MINULET (Draje)

Kullanım Şekli:

Adet döneminin ilk gününden başlamak üzere 21 gün süreyle günde 1 draje
kullanılır. Ambalajın bitiminde 7 gün ara verilerek tekrar ikinci küre
başlanır.

Endikasyonları:

Oral kontraseptif etkilidir.

Kontrendikasyonları:

Gebelik, kardiyovasküler ya da serebrovasküler bozukluklar (örn.
tromboflebit ve tromboembolik süreçler ya da özgeçmişte bu durumların
varlığı), ağır hipertansiyon, ağır karaciğer bozuklukları ya da
özgeçmişte bu durumların varlığı ve karaciğer fonksiyon testlerinin
normale dönmemiş olması; kolestatik sarılık; özgeçmişte gebelik
sarılığı ya da steroid kullanımına bağlı sarılık; Rotor sendromu ve
Dubin Johnson sendromu, estrojene bağlı tümör varlığı ya da şüphesi,
endometriyum plazisi, nedeni teşhis edilmemiş vajinal kanama, porfirya,
hiperlipoproteinemi, özellikle kardiyovasküler hastalıklara yol
açabilecek diğer risk faktörleri varlığında, özgeçmişte gebelik
sırasında ya da steroid kullanımında şiddetli pruritus ya da herpes
gestationis varlığında kontrendikedir.

Uyarılar:

Herhangi bir tromboembolik olay belirtisinde ilacın kullanımına hemen
son verilmelidir. Sigara içenlerde vasküler hastalıkların riski artar.
Bu risk yaşa bağlı olarak daha da artar. Ayrıca bu risk, muhtemelen az
da olsa estrojen içeren oral kontraseptif kullananlarda
kullanmayanlara göre daha fazladır. 35 yaşın üzerindeki kadınlara
sigarayı bırakmaları önerilmelidir. Estrojen içeren müstahzarları
kullanan hastalarda, derin venlerde tromboz riski, büyük cerrahi
girişimlerde ya da uzun süreli hareketsizlikte geçici olarak
artabilir. Ağır varis mevcudiyetinde estrojen içeren müstahzarların
yararları, olası riskleri gözönünde tutularak değerlendirilmelidir.
Karaciğer fonksiyon testleri normal değilse tedaviye son verilmelidir.
Oral kontraseptif kullanan kadınlarda, çok seyrek olarak hepatoselüler
adenomların görüldüğü bildirilmiştir. Adenom, abdominal bir kitle
biçiminde ve/veya akut abdominal ağrı semptom ve belirtileriyle ortaya
çıkabilir. Hastada batın ağrısı ya da intraabdominal kanama
belirtileri varlığında, kanayan bir hepatoselüler adenomdan şüphe
edilmelidir. Özellikle özgeçmişte kloazma gravidarum olan kadınlarda
estrojen ve/veya progestagen içeren ilaç kullanımı sırasında seyrek
olarak kloazma belirebilir. Kloazmaya yatkınlık gösteren kadınların,
bu ilacı kullanırken güneş ışınlarından kaçınmaları gerekir. Estrojen
içeren oral kontraseptiflerin kullanımı sırasında seyrek olarak
depresyon belirebilir. Bu olaya triptofan metabolizması bozukluğu
eşlik eder. B6 vitamini verilmesi tedavi edici olabilir. Steroidlerin
kullanımı bazı laboratuvar testlerinin sonuçlarını etkileyebilir.
Estrojen ve/veya progestagen içeren ilaçları uzun süreli kullananların
periyodik olarak tıbbi muayeneden geçmeleri önerilir. Ağırlaşma ya da
tekrarlama ortaya çıkabileceğinden latent ya da belirgin kalp
yetersizliği, böbrek disfonksiyonu, hipertansiyon, epilepsi ya da
migren (ya da özgeçmişte bunların varlığı), enfeksiyon ve anoksi gibi
belli bazı durumlarda estrojen içeren müstahzarlar tromboembolik
olaylara yol açabildiklerinden orak hücreli hemoglobinopati, estrojene
duyarlı hastalıkların (örn. uterus fibriyomları büyüyebilir ve
endometriozis estrojen tedavisi sırasında ağırlaşabilir) varlığında
hastanın devamlı izlenmesi gereklidir. Oral kontraseptifleri uzun süre
kullananların yılda bir defa vaginal smearı içine alan jinekolojik bir
kontrolden geçmesi gereklidir.

Yan Etkileri:

Ara kanaması, ilaç alımından sonra amenore, serviks salgısında değişiklik,
uterus fibriyomlarında büyüme, endometriozisin ağrılaşması, belli bazı
vajinal enfeksiyonlar; memelerde hassasiyet, ağrı, büyüme, salgı;
bulantı, kusma, kolelitiazis, kolestatik sarılık; tromboz,
hipertansiyon; kloazma, eritema nodosum, döküntü; kontakt lens
kullananlarda korneada rahatsızlık; baş ağrısı, migren, mizaç
değişikliği gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Antikonvülzanlar, barbitüratlar ve antibiyotiklerle etkileşebilir.
Aktif kömür ve bazı laksatiflerle birlikte kullanıldığında oral
kontraseptiflerin güvenilirliği azalır ve düzensiz kanamalar
görülebilir. Oral kontraseptifler glukoz toleransını azaltabilir ve
diyabetiklerde insülin ya da diğer antidiyabetik ilaçlara gereksinimi
artırabilir.

Yorum Yap

MINIRIN (Tablet)

Kullanım Şekli:

Merkezi diabetes insipidus: Çocuklar ve erişkinler için başlangıç dozu günde 3
defa 0.1 mg’dır. Daha sonra doz hastanın verdiği cevaba göre
ayarlanır. Klinik çalışma sonuçlarına göre günlük doz 0.2 mg ile 1.2
mg arasında değişir. Çoğu hasta için günde 3 defa 0.1-0.2 mg optimum
dozdur. Primer noktürnal enürez: Uygun başlangıç dozu gece yatarken
0.2 mg’dır. Eğer bu doz yeterli olmazsa, doz 0.4 mg’a yükseltilebilir.
Tedaviye devam kararı 3 ay tedaviden sonra 1 hafta ara verilip hasta
değerlendirilerek alınır.

