gastrointestinal ve
hematolojik toksisite ile kendini göstermediğinden, hepatik
fonksiyonların tedaviden önce kontrol edilmesi ve tedavi boyunca
düzenli aralarla izlenmesi şarttır. Karaciğer yetersizliği veya hasarı
bulunması halinde bu konuya özel dikkat gösterilmelidir. Tedavi
süresince hepatotoksisite potansiyeli olan drogların (alkol dahil)
kullanılmasından kaçınılmalıdır. Fetal ölümlere ve/veya konjenital
anomalilere neden olmuştur. Bu nedenle hamile kadınlarda kullanılması,
tedavinin faydalarının riskler; ne baskın geleceğine ait kanıt
bulunmadığı sürece, önerilmemektedir. Psoriazisli hamile kadın
hastalar kullanmamalıdır. Renal fonksiyon yetersizliği genelde
kontrendikasyon teşkil eder. Diyare ve ülseratif stomatatit sık
görülen toksik etkiler olup tedaviye ara verilmesini gerektirir. Aksi
halde hemorajik enterit veya intestinal perforasyona bağlı ölümler
görülebilir. Kullanıldığı süre içerisinde gametogenezi etkiler ve
fertilitide azalmaya neden olur, bu azalmanın tedavinin kesilmesiyle
normale döndüğü düşünülmektedir. Tedavi süresince ve bunu takip eden 6
ayda konsepsiyon önlenmelidir. Hasta ve eşleri bu konuda
bilgilendirilmelidir. Bağışıklığı baskılayıcı etkisi bulunmaktadır ve
aşılara olan immünolojik cevabı azaltabilir. Hastanın immün cevabının
önemli ve gerekli olduğu durumlarda bu etki özellikle göz önüne
alınmalıdır. İmmünosupresif tedavi gören hastalarda infeksiyonlara
karşı direnç azalacağından tedavi süresince enfeksiyon riski olan
ortamlardan kaçınmaları gerekir. Aşırı toksiktir. Genellikle doza
bağımlı, yüksek potansiyel toksisitesi nedeniyle yalnızca
antimetabolit kemoterapi hususunda deneyimli doktorlar tarafından
sürekli kontrol altında tutabilecekleri hastalarında kullanılmalıdır.
Sık görülen hematopoietik baskılama nedeniyle hastaya tedavi öncesi ve
tedavi süresince periyodik olarak hematolojik tetkikler yapılmalıdır.
Bu baskılanma aniden ve görünüşte emniyetli dozlarda ortaya çıkabilir,
ve kan hücre sayımlarında tespit edilecek anlamlı bir düşüşte ilaç
derhal kesilmeli ve uygun tedaviye, geçilmelidir. Tedavi öncesinden
kemik iliği aplazisi, lökopeni, trombositopeni veya anemi bulunan
habis hastalıklarda ilaç, kullanımı gerekli bulunuyorsa, çok dikkatli
uygulanmalıdır. Renal yetmezlik halinde kullanıldığı takdirde toksik
olabilecek düzeylerde birikim söz konusu olmaktadır. Bu birikim de
yine böbreklere toksik etki ile fonksiyon bozukluğunu
arttırabilmektedir. Bu nedenle tedaviden önce ve tedavi süresince
böbrek fonksiyonları yakın izlenmeli, anlamlı fonksiyon bozukluğu
saptanmasa bile tedavi azami dikkatle uygulanmalıdır. Böbrek
fonksiyonları düzelene kadar ilaç dozu azaltılmalı veya tedaviye ara
verilmelidir. Tam kan, hematokrit, tam idrar, böbrek fonksiyon
testleri, karaciğer fonksiyon testleri yapılmalıdır. Ayrıca akciğer
grafisi de tavsiye edilir. Amaç herhangi bir organ disfonksiyonu veya
sistem bozukluğunu ortaya koymaktır. Tüm testler tedaviden önce,
tedavi süresince belli aralıklarla ve tedavi sonlandıktan sonra tekrar
edilmelidir. Uzun süreli veya yüksek dozda tedavi uygulandığında takip
amacı ile karaciğer iğne biyopsisi ve/veya kemik iliği aspirasyon
biyopsisi yapılması yararlı ve önemli olabilir. Enfeksiyon hallerinde,
peptik ülser, ülseratif aktif varlığında yatalak hastalarda,
çocuklarda ve yaşlılarda azami dikkatle kullanılmalıdır. Tedavi
esnasında ağır lökopeni oluşması halinde bakteriyel enfeksiyon ciddi
bir tehdit oluşturur. Bu durumda genellikle ilacın kesilmesi ve uygun
antibiyotik tedavisi endikedir. Ağır kemik iliği depresyonlarında kan
ve trombosit transfüzyonları gerekli olabilir. İmmünosüpresif etkisi
olduğu bildirilmiştir; bu nedenle de immün cevabın önemli olduğu
hastalarda ilacın kullanılmasına bu faktör gözönünde bulundurularak
karar verilmelidir.

