Kullanım Şekli:

Yetişkinlerde başlangıç dozu hastalığa göre, 5-60 mg arasında değişir.
Şiddetli durumlarda yüksek dozlar gerekebilir. Tedaviye uygun yanıt
alındıktan sonra başlangıç dozu uygun aralıklarla azaltılarak en düşük
idame doz ayarlanır. Çocuklarda günde 3-4 doza bölünmüş şekilde 140
mcg/kg’dır.

Endikasyonları:

Endokrin Bozukluklar: Primer ve sekonder adrenokortikal yetmezlik (hidrokortizon
veya kortizon ilk seçenektir; gerekli hallerde sentetik analoglar
mineralortikoidler ile birlikte kullanılabilirler; bebeklerde
mineralokortikoid takviyesi özel önem taşır); konjenital adrenal
hiperplazi; non-süpüratif tiroidit; kanserle birlikte görülen
hiperkalsemi; romatizmal hastalıklar; kısa süre için yardımcı tedavi
olarak hastanın akut bir hadiseyi veya alevlenmeyi atlatabilmesi için
(psoriatik artrit, romatoid artrit, juvenil romatoid artrit -seçilmiş
vakalar düşük doz idame tedavisi gerektirebilir-, ankilozan spondilit,
akut ve subakut bursit, akut nonspesifik tenosinovit, akut gut artriti,
posttravmatik osteoartrit, osteoartrit sinoviti, epikondilitte).
Kollajen Hastalıklar: Bir alevlenme esnasında veya seçilmiş vakalarda
idame tedavisi olarak: Sistemik lupus eritematosus; sistemik
dermatomiyozit (polimiyozit); akut romatizmal kardit. Deri
Hastalıkları: Pemfigus; bullöz herpetiform dermatit; şiddetli eritema
multiforme (Stevens-Johnson Sendromu); eksfoliatif dermatit; mikozis
fungoides; şiddetli psoriaz; şiddetli seboreik dermatit. Alerjik
Durumlar: Geleneksel tedavinin yeterli miktarına rağmen geçmeyen
şiddetli veya faaliyeti engelleyen alerjik durumları kontrol altına
almak için: Mevsime bağlı veya perennial alerjik rinit; bronşiyal
astma; kontakt dermatit; atopik dermatit; serum hastalığı; ilaç aşırı
duyarlılık reaksiyonları. Göz Hastalıkları: Göz ve etrafındaki
dokuların şiddetli, akut veya kronik, alerjik veya enflamatuar
rahatsızlıkları: Alerjik konjonktivit; keratit; alerjik marjinal
kornea ülserleri; oftalmik herpes zoster; irit ve iridosiklit;
korioretinit; anterior segman enflamasyonu; diffüz posterior uveit ve
koroidit; optik nörit; sempatik oftalmi. Solunum Yolu Hastalıkları:
Semptomatik sarkoidoz; diğer yöntemlerle tedavi edilemeyen Loeffler
sendromu; Berilioz; fulminan veya disemine akciğer tüberkülozu -uygun
antitüberkülo kemoterapi ile birlikte kullanılarak-; aspirasyon
pnömonisi. Hematolojik Bozuklukluklar: Erişkinde idiopatik
trombositopenik purpura; erişkinde sekonder trombositopeni; kazanılmış
(oto-immün) hemolitik anemi; eritroblastopeni; konjenital (eritroid)
hipoplastik anemi. Neoplastik Hastalıklar: Erişkinde lösemiler ve
lenfomalar ve çocuklukta akut löseminin palyatif tedavisinde. Ödem
Durumları: Üremisiz idiopatik veya lupus eritematosusa bağlı nefrotik
sendromda diürezi başlatmak veya proteinüriyi durdurmak için.
Gastrointestinal Hastalıklar: Ülseratif kolit ve rejyonel enteritte
hastanın hastalığın kritik bir dönemini atlatabilmesi için. Muhtelif:
Subaraknoid blok teşekkül etmiş veya etmek üzere olan tüberküloz
menenjitde uygun antitüberkülö kemoterapi ile birlikte kullanmak
üzere; nörolojik veya miyokardiyal tutulum gösteren trişinozda.

Kontrendikasyonları:

Prednizolon sistemik mantar enfeksiyonu bulunan hastalarda
kontrendikedir. Tablet formülünde yer alan maddelerden herhangi
birisine aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Kortikosteroid alan hastalar alışılmışın üstünde strese maruz
kaldıklarında, stres durumundan önce, o sürede ve stresden sonra doz
artırımı gerektirebilirler. Kortikosteroidler enfeksiyonun bazı
belirtilerini maskeleyebilirler veya kullanım sürelerinde yeni
enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Kortikosteroidler kullanıldığında
direnç düşüklüğü ve enfeksiyonu lokalize etme güçlüğü olabilir.
Kortikosteroidlerin uzun süre kullanılışı posterior subkapsüler
kataraktlara, glokoma ve muhtemel optik sinir hasarına yolaçabilir, ve
mantarlar veya virüslerle sekonder oküler enfeksiyon oluşumunu
kolaylaştırabilirler. Yeterli reprodüktif çalışmalar mevcut
olmadığından, bu ilaçların gebelikte, emziren annelerde veya gebe
kalabilecek kadınlarda kullanılması, ilacın muhtemel faydalarının ana
ve fetüse olabilecek zararlarına karşı tartılmasını gerektirir.
Gebelik sırasında önemli dozlarda kortikosteroid kullanmış annelerden
doğan bebekler, hipoadrenalizm belirtileri yönünden dikkatle
gözlenmelidir. Orta veya yüksek dozda hidrokortizon ve kortizon, kan
basıncı yükselmesi, tuz ve su tutulması ve potasyum itrahında artma
yapabilir. Diyette tuz kısıtlaması ve ilave potasyum verilmesi
gerekebilir. Bütün kortikosteroidler kalsiyum atılımını artırırlar.
Aktif tüberkülozda prednizolon kullanımı, uygun antitüberkülö tedavi
rejimi ile kortikosteroidlerin birlikte kullanıldığı fulminan veya
disemine tüberküloz vakalarına sınırlandırılmalıdır. Latent
tüberkülozlu veya tüberkülin reaktivitesi olan hastalarda
kortikosteroidler gerekiyorsa, hastalığın reaktivasyonu
olabileceğinden yakın gözlem lazımdır. Bu hastalarda uzun süreli
kortikosteroid tedavisi süresince kemoprofilaksi yapılmalıdır.
İmmünosüpresyon yapan ilaçlarla tedavi edilmekte olan çocuklar
enfeksiyonlara sağlıklı çocuklara oranla daha fazla duyarlıdırlar.
Örneğin su çiçeği ve kızamık immünosupresan kortikosteroid almakta
olan çocuklarda daha ağır, hatta ölümcül seyredebilir. Bu hastalıkları
geçirmemiş olan çocuk ya da erişkinler kortikosteroidleri
immünosupresyon yapacak dozda almakta iseler, su çiçeği ve kızamık
geçirmekte olan kişilerle temastan kaçınmalıdır. Temas durumunda
varicella zoster immünoglobulin (VZIG) ya da toplanmış (pooled)
intravenöz immünoglobulin (IVIG) kullanılması endike olabilir. Hastada
su çiçeği görülürse antiviral ajanlarla tedavi düşünülmelidir. İlaçla
oluşan sekonder adrenokortikal yetmezlik, dozajda tedrici azaltma
yaparak asgariye indirilebilir. Bu tip nisbi yetmezlik, tedavi
kesildikten sonra aylarca sürebilir. Dolayısıyla bu devrede olabilecek
stres durumlarında hormon tedavisi yeniden başlatılmalıdır.
Mineralokortikoid sekresyonu bozulabileceğinden tuz ve/veya beraberce
bir mineralokortikoid uygulanmalıdır. Hipotiroidizmli veya sirozlu
hastalarda kortikosteroidlerin etkisinde artma olur. Oküler herpes
simpleksli hastalarda, muhtemel perforasyondan dolayı
kortikosteroidler ihtiyatla kullanılmalıdır. Tedavi edilen durumu
kontrole yeterli mümkün olan en düşük kortikosteroid dozu
kullanılmalıdır ve doz indirmesi imkanı olunca bu azaltma tedricen
yapılmalıdır. Kortikosteroidler kullanılırken, öfori, uykusuzluk,
mizaç dalgalanmaları, kişilik değişmeleri ve şiddetli depresyondan
açık psikotik belirtilere kadar değişik psişik bozukluklar
görülebilir. Kortikosteroidler aynı zamanda psikotik eğilimlerin
mevcut emosyonel istikrarsızlığını artırabilir. Steroidler,
perforasyon ihtimali bulunan nonspesifik ülseratif kolit, abse veya
diğer piyojenik enfeksiyon; divertikülit; yeni intestinal anastomoz;
aktif veya latent peptik ülser; renal yetmezlik; hipertansiyon;
osteoporoz ve myastenia graviste ihtiyatla kullanılmalıdır. Uzun
süreli kortikosteroid tedavisi gören bebek veya çocukların büyüme ve
gelişmeleri dikkatle gözlenmelidir.

Yan Etkileri:

Sıvı ve Elektrolit Bozukluklukları: Sodyum tutulması, sıvı tutulması, eğilimli
hastalarda konjestif kalp yetmezliği, potasyum kaybı, hipokalemik
asidoz, hipertansiyon. Muskuloskeletal: Kas güçsüzlüğü, steroid
miyopatisi, kas kitlesi kaybı, osteoporoz, omurgada kompresyon
fraktürleri, femur ve humerus başında aseptik nekroz, uzun kemiklerde
patolojik fraktür. Gastrointestinal: Peptik ülser ile muhtemel
perforasyon ve kanama, pankreatit, abdominal gerginlik, ülseratif
özofajit. Dermatolojik: Hafif hirsutizm, yara iyileşmesinde bozulma,
incelmiş ve nazik deri, peteşi ve ekimozlar, yüzde eritem, artmış
terleme, deri testleri baskılanabilir. Nörolojik: Konvülsiyonlar,
genellikle tedaviden sonra artmış intrakranial basınç ve papilla ödemi
(psödotümör serebri), vertigo, başağrısı. Endokrin: Menstrüel
düzensizlikler, cushingoid durum gelişmesi, çocuklarda büyüme-gelişme
geriliği, sekonder adrenokortikal ve hipofizer cevapsızlık (özellikle
travma, cerrahi veya hastalık gibi stres zamanlarında), karbonhidrat
toleransında azalma, latent diabetes mellitus belirtileri,
diyabetiklerde insülin veya oral hipoglisemik ilaçlara gereksinme
artması. Oftalmik: Posterior subkapsüler kataraktlar, intraoküler
basınç artması, glokom, ekzoftalmi. Metabolik: Protein katabolizmasına
bağlı negatif azot dengesi.