Endikasyonları:

Santral diabetes insipidus tedavisinde endikedir. Santral diabetes insipidus
teşhisi koyulmuş olan hastalarda Desmopressin kullanımıyla idrar
debisi azalır, idrarın osmolalitesi artar ve plazma osmolalitesi
düşer. Sonuç olarak idrar sıklığı ve noktüri azalır. 5 ve yukarı
yaşlarda olan, normal idrar yoğunlaştırma yeteneğine sahip primer
enüretik hastaların kısa dönem tedavilerinde endikedir. Desmopressin,
böbreklerin idrarı yoğunlaştırma kapasitesini test etmek üzere
kullanılır; böbrek fonksiyonlarının incelenmesinde bir teşhis
aracıdır. Özellikle, idrar yolu enfeksiyonlarının düzeyi ayırıcı
teşhis için yararlıdır. Sistit, piyelonefritin tersine, idrarı
yoğunlaştırma kapasitesini normalin altına düşürmez. Hafif hemofili A
ve von Willebrand hastalığı olan kişilerin minor cerrahi
müdahalelerinde kanamanın kontrolü ve proflaksisi için Desmopressin
kullanılır (test dozuna pozitif cevap verenlerden). Ender vakalarda
orta şiddetdeki hastalığın tedavi edildiği saptanmıştır. Desmopressin,
von Willebrand hastalığı tip IIB’li hastalarda kullanılmamalıdır.
Tedaviye ve teşhise yönelik ameliyatlardan önce uzun kanama süresini
kısaltmak veya normalleştirmek için kullanılır. Ayrıca kanamanın
terapötik kontrolü amacıyla kullanılır, örneğin konjenital veya ilaca
bağlı trombosit disfonksiyonunda, üremi ve karaciğer sirozunda veya
etiyolojisi bilinmeyen uzun kanama süreli hastalarda kanamayı kontrol
altına almak için Desmopressin kullanılır.

Kontrendikasyonları:

İtiyadi ve psikolojik polidipside kullanılmamalıdır. İdrarı yoğunlaştırma
kapasite testi, diüretik kullanımını gerektiren kalp yetmezliği ve
diğer vakalar, hemostatik kullanım, stabil olmayan angina pektoris,
dekompanse kalp yetmezliği ve von Willebrant hastalığı tip IIB’de
kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Çok genç ve yaşlı hastalar, sıvı ve/veya elektrolit dengesizliği bulunan
durumlar ve artmış kafa içi basıncı riski altında olan hastalarda
aşırı sıvı yüklenmesini önlemek için özel önlemler alınmalıdır. İdrarı
yoğunlaştırma kapasite testi 1 yaşın altındaki hastalarda sadece
hastanede ve kontrollü koşullarda yapılmalıdır. Hemostatik kullanım:
Diüretiklerle tedavi gerektiren hastalığı olanlarda aşırı sıvı
yüklenmesini önlemek için önlem alınmalıdır. Su retansiyonu riski
unutulmamalıdır. Sıvı alımı mümkün olan en alt düzeye indirilmelidir
ve vücut ağırlığı düzenli bir şekilde kontrol edilmelidir. Teşhis
amaçlı kullanıldığında sıvı alımı, ilacın uygulanmasından bir saat
önce başlayarak 8 saat sonrasına kadar 0.5 litreyi aşmamalıdır. Vücut
ağırlığında kademeli bir artış varsa ve sodyum düzeyi 130 mmol/l’nin
altına veya plasma osmolalitesi 270 mOsm/kg’ın altına düşerse sıvı
alımı hemen azaltılmalı ve uygulama derhal durdurulmalıdır.
Trombositopenide uzamış kanama süresini azaltmaz. Bir araştırmacı,
diabetes insipitus nedeniyle gebelik sırasında desmopressin alan
anneler doğan üç çocukta malformasyon bildirmiştir. Ancak 120′nin
üzerinde vakayı kapsayan bazı yayımlanmış raporlardan, gebelik
desmopressin ile tedavi edilmiş annelerden normal çocuklar doğduğu
belirtilmiştir. Buna ilaveten, tüm gebelik boyunca desmopressine maruz
kalmış 29 çocukta malformasyon oranında artış görülmediğine dair çok
geniş veri bulunmaktadır. Yüksek doz (300 mcg intranazal) desmopressin
alan annelerin sütü analize tabi tutulmuş ve çocuğa geçebilecek
desmopressin miktarının diürezi veya hemostazı etkileyecek miktarın
çok altında olduğu saptanmıştır.

Yan Etkileri:

Tedavi gören hastaların pek az bir yüzdesinde, baş ağrısı, bulantı ve mide
ağrısı olması beklenebilir. Sık görülen yan etkiler (>1/100): Genel:
Başağrısı. Yüksek dozda: Yorgunluk hali. Dolaşım: Yüksek dozda:
Refleks taşikardi ile birlikte kan basıncında geçici düşüş ve uygulama
sırasında yüzde kızarma. Gl: Mide ağrısı, Bulantı. Ender görülen yan
etkiler(<1/1000): Genel: Yüksek dozda: Baş dönmesi. Eğer sıvı alımı
kısıtlanmadan tedavi uygulanırsa, su retansiyonu görülebilir,
belirtileri, serum sodyum miktarında azalma, kilo artışı, ve ağır
vakalarda konvülsiyonlardır.

İlaç Etkileşimleri:

Antidiüretik hormon salgıladığı bilinen ilaçlar örneğin
antidepresanlar, klorpromazin ve karbamazepin ilave bir antidiüretik
etkiye neden olurlar ve su retansiyonu riski artabilir. İndometazin,
desmopressine verilen cevabı artırabilir, ancak süreyi etkilemez.

Yorum Yap

MITOXANTRONE (IV Flakon)

Kullanım Şekli:

Hormon tedavisine cevap vermeyen prostat kanseri: 12-14 mg/m2 21 gün arayla
kısa i.v. infüzyon halinde. Yetişkinlerde akut nonlemfositik löseminin
başlangıç terapisi kombinasyonu: İndüksiyon için; önerilen günlük doz
12 mg/m2′dir. 1-3 günleri arasında i.v. infüzyon şeklinde ve 100 mg/m2
sitarabin 7 gün boyunda 24 saatlik sürekli infüzyon şeklinde 1-7
günleri arasında. Bu kür sonrası yeterli cevap alınmazsa, ikinci bir
indüksiyon kürü 2 gün mitoksantron ve 5 gün sitarabin aynı dozlarda
uygulanabilir. Şiddetli ve ölümcül hematolojik olmayan zehirlenmeler
birinci indüksiyon kür uygulaması sırasında görülürse, toksik
belirtiler geçmeden ikinci küre başlanmamalıdır. Önerilen
konsolidasyon terapisi, mitoksantron 1. ve 2. gün 12 mg/m2 i.v.
infüzyon şeklinde ve 5 gün boyunca 100 mg/m2 sitarabin 24 saatlik
sürekli infüzyon şeklinde uygulanır. Birinci kür, son indüksiyon
terapisinden 6 hafta sonra başlarken, ikinci konsolidasyon kürü
birinci kürden 4 hafta sonra başlatılır.