Yan Etkileri:

En önemli advers reaksiyonlar arasında ülseratif stomatit, lökopeni,
bulantı ve abdominal distres sayılabilir. Bildirilen diğer advers
reaksiyonlar ise halsizlik, çabuk yorulma, titreme ve ateş, şuur
bulanıklığı ve enfeksiyona karşı direnç azalması olarak özetlenebilir.
Genel olarak advers reaksiyonların sıklığı ve şiddeti doza bağımlıdır.
Cilt: Eritematöz döküntüler, kaşıntı, ürtiker, fotoduyarlılık,
depigmentasyon, alopesi, ekimoz telanjiektazi, akne ve fronkül. Aynı
anda UV’ye maruz kaldığında psoriazis lezyonları artabilir. Kan: Kemik
iliği depresyonu, lökopeni, trombositopeni , anemi, hipogamaglobulinemi,
değişik yerlerden hemoraji, septisemi. Sindirim Sistemi: Jinjivit,
faranjit, stomatit, anoreksi, kusma, diyare, hematemez, melena, GI
ülserasyonlar ve kanama, enterit, akut karaciğer atrofisi ile sonlanan
hepatik toksisite, nekroz, yağlı dejenerasyon, periportal fibroz ve
hepatik siroz. Ürogenital Sistem: Renal yetmezlik, azotemi, sistit,
hematüri, oogenez ve spermatogenezde bozukluklar, geçici oligospermi,
menstrüal disfonksiyon, infertilite, abatus, fetal defektler, ağır
nefröpati. Merkez Sinir Sistemi: Baş ağrıları, dalgınlık, bulanık
görme, afazi, hemiparazi ve konvülziyonlar, muhtemelen kanamaya veya
intraarteriyel kateterizasyon komplikasyonlarına bağlı. İntratekal
uygulamadan sonra konvülziyon, parezi, Guillan-Barre sendromu ve BOS
basınç artışı gözlenmiştir. Bildirilen diğer komplikasyonlar arasında
pnömonitis, metabolik değişiklikler, diyabetin ağırlaşması,
osteoporotik etkiler, doku hücrelerinde abdominal değişiklikler ve
hatta ani ölümler bulunmaktadır.

İlaç Etkileşimleri:
Absorbsiyondan sonra serum albuminine kısmen bağlanır. Toksisite,
metotreksatın, salisilatlar, sülfonamidler, fenitoin ve tetrasiklinin,
kloramfenikol ve p-aminobenzoik asit gibi antibakteriyel ajanlarda yer
değiştirmesi sonucu artabilir. Özellikle salisilatlar ve sülfonamidler
gibi olan bu ilaçların antibakteriyel, hipoglisemik ve diüretik
etkileri görülünce metotreksatlar aynı anda verilmez. Folik asid veya
türevlerini, içeren vitamin ve preparatları metotreksata verilen
cevabı değiştirilebilir.

Leave a Comment

EMSELEX Uzatılmış Salımlı (Tablet)

Kullanım Şekli:
Erişkinler: Önerilen başlangıç dozu, bütün hastalarda günde 7.5 mg’dır.
Semptomların giderilmesine daha fazla ihtiyaç duyan hastalarda bu doz,
her hastada elde edilen bireysel terapötik yanıt temel alınarak,
tedavi başlangıcından 2 hafta sonrası kadar erken bir sürede günde 15
mg’a yükseltilebilir. Emselex Uzatılmış salımlı tabletler günde bir
defa, bir miktar sıvıyla yutularak alınmalıdır. Aç ya da tok karnına
alınabilen tabletler; bütün olarak yutulmalı, çiğnenmemeli,
bölünmemeli veya ezilmemelidir. Orta şiddette (Child Pugh B) karaciğer
fonksiyon bozukluğu olan hastalarda günlük dozu, 7.5 mg’ı aşmamalıdır.
Şiddetli (Child Pugh C) karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda
Emselex kullanılması önerilmez.

Endikasyonları:

Aşırı aktif mesane tedavisinde endikedir. Sıkışmak, sıkışıklık hissiyle
idrar kaçırmak, miksiyon sıklığında artış ve noktüri; aşırı aktif
mesanenin semptomlarındandır.

Kontrendikasyonları:

Aktif maddeye veya yardımcı maddelerden herhangi birine karşı aşırı
duyarlılık. İdrar retansiyonu, mide retansiyonu ya da kontrol altında
bulunmayan dar açılı glokomu olan hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Klinik bakımdan önemli mesane çıkım obstrüksiyonu, idrar retansiyonu riski,
şiddetli kabızlığı veya gastrointestinal obstrüktif hastalıkları,
örneğin pilor stenozu olan hastalara ihtiyatla verilmelidir. Dar açılı
glokom nedeniyle tedavi görmekte olan hastalarda ihtiyatla
kullanılmalıdır. Gebelik kategorisi C’dir. Darifenasinin gebe
kadınlarda incelendiği herhangi bir çalışma yoktur. Gebelik sırasında
yalnızca, anne adayında elde edilmesi beklenen faydalar, fetusun
karşılaşacağı risklerden daha fazlaysa kullanılmalıdır. Darifenasin,
sıçanlarda anne sütüne geçer. Araç ve makina kullanırken dikkatli
olunmalıdır.

Yan Etkileri:

İlacın farmakolojik profili ile tutarlı olarak, en sık bildirilen advers
olaylar ağız kuruması ve kabızlıktır. Diğer advers etkiler: Çok sık:
Ağız kuruması, kabızlık. Sık: Baş ağrısı, karın ağrısı, dispepsi,
bulantı, göz kuruması. Ender: Asteni, kaza sonucu yaralanma, yüz
ödemi, hipertansiyon, ishal, barsaklarda aşırı gaz bulunması,
ülseratif stomatit, SGPT yükselmesi, SGOT yükselmesi, periferik ödem,
ödem, baş dönmesi, uykusuzluk, somnolans, düşünce anormallikleri,
rinit, öksürük artışı, dispne, deri kuruması, deri döküntüsü, kaşıntı,
terleme, görme anormallikleri, tat alma duyusu bozuklukları, idrar
yolu bozuklukları, iktidarsızlık, idrar yolu infeksiyonu, vajenit,
mesane ağrısı.