İlaç Etkileşimleri:

Hepatik mikrozomal enzim indükleyicileri: Barbitüratlar, fenitoin ve rifampin
gibi karaciğer mikrozomal enzim indüksiyonu yapan ilaçlar
glukokortikoid metabolizmasını artırabilirler. Glukokortikoid
tedavisinde doz ayarlaması yapmak gerekebilir. Estrojenler:
Estrojenler muhtemelen transkortin konsantrasyonunu artırarak ve buna
bağlı olarak metabolize edilebilecek hidrokortizon miktarını azaltmak
yolu ile hidrokortizonun etkilerini artırabilirler. Transkortine
bağlanan diğer glukokortikoidlerin etkileri de benzer şekilde
artabilir ve prednisolon tedavisi sırasında estrojenlerin tedaviye
eklenmesi ya da tedaviden çıkarılması söz konusu ise, doz ayarlaması
gerekebilir. Nonsteroid antienflamatuvar ajanlar: İndometazin gibi
ülserojen ilaçların kortikosteroidlerle birlikte verilmesi
gastrointestinal ülserasyon riskini artırabilir. Hipoprotrombinemili
hastalarda aspirin ve glukokortikoid kombinasyonu dikkatle
uygulanmalıdır. Salisilatlar ve glukokortikoidlerin birlikte kullanımı
gastrointestinal ülserasyon insidansını ve ciddiyetini artırmamakla
birlikte, böyle bir etki olasılığı akılda bulundurulmalıdır. Her iki
ilaç birlikte kullanıldığında, serum salisilat düzeyleri düşebilir.
Benzer şekilde, salisilat almakta olan hastalarda kortikosteroid
tedavisi kesilirse, serum salisilat konsantrasyonu artabilir ve
nadiren salisilat intoksikasyonu görülebilir. Salisilatlar ve
kortikosteroidler birlikte dikkatle kullanılmalıdırlar. Her iki ilacı
da almakta olan hastalar her iki ilacın advers etkileri yönünden
dikkatle izlenmelidir. Potasyum kaybettirici ajanlar: Potasyum
kaybettirici diüretikler (örn. tiyazidler, furosemid, etakrinik asit)
ve amfoterisin B gibi potasyum kaybettirici diğer ilaçlar
glukokortikoidlerin potasyum azaltıcı etkilerini güçlendirebilirler.
Glukokortikoidler ve potasyum kaybettirici ilaçları birlikte alan
hastalarda serum potasyumu dikkatle izlenmelidir. Antikolinesteraz
ajanlar: Glukokortikoidler ve ambenoniyum, neostigmin ya da
piridostigmin (ve muhtemelen organofosfat antikolinesteraz pestisidler)
gibi antikolinesteraz ajanlar arasındaki etkileşim myastenia gravisli
hastalarda ağır kas zaafiyetine neden olabilir. Mümkünse
glukokortikoid tedavisine başlamadan en az 24 saat önce
antikolinesteraz tedavisi kesilmelidir. Aşılar ve toksoidler:
Kortikosteroidler antikor cevabını inhibe edeceklerinden toksoidlere
ve canlı ya da inaktive aşılara cevabı azaltabilirler. Ayrıca,
kortikosteroidler canlı atenüe aşılarda bulunan bazı organizmaların
üremesini kolaylaştırabilirler. İlaçların suprafizyolojik dozları bazı
aşılara karşı nörolojik reaksiyonları kuvvetlendirebilirler.
Kortikosteroid tedavi devam ederken aşı ya da toksoidlerin rutin
uygulanmaları ertelenmelidir. Kortikosteroid almakta olan bir hastada
immünizasyon gerekli ise antikor cevabının yeterli olup olmadığının
serolojik testlerle araştırılması ve aşı ya da toksoidin ilave dozları
gerekebilir. Oral antikoagülanlar: Nadiren, kortizonun kan
pıhtılaşmasını artırdığı ve oral antikoagülanlarla tedavi edilmekte
olan hastalarda antikoagülan dozunun artırılmasını gerektireceği
bildirilmektedir.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. ONCEAIR Film Tablet
  2. SINGULAIR (Film Tablet)
  3. SALMOCALCIN (Nazal Sprey)
  4. DELTACORTRIL
  5. OKSOLİN (Enterik Tablet)