Endikasyonları:

İlerlemiş meme kanseri, non-Hodgkin lenfoma ve yetişkinlerin akut
nonlenfositik lösemilerinde (ANLL) endikedir.

Kontrendikasyonları:

Mitoksantrona karşı aşırı duyarlılılığı olduğu bilinenlerde
kontrendikedir.

Uyarılar:

Mitoksantron sitotoksik bir ilaç olduğundan, antineoplastik ilaçlarla
tedavi konusunda deneyimli uzman hekimlerce ya da onların gözetiminde
kullanılmalıdır. Tedavi başlamadan önce ve tedavi sırasında belirli
periyodlarla tam kan sayımları yapılmalı ve gerektiğinde doz buna göre
ayarlanmalıdır. Genel durumu bozuk ya da kemik iliği depresyonu olan
hastalarda büyük bir dikkatle kullanılmalıdır. Aynı kural ciddi
karaciğer yetmezliği olan hastalar için de geçerlidir. Mitoksantronun
intravenöz yol dışında kullanımıyla ilgili yeterli deneyimler yoktur.
Bazı olgularda konjestif kalp yetmezliği ya da sol ventrikül ejeksiyon
fraksiyonunda azalma gibi kalp fonksiyon değişiklikleri
bildirilmiştir. Bu kardiyak olayların çoğunluğu önceden
antrasiklinlerle tedavi olanlarda, mediastinal radyoterapi alanlarda
veya önceden kalp hastalığı olanlarda ortaya çıkmıştır. Bu gruptaki
hastalarda, tedaviye başlamadan önce her türlü kardiyak tetkik
yapılmalı ve tedavi boyunca ayrı bir dikkat gösterilmelidir. Uzun
süreli tedavilerle ilgili deneyimler kısıtlı olduğundan, kümülatif
dozu 160 mg/m2′yi geçen hastalarda kardiyolojik tetkiklerin yapılması
önerilir. Mitoksantron hastaya verilişinden sonraki 24 saat içinde
idrara mavi-yeşil renk verebileceğinden, bu konuda hastalar
bilgilendirilmelidir. Mitoksantron gebelerde kullanılmamalıdır. İlacın
kullanımı sırasında ve tedavinin bitiminden sonra en az 6 ay süreyle
gebe kalınmasından sakınılması konusunda eşler uyarılmalıdır. Emziren
annelerde kullanılması gerekiyorsa, emzirmeye son verilmelidir.
Pediyatride kullanımının etkinliği ve güvenilirliği konusunda yeterli
bilgi yoktur.

Yan Etkileri:

Önerilen dozlarda verilmesiyle düşük düzeyde bir lökopeni
beklenilmelidir. Lökopeni genellikle geçici olup, en düşük değere 10
günde erişilir ve çoğunlukla 21. günde normale döner. Trombositopeni
oluşabilir , anemi ise daha nadirdir. Zayıf ya da önceden yoğun
kemoterapi almış hastalarda kemik iliği depresyonu daha şiddetli ve
uzun süreli olabilir. İlerlemiş meme kanseri ve lenfomalarda,
mitoksantronun 21 günde bir enjekte edilmesiyle en sık ortaya çıkan
yan etkiler bulantı ve kusmadır. Diğer bir yan etkisi alopesi olup,
genellikle hafif seyreder ve tedavinin kesilmesiyle birlikte düzelir.
Daha nadir bildirilen yan etkilerse amenore, iştahsızlık, kabızlık,
ishal, dispne, yorgunluk hali, ateş, gastrointestinal kanama, stomatit/mukozit
gibi durumlardır. Zaman zaman klinik önemi olan kardiyovasküler yan
etkiler sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda azalma, EKG
değişiklikleri, akut aritmiler oluşabilir. Keza dijital ve/veya
diüretik tedavisine iyi yanıt veren konjestif kalp yetmezliği
gelişebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Mitoksantron, aynı enfüzyon çözeltisi içinde başka hiçbir müstahzarla
karıştırılmamalıdır.

Yorum Yap

MITOMYCIN-C (Flakon)

Kullanım Şekli:

Aralıklı uygulama: Erişkinlerde 4-6 mg (potens) mitomisin C haftada
bir ya da iki defa i.v. olarak uygulanır. Arka arkaya uygulama:
Erişkinlerde 2 mg (potens) mitomisin C günde bir defa i.v. olarak
uygulanır. Aralıklı yüksek doz uygulama: Eriskinlerde 10-30 mg (potens)
mitomisin C 1-3 (veya daha fazla) haftalık aralarla i.v. olarak
uygulanır. Diğer antikanser ilaçlarla kombine kullanımı: Erişkinlerde
2-4 mg (potens) mitomisin C haftada 1-2 kere diğer antikanser
ilaçlarla birlikte kombinasyon şeklinde uygulanır. Gerektiği taktirde,
intraarteriyel, intramedüller, intrapleural ve intraperitonal yolla
günde 2-10 mg (potens) dozda uygulanabilir. Doz hastaların yaşına ve
belirtilerin şiddetine göre ayarlanır. 0.4 mg/ml olacak şekilde steril
su kullanılarak hazırlanır. Mesane kanseri: Çoğunlukla nüksün
önlenmesi için, her gün ya da iki günde bir 4-10 mg (potens) mitomisin
C intravezikal olarak uygulanır. Tedavi amacıyla ise doz günde bir
kere intravezikal 10-40 mg’dır.Doz hastaların yaşına ve belirtilerin
siddetine göre ayarlanır.

Endikasyonları:

Mide, akciğer, pankreas, karaciğer, serviks ve endometriyum, meme, mesane,
baş-boyun kanserleri, lenfositik ve miyelojenöz lösemilerde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Mitomisine karşı geçmişlerinde aşırı duyarlılık bulunan hastalarda,
platelet sayısının 75000/mm3, lökosit sayısının 3000/mm3, kreatinin
değerinin 1.7 mg/dl olduğu hastalarda ve protrombin zamanı ya da
kanama zamanının uzadığı hastalarda, koagülasyon bozukluklarında,
ciddi enfeksiyonlarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Kemik iliği supresyonu gibi ciddi yan etkilere yol açabilir, bu yüzden
hastalar sık laboratuvar kontrolleriyle (hematolojik, hepatik ve
böbrek fonksiyonları vb) izlenmelidirler. Herhangi bir bozukluk
görüldüğü taktirde, dozu azaltmak ya da uygulamayı durdurmak gerekir.
Uzun süreli uygulama, yan etkilerin daha şiddetli ve geri dönüşsüz
olma potansiyelinden dolayı büyük bir dikkat ile yapılmalıdır. Lökosit
sayısı 4000/mm3, platelet sayısı 150000/mm3 ya da altında ise ya da bu
değerlerde progresit bir düşme gözlendiyse hematolojik düzelme
oluşuncaya kadar ilaç kesilmelidir. Pulmoner toksisite geliştiyse ilaç
kesilmelidir. Gerek enfeksiyon, gerekse kanama eğiliminin manifest
hale gelmemesine ya da ağırlaşmamasına özellikle dikkat edilmelidir.
Çocuklara uygulamada çok dikkatli olmalı ve yan etkilerin başlangıcına
dikkat edilmelidir. Çocuklarda ya da üreme çağındaki hastalarda cinsel
organlar üzerindeki potansiyel etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.
Karaciğer bozuklukları olan hastalar, böbrek bozuklukları olan
hastalar, kemik iliği supresyonu bulunan hastalar, enfeksiyon
hastalıkları bulunan hastalar, Varicella’lı hastalar (ölümcül sistemik
bozukluklar ulaşabilir) ve gebelik ve laktasyonda kullanımında çok
dikkatli uygulanması gerekir. Laboratuvar hayvanlarında fetal
malformasyonlara yol açtığı bildirilmiş olup, gebe hastalara ya da
gebe olduğundan şüphelenilen kadınlara uygulanması önerilmemektedir.
Emzirme dönemindeki hastalar emzirmeyi durdurmalıdırlar. Subkutan
uygulandığı fareler ve intraperitoneal ya da intravenöz uygulandığı
sıçanlarda çeşitli tümörler görüldüğü bildirilmiştir.

Yan Etkileri:

Lökopeni, trombositopeni, kanama , anemi ve seyrek olarak
mikroanjiyopatik hemolitik anemi görülebilir. Miyelosupresyon
tedaviden sonra 8 hafta içinde meydana gelir ve yaklaşık 3 ayda normal
değerlere ulaşılır. Karaciğer bozuklukları nadiren görülür. Hemolitik-üremik
sendrom, proteinüri, hematüri, ödem, hipertansiyon ya da diğer
semptomlar ortaya çıkabilir. İştahsızlık, bulantı ve kusma, stomatit
görülebilir. Döküntü gibi aşırı duyarlılık reaksiyonları görülebilir.
Sistit, hematüri ya da mesane instilasyonuna bağlı mesane atrofisi
ortaya çıkabilir. İnterstisyel pnömoni ve pulmoner fibroz seyrektir.
Akut bronkospazm olabilir. Genel halsizlik ve alopesi seyrek olarak
ortaya çıkabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Kemik iliği supresyonuna yol açan diğer ilaçlar ve radyoterapi, ayrıca aşı
ve canlı virüslerle etkileşebilir. Düşük pH’lı enjektabl preparatlarla
geçimli değildir.

Yorum Yap

MİRTARON (Film Tablet)

Kullanım Şekli:

Tabletler bir miktar sıvı ile yutularak alınmalı ve çiğnenmemelidir.
Mirtazapin yarılanma ömrü 20-40 saat olduğundan günde tek doz
uygulaması uygundur. Tercihen, yatmadan önce tek doz olarak
kullanılmalıdır. Mirtazapin gün içinde sabah ve akşam 2 eşit dozda
verilebilir. Erişkinler: Tedavinin başlangıç dozu günde 15 mg’dır.
Efektif günlük doz genellikle 15-45 mg arasındadır. Yaşlılarda doz
artımında tatminkar ve emniyetli bir yanıt alınıncaya kadar hasta
yakından izlenmelidir. Çocuklarda güvenlik ve etkinliği
belirlenmediğinden çocukların mirtazapin ile tedavisi önerilmez. Renal
ve hepatik yetmezliği olan hastalarda mirtazapin klirensi azalabilir.
Bu tür hastalara mirtazapin verildiği zaman bu konu gözönünde
bulundurulmalıdır. Tedavi, 4-6 ay boyunca ve semptomlar tamamen
ortadan kalkıncaya kadar sürdürülmelidir. Daha sonra tedavi, doz
azaltılarak kesilebilir. Uygun doz verildiği takdirde tedaviye 2-4
hafta içinde olumlu yanıt alınabilir. Yetersiz yanıt halinde ilacın
dozu maksimum doza kadar çıkarılabilir. İkinci bir 2-4 haftalık
dönemden sonra yanıt alınamıyorsa tedavi sonlandırılmalıdır.

Endikasyonları:

Major depresyon epizodlarında endikedir.

Kontrendikasyonları:

Mirtazapine aşırı duyarlılıkta kontrendikedir.

Uyarılar:

Antidepresanların çoğu ile yapılan tedavilerde, genellikle
granülositopeni veya agranülositoz şeklinde ortaya çıkan kemik iliği
depresyonu bildirilmiştir. Bu durum çoğunlukla 4-6 haftalık tedavi
sonrasında ortaya çıkmaktadır ve genellikle tedavinin kesilmesi ile
düzelmektedir. Mirtazapin ile yapılan klinik çalışmalar sırasında,
geri dönüşümlü agranülositoz nadir bir durum olarak bildirilmiştir.
Ateş, boğaz ağrısı, stomatit veya diğer enfeksiyon bulgularına karşı
dikkatli olunmalıdır; bu tür semptomların ortaya çıkması halinde
tedavi kesilmeli ve kan sayımı yapılmalıdır. Epilepsi ve organik beyin
sendromu; karaciğer veya böbrek yetmezliği; ileti bozuklukları, anjina
pektoris ve son dönemde geçirilmiş miyokard enfarktüsü benzeri kalp
hastalıkları (burada normal tedbirler alınmalı ve birlikte verilen
ilaçlar dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır); hipotansiyonlu hasta
gruplarında dikkatli bir doz ayarlamasının yanı sıra düzenli ve yakın
bir takip uygulanması gerekir. Çok düşük bir antikolinerjik aktiviteye
sahip olduğundan sorun çıkması beklenmese dahi prostat hipertrofisi
benzeri miktürasyon bozuklukları; akut dar açılı glokom ve intraoküler
basınç artışı ve Diabetes mellitus’lu hasta gruplarına özel bir dikkat
gerekir. Antidepresan ilaçların şizofren veya diğer psikotik
bozuklukları olan hastalara verilmesi halinde psikotik semptomlarda
kötüleşme meydana gelebilmektedir; paranoyak düşüncelerde artma
olabilir. Manik-depresif psikozun depresif evresine yönelik tedavi
uygulanmaktaysa, manik evreye geçiş olabilir. İntihar girişimi göz
önüne alınarak, özellikle tedavinin başlangıcında, hastaya yalnızca
sınırlı miktarda mirtazapin verilmelidir. Antidepresan ilaçlar
bağımlılık yapmamakla birlikte, uzun vadeli uygulamadan sonra
tedavinin aniden kesilmesi halinde bulantı, baş ağrısı ve kırgınlık
görülebilir. Klinik çalışmaları sırasında yan etkiler yaşlı
hastalarda, diğer yaş gruplarına nazaran daha sık olarak
bildirilmemekle birlikte, yaşlı hastaların özellikle antidepresanların
yan etkilerine karşı genellikle daha hassas oldukları unutulmamalıdır.
Çocuk hastalarda güvenilirlik ve etkinliği ile ilgili kesin bilgiler
mevcut olmadığından, çocuklarda kullanılması önerilmez. Gebelik
kategorisi C’dir. İnsan gebeliği sırasında kullanımının
güvenilirliğine ilişkin kesin bilgiler mevcut değildir. Gebelik
sırasında yalnızca kesin olarak gerekli olduğunda kullanılmalıdır.
Emziren annelerde kullanılması, anne sütü ile ilgili insan verileri
mevcut olmadığından önerilmemektedir. Konsantrasyon ve dikkat üzerinde
olumsuz etki sergileyebilir. Antidepresan tedavisi gören hastalar,
örneğin motorlu taşıt veya makine kullanımı benzeri, dikkat ve iyi bir
konsantrasyon gerektiren ve potansiyel tehlike arz eden işlerden
kaçınmalıdır.