İlaç Etkileşimleri:
Darifenasin başlıca, CYP2D6 ve CYP3A4 adlı sitokrom P450 enzimleri
aracılığıyla metabolize edildiğinden, bu enzimlerin inhibitörleri,
darifenasin farmakokinetiğini değiştirebilir. CYP2D6 inhibitörleri
CYP2D6 inhibitörlerinin de kullanıldığı hastalarda herhangi bir
pozoloji ayarlanmasına ihtiyaç yoktur. Orta şiddette etkili CYP3A4
inhibitörlerinin de (örneğin flukonazol, eritromisin) kullanıldığı
hastalarda, herhangi bir pozoloji ayarlanmasına ihtiyaç yoktur. Ancak
darifenasin, güçlü CYP3A4 inhibitörleriyle (örneğin: ketokonazol,
itrakonazol, mikonazol, troleandomisin, nefazodon) birlikte
verildiğinde günlük dozu, 7.5 mg’ı aşmamalıdır. Darifenasin; flekainid,
tiyoidazin ve trisiklik antidepresanlar (örneğin imipramin) gibi,
başlıca CYP2D6 tarafından metabolize edilen ya da terapötik penceresi
dar olan ilaçlarla birlikte kullanırken dikkatli olunmalıdır. Varfarin
kullanmakta olan hastalardaki standart protrombin zamanı izlenmesine
devam edilmelidir. Digoksin kullanmakta olan hastalardaki standart
terapötik izleme devam ettirilmelidir. Digoksin ile birlikte uygulanan
günde 1 defa 30 mg darifenasin, kararlı düzeyde digoksin maruziyetini
hafifçe artırmıştır.

Leave a Comment

ENDOBULIN S/D (IV Flakon)

Kullanım Şekli:

Primer immün yetmezliklerde yerine koyma (replasman) tedavisi: Doz, serum IgG
düzeyi en az 4-6 g/l olarak sabit kalacak şekilde (bir sonraki
infüzyondan önce ölçülen) ayarlanmalıdır. Bu düzeylerin sağlanabilmesi
için tedavinin başlangıcından itibaren 3-6 ay gereklidir. Önerilen
başlangıç dozu 0.4-0.8 g/kg, ve idame dozu her 3 haftada bir 0.2 g/kg’dır.
6 g/l sabit düzeylere ulaşabilmek için gereken doz 0.2-0.8
g/kg/ay’dır. Stabil durum sağlandıktan sonra doz aralığı 2-4 haftadır.
Uygulanan dozu ve uygulama sıklığını ayarlamak için iki doz arasındaki
serum düzeyleri ölçülmelidir. Tekrarlayan enfeksiyonlar ve ciddi
sekonder hipogamaglobulinemi ile birlikte olan myeloma ya da kronik
lenfositik lösemi ve tekrarlayan enfeksiyonları olan AIDS’li
çocuklarda replasman tedavisi: En az 4-6 g/l’lik sabit IgG serum
düzeyine ulaşabilmek için önerilen doz her 3-4 haftada bir 0.2-0.4 g/kg’dır.
Akut ataklarda birinci gün 0.8-1 g/kg dozunda uygulanır. Daha sonra üç
gün daha aynı dozda bir defada ya da 2-5 gün süreyle 0.4 g/kg/gün
dozunda idame tedavisi uygulanır. Relaps olduğunda tedavi
tekrarlanabilir. Kawasaki Hastalığı: 2-5 gün süreyle bölünmüş dozlar
halinde 1.6-2 g/kg dozunda ya da 2 g/kg tek doz olarak uygulanmalıdır.
Beraberinde hastalara asetil salisilik asit verilmelidir. Allojenik
Kemik İliği Transplantasyonu: Hastaları transplantasyona hazırlama
aşamasında ve transplantasyon sonrası kullanılır. Enfeksiyonların
tedavisi ve graft versus host hastalığını önlemek amacıyla
kullanıldığında, doz hasta gereksinimlerine göre ayarlanır. Genellikle
tranplantasyondan 7 gün önce başlanarak, transplantasyon sonrası 3 aya
kadar haftada 0.5 g/kg dozunda kullanılması önerilmektedir. Uzun süre
antikor üretiminin olmaması durumunda, antikor düzeyleri normalleşene
kadar aylık 0.5 g/kg dozlar önerilir. İlk defa uygulanacaksa, ilk 30
dakikada 0.5 ml/kg/saat hızıyla uygulanmalıdır. Hasta tarafından iyi
tolere edilirse uygulama hızı kademeli olarak maksimum saatte 8.0 ml/kg’a
kadar arttırılabilir. Yetişkinlerde iyi tolere edildiğinde, takip eden
infüzyonların hızları en fazla 15 ml/kg/saat’e çıkarılabilir.

