NİZORAL (Tablet)
Kullanım Şekli:
Maksimum absorbsiyon için yemeklerle alınmalıdır. Dermatofitlerin
ve/veya mayaların deride, saçlarda ve mukozada neden oldukları,
yerleşimi ya da yayılımı nedeniyle topikal tedavinin mümkün olmadığı
veya derinin derin tabakalarının etkilendiği infeksiyonlar:
Erişkinler: Günde bir kez 200 mg. Bu dozla yeterli yanıt alınamazsa
doz günde bir kez alınan 400 mg’a çıkarılabilir. Vajinal kandidozlu
erişkinler: Günde bir kez 400 mg. Çocuklar: 15-30 kilo arası
çocuklarda: Günde bir kez 100 mg. 30 kilo üzeri çocuklarda:
Erişkinlerle aynı doz. Tedavi süreleri: Vajinal kandidoz: 5 gün.
Dermatofitlerin neden olduğu deri mikozları: Yaklaşık 4 hafta.
Pityriasis versicolor: 10 gün. Kandidaların neden olduğu ağız ve deri
mikozları: 2-3 hafta. Saç enfeksiyonları: 1-2 ay.
Parakoksidiyoidomikoz, histoplasmoz, koksidiyoidomikoz: Genel tedavi
süresi 6 aydır. Tüm endikasyonlarda tedavi, klinik parametreler ya da
laboratuvar testleri mantar infeksiyonunun düzeldiğini gösterene kadar
kesintisiz sürdürülmelidir. Anoreksi, bulantı, kusma, halsizlik,
sarılık, karın ağrısı ya da koyu renkli idrar gibi hepatit belirti ve
semptomları ortaya çıktığında, tedavi hemen kesilmeli ve karaciğer
fonksiyon testleri yapılmalıdır.
Endikasyonları:
Dermatofitlerin ve/veya mayaların deride, saçlarda ve tırnaklarda
neden oldukları, yerleşimi ya da yayılımı nedeniyle topikal tedavinin
mümkün olmadığı veya derinin derin tabakalarının etkilendiği ya da
lokal tedavinin etkisiz kaldığı, dermatomikoz (dermatofitoz),
onikomikoz, Candida perionyxis, Pityriasis versicolor, Pityriasis
capitis, Pityrosporum folliculitis, deri kandidoz, kronik mukokutanöz
kandidoz, orofaringeal ve özofageal kandidoz gibi enfeksiyonların
tedavisinde; sindirim sisteminin maya enfeksiyonlarında; lokal
tedaviye yanıt vermeyen, kronik, nükseden vaginal kandidozda; sistemik
kandidoz, parakoksidiyoidomikoz, histoplasmoz, koksidiyoidomikoz,
blastomikoz gibi sistemik fungal enfeksiyonlarda; kalıtsal olarak,
hastalık ya da kullanılan ilaçlar nedeniyle fungal enfeksiyon riskinin
yüksek olduğu, bağışıklık sistemi yetersiz hastaların profilaktik
tedavisinde kullanılır. Ketokonazolün merkezi sinir sistemine geçişi
iyi olmadığından, fungal menenjit tedavisinde oral yoldan ketokonazol
kullanılmamalıdır.
Kontrendikasyonları:
Akut veya kronik karaciğer hastalığı olanlarda, ya da ketokonazole aşırı
duyarlı olanlarda kullanılmamalıdır.
Uyarılar:
Bazen transaminaz ya da alkali fosfatazlarda hafif geçici asemptomatik
yükselme görülebilir. Bu asemptomatik reaksiyon zararsız olup
tedavinin kesilmesine gerek yoktur ancak bu hastalar takip
edilmelidir. 2 haftadan uzun sürecek olan ketokonazol tedavilerinde
karaciğer fonksiyonları kontrol edilmelidir (tedaviden önce, tedavi
başladıktan 2 hafta sonra ve daha sonra birer ay arayla). Uzun süreli
oral ketokonazol tedavisi gören hastalarda ateşle birlikte aşırı
yorgunluk, idrar renginde koyulaşma, açık renk dışkı veya sarılık gibi
karaciğer hastalığı belirtilerinin ortaya çıkıp çıkmadığı kontrol
edilmelidir. Hastanın 50 yaşından büyük kadın olması, eskiden
geçirilmiş karaciğer hastalığı, bilinen ilaç entoleransı, uzun süreli
ketokonazol tedavisi ve birlikte karaciğeri baskılayan başka bir
ilacın kullanılıyor olması, hepatit riskini arttıran faktörlerdir. Bu
arada karaciğer hastalığı bulguları saptanırsa tedavi
sonlandırılmalıdır. Uzun tedavi dönemi gerektiren ve hayatı tehdit
edici nitelikte olmayan hastalıklarda, ketokonazol kullanımı öncesi
bir risk/yarar değerlendirmesi yapılmalıdır. Günde 400 mg veya daha
yüksek dozlarda kullanan gönüllülerde, ACTH uyarısına karşı oluşan
kortizol yanıtında azalma olduğu görülmüştür. Bu nedenle, sürrenal
yetmezliği olan veya sürrenal işlevleri sınırlı olan hastalarda ve
uzun süre stres altında olan hastalarda (büyük operasyon geçiren,
yoğun bakımda olan hastalar) sürrenal fonksiyonları kontrol
edilmelidir. Farelerde 80 mg/kg dozunda kullanıldığında sindaktiliye
neden olmaktadır. Gebelikte kullanımı ile ilgili olarak yapılmış bir
çalışma yoktur. Bu nedenle, sağlaması olası bulunan yarar, fetüste
meydana gelebilecek zarar riskinin üzerinde olmadıkça gebelikte
kullanılmamalıdır. Ketokonazol, anne sütüne geçtiğinden, tedavi
süresince annelerin emzirmemesi önerilir.