Yan Etkileri:

Tedavi sırasında en sık bildirilen yan etkiler: İştah artışı ve kilo alma,
genellikle tedavinin ilk birkaç haftası sırasında görülen sersemleme/sedasyon
(konsantrasyon bozukluğuna yol açabilir, bu durumda dozun azaltılması
genellikle sedasyonun azalmasına yol açmamakta, fakat antidepresan
etkiyi azaltabilmektedir), ödem ve buna eşlik eden kilo artışı, baş
dönmesi, baş ağrısıdır. Bazı nadir durumlarda belirtilen istenmeyen
etkiler: Hipotansiyon (ortostatik), mani, konvülziyonlar (nöbetler),
tremor, miyoklonus, akut kemik iliği depresyonu (eozinofili,
granülositopeni, agranülositoz, aplastik anemi ve trombositopeni),
serum transaminaz aktivitesinde artış, ekzantem ve parestezidir.

İlaç Etkileşimleri:

Alkolün santral sinir sistemini baskılayıcı etkisi artırır. MAO inhibitörleri
ile veya bu ajanlarla tedavinin kesilmesinden sonraki 2 hafta içinde
kullanılmamalıdır. Benzodiazepinlerin sedatif etkilerini artırabilir.

Yorum Yap

MIRENA (Rahim İçi Sistem)

Kullanım Şekli:

Rahim boşluğuna yerleştirilir. Memeler de dahil jinekolojik muayene
yapılmalı ve gebeliğin olmadığı saptanmalıdır. Uygulamadan 4-12 hafta
sonra tekrar muayene edilir. Rahim boşluğuna siklusun ilk 7 günü
içinde uygulanır. Sistem ilk trimestr düşüklerini takiben hemen
yerleştirilebilir. Doğum sonrası uygulamalar doğumdan 6 hafta sonra
yapılmalıdır. Estrojen replesman tedavisi sırasında endometriyumu
korumak amacıyla kullanılacaksa, amenoreik kadında herhangi bir
zamanda ya da menstrüasyonun ya da çekilme kanamasının son günlerinde
uygulanabilir. Sistem 5 yıl sonra çıkarılmalıdır. Aynı metoda devam
etmek isteniyorsa aynı seansta yeni bir sistem yerleştirilebilir.

Endikasyonları:

Kontrasepsiyon (gebeliğin önlenmesi), idiyopatik menoraji, estrojen
replesman tedavisi sırasında endometriyal hiperplaziye karşı korunma.

Kontrendikasyonları:

Gebelik veya gebelik şüphesi; mevcut ya da tekrarlayan pelvik enflamatuvar
hastalığı; genital enfeksiyon; postpartum endometrit; son 3 ay içinde
enfekte düşük; servisit; servikal displazi; rahim ya da serviksin
habis tümörleri; nedeni bilinmeyen anormal uterus kanamaları; rahim
boşluğunun biçimini bozan fibroidler de dahil olmak üzere konjenital
ya da edinilmiş uterus anomalileri; artmış enfeksiyon eğilimine
yolaçan durumlar; akut karaciğer hastalıkları veya karaciğer tümörü;
içeriğine karşı olabilecek aşırı duyarlılık durumlarında
kontrendikedir.

Uyarılar:

Migren, asimetrik görme kaybıyla seyir eden fokal migren ya da geçici beyin
iskemisine yönelik başka belirtiler, alışılmışın dışında şiddetli baş
ağrısı, sarılık ve belirgin tansiyon yükselmesi, meme kanseri de dahil
olmak üzere hormonal bağımlılık gösteren tümör ya da buna ilişkin
şüphe, inme ya da miyokard enfarktüsü gibi ağır arteriyal
hastalıklardan herhangi biri varsa ya da ilk kez ortaya çıkıyorsa,
ancak uzman tavsiyesi ve kontrolü dahilinde kullanılmalı ya da sistem
çıkarılmalıdır. Nedeni bilinmeyen kısmi ya da komple görme kaybı,
proptoz  ya da diplopi belirtileri, papilla ödemi veya retina
damarlarında lezyonlar şeklinde gösterebilen, retina trombozu gibi
venöz tromboembolizme yönelik bulgular varsa, derhal uygun tanısal ve
terapötik önlemler alınmalıdır. Enfekte endokardit riskine yol açan
konjenital kalp hastalığı ya da valvüler kalp hastalığı olan
kadınlarda dikkatle kullanılmalıdır. Düşük doz levonorgestrel glukoz
toleransını etkileyebileceğinden, diyabetik kadınlarda kan şekeri
izlenmelidir. Kullanan kadınların %20’sinde zamanla oligomenore
ve/veya amenore oluşmaktadır. Tekrarlanan endometrit veya pelvik
enfeksiyonunda ya da tedaviye bir kaç gün içinde olumlu yanıt vermeyen
akut bir enfeksiyon durumunda çıkarılmalıdır. Uterusun gövdesinin ya
da serviksin perforasyonu, yerleştirme esnasında meydana gelebilir.
Böyle bir durumda sistemin hemen çıkarılması gerekmektedir. Kontrol
muayenelerinde serviksde geri çekme iplikleri görülmüyorsa, ilkin
gebelik olasılığı araştırılmalıdır. Kullanan kadınların yaklaşık
%12’sinde büyümüş foliküllere rastlanmaktadır. Büyümüş foliküller,
genellikle 2-3 ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar. Bunun
gerçekleşmediği olgularda, durumun ultrason vasıtasıyla takip edilmesi
ya da diğer tanısal/terapötik önlemlerin alınması önerilir. Cerrahi
bir girişim, nadiren gerekebilir.