Endikasyonları:

Doğal olarak oluşan antikorların yerine konması klinik olarak uygun görülen
hastaların tedavisinde endikedir. Yerleşmiş kullanımları: Primer immün
yetmezlik sendromları olan hastalarda enfeksiyonun önlenmesi için
yerine koyma tedavisi: Agammaglobulinemi ya da
hipogammaglobulinemiye bağlı sık değişken immün yetmezlikler, IgG alt
gruplarının yetmezlikleri. Sekonder immün yetmezlik sendromları olan
hastalarda enfeksiyonun önlenmesi için yerine koyma tedavisi: Kronik
lenfositik lösemi ve multipl myelom, pediyatrik edinsel immün
yetmezlik sendromu (AIDS), kemik iliği transplantasyonu.
İmmünmodülasyon ve enflamasyon inhibisyonu: İdiyopatik (immün)
trombositopenik purpura (ITP), Kawasaki sendromu, Guillain-Barré
sendromu tedavisi.

Kontrendikasyonları:

İnsan immünglobulinlerine karşı aşırı duyarlılıkta, özellikle IgA’ya karşı
antikorları olan IgA yetersizliği olan hastalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Önceden hiç immünglobulin yerine koyma tedavisi yapılmamış ya da son tedaviden
sonra 8 haftadan fazla süre geçmiş, agamaglobulinemili veya ciddi
hipogamaglobulinemili hastalarda, hızlı i.v. infüzyon ile aldıklarında
şoka kadar varabilen anafilaktik reaksiyonlar görülebilme riski
vardır. Bu hastalarda hızlı infüzyondan kaçınılmalı, hayati
fonksiyonlar sürekli izlenmelidir. Olası bir anafilaktik reaksiyona
karşı adrenalin ve bir parenteral kortikosteroid preparatı hazır
bulundurulmalıdır. Çok ender olarak, daha önceki immünglobulin
uygulamasını iyi tolere etmiş hastalarda bile, anafilaksinin klinik
belirtileri ile bağlantılı olarak nadiren kan basıncında ani düşüşlere
neden olabilir. Anaflaktoid tip de olabilen ciddi advers reaksiyonlar
ya uygulamanın başlamasından kısa bir süre sonra ya da sıklıkla,
sonraki 30-60 dakika içinde görüldüğünden hastalar uygulamadan sonra
en az 20 dakika gözlemlenmelidir. Bazı olgularda özellikle diyabetli
veya önceden böbrek fonksiyon bozukluğu olan yaşlı hastalarda
uygulamadan sonra kreatinin düzeylerinde geçici bir artış olduğu
nadiren bildirilmiştir. Akut böbrek yetersizliği gelişen hastaların
%50’sinden fazlası günde, kg vücut ağırlığı başına 0.4 g’dan daha
yüksek doz almışlardı. Bu durumları gösteren hastaların, infüzyondan
önce uygun şekilde hidrasyonları sağlanmalı ve idrar çıkarmada oluşan
belirgin azalma durumları bildirilmelidir. İnfüzyondan sonra çok az
olguda, genellikle hafif olan bir hemoliz bildirilmiştir. Bu durum,
kan grubu antikorlarının geçişine bağlanmakta ve birlikte kan
transfüzyonu uygulandığında daha da arttığı görülmektedir. Esas olarak
idiopatik trombositopenik purpurası olan ve yüksek dozlarda alan
hastalarda, infüzyondan sonra da, geçici serebrospinal sıvı
değişiklikleri ile birlikte olan aseptik menenjial irritasyon
bildirilmiştir. Uygulamanın kesilmesiyle, birkaç gün içinde iyileşme
görülmüştür. Gebe kadınlarda deneyim sınırlıdır. Fetüs ya da üreme
sistemi üzerine hiçbir advers etki bildirilmemiş olmasına rağmen
gebelikte, ancak zorunlu durumlarda uygulanmalıdır. İnsan plazmasında
doğal olarak bulunan maddelerden oluşmaktadır. Bunların anne sütüne
geçmeleri olası olup emzirilen bebekte herhangi bir yan etki yapmaları
beklenmemektedir. Yenidoğana koruyucu antikorların geçişine katkıda
bulunabilirler.

Yan Etkileri:
İnfüzyon esnasında ya da infüzyondan sonra rastlanan daha az ciddi yan
etkiler: Baş ağrısı, hipertermi, bulantı, kusma, ishal, yorgunluk,
halsizlik, sersemlik hali, üşüme/titreme, terleme, sırt ağrısı,
miyalji, ateş basmasıdır. Sık rastlanmayan advers reaksiyonlar: Karın
ağrısı, siyanoz, dispne, göğüste sıkışma hissi ya da ağrı, katılık,
solgunluk, hipertansiyon, hipotansiyon ve taşikardidir. Bu
belirtilerin çoğu infüzyonun hızına bağlı olarak ortaya çıkar ve
infüzyon hızını azaltarak ya da infüzyona geçici olarak ara verilerek
önlenebilir. Uygulamadan günler sonra birkaç hastada egzemanın dahil
olduğu deri reaksiyonları gözlenmiştir. Ciddi hipotansiyon, dolaşım
kolapsı ve bilinç kaybı çok nadir rastlanan olaylardır. Az sayıda
hastada, geçici böbrek fonksiyon bozukluğu, hemoliz ve menenjial
irritasyon bildirilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:

Hiçbir ilaçla karıştırılmamalıdır ve daima ayrı bir infüzyon setinden
verilmelidir. Aktif bir immünizasyonun etkisi eşzamanlı uygulanması
ile azaltılabilir. İmmünglobulin uygulaması, kızamık, kızamıkçık,
kabakulak ve suçiçeği gibi canlı-attenue viral aşıların etkinliğini
azaltabilir. Bu etki 1 yıl kadar sürebilir. 0.4-1 g/kg dozunda
immünglobulini idiopatik trombositopenik purpura veya diğer
hastalıklar nedeni ile, yinelenen tedavi uygulamaları ile alan
çocuklarda, kızamık aşısı en az 8 ay ertelenmelidir. İmmünglobulin
uygulamasından sonra hasta kanına pasif olarak transfer edilen
antikorların geçici yükselmesi serolojik testlerde yanlış pozitif
sonuçlara sebep olabilir.

