Piyasa Şekilleri:

2000 IU/0.5 ml: 0.5 ml’lik 6 şırınga, 3000 IU/0.3 ml: 0.3 ml’lik 6 şırınga, 1000
IU/0.5 ml: 0.5 ml’lik 6 şırınga, 100000 IU/ml: 1 ml’lik 6 şırınga,
4000 IU/0.4 ml: 0.4 ml’lik 6 şırınga içeren ambalajlarda.

Kullanım Şekli:

Kronik böbrek yetmezliği hastaları: Hemodiyaliz hastaları: Düzelme safhası:
İntravenöz veya subkutan olarak haftada 3 kere 50 IU/kg’dır. Doz
ayarlaması gerekli olduğunda 4’er haftalık aralıklarla yapılmalıdır.
Dozdaki her ayarlama 25 IU/kg’a eşit olmalıdır. İdame safhası:
Alışılmış doz haftada 3 kere 30-100 IU/kg arasındadır. Bununla
birlikte genellikle 30 kg altındaki çocuklar, 30 kg üstü çocuklar ve
erişkinlerden daha yüksek idame dozuna ihtiyaç duyarlar (örneğin;
haftada 3 kez  60-150 IU/kg). Bu hasta grubunda maksimum dozaj haftada
3 kez 200 I.U./kg’ı aşmamalıdır. Subkutan uygulamada, ortalama doz
intravenöz doza oranla %20-30 daha düşüktür. Subkutan yoldan kullanım
intravenöz yoldan kullanıma tercih edilmelidir. Tedaviye başlangıç
hemoglobini çok düşük (<6 g/dl) olan hastalar, idame tedavisinde,
başlangıç anemi seviyesi yüksek olan hastalardan (>8 g/dl) daha yüksek
doza ihtiyaç duyarlar. Peritoneal diyaliz hastaları: Düzelme safhası:
100 IU/kg/hafta, 2 subkutan injeksiyona bölünerek. Doz ayarlaması
gerektiğinde bu en az 4 hafta aralıkla yapılmalıdır. İdame safhası:
Olağan doz 50 ve 100 IU/kg/hafta arasında, iki eşit injeksiyona
bölünerek. Azami doz: Haftada 3 defa, 200 IU/kg’ı geçmemelidir.
Prediyaliz hastaları: Düzelme safhası: Subkutan yolla uygulanan,
haftada 3 defa 50 IU/kg. Dozda her ayarlama 25 IU/kg’a eşit olmalıdır.
İdame safhası: Olağan doz 50 ve 100 IU/kg/hafta, 3 injeksiyona
bölünerek. Azami doz: Haftada 3 defa 200 IU/kg’ı geçmemelidir. Kanser
hastaları: Başlangıç dozu: Subkutan olarak haftada 3 kez 150 IU/kg’dır.
Doz arttırma: Tedavinin ilk 4 haftasında hemoglobin seviyesi haftalık
olarak kontrol edilmelidir. Eğer hemoglobin 4. hafta sonunda 1 g/dl
yükselmemişse Eprex dozu haftada 3 kez 300 IU/kg’a yükseltilmelidir.
Maksimum doz haftada 3 kez 300 IU/kg’ı aşmamalıdır. Tedavi
durdurulduğunda, hemoglobin konsantrasyonu haftada 0.5 g/dl civarında
düşme gösterir. Tüm hastalarda, demir seviyeleri tedavi öncesi ve
süresince kontrol edilmeli ve gerekli ise demir tedavisi
uygulanmalıdır. İlave olarak, B12 eksikliği, folat eksikliği  gibi
diğer anemi sebepleri tedaviye başlamadan önce ortadan
kaldırılmalıdır.

Endikasyonları:
Hemodiyaliz tedavisi gören pediatrik ve erişkin hastalarla periton
diyalizi uygulanan erişkin hastalarda kronik böbrek yetmezliği ile
ilişkili aneminin tedavisi. Henüz diyaliz uygulanmayan böbrek
yetersizliği bulunan erişkin hastalarda klinik semptomların eşlik
ettiği böbrek kaynaklı ağır aneminin tedavisi. Kansere ve kanser
kemoterapisine bağlı olup; kan kaybı, demir, folik asit, B12 vitamini
eksiklikleri ve hemoliz gibi başka bir nedene bağlı olmadığı anlaşılan
ve ilerlemekte olup semptomatik olan bir anemi durumunda, hemoglobin
seviyesinin 10 g/dl’nin altına inmesi halinde ve/veya hastanın klinik
durumu dikkate alınarak (transfüzyona refrakter Hb düşüklüğü,
transfüzyon komplikasyonları, kronik dirençli anemi, patolojik demir
birikimi, hemokromatozis olması durumunda) uygulanması uygundur.