Yan Etkileri:

En sık rastlanan yan etki menstrüel kanama düzeninin değişmesidir. Lekelenme,
adet kanamasının süresinde uzama ya da kısalma, düzensiz adet
kanamaları, oligo/amenore, kanama miktarında artma, sırt ağrısı ve
dismenore gibi rahatsızlıklar meydana gelebilmektedir. Görülme sıklığı
sırasına göre şu yan etkiler bildirilmiştir. Başağrısı, alt abdominal
ağrı, sırt ağrısı, deri yakınmaları, vajinal akıntı, mastalji ve diğer
benign meme hastalıkları, vajinit, depresyon ve diğer ruhsal
değişiklikler, bulantı ve ödem. Kilo artışı, saç dökülmesi veya
yağlanması ve hirsutizm çok az olguda bildirilmiştir. Estrojen
preparatları ile birlikte hormon replasman tedavisinde kullanılması
sırasında da benzer olgular bildirilmiştir. Estrogen replasman
tedavisi ile birlikte kullanıldığı perimenopozal kullanıcılarda
tedavinin ilk aylarında lekelenme ve düzensiz kanamalar görülebilir.
Metodun yetmezliğindeki gebelik dış gebelik olabilir. Nadiren
görülebilecek enflamatuvar pelvik hastalığı ciddi olabilir. Sistem ya
da parçaları uterus duvarını delebilir. Bir gebelik varlığı ya da
şüphesinde kullanılmamalıdır. Emziren kadınların sütünde düşük
miktarlarda levonorgestrol saptanmıştır.

İlaç Etkileşimleri:

Pirimidon, barbitürat, fenitoin, karbamazepin, rifampisin ve
oksakarbazepin gibi karaciğer enzim indüksiyonu yapan ilaçlar,
hormonal kontraseptiflerin etkisini azaltabilmektedir.

Yorum Yap

MIRANOVA (Draje)

Kullanım Şekli:

Siklusun birinci gününden başlayarak 21 gün süreyle her gün aynı
saatte birer draje uygulanır. Daha sonra 7 gün ara verilerek 2.
ambalaja başlanır.

Endikasyonları:

Oral kontraseptif etkilidir.

Kontrendikasyonları:

Gebelik, kardiyovasküler ya da serebrovasküler bozukluklar (örn.
tromboflebit ve tromboembolik süreçler ya da özgeçmişte bu durumların
varlığı), ağır hipertansiyon, ağır karaciğer bozuklukları ya da
özgeçmişte bu durumların varlığı ve karaciğer fonksiyon testlerinin
normale dönmemiş olması; kolestatik sarılık; özgeçmişte gebelik
sarılığı ya da steroid kullanımına bağlı sarılık; Rotor sendromu ve
Dubin Johnson sendromu, estrojene bağlı tümör varlığı ya da şüphesi,
endometriyum plazisi, nedeni teşhis edilmemiş vajinal kanama, porfirya,
hiperlipoproteinemi, özellikle kardiyovasküler hastalıklara yol
açabilecek diğer risk faktörleri varlığında, özgeçmişte gebelik
sırasında ya da steroid kullanımında şiddetli pruritus ya da herpes
gestationis varlığında kontrendikedir.

Uyarılar:

Herhangi bir tromboembolik olay belirtisinde ilacın kullanımına hemen
son verilmelidir. Sigara içenlerde vasküler hastalıkların riski artar.
Bu risk yaşa bağlı olarak daha da artar. Ayrıca bu risk, muhtemelen az
da olsa estrojen içeren oral kontraseptif kullananlarda
kullanmayanlara göre daha fazladır. 35 yaşın üzerindeki kadınlara
sigarayı bırakmaları önerilmelidir. Estrojen içeren müstahzarları
kullanan hastalarda, derin venlerde tromboz riski, büyük cerrahi
girişimlerde ya da uzun süreli hareketsizlikte geçici olarak
artabilir. Ağır varis mevcudiyetinde estrojen içeren müstahzarların
yararları, olası riskleri gözönünde tutularak değerlendirilmelidir.
Karaciğer fonksiyon testleri normal değilse tedaviye son verilmelidir.
Oral kontraseptif kullanan kadınlarda, çok seyrek olarak hepatoselüler
adenomların görüldüğü bildirilmiştir. Adenom, abdominal bir kitle
biçiminde ve/veya akut abdominal ağrı semptom ve belirtileriyle ortaya
çıkabilir. Hastada batın ağrısı ya da intraabdominal kanama
belirtileri varlığında, kanayan bir hepatoselüler adenomdan şüphe
edilmelidir. Özellikle özgeçmişte kloazma gravidarum olan kadınlarda
estrojen ve/veya progestagen içeren ilaç kullanımı sırasında seyrek
olarak kloazma belirebilir. Kloazmaya yatkınlık gösteren kadınların,
bu ilacı kullanırken güneş ışınlarından kaçınmaları gerekir. Estrojen
içeren oral kontraseptiflerin kullanımı sırasında seyrek olarak
depresyon belirebilir. Bu olaya triptofan metabolizması bozukluğu
eşlik eder. B6 vitamini verilmesi tedavi edici olabilir. Steroidlerin
kullanımı bazı laboratuvar testlerinin sonuçlarını etkileyebilir.
Estrojen ve/veya progestagen içeren ilaçları uzun süreli kullananların
periyodik olarak tıbbi muayeneden geçmeleri önerilir. Ağırlaşma ya da
tekrarlama ortaya çıkabileceğinden latent ya da belirgin kalp
yetersizliği, böbrek disfonksiyonu, hipertansiyon, epilepsi ya da
migren (ya da özgeçmişte bunların varlığı), enfeksiyon ve anoksi gibi
belli bazı durumlarda estrojen içeren müstahzarlar tromboembolik
olaylara yol açabildiklerinden orak hücreli hemoglobinopati, estrojene
duyarlı hastalıkların (örn. uterus fibriyomları büyüyebilir ve
endometriozis estrojen tedavisi sırasında ağırlaşabilir) varlığında
hastanın devamlı izlenmesi gereklidir. Oral kontraseptifleri uzun süre
kullananların yılda bir defa vaginal smearı içine alan jinekolojik bir
kontrolden geçmesi gereklidir.

