BLEOLEM (Ampul)
Kullanım Şekli:
Total doz 300 mg’dır. Bu doz haftada 1-2 kez 10-20 mg/m2 olarak uygulanır.
400 mg total dozdan fazla kullanımlarda pulmoner toksisite insidansı
şiddetle artacağından çok dikkatli olunmalıdır. Uygulamalar i.v.,
i.m., i.a. ve s.c. olarak gerçekleştirilir.
Endikasyonları:
Skuamöz Hücreli Kanserler: Deri kanserleri, baş-boyun kanserleri, akciğer
kanseri, uterus serviksi kanseri. Lenfomalar: Hodgkin hastalığı,
retikülosarkom, lenfosarkom. Testiküler Kanserler: Embriyonal hücreli
koriokarsinoma, teratokarsinomada tek ajan ya da diğer kemoterapötik
ajanlarla birlikte kullanılır.
Kontrendikasyonları:
Şiddetli pulmoner fonksiyon bozuklukları bulunan veya göğüs röntgen
filmleri bulguları diffüz fibrotik değişiklikler veya diğer herhangi
değişiklikler bulunan hastalarda; bu veya benzeri bir ilaca (peptomisin)
aşırı duyarlılık hikayesi bulunan hastalarda; şiddetli böbrek
bozukluğu bulunan hastalarda ve şiddetli kardiyak sorunları bulunan
hastalarda kontrendikedir.
Uyarılar:
Bleomisin uygulanması sonucu interstisyel pnömoni ve pulmoner fibroz
vb. gibi sonuçları bazen fatal olabilen ciddi problemler gelişebilir.
Bu yüzden, sadece uygun olduğu düşünülen vakalarda uygulanmalı, hasta
ise gerek uygulama sırasında, gerekse uygulama tamamlandıktan sonra
belirli bir dönem boyunca (yaklaşık 2 ay) bir hekim tarafından gözlem
altında bulundurulmalıdır. Özellikle lenfomalı hastalarda anaflaksiye
daha sık rastlandığından bu hastalarda tedavi öncesi test
dozuuygulanmalı ve değerlendirme yapılmalıdır. Yaşlılara (60 yaşından
fazla) veya altında akciğer hastalıklarının yattığı vakalara
uygulanması sadece kullanımı ıle ilgili uyarılar tamamen göz önüne
alındıktan sonra yapılmalıdır. Efor dispnesi, ateş, öksürük, rallerin
mevcudiyeti gibi başlangıç belirtilerinin görünmesi, röntgen
filmlerinde normal dışı değişiklikler ve A-DO2, PaO2 veya DLCO
anomalileri durumunda uygulama derhal durdurulmalı ve uygun önlemler
alınmalıdır.Çok yollu uygulama durumunda özellikle toplam doz olarak
300 mg (potens)’ten fazla uygulanmamalıdır; ek dozun sonuçlarını
gözönünde bulundurmak gerekir. Peptomisin almış vakalarda bu ilacın
verilmiş olan dozu, toplam bleomisin dozunun hesaplanmasına
katılmalıdır. İnterstisyel pnömoni veya fibroz gibi ciddi yan etkiler
gelişebilir. Hastanın yeterli gözlem altında bulundurulması ve
rallerin ortaya çıkmasının bu durumların erken bulguları
olabileceğinin bilincinde olunması gerekir. Herhangi bir anomali
görüldüğü taktirde uygulama derhal durdurulmalı, idiyopatik pulmoner
fibrozun tedavisi için adrenokortikal hormonlar uygulanmalı ve
sekonder enfeksiyonu önlemek için de uygun antibiyotik verilmelidir.
Altta akciğer hastalıklarının yattığı vakalar veya yaşlılarda (60
yaşından fazla) 150 mg’ı geçmeyen düşük dozlarda bile pulmoner
semptomlar yüksek sıklıkta görülebilir, bu yüzden çok dikkat gerekir.
Bleomisin alan hastalar ateş, öksürük, efor dispnesi ve diğer klinik
belirtilerin gelişmesi açısından gözlem altında tutulmalı, ayrıca
göğüs röntgen filmlerinde bir anormalliğin saptanması ve rallerin
görülmesi açısından da takip edilmelidirler. Ayrıca alveoler-arteriyel
oksijen basınç farkı (A-aDO2), pulmoner arter oksijeni (PaO2) ve
karbon monoksit difüzyon kapasitesi (DLCO) gibi muayene tekniklerın
mümkün olduğu yerlerde, bu kontroller yapılmalıdır. Bu gözlemler
sadece ilacın uygulanması sırasında değil, uygulamanın bitimini
takibeniki aylık bir süre boyunca da yapılmalıdır. (A-aDO2) ve (PaO2)
mümkünse haftada bir bakılmalı ve arka arkaya gelen iki hafta arasında
bir azalma mevcut olduğu taktirde uygulama durdurulmalıdır. Bu
parametrelerden herhangi birinde 10 Torr’dan dahafazla bir bozulma
varsa, diğer klinik belirtiler dikkatle araştırılmalı, bunların ilacın
yan etkileri olduğuna kararverildiği taktirde de uygulama tamamen
bırakılmalı ve steroid uygulamasına başlanmalıdır. DLCO da %15′ten
fazla bir azalma olduğu taktirde de aynı adımlar atılmalıdır. Pulmoner
fonksiyon bozukluğu olup uygulamanın şart olduğu durumlarda tedavi
büyük bir dikkatle izlenmeli ve akciğer fonksiyonlarında daha fazla
bir azalma görüldüğü taktirde uygulama derhal durdurulmalıdır.