Yan Etkileri:
Ketokonazol kullanımı ile ilgili en sık bildirilen yan etkiler
dispepsi, bulantı, karın ağrısı ve diyare gibi gastrointestinal
yakınmalardır. Daha nadir bildirilen yan etkiler başağrısı, karaciğer
enzimlerinde geçici yükselme, adet düzensizlikleri, göz kararması,
fotofobi, parestezi ve alerjik reaksiyonlardır. Çok nadiren bildirilen
yan etkiler ise trombositopeni, alopesi, impotans ve kafa içi basınçta
reversibl artıştır (papilla ödemi gibi). Önerilen terapötik dozların,
günde 200-400 mg’ın üzerinde kullanan az sayıda hastada geçici
jinekomasti ve oligospermi gözlenmiştir. Günde tek doz 200 mg kullanım
sırasında, plazma testosteron düzeyinde geçici bir düşme görülebilir.
24 saat sonra testosteron düzeyi normale döner. Nadiren hepatit (büyük
bir olasılıkla idiyosinkratik olarak) gelişebilir. Bu tür bir yan etki
tedavinin hemen kesilmesiyle düzelir.
İlaç Etkileşimleri:
Ketokonazolün metabolizmasını etkileyen ilaçlar: Ketokonazol ile
birlikte kullanılan rifampisin, rifabutin, karbamazepin, izoniazit ve
fenitoin gibi enzim indükleyicileri ketokonazolün biyoyararlılığını
oldukça düşürür. Gastrik asidite düştükçe absorpsiyonda azalma
görülür. Asit nötrleştirici ilaçlar da (örneğin alüminyum hidroksit)
alan hastalar ketokonazol aldıktan en az 2 saat sonra bu ilaçları
almalıdırlar. Ritonavir birlikte kullanıldığında ketokonazolün
biyoyararlılığını arttırır. Bu sebeple beraber alındığında ketokonazol
dozu düşürülmelidir. Ketokonazolün diğer ilaç metabolizmaları üzerine
etkileri: Ketokonazol, özellikle CYP 3A sınıfı olmak üzere bazı
karaciğer P450 grubu enzimlerini inhibe ettiğinden, aynı anda
kullanılan, metabolizması bu enzimlere bağlı olan ilaçların
eliminasyonu azalabilir. Ketakonazolle birlikte kullanılan bu
ilaçların kan düzeylerinin yükselmesinin, yan etkiler de dahil olmak
üzere bu ilaçların etkilerinin artması ve/veya uzaması ile ilgili
olduğu görülmüştür. Ciddi ilaç etkileşmelerine neden olabilecek
ilaçların bilinen örnekleri (ketokonazol tedavisi sırasında
kullanılmaması gereken ilaçlar): Terfenadin, astemizol, sisaprid,
triazolam, oral midazolam, kinidin, pimozid ve simvastatin ile
lovastatin gibi CYP3A4 metabolize HMG-CoA redüktaz inhibitörleridir.
Bu ilaçların plazma seviyeleri, etki veya yan etkileri gözlenmelidir.
Ketokonazolle beraber alındıklarında, gerektiğinde, ketokonazol dozajı
düşürülmelidir. Oral antikoagülanlar. İndinavir ve sakinavir gibi HIV
proteaz inhibitörleri. Vinca alkaloid, bisülfan ve dosetaksel gibi
bazı antineoplastik ilaçlar. Dihidropiridin ve olası verapamil gibi
CYP3A4 metabolize kalsiyum kanal blokerleri. Bazı imünosüpresif
ilaçlar: Siklosporin, takrolimus. Diğerleri: Digoksin, karbamazepin,
büspiron, alfentanil, sildenafil, alprazolam, midazolam i.v.,
rifabutin, metil prednisolon ve trimetreksat. Alkolle birlikte
kullanıldığında, çok az sayıda hastada kızarma, döküntü, periferik
ödem, bulantı ve başağrısı ile karakterize olan disülfiram benzeri
reaksiyon görüldüğü bildirilmiştir. Bu belirtilerin tamamı birkaç saat
içinde düzelmiştir.
İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:
İlaç hakkında yorum yapın!