Kullanım Şekli:
Bol miktarda su ile birlikte alınmalıdır. Başlangıç dozu olarak 12 saatte bir 100 mg uygulanır. İdame tedavisi için günde tek doz 100 mg önerilmektedir. Ciddi enfeksiyonların tedavisinde idame dozları iki katına çıkarılabilir.  N. gonorrhoeae veya C. trachomatis’in neden olduğu akut epididimoorşit tedavisinde en az 10 gün süre ile günde 2 kez 100 mg uygulanmalıdır. Komplike olmayan gonokokal enfeksiyonlarda 7 gün süre ile günde 2 kez 100 mg uygulanmalıdır.  Primer ve sekonder sifilisde 300 mg günlük doz bölünmüş dozlar halinde en az 10 gün süre ile uygulanmalıdır. C. trachomatis’in neden olduğu komplike olmayan üretral, endoservikal ve rektal enfeksiyonlarda en az 7 gün süre ile günde 2 kez 100 mg uygulanmalıdır. C. trachomatis ve U. urealyticum’un neden olduğu nongonokokal üretritte en az 7 gün süre ile günde 2 kez 100 mg uygulanmalıdır. Streptokokal enfeksiyonların tedavisinde 10 gün süre ile uygulanmalıdır.

Endikasyonları:
Rickettsiae, Mycoplasma pneumoniae, Haemophilus ducreyi, Haemophilus influenzae, Escherichia coli, Enterobacter aerogenes, Klebsiella türleri, Shigella türleri, Mima türleri, Herellia türleri, Pasteurella pestis, Pasteurella tularensis, Bartotella bacilliformis, Bacteroides türleri, Vibrio comma, Vibrio fetus, Neisseria gonorrhoeae, Treponema pallidum, Treponema pertenue, Listeria monocytogenes, Clostridium türleri, Bacillus anthracis, Fusobacterium fusiforme, Actinomyces türleri ve Chlamydia trachomatis gibi mikroorganizmalara in-vitro etkilidir. Duyarlı mikroorganizmaların neden olduğu; solunum yolu enfeksiyonları, ürogenital sistem enfeksiyonları, dental enfeksiyonlar, deri ve yumuşak doku enfeksiyonları, kemik ve eklem enfeksiyonlarında endikedir.

Kontrendikasyonları:
Herhangi bir tetrasikline hassasiyet gösteren şahıslarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Tetrasiklinlerin; ösofagus irritasyonu ve ülseri gibi yan tesirlere yol açmasını önlemek amacı ile, bol miktarda sıvı (su, meyva suyu) ile alınması ve yine dozların gündüz saatlerinde alınıp mümkünse geç saatlere bırakılmaması önerilir. Tetrasiklin alan bazı şahıslarda güneş yanığı reaksiyonuyla ortaya çıkan fotosensitivite görülmüştür. Direkt güneş veya ultraviole ışığında kalmaya mütemayil hastalara bu reaksiyonun tetrasiklin kullanımıyla meydana gelebileceği söylenmeli ve deri eriteminin ilk emarelerinde tedaviye son verilmelidir. Tetrasiklinin antianabolik tesiri azot itrahında artmaya sebep olabilir. Bugüne kadar yapılan çalışmalar bu durumun Doksisiklin kullanan ve böbrek fonksiyon bozukluğu ve harabiyeti olan hastalarda bile meydana gelmediğini göstermiştir. Diğer antibiotik preparatlarında olduğu gibi bu ilacın kullanılışı mantarlar dahil olmak üzere hassas olmayan organizmaların aşırı üremesine sebep olabilir. Eğer bir süperenfeksiyon meydana gelirse, antibiyotiğe son verilmeli ve uygun tedavi tatbik edilmelidir. Zührevi hastalıklarda, koeksistent sifilisten şüphe ediliyorsa tedaviye başlanmadan evvel karanlık saha muayenesi yapılmalı ve en az dört ay müddetle, ayda bir defa kan serolojisi tekrar edilmelidir. Uzun süreli tedavide, hematopoetik, renal ve hepatik çalışmalarda dahil olmak üzere organ sistemlerinin periyodik laboratuvar değerlendirmesi yapılmalıdır. Grup A betahemolitik streptokoklardan ileri gelen bütün enfeksiyonlar en az on gün tedavi edilmelidir. Tetrasiklin sınıfı ilaçların diş teşekkülü esnasında kullanılması (hamileliğin ikinci yarısında, bebeklik ve 8 yaşına kadar olan çocuklukta) diş renginin daimi olarak bozulmasına (sarı, gri, kahverengi) sebep olabilir. Bu reaksiyon ilaçların uzun zaman kullanılmasında daha çok görülür, fakat tekrarlanan kısa kullanma hallerinde de rastlanmıştır. Mine hipoplazisi de tesbit edilmiştir. Bundan dolayı tetrasiklinler bu yaş gruplarında diğer ilaçların tesir etmeme ve kontrendike olma durumu olmadıkça kullanılmamalıdır. Hamileliğin son yarısında doğacak çocuğun dişleri düşünülerek kullanılmaz. Hayvan tecrübelerinin sonuçları tetrasiklinlerin plasentayı geçtiğini, fetal dokularda bulunduğunu ve tekamül eden fötüste toksik tesirler (ekseri iskelet teşekkülünün gecikmesiyle alakalı) meydana getirebileceğini göstermiştir. Embriyotoksisite belirtileri hamileliğin ilk aylarında tetrasiklin verilen hayvanlarda da görülmüştür. Diğer tetrasiklinler gibi doksisiklin de kemik oluşumu sağlayan herhangi bir dokuda sabit kalsiyum kompleksi meydana getirir. Ağızdan her altı saatte 25 mg/kg dozunda tetrasiklin verilen prematürelerde fibula büyüme oranında azalma görülmüştür. İlaç kesildiğinde bu reaksiyonun kaybolduğu tespit edilmiştir. Bu sınıftan bir ilaç alan süt veren kadınların sütünde tetrasiklinler mevcuttur.

Yan Etkileri:
Gastrointestinal: Anoreksi, bulantı, kusma, diyare, glosit, yutma güçlüğü, anogenital bölgelerde iltihabi lezyonlar. Deri: Makülopapüler ve eritemli kızarıklıklar, eksfoliyatif dermatit de tespit edilmiştir. Fakat mutad değildir. Fotonsensitivite. Hassasiyet reaksiyonları: Ürtiker, anjiyonörotik ödem, anafilaksi, anaflaktoid purpura, perikardit ve sistemik lupus erithematosus nüksleri. Terapötik dozun tam uygulanmasından sonra küçük çocuklarda fontanel çıkıklığı tespit edilmiştir. İlaca son verilince bu bulgu kaybolur. Kan: Hemolitik anemi trombositopeni, nötropeni ve eosinofili tespit edilmiştir. Uzun müddet kullanıldığında, tetrasiklinlerin tiroid bezinde kahverengi-siyah mikroskopik renk bozuklukları yaptığı görülmüştür. Tiroid fonksiyon çalışmalarında anomalilere rastlanmamıştır.

İlaç Etkileşimleri:
Doksisiklin; alüminyum, kalsiyum ve magnezyum içeren antiasidlerle beraber kullanıldığında absorbsiyonu bozulur. Bu nedenle doksisiklin alan hastalara bu ilaçlar verilmemelidir. Tetrasiklinlerin plazma protrombin aktivitesini azalttığı bilindiği için antikoagülanlarla tedavi gören hastalarda antikoagülan dozunda bir azaltma yapmak gerekebilir. Penisilinle beraber tetrasiklin verilmesinden kaçınılması tavsiye edilir.