Leave a Comment

ENAPRİL Plus (Tablet)

Kullanım Şekli:

Günde 1 kez, 1 tane Enapril Plus Tablet alınır. Kreatinin klirensi 30-80 ml/dak
ise; Enapril Plus günde 1/2 tablet olarak alınır. Kreatinin klirensi
<30 ml/dak ise; Enapril Plus Tablet kullanılmamalıdır.

Endikasyonları:

ADE İnhibitörü antihipertansif ve diüretik etkilidir. Kombine terapiyi
gerektiren hastalarda esansiyel hipertansiyonun tedavisi için
kullanılır.

Kontrendikasyonları:

İlacın enalapril maleat, hidroklorotiyazid veya sülfonamid türevi ilaçlara
karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, daha önce ADE inhibitörlerine bağlı
anjiyonörotik ödem hikayesi olanlarda ve anürisi olan hastalarda
kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Enalapril:Tek başına enalapril tedavisi gören ve komplike olmayan
hipertansif hastalarda hipotansiyon riski seyrek görülmekteyse de
ciddi kalp yetmezliği, hiponatremi, yüksek doz diüretik kullanımı,
yakın zamanda aşırı diürez veya diüretik dozunda artış, renal dializ,
ciddi volüm düşmesi ve tuz kaybı gibi şartların var olması halinde
hipotansiyon riski yüksek olup, diğer ADE inhibitörlerinde görüldüğü
gibi, özellikle renal fonksiyonların renin-anjiyotensin-aldosteron
sistemine bağlı olduğu ciddi kalp yetmezliklerinde oliguri ve/veya
progresif azotemi ve nadiren akut böbrek yetmezliğiyle assosiye
olabilir. Geçici hipotansiyon kan basıncının kontrol altına alınması
halinde tedaviye ara verilmesini gerektirmez. Semptomatik hipotansiyon
oluşması halinde enalapril dozunun azaltılması veya enalapril ya da
diüretiğin kesilmesi gerekebilir. Hipotansiyon riski olan hastalarda
tedavi yakın kontrol altında başlatılmalı ve ilk iki hafta boyunca
izlenmelidir. Diğer ADE inhibitörleriyle olduğu gibi enalapril ile
tedavi gören hastalarda yüz, dil, dudak, ekstremiteler ve boğazda
anjiyoödem oluşabilir. Larenks ödeminin de beraber görüldüğü
anjiyoödem özellikle ilk dozdan sonra oluşur. Yüz, dil, dudaklarda
şişme, yutmada ve nefes almada güçlük gibi ilk belirtilerin görülmesi
halinde tedavi hemen kesilmeli ve uygun önlemler alınmalıdır
(1/1000′lik adrenalin çözeltisi 0.3-0.5 ml, s.c.). Böbrek yetmezliği,
diabetes mellitus, potasyum tutucu diüretikler, potasyum takviye
ediciler veya potasyum içeren tuzlar gibi hiperkalemiye yol açacak
unsurların varlığında enalapril tedavisi çok dikkatli yapılmalıdır.
Enalapril böbrek fonksiyonlarının bozuk olduğu hastalarda özellikle
diüretiklerle birlikte kullanıldığı zaman kan, üre ve serum kreatinin
düzeylerinde yükselmeye neden olabilir. Bu artış diüretiğin ve/veya
enalaprilin dozunun azaltılması ya da kesilmesiyle geri döner. Tek
veya iki taraflı renal arter stenozu olan kişilerde böbrek
fonksiyonları tedavinin ilk birkaç haftası boyunca kontrol
edilmelidir. Böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda, özellikle vasküler
kollajen rahatsızlığın varlığı halinde agranülositoz ve kemik iliği
depresyonu ihtimali dikkate alınmalı ve düzenli kan kontrolleri
yapılmalıdır. Tedavi sırasında ortaya çıkacak enfeksiyon belirtileri
dikkate alınmalıdır. ADE inhibitörleriyle tedavi sırasında kuru ve
inatçı öksürük görülebilir. Tedavinin kesilmesiyle kaybolur. Büyük
cerrahi girişimlerde, hipotansif ajanlarla anestezi sırasında
kompanzatuvar renin salınımına bağlı oluşan anjiyotensin II enalapril
bloke edebilir. Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda fötal
toksisitesi olduğunu göstermiştir. İkinci ve üçüncü trimesterdeki ilaç
kullanımı sonrasında yenidoğanlarda oligohidramnios, hipotansiyon,
oliguri, anüri olguları ve kafatası kemikleşmesinde bozukluklar
bildirilmiştir. anne sütüne geçip geçmediği hakkında bir bilgi yoktur.
Bu nedenle emziren annelerde kullanılması gerektiğinde dikkatli
olunmalıdır.  Hidroklorotiyazid: Yaşlı hastalarda dikkatle
kullanılmalıdır. Aynı şekilde kalp yetmezliği veya koroner/serebral
arteriosklerozu olan hastalarda dikkatle uygulanmalıdır. Potasyum
düzeyleri dikkatle izlenmelidir. Hipokalemi görülürse potasyum
replasmanıyla tedavi edilmelidir. Kontrollü çalışmalarda ürik asit
artışı görülmüştür. Sık sık ürik asit düzeylerinin izlenmesi önerilir.
Şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klirensi<30 ml/dk.)
tiyazid diüretiklerinin etkisi yetersizdir. Araba veya makina kullanan
hastalar santral sinir sistemi üzerine olası etkileri konusunda
uyarılmalıdır. Gebelikte ve emziren annelerde kullanılması önerilmez.