Yan Etkileri:

Ara kanaması, ilaç alımından sonra amenore, serviks salgısında değişiklik,
uterus fibriyomlarında büyüme, endometriozisin ağrılaşması, belli bazı
vajinal enfeksiyonlar; memelerde hassasiyet, ağrı, büyüme, salgı;
bulantı, kusma, kolelitiazis, kolestatik sarılık; tromboz,
hipertansiyon; kloazma, eritema nodosum, döküntü; kontakt lens
kullananlarda korneada rahatsızlık; baş ağrısı, migren, mizaç
değişikliği gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Antikonvülzanlar, barbitüratlar ve antibiyotiklerle etkileşebilir.
Aktif kömür ve bazı laksatiflerle birlikte kullanıldığında oral
kontraseptiflerin güvenilirliği azalır ve düzensiz kanamalar
görülebilir. Oral kontraseptifler glukoz toleransını azaltabilir ve
diyabetiklerde insülin ya da diğer antidiyabetik ilaçlara gereksinimi
artırabilir.

Yorum Yap

MIVACRON (IV Ampul)

Kullanım Şekli:

Erişkinler: Enjeksiyon şeklinde; i.v. enjeksiyon yoluyla uygulanır.
Narkotik anestezi uygulanan erişkinlerde ulnar sinir stimulasyonuna ‘adductor
pollicis’ tek seğirme cevabında %95 supresyon meydana getirecek
ortalama doz 0.07 mg/kg’dır (0.06-0.09 mg/kg). Trakeal entübasyon
için; I. 0.2 mg/kg’lık bir doz, 30 saniyede verildiğinde, 2-2.5
dakikada trakeal entübasyon için koşulları sağlar, II. 0.25 mg/kg’lık
bir doz, bölünmüş dozlar şeklinde verildiğinde (0.15 mg/kg takiben 30
saniye sonra 0.1 mg/kg), ilk doz porsiyonunun verilmesinin bitişiğini
takiben 1.5-2 dakika içinde trakeal entübasyon için koşulları sağlar.
Sağlıklı yetişkinlerde önerilen bolus dozu 0.07-0.25 mg/kg’dır. 0.15
mg/kg’a kadar olan dozlar 5-15 saniyede verilebilir. Daha yüksek
dozlar, kardiyovasküler etkilerin oluşma olasılığını en aza indirmek
için 30 saniyenin üzerinde verilmelidir. Tam blok idame dozlarıyla
uzatılabilir. Narkotik anestezi sırasında uygulanan 0.1 mg/kg’lık
dozların herbiri yaklaşık 15 dakikalık ilave klinik olarak etkili blok
etkisi sağlar. Mivakuryumun nöromüsküler bloker etkisi izofluran veya
enfluran anestezisiyle kuvvetlendirilir. İzofluran veya enfluran
kararlı durum anestezisi temin edilmişse önerilen mivakuryum başlangıç
dozu %25 azaltılmalıdır. Spontan düzelme bir kez başlayınca yaklaşık
15 dakikada tamamlanır ve uygulanan doza bağlı değildir. Mivakuryumla
oluşturulan nöromüsküler blok, antikolinesteraz ajanların standart
dozlarıyla geriye çevrilebilir. Mivakuryum kesinlikle i.m.
uygulanmamalıdır. İnfüzyon şeklinde; nöromüsküler blokun idame
ettirilmesi için sürekli mivakuryum infüzyonu uygulanabilir. Başlangıç
dozundan sonra erken bir spontan düzelme belirtisinde 8-10 mcg/kg/dk’lık
bir infüzyon hızı önerilir. İnfüzyon hızı ayarlamaları yaklaşık 1 mcg/kg/dk’lık
artışlarla yapılmalıdır. Narkotik anestezi uygulanan erişkinlerde
ortalama olarak 6-7 mcg/kg/dk’lık infüzyon hızı, uzatılan anestezi
sürelerinde nöromüsküler bloku %89-99 aralığında idame ettirecektir.
Kararlı durum izofluran veya enfluran anestezisi sırasında infüzyon
hızı %40 kadar düşürülmelidir. Halotan anestezisinde infüzyon hızında
daha küçük azaltmalar gerekebilir. Enjeksiyonluk mivakuryum NaCl,
glukoz, NaCl ve glukoz, laktatlı ringer infüzyon sıvılarıyla
geçimlidir. 7 ay-12 yaş arası çocuklarda doz: Yetişkinlere nazaran 7
ay-12 yaş arası çocuklarda ED95 değeri daha yüksek, klinik etkinlik
olarak etki süresi daha kısa ve spontan düzelme daha hızlıdır.
Önerilen bolus dozu 5-15 saniyede uygulanan 0.1-0.2 mg/kg’dır. Stabil
narkotik ve halotan anestezisi altında uygulandığında 0.2 mg/kg
ortalama 9 dakika için klinik olarak etkin blok oluşturur. Trakeal
entübasyon için 0.2 mg/kg’lık mivakuryum dozu önerilir. Çocuklarda ve
bebeklerde genellikle erişkinlerde olduğundan daha sık idame dozları
ve yüksek infüzyon hızları gerekir. 2-12 yaşındaki çocuklarda halotan
veya narkotik anestezi altında eşdeğer ortalama infüzyon hızı 13-14
mcg/kg/dk’dır. 2-6 aylık bebeklerde önerilen bolus yayılımı 5-15
saniyede uygulanan 0.1-0.15 mg/kg’dır. Stabil halotan anestezisi
sırasında uygulandığında 0.15 mg/kg’lık doz ortalama 9 dakikalık
klinik olarak etkili blok oluşturur. 2-5 aylık bebeklerde intratrakeal
entübasyon için 0.15 mg/kg’lık bir doz önerilir. Uygulamadan yaklaşık
1.4 dakikada maksimum bloka ulaşılır ve bu süre için entübasyon mümkün
olabilir. 2-6 aylık bebeklere daha sık idame dozu gerekebilir. Halotan
anestezisi sırasında %89-99 nöromüsküler blok için gerekli ortalama
infüzyon hızı 11 mcg/kg/dakikadır. Spontan düzelme başlayınca yaklaşık
10 dakikada tamamlanır. Neonatlar ve 2 ayın altındaki bebeklerde;
yeterli klinik bilgi elde edilinceye kadar herhangi bir doz
önerilmemektedir. Yaşlı hastalar: Tek bolus dozları uygulanan yaşlı
hastalarda etki başlangıç süresi, etkinin devam süresi ve düzelme hızı
genç hastalara nazaran %20-30 daha uzayabilir. Kardiyovasküler
rahatsızlığı olanlar: Başlangıç dozu 60 saniye içinde uygulanmalıdır.
Kalp cerrahisi uygulanmakta olan hastalara minimal hemodinamik etkiyle
uygulanmaktadır. Böbrek ve hepatik fonksiyonu azalmış hastalarda doz
hastaların bireysel klinik cevaplarına göre ayarlanmalıdır. Plazma
kolinesteraz azalmış hastalarda; uygulamaya takiben nöromüsküler
blokta uzama gözönüne alınmalıdır. Şişman hastalarda; başlangıç dozu
için gerçek ağırlık değil ideal ağırlık esas alınmalıdır.

