Kullanım Şekli:

Hiperkalsemiden kaçınmak için, kalsitriol dozu, hastaların kalsitriole
verdikleri fizyolojik cevaba göre olmalıdır. Serum kalsiyum
seviyeleri, 9-11 mg/100 ml (2250 – 2750 mcmol/l) normal seviyesini
1mg/100 ml kadar geçerse veya serum kreatinin seviyeleri 120 mcmol/l’yi
aşarsa, kalsitriol tedavisi derhal durdurulmalıdır. Yetişkinler: Renal
Osteodistrofi: Başlangıç dozu günde 0.25 mcg’dır. Doz 2-4 hafta
aralıklarla 0.25  mcg artırılabilir. Bu süre içerisinde serum kalsiyum
seviyeleri haftada en az iki defa gözlenmelidir. Genellikle günlük
0.5-1 mcg doz istenilen yanıtı verir. Postmenopozal Osteoporoz: Günde
iki defa 0.25 mcg kalsitriol tavsiye edilir. Başlangıçta, serum
kalsiyum ve kreatinin seviyeleri 4 hafta, 3 ay ve 6 ay aralıklarla
ölçülmelidir. Bu başlangıç döneminden sonra, kontroller 6 ay
aralıklarla yapılmalıdır. Hipoparatiroidizm ve Raşitizm: Başlangıç
olarak günde 0.25 mcg kalsitriol tavsiye edilir. Doz 2-4 hafta
aralıklarla artırılabilir. Serum kalsiyum seviyeleri bu dönemde
haftada en az iki defa gözlenmelidir. Malabsorbsiyon oluşursa,
kalsitriol dozunu artırmak gerekebilir. Malabsorbsiyon,
hipoparatiroidli hastalarda zaman zaman ortaya çıkabilir.
Hipoparatiroidli hamile bir kadına kalsitriol reçete edilirse,
gestasyonun ikinci yarısında dozu artırmak gerekebilir, postpartum
döneminde dozu azaltmak gerekir.

Endikasyonları:

Postmenopozal osteoporoz, kronik böbrek yetersizliği olan, özellikle
hemodializ yapılan hastalardaki renal osteodistrofi, postoperatif
hipoparatiroidi, idiopatik hipoparatiroidi, psödohipoparatiroidi, D
vitaminine bağlı raşitizm, D vitaminine dirençli, hipofosfatemik
raşitizmin tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Kalsitriol veya ilaçta bulunan diğer maddelere karşı, daha önceden,
aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir. Hiperkalsemili
hastalara veya vitamin D toksisitesi olan hastalara verilmemelidir.

Uyarılar:

Kalsitriolün barsaklar, böbrekler ve kemiklerdeki fosfat taşınımı
üzerinde de bir etkisi olduğu için, fosfat bağlayıcı ajanların dozu,
serum fosfat konsantrasyonuna (normal değerler: 2-5 mg/100 ml veya
0.65-1.62 mmol/l) göre ayarlanmalıdır. Aynı zamanda hiperkalsemi ve 6
mg/100 ml’den veya 1.9 mmol/l’den daha yüksek bir hiperfosfatemi
mevcutsa, yumuşak doku kalsifikasyonu oluşabilir; bu radyolojik olarak
görülebilir. Böbrek fonksiyonu normal olan hastalarda, kronik
hiperkalsemi serum kreatininde bir artışla ilişkili olabilir.
Hiperkalsemi reversibl olsa da, bu hastalarda hiperkalsemiye yol
açabilecek bu etkenlere özellikle dikkat edilmelidir. Renal
fonksiyonları normal olan ve kalsitriol alan hastalar dehidrasyondan
kaçınmalıdır. Yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır. Kalsitriol mevcut olan
en aktif D vitamini metaboliti olduğu için, kalsitriol tedavisi
sırasında başka bir D vitamini müstahzarı verilmemelidir, böylece D
hipervitaminozu oluşması önlenmiş olur. Eğer hasta ergokalsiferolden
(D2 vitamini) kalsitriole geçirilmişse, kandaki ergokalsiferol
düzeyinin bazal değerlere dönmesi birkaç ay sürebilir. Kalsitriol
serumdaki inorganik fosfat düzeylerini artırır. Bu, hipofosfatemili
hastalarda arzulanan bir durum iken ektopik kalsifikasyon tehlikesi
nedeniyle böbrek yetersizliği olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Bu
olgularda, alüminyum hidroksit veya alüminyum karbonat gibi fosfat
bağlayıcı ajanların oral uygulanmasıyla plazma fosfat düzeyi normal
düzeyde tutulmalıdır. Kalsitriol tedavisiyle hiperkalsemi gelişimi
arasında yakın bir ilişki vardır. Üremik osteodistrofi olan
hastalardaki araştırmalarda, kalsitriolle tedavi edilen hastaların
yaklaşık %40′ında hiperkalsemi görüldüğü saptanmıştır. Diyetteki
değişikliklerin sonucunda (örn. süt ürünlerinin fazla tüketilmesi)
veya kalsiyum müstahzarlarının kontrolsüz kullanımıyla kalsiyum
alımında ortaya çıkan ani bir artış, hiperkalsemiye neden olabilir.
Hastalara ve ailelerine, verilen diyete kesin olarak uyulması
gerektiği önerilmeli ve hiperkalsemi semptomlarını nasıl tanıyacakları
kendilerine öğretilmelidir. Kalsitriol, üriner taş veya kalp hastalığı
olan hastalara dikkatle verilmelidir. Hareketsiz hastalar, örneğin
operasyon geçirmiş olan hastalarda, hiperkalsemi riski özellikle
fazladır. D vitaminine dirençli raşitizm (familyal hipofosfatemi) olan
ve kalsitriolle tedavi edilen hastalar oral fosfat tedavilerine devam
etmelidirler. Ancak, kalsitriolün fosfatın intestinal emilimini
uyarabileceği hesaba katılmalıdır, çünkü bu etki ek fosfat verilmesi
gereğini değiştirebilir. Gerekli olan düzenli laboratuvar
incelemeleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve alkali fosfatazın serum
düzeylerinin ve 24 saatlik idrardaki kalsiyum ve fosfat içeriğinin
saptanmasıdır. Kalsitriolle tedavinin stabilizasyon döneminde, serum
kalsiyum düzeyleri en az haftada iki kez kontrol edilmelidir.
Hayvanlardaki üreme toksikolojisi araştırmaları kuşkuya yer
bırakmayacak bulgular ortaya koymamıştır ve insan deneklerinde ekzojen
kalsitriolün gebelik ve fetal gelişim üzerindeki etkisi hakkında
kontrollü çalışmalar yapılmamıştır. Bu nedenle, elde edilecek yararın,
fetusa verilebilecek zarar riskinden daha fazla olduğu hallerde
kullanılmalıdır. Ekzojen kalsitriolün anne sütüne geçtiği kabul
edilmelidir. Bebek üzerindeki olası istenmeyen etkiler göz önüne
alınarak, kalsitriol alan anneler bebeklerini emzirmemelidir.