Yan Etkileri:

İlaç genellikle iyi tolere edilir. Hastaların çoğunda yan etkiler hafif ve
geçici karakterde olup, tedavinin kesilmesini gerektirmez. En sık
görülen yan etkiler arasında baş dönmesi, baş ağrısı, yorgunluk ve
öksürük sayılabilir. Nadir olarak görülen diğer yan etkiler ise
şunlardır; Kardiyovasküler Sistem: Ortostatik hipotansiyon, çarpıntı,
taşikardi. Gastrointestinal Sistem: Bulantı, kusma, dispepsi,
kabızlık, ağız kuruluğu , diyare, karın ağrısı, karaciğer enzimleri ve
serum bilirubin düzeylerinde artışlar. Sinir Sistemi: Uykusuzluk,
sinirlilik, parestezi, uyku hali. Üriner Sistem: Kan üre azotu ve
kreatinin düzeylerinde geçici yükselme, üriner sistem enfeksiyonu.
Deri: Kaşınıtı, döküntü. Diğer: Göğüs ağrısı, senkop, dispne, gut,
sırt ağrısı, artralji, terleme, impotans, libido azalması, tinnitus,
anjiyonörotik ödem, kas krampları, hemoglobin ve hematokrit düzeyinde
düşüşler.

İlaç Etkileşimleri:
Enalapril: Diüretikler ve diğer antihipertansiflerle birlikte
kullanıldığında enalaprilin hipotansif etkisi artabilir. Potasyum
tutucu diüretiklerle birlikte kullanılması sakıncalıdır. Tiyazid grubu
diüretiklerin yol açtığı potasyum kaybını azaltır. Prostaglandin
sentezini inhibe eden non-steroid antienflamatuvarlar enalaprilin
hipotansif etkisini azaltabilirler. Lityum tedavisi altındaki
hastalarda kullanılması serum lityum düzeyini artırır. Hidroklotiyazid:
Alkol, baritüratlar ve narkotik analjezikler ile birlikte
kullanıldığında ortostatik hipotansiyon şiddetlenebilir. Antidiyabetik
ilaçlarla (oral ajanlar ve insülin gibi) birlikte alındığında
antidiyabetik ilacın dozunun ayarlaması gerekebilir. Safra asidi
bağlayan reçineler (kolestiramin ve kolestipol) hidroklorotiyazid
emilimini azaltabileceğinden aynı anda kullanılmaları önerilmez.
Tiyazid grubu diüretikler, lityumun renal klerensini azaltarak lityum
toksisitesine neden olabilir. Kortikosteroid ve ACTH ile birlikte
kullanıldığında özellikle hipokalemi gibi elektrolit bozuklukları
oluşabilir. Non-steroid antienflamatuvar ilaç kullanan bazı hastalarda
tiyazid grubu diüretiklerin antihipertansif etkisi azalabilir.

Leave a Comment

ENDOL (Supozituvar)

Kullanım Şekli:
Önerilen günlük doz, günde 1 veya 2 supozituvardır. Son doz gece
yatarken verilmelidir. Böylece gece ağrıları ve bu gibi hastalarda
sabahleyin görülen mafsal şikayetleri önlenmiş olacaktır.

Endikasyonları:
Romatoid artrit, osteoartrit, kalçada dejeneratif eklem hastalığı,
ankilozan spondilit, kas iskelet sistemiyle ilgili hastalıklar (bursit,
tendinit, sinovit, tenosinovit, omuz kapsüliti, burkulma ve
incinmeler), akut gut artriti, bel ağrısı, ortopedik girişimlerin
ardından ortaya çıkan enflamasyon, ağrı ve şişme hallerinde endikedir.