Herhangi bir kanama eğilim veya enfeksiyonun başlangıcına ya da
ağırlaşmasına dikkat edilmelidir. İlaç çocuklara uygulandığında yan
etkilerin görünmesi ile ilgili özel dikkat gerekir. Çocuklarda veya
üreme çağındaki hastalarda cinsel organlar üzerindeki etkiler göz
önünde bulundurulmalıdır. Pulmoner fonksiyon bozukluğu olan veya
geçmişinde bulunan hastalar, 60 yaşında veya daha yaşlı olan hastalar
(ciddi komplikasyonlara yol açabilir), böbrek fonksiyon bozukluğu olan
hastalar, kardiyak şikayetleri olan hastalar, radyoterapi almış veya
almakta olan hastalar, karaciğer fonksiyon bozukluğu bulunan hastalar,
Varicella’lı hastalarda (ölümcül sistemik fonksiyon bozuklukları
oluşabilir) çok dikkatli olmalı ve dozlar düşürülmeli ya da ilacın
uygulama aralıkları büyütülmelidir. Hayvan deneylerinde teratojenik
olduğu bildirilmiştir. Bu yüzden, ilacı gebe kadınlara veya gebe
olduğundan şüphelenilen kadınlara uygulamamak önerilmektedir. Emzirme
döneminde uygulanmasının emniyetli olup olmadığı kesinleşmemiştir. Bu
yüzden ilacı emziren bir kadına uygulamak gerektiğinde, emzirmeyi
durdurması söylenmelidir.
Yan Etkileri:
İlaç şiddetli interstisyel pnömoni veya pulmoner fibroza yol
açabildiğinden, dikkatli gözlemler yapılmalı, A-aDO2, PaO2 veya DLCO
da herhangi bir değişiklik ya da göğüs röntgen filmlerinde herhangi
bir normal dışı bulgu görüldüğünde veya öksürük, efor dispnesi ya da
raller duyulması gibi klinik belirtiler geliştiği taktirde uygulama
derhal durdurulmalı, adrenokortikotrop hormon uygulaması ve bazı
uygun antibiyotiklerle tedaviye başlanmalıdır. Seyrek durumlarda şoka
yol açabildiğinden, herhangi bir bulgu veya belirti görüldüğünde
tedavi hemen durdurulur ve uygun önlemler alınır. Habis lenfomalı
hastalarda şok daha çok uygulamanın 1-2. haftalarında geliştiğinden,
bu hastalarda başlangıç ve ikinci dozu 5 mg (potens) veya daha düşük
tutulur. İlaca karşı akut reaksiyonlar ortaya çıkmayacağı
kesinleştikten sonra doz alışılmış düzeye yükseltilir. Bazı vakalarda
döküntü, ürtiker ve eritroderm gibi aşırı duyarlılık belirtileri
görülebildiğinden, böyle vakalarda tedavi durdurulmalıdır. Ateş bazen
enfeksiyondan 4-5 saat sonra, bazen de daha geç ortaya çıkabilir. Ateş
ile doz arasında doza cevap ilişkisi bulunduğundan dolayı, ateş
şiddetli olduğu taktirde, daha kısa aralıklarla daha düşük doz
uygulanır, veya uygulamadan önce antihistaminik ve antipiretik ilaçlar
verilir. Tedavi sırasında kanser odağının hızla nekroze olması sonucu
görülebilen kanamalara dikkat etmek gerekir. Deride hipertrofi,
pigmentasyon, tırnaklarda deformasyon ve renk bozuklukları benzeri
dermatit alopesi ve angular stomatit gibi skleroderma benzeri
değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu yan etkiler tedavi başlangıcını
takip eden 1-3 dakika içinde ortaya çıkar. Ciltte bazen hiperestezi ve
paresteziyeulaşabilen değişiklikler olabilir. Ağız içerisinde, dil ve
dudaklarda ülserasyonlar görülebilir. Kümülatif doz yaklaşık150 mg (potens)
veya üstüne ulaştığında bu değişikliklerin ne zaman çıkabileceklerini
görmek amacıyla özellikle dikkat edilmelidir. İştahsızlık, bulantı ve
kusma ve bazen de diyare görülebilir. Karaciğer bozuklukları nadiren
görülür. Oligüri gibi böbrek bozuklukları görülebilir. Bazen idrar
yaparken ağrı, pollakiüri ve idrar birikmesi hissi gibi üriner
bozukluklarla ilgili belirtilere yol açabilir. Nadiren hematüri
görülebilir. Sistit ve hemorajik sistit görülebilir. Lökopeni,
trombositopeni ve anemi oluşabilir. Genel durum bozukluğu veya bazen
baş ağrısı ve baş dönmesi görülebilir. Nadiren dezoryantasyon ve
agresif davranışlar görülebilir. Devamlı intravenöz enjeksiyon ven
duvarında hipertrofi ve uygulama yeri etrafındaki venöz lümenin
daralmasına neden olabilir. Tümörün yerinde ağrı oluşabilir.
İlaç Etkileşimleri:
Pulmoner semptomlar gibi yan etkiler diğer antineoplastik ajanlarla
kombine uygulandığında alevlenebilir. Pulmoner semptomlar dahil yan
etkiler radyoterapi ile kombine tedavide alevlenebilir. Toraks ve
çevresindeki yapılara radyoterapi uygulanmasının önlenmesi son derece
önemlidir. Baş-boyun tümörlerinde radyoterapi ile kombine tedavi
uygulaması stomatit ve angular stomatiti alevlendirebilir. Seyrek
olarak farenks mukozasında enflamasyona yol açması ses kısıklığı ile
sonuçlanır.
İlginizi Çekebilecek Diğer İlaçlar:
İlaç hakkında yorum yapın!