Yan Etkileri:

Kalsitriol D vitamini aktivitesine sahip olduğu için, aşırı dozda D3
vitamini alındığında görülenlere benzer yan etkiler ortaya çıkabilir.
Örneğin hiperkalsemi sendromu veya kalsiyum entoksikasyonu (hiperkalsemi
derecesi ve süresine bağımlı olarak). Aynı zamanda hiperkalsemi ve 6
mg/100 ml’den veya 1.9 mmol’den daha yüksek bir hiperfosfatemi
mevcutsa, yumuşak doku kalsifikasyonu oluşabilir; bu radyolojik olarak
görülebilir. Böbrek fonksiyonu normal olan hastalarda, kronik
hiperkalsemi serum kreatininde bir artışla ilişkili olabilir.
Kalsitriolün biyolojik yarı ömrü kısa olduğu için, tedavi kesildikten
veya doz azaltıldıktan birkaç gün sonra yüksek serum kalsiyumu normale
döner.

İlaç Etkileşimleri:

Kolestiramin yağda eriyen vitaminlerin intestinal emilimini
azaltabilir ve bu nedenle kalsitriolün intestinal emilimini bozabilir.
Magnezyum içeren ilaçlar (örn. antasitler) hipermagnezemi yapabilirler
ve bu nedenle kronik renal dializde olup kalsitriol alan hastalarda
kullanılmamalıdır. Kalsitriol barsaklar, böbrekler ve kemiklerdeki
fosfat taşınımı üzerinde de bir etkisi olduğu için, fosfat bağlayıcı
ajanların dozu serum fosfat konsantrasyonuna göre ayarlanmalıdır.
Kalsitriol dozu, dijital tedavisi yapılan hastalarda dikkatle
belirlenmelidir, çünkü bu hastalardaki hiperkalsemi kardiyak
aritmilere yol açabilir. Aynı zamanda bir tiyazid diüretiğiyle tedavi
yapılması hiperkalsemi riskini artırır. Fenitoin veya fenobarbital
gibi enzim indükleyicilerin verilmesi metabolizmanın artmasına ve bu
nedenle kalsitriolün serum konsantrasyonlarının azalmasına neden
olabilir. Kalsiyum emilimine artıran D vitamini analogları ve kalsiyum
emilimini inhibe eden kortikosteroidler arasında fonksiyonel bir
antagonizma ilişkisi mevcuttur. D vitaminine dirençli raşitizm olan
hastalar oral fosfat tedavilerine devam etmelidirler. Ancak,
kalsitriolün intestinal fosfat emilimini uyarabileceği hesaba
katılmalıdır.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. ROCALTROL (Kapsül)
  2. CALCIJEX (Ampul)
  3. VESANOID (Yumuşak Jelatin Kapsül)
  4. ROACCUTANE (Yumuşak Jelatin Kapsül)
  5. ZORETANIN (Yumuşak Jelatin Kapsül)