Kontrendikasyonları:
Herhangi bir eritropoietinle tedaviyi takiben antikorların aracılık
ettiği Saf Kırmızı Hücre Aplazisi (PRCA) gelişen hastalar,
eritropoietini almamalıdır. İnsan serum albumini dahil bu ürünün
bileşenlerinden herhangi birine karşı bulunduğu bilinen aşırı
duyarlılık ve kontrol edilmeyen hipertansiyon durumunda
kullanılmamalıdır. Herhangi bir nedenle yeterli antitrombotik
profilaksi uygulanamayan hastalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Transformasyon sürecinde bulunan çok sayıda blastın eşlik ettiği
refrakter anemide, epilepsi, trombositoz ve kronik böbrek
yetmezliğinde dikkatle kullanılmalıdır. Folik asit ve B12 vitamin
eksiklikleri eritropoetinin etkinliğini azalttığından dışlanması
gereken durumlardır. Böbrek yetmezliğinin tedavisine bağlı olarak
oluşan şiddetli alüminyum yüklemesi eritropoetinin etkinliğini
azaltabilir. Diyalize başlanmamış nefrosklerotik hastalarda
eritropoetin endikasyonu her hastada ayrı belirlenmelidir çünkü böbrek
yetmezliğinin ilerleme hızı kesin olarak dışlanamamaktadır.
Eritropoetin tedavisi sırasında serum potasyum düzeyleri düzenli
olarak izlenmelidir. Eritropoetin tedavisi gören az sayıda üremik
hastada potasyum artışı bildirilmiştir ancak nedensel ilişki tam
anlaşılamamıştır. Potasyum düzeyi yüksekse veya artarsa, düzey normale
dönene kadar tedaviye ara verilmelidir. Otolog pre-donasyon (ön-bağış)
programında resmi kan bağışı prensiplerine özellikle şu hastalarda
uyulmalıdır: Sadece PCV %33 olan hastalar hemoglobin 11 g/dl (6.83
mmol/L) bağışta bulunmalıdır; 50 kg’ın altındaki hastalara özel dikkat
gösterilmelidir; hastadan tek seferde alınan kan volümü hastanın
tahmini kan volümünün yaklaşık %12′sini aşmamalıdır. Tedavi yalnızca
homolog kan transfüzyonundan kaçınılan hastalarda homolog
transfüzyonları için risk/fayda karşılaştırması yapılarak
uygulanmalıdır. Sağlıklı bireyler tarafından ilacın hatalı uygulanması
paket hücre volümünü aşırı derecede artırabilir. Bu, yaşamı tehlikeye
sokan kardiyovasküler sistem komplikasyonlarına yol açabilir.
İnsanlarda gebelik ve emzirme dönemiyle ilgili hiçbir yeterli deneyim
yoktur.