Kontrendikasyonları:
Asetilsalisilik asit veya diğer antienflamatuvar ilaçların, akut astım
nöbetleri, ürtiker veya rinite neden olduğu hastalarda ve indometazine
aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Hastalar baş dönmesi olabileceği yönünde uyarılmalı ve bu durumda
motorlu araç kullanmamaları ve dikkat gerektiren tehlikeli işlerden
kaçınmaları bildirilmelidir. İndometazin epilepsili, parkinsonlu veya
psikiyatrik bozukluğu olan hastalarda dikkatle uygulanmalıdır.
İndometazin tedavisi sırasında özofagus, mide, duodenum, ince veya
kalın barsak perforasyon ve kanamaları dahil olmak üzere tek veya çok
sayıda ülserasyonlar bildirilmiştir. Nadiren intestinal ülserasyonlar
stenoz ve obstrüksiyonla ilişkili olarak görülmüştür ve bazı olgularda
fatal sonuçlanmıştır. Gastrointestinal etkiler, ilacın oral
formlarının yemeklerden hemen sonra veya süt, antasitlerle beraber
verilmesi halinde azalabilmektedir. Bazı hastalarda sıvı retansiyonu
ve periferik ödem görülmüştür. Bu nedenle, kardiyak disfonksiyon,
hipertansiyon veya sıvı retansiyonuna eğilim yapan diğer durumların
görüldüğü hastalarda, indometazin dikkatle uygulanmalıdır. Enfeksiyonu
olan hastalarda, enfeksiyon belirti ve semptomlarını örtebileceğinden
indometazin dikkatle kullanılmalıdır. Korneada birikinti ve makulaya
ait olanlar dahil olmak üzere retina bozukluklarına, uzun süreli
indometazin kullanan hastalarda rastlanmıştır. Bu tür değişmelerin
görülmesi halinde tedavinin kesilmesi önerilir. Uzun süreli tedavi
uygulanan hastalara belli aralıklarla oftalmolojik inceleme
yapılmalıdır. İndometazin trombosit agregasyonunu inhibe edebilir,
ancak bu etki ilacın kesilmesinden sonra 24 saat içinde ortadan
kalkar. Koagülasyon bozukluğu olan hastalarda indometazin dikkatle
kullanılmalıdır. Uzun süreli indometazin kullanan hastalar arasında
hematüri ve proteinüriyle seyreden akut interstisyel nefrit ve zaman
nefrotik sendrom olguları bildirilmiştir. Renal kan akımında azalma
olan hastalarda non-steroidal antienflamatuvar bir ilacın uygulanması
renal dekompanzasyona yol açabilir. Renal rezervi azalmış bir hastada
non-steroidal antienflamatuvar ilaçlar dikkatle kullanılmalı ve renal
fonksiyon ölçümleri yapılmalıdır. Non-steroidal antienflamatuvar
tedavinin kesilmesinin ardından hastanın genellikle tedavi öncesi
duruma döndüğü görülmektedir. Renal forksiyonları normal olan
hastalarda hiperkalemi gözlenebilir. İlacın kapsül formları böbrekler
yoluyla itrah edildiğinden renal fonksiyonları bozulmuş hastalarda
ilaç birikimini önlemek amacıyla daha düşük günlük dozlar
uygulanmalıdır. İndometazin insan sütüne geçer. Gebelerde, emziren
kadınlarda ve 14 yaşın altındaki çocuklarda kullanılması uygun
değildir. Yaşlı hastalarda yan etki olasılığı artabileceğinden
dikkatle uygulanmalıdır.

Yan Etkileri:

Baş ağrısı, baş dönmesi, sersemlik, depresyon, vertigo, anksiyete, nadiren
senkop, koma, epilepsi, periferik nöropeti, kas güçsüzlüğü, psişik
bozukluklar görülebilir. Bu etkiler genellikle geçici olup, sıklıkla
tedavinin devamı sırasında veya dozajın azaltılmasıyla ortadan
kalkmaktadır. Ancak, bazan ağır derecelerde görülmeleri halinde
tedavinin kesilmesini gerektirebilir. En sık olarak görülen
gastrointestinal reaksiyonlar bulantı, anoreksi, kusma, epigastrik
rahatsızlık, karın ağrısı, konstipasyon ve diyaredir.Ortaya çıkması
muhtemel diğer reaksiyonlar perforasyon ve kanama olguları dahil olmak
üzere, özofagus, mide duodenum veya ince barsakta tek veya çok sayıda
ülserasyonlar; bariz ülser formasyonu olmadan ortaya çıkan
gastrointestinal kanama ve önceden ülseratif koliti olan hastalarda
kullanılması halinde karın ağrısının artmasıdır. Nadiren stenoz ve
obstrüksiyona yol açan intestinal ülserasyon kaydedilmiştir. Nadir
olarak görülen reaksiyonlar arasında stomatit, gastrit, karında
şişkinlik ve sigmoid kolondan kaynaklanan kanama (gizli veya bir
divertikül veya karsinomdan gelen) sayılabilir. İndometazine bağlı
veya bağlı olmayarak görülebilen diğer gastrointestinal etkiler,
ülseratif kolit ve rejyonel ileit dahildir. İndometazin tedavisiyle
ilgili olarak bildirilen hepatik reaksiyonlar sarılık ve hepatit olup
fatal sonuçlanan bazı olgular kaydedilmiştir. Nadiren görülebilen
kardiyovasküler-renal reaksiyonlar arasında ödem, kan basıncının
yükselmesi, taşikardi, göğüs ağrısı, aritmi, çarpıntı, hipotansiyon,
konjestif kalp yetmezliği, BUN yükselmesi ve hematüri sayılabilir.
Nadiren kaşıntı, ürtiker, eritema nodosum, deri döküntüleri,
eksfoliyatif dermatit, Stevens-Johnson sendromu, eritema multiforme,
toksik epidermal nekroliz, saç dökülmesi, akut solunum yetmezliği, şok
benzeri bir durumda seyreden hızlı kan basıncı düşmesi, akut
anafilaksi, anjiyonörotik ödem, ani dispne, astım ve pulmoner ödem
gibi hipersensitivite reaksiyonları görülebilir. Lökopeni, peteşi veya
ekimoz, purpura, aplastik ve hemotolojik anemi, trombositopeni,
dissemine ve intravasküler koagülasyon gibi hematolojik reaksiyonlara
rastlanmıştır. Nadir olarak agranülositoz ve kemik iliği depresyonu
bildirilmiştir, ancak bu olgularla indometazin uygulaması arasında
kesin bir ilişki bulunduğu saptanmamıştır. Bazı hastalarda bariz veya
gizli gastrointestinal kanamaya sekonder olan anemi kaydedilmiştir. Bu
nedenle tedavi sırasında uygun kan incelemelerinin yapılması önerilir.
Görme bulanıklığı, diplopi, orbital ve periorbital ağrı nadir olarak
görülebilir. Uzun süreli indometazin tedavisi gören romatoid artritli
bazı hastalarda korneada birikinti ve makula dahil olmak üzere retina
bozuklukları kaydedilmiştir. Gözle ilgili benzer değişmelere,
indometazin kullanmayan romatoid artritli bazı hastalarda da
rastlanmıştır. Kulak çınlaması, duyma bozuklukları ve nadiren sağırlık
olguları bildirilmiştir. Nadiren proteinüri, nefratik sendrom,
interstisyel nefrit ve renal yetmezlik bildirilmiştir. İndometazin
tedavisiyle ilgili olarak bildirilen diğer çeşitli istenmeyen
reaksiyonlar arasında vajinal kanama, hiperglisemi ve glikozüri,
hiperkalemi, yüz kızarması ve terleme, epistaksis, ülseratif stomatit,
büyüme ve hassasiyet veya jinekomasti dahil olmak üzere göğüslerle
ilgili değişmeler bulunmaktadır.