Yan Etkileri:
Kardiyovasküler Sistem : Kronik böbrek yetmezliği olan anemik
hastalar: Hızlı PCV artışı olan olgularda kan basıncının artması veya
mevcut hipertansiyonun ağırlaşmasıdır. Kan basıncı artışları ilaç
tedavisiyle kontrol edilemezse tedaviye geçici bir süre ara verilmesi
önerilir. Normal koşullarda kan basıncı normal veya düşük olan
hastalarda da ensefalopatiye benzer semptomlar (baş ağrıları,
konfüzyon hali, duyusal-motor bozukluklar -konuşma ve yürüme bozukluğu
gibi- ve tonoklonik nöbetler) görülebilir. Olası bir belirti olarak
bıçak saplanması tarzında, migrene benzeyen baş ağrısından yakınan
hastalara özel dikkat gösterilmelidir. Solid tümörleri olan hastalar:
Bazı durumlarda ilaç tedavisiyle düzelen kan basıncı artışları
olabilir. O nedenle özellikle tedavinin başlangıç fazında kan
basıncının kontrol edilmesi önerilir. Baş ağrısı görülebilir. Kan:
Kronik böbrek yetmezliği olan anemik hastalar: Özellikle intravenöz
uygulamadan sonra, trombosit sayısında normal sınırların içinde kalan,
orta derecede, doza bağımlı artış olabilir. Bu durum sürekli tedaviyle
düzelir. Trombositoz gelişmesi enderdir. Tedavinin ilk 8 haftasında
trombosit sayısının düzenli olarak kontrolü önerilir. Tedavi süresince
paket hücre volümündeki artışın bir sonucu olarak hemodiyaliz
sırasında heparin dozunun artırılması gerekir. Heparinizasyon optimum
değilse diyaliz sisteminde oklüzyon oluşabilir. Özellikle
hipotansiyona eğilimli hastalarda veya arteriyovenöz fistüle bağlı
komplikasyonlar (stenoz, anevrizma) yaşayanlarda şant trombozları
görülebilir. Bu hastalarda örneğin asetilsalisilik asit ile tromboz
profilaksisi ve şantın erken dönemde revizyonu önerilir. Vakaların
çoğunda, serum ferritin düzeylerinde düşüşle beraber paket hücre
volümünde artış gözlenir. O nedenle, serum ferritin değerleri 100 g/l’nin
altında veya transferrin doygunluğu %20′nin altında olan tüm hastalara
günde 200-300 mg Fe+2 düzeyinde oral demir desteği yapılması önerilir.
Ayrıca bazı olgularda serum potasyum ve fosfat düzeylerinde geçici
artışlar gözlenmiştir. Prematüre bebekler: Vakaların çoğunda serum
ferritin düzeylerinde düşüş gözlenir. O nedenle oral demir tedavisine
mümkün olduğunca erken (en geç doğumdan sonraki 14. günde) ve günde 2
mg Fe+2′lik dozla başlanmalıdır. Demir dozu serum ferritin düzeyine
bakılarak değiştirilebilir. Serum ferritin düzeyi 100 g/l’nin
altındaysa veya demir eksikliğine ilişkin başka bulgular varsa Fe+2
düzeyi günde 5-10 mg Fe+2′ye çıkarılmalıdır. Solid tümörleri olan
hastalar: Bazı hastalarda serum demir parametrelerinde düşme gözlenir.
O nedenle serum ferritin düzeyleri 100 g/l’nin altında veya
transferrin doygunluğu %20′nin altında olan tüm hastalara günde
200-300 mg Fe+2 düzeyinde oral demir desteği önerilir. Klinik
çalışmalarda, eritropoetin ile tedavi edilen kanser hastalarındaki
tromboembolik olay sıklığında, tedavi edilmeyen kontrol grubuna oranla
biraz artış gözlenmiştir. Otolog kan bağışı programındaki hastalar:
Trombosit sayısında çoğunlukla normal sınırlarda artış görülebilir.
Trombosit sayısı normal sınırların üzerine çıkarsa tedavi
kesilmelidir. Kan bağışı programında yer alan hastalarda tromboembolik
olay sıklığının hafifçe yüksek olduğu bildirilmiştir. Geçici demir
eksikliğine ilişkin bulgular olduğundan tüm hastalara tedavinin
başından ferritin değerleri normalleşene kadar oral yolla günde 300 mg
Fe+2 verilmelidir. Oral demir desteğine rağmen, demir eksikliği (ferritin
20 g/l veya transferrin doygunluğu %20′nin altında) olan tüm
hastalarda fazladan intravenöz demir uygulaması düşünülmelidir.
Diğerleri: Nadiren döküntü, kaşıntı, ürtiker veya enjeksiyon
bölgesinde reaksiyonlar gibi deri reaksiyonları görülebilir. Bazı
olgularda aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir. Ancak
kontrollü klinik çalışmalarda aşırı duyarlılık reaksiyonlarının
insidansı artmamıştır. İzole vakalarda, özellikle tedaviye yeni
başlarken ateş, titreme, baş ağrısı, kol veya bacaklarda ağrı,
kırıklık ve/veya kemiklerde ağrı gibi grip benzeri belirtiler
bildirilmiştir. Bu reaksiyonlar hafif veya orta şiddetli olup birkaç
saat veya gün sonra azalmıştır.

İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:

  1. EAS (Tablet)