İlaç Etkileşimleri:
Asetilsalisilik asit ve diğer salisilatlarla birlikte kullanılması
gastrointestinal yan etki insidansını anlamlı derecede artırır.
Diflunisal ile birlikte kullanılması sonucu fatal gastrointestinal
kanamalar bildirilmiştir. İndometazinin antikoagülanlar tarafından
oluşturulan hipoprotrombinemiye etkisi yoktur, ancak birlikte kullanım
sırasında protrombin zamanı izlenmelidir. Probenesid plazma
indometazin düzeylerinde yükselmeye neden olduğundan birlikte
kullanımında indometazin dozu azaltılmalıdır. Metotreksatın tubuler
sekresyonunu azaltarak toksik etki göstermesine neden olabilir.
İndometazin, lityum kullanan hastalarda plazma lityum düzeylerini
yükselttiğinden birlikte kullanımında serum lityum
konsantrasyonlarının ölçümleri sıklaştırılmalıdır. Potasyum tutucu
tiazid grubu diüretiklerin natriüretik ve antihipertansif etkilerini
azaltabilir. İndometazin, furosemid uygulaması, tuz ve volüm
azalmasıyla uyarılan Plazma Renin Aktivitesinde (PRA) azalmaya ve
hatta bazal PRA’da düşmeye neden olabilir. Triamteren ile birlikte
kullanıldığında reversibl akut renal yetmezlik tablosu görüldüğünden
birlikte kullanımları sakıncalıdır. Beta-adrenerjik reseptör
blokerlerinin antihipertansif etkilerini azaltır.

yazı etiketleri: romatizma ilaçları, romatizma ilaç isimleri, romatizma, endol romatizma ilacı, romatizma ilaç fiyatları, kas ilaçları, kas ilaç isimleri, eklem hastalığı ilaçları, eklem hastalığı ilaç isimleri, şişik ilaçları, şişik ilaç isimleri, ağrı ilaçları, ağrı ilaç isimleri, bel ağrısı ilaçları, bel ağrısı ilaç isimleri

Leave a Comment

ENFLUCİDE (Burun Spreyi)

Kullanım Şekli:

Erişkin ve 12 yaşından büyük çocuklarda burun spreyini her iki burun deliğine
bir defa sıkmak yeterlidir. Bu miktar 6 saate tekrarlanabilir.

Endikasyonları:

Nezle, saman nezlesi ve diğer alerjik durumlar, soğuk algınlığı ve sinüzit
ile birlikte görülen burun tıkanıklıklarında kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Etken maddeye karşı aşırı duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda
kullanılmamalıdır. Baş düzeyinde cerrahi müdahale geçirmiş hastalarda
ve glokomlu hastalarda çok dikkatli kullanılabilir.

Uyarılar:

Aşırı dozda ve uzun süreli veya çok sık kullanımda burun mukozasında
iritasyon ve ayrıca sistemik yan etkiler oluşturabilir. 3 günlük
kullanıma rağmen burun tıkanıklığı devam ederse, ilaç kesilmelidir.
Hamilelerde vazokostrüktif etkisi nedeniyle kullanılmamalıdır.
Çocuklarda kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:

Nadiren baş ağrısı, tansiyon yükselmesi, sinirlilik, mide bulantısı, baş
dönmesi, uyuşukluk ve hafif terleme görülebilir. Yüksek miktarda
uygulandığında vücut ısısında düşme, uyuşukluk, bradikardi, şoka
benzer hipotansiyon ve koma hali görülebilir.

yazı etiketleri: nezle ilaçları, nezle ilaç isimleri, nezle, soğuk algınlığı ilaçları, nezle ilaç fiyatları, sinüzit ilaçları, sinüzit ilaç isimleri, sinüzit ilaç fiyatları

Leave a Comment