Endikasyonları:

Genel anesteziye ek olarak trakeal entübasyonu sağlamak, iskelet kaslarını
gevşetmek ve mekanik ventilasyonu kolaylaştırmak amacıyla uygulanır.

Kontrendikasyonları:

Mivakuryuma aşırı duyarlı olduğu bilinen hastalara uygulanmamalıdır.
Atipik plazma kolinesteraz için homozigot olduğu bilinen hastalarda
kontrendikedir.

Uyarılar:

Bütün diğer nöromüsküler blokerleri gibi, mivakuryum da diğer iskelet
kasları ile birlikte solunum kaslarında da felç oluşturur, ancak şuur
üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Sadece uygun genel anestezi ile
birlikte ve deneyimli bir anestezist tarafından veya onun yakın
denetimi altında, endotrakeal entübasyon ve yapay solunum için uygun
olanakların mevcudiyetinde uygulanmalıdır. Atipik plazma kolinesteraz
geni için homozigot olan hastalar (2500 hastada 1 hasta) süksametonyum/süksinilkoline
olduğu gibi mivakuryum nöromüsküler bloku etkisine de fevkalade
hassastır. Böyle üç hastada 0.03mg/kg’lık küçük bir mivakuryum dozu (genotipik
bakımdan normal hastalarda yaklaşık ED10-20) 26-128 dakikalık tam
nöromüsküler blok oluşturmuştur. Bu hastalarda spontan düzelme
başladığında nöromüsküler blok neostigminin konvansiyonel dozlarıyla
antagonize edilmiştir. Histaminin etkilerine artan duyarlılığı akla
getiren geçmişleri olan örn. astımlılar gibi hastalarda mivakuryum
uygulanmasında dikkatli olunmalıdır. Bu gruptaki hastalarda
kullanılırsa uygulama süresi 60 saniye olmalıdır. Hipovolemik hastalar
gibi arteriyel kan basıncı düşmelerine duyarlı hastalarda 60 saniyelik
bir sürede uygulanmalıdır. Yetişkinlerde, >0.2mg/kg (>3xED95)
dozlarında hızlı bolus enjeksiyon şeklinde verildiğinde histamin
salıverilmesi olabilir. Daha yavaş uygulanması ve 0.25mg/kg dozun
bölünmüş dozlarda verilmesi bu dozlardaki kardiyovasküler etkileri en
aza indirir. Klinik çalışmalarda 0.2mg/kg’lık hızlı bolus doz ile
çocuklarda kardiyovasküler güvenilirliğin tehlikeye girdiği
görülmemiştir. Önerilen dozlarda mivakuryum önemli vagal veya ganglion
bloke edici özellikler göstermez. Önerilen dozlarda  kalp atış hızı
üzerinde önemli hiçbir etkisi yoktur ve birçok anestezik ilaç veya
ameliyat sırasında vagal stimülasyonla meydana gelen bradikardiye
karşı etkili olmaz. Diğer nondepolarizan nöromüsküler blokerlerle
olduğu gibi myastenia gravis hastalarında, diğer nöromüsküler
hastalıkları olan hastalarda ve kaşektik hastalarda mivakuryuma karşı
duyarlılığın artması beklenebilir. Ciddi asit-baz veya elektrolit
anormallikleri, mivakuryuma duyarlılığı artırabilir veya azaltabilir.
Yanıklı hastalarda nondepolarizan nöromüsküler blokerlere direnç ve
dozun artırılması gerekebilir. Bununla beraber, bu hastalarda dozun
azaltılmasını gerektiren plazma kolinesteraz aktivitesi azalması da
olabilir. Bu nedenle, yanıklı hastalara 0.015-0.020mg/kg’lık bir test
dozunun arkasından bir periferik sinir stimulanıyla blokun izlenmesine
göre ayarlanan uygun dozlama yapılır. Malign hipertermiye hassas
insanlarda araştırılmamıştır. Yoğun bakım ünitesinde mekanik
ventilasyon uygulanan hastalarda uzun süreli kullanımı üzerinde veri
mevcut değildir. Gebelik ve emzirme döneminde kullanımı konusunda
bilgi mevcut değildir. Sezaryen sırasında kullanımıyla ilgili bir
tecrübe yoktur. Mivakuryumun anne sütüyle atılıp atılmadığı
bilinmemektedir.

Yan Etkileri:

Deride kızarıklık, eritem, ürtiker, hafif geçici hipotansiyon, geçici
taşikardi veya bronkospazm görüldüğü bildirilmiş ve bu histamin
serbestlenmesine bağlanmıştır. Bu etkiler doza bağlıdır ve 0.2mg/kg
veya daha yüksek başlangıç dozları hızlı verildiğinde daha sık
görülür. Eğer 30-60 saniyede verilirse veya 30 saniyede bölünmüş
dozlarda verilirse bu etkiler azalır.

İlaç Etkileşimleri:

Mivakuryum tarafından oluşturulan nöromüsküler blok, enfluran,
izofluran ve halotan gibi inhalasyon anestezikleriyle uzatılabilir.
Süksametonyumla kolaylaştırılan trakeal entübasyon sonrasında
emniyetli şekilde uygulanmıştır. Bütün nondepolarizan nöromüsküler
blokerlerle olduğu gibi nondepolarizan nöromüsküler blokun şiddet
ve/veya süresi antibiyotikler (aminoglikozidler, polimiksinler,
spektinomisin, tetrasiklinler, linkomisin ve klindamisin), antiaritmik
ilaçlar (propranolol, kalsiyum kanal blokerleri, lignokain,
prokainamid ve kinidin), diüretikler (furosemid ve muhtemelen
tiyazidler, mannitol ve asetazolamid), magnezyum tuzları, ketamin,
lityum tuzları, ganglion blokeri ilaçlar (trimetafan, heksametonyum)
ile etkileşim nedeniyle artabilir ve infüzyon gereksinimi azalabilir.
Plazma kolinesteraz aktivitesini azaltabilen ilaçlar aynı zamanda
mivakuryumun nöromüsküler bloker aktivitesini de uzatabilir. Bu
ilaçlar arasında antimikotik ilaçlar, MAO inhibitörleri, ekotiyopat
iyodür, pankuronyum, organofosfatlar, antikolinesterazlar, bazı
hormonlar, bambuterol bulunur. Nadiren bazı ilaçlar myastenia gravisi
şiddetlendirebilir veya gizli myastenia gravisi ortaya çıkarabilir
veya gerçekten bir miyastenik sendromu endükleyebilir; böyle bir
gelişme sonrasında mivakuryuma karşı artmış duyarlılık görülebilir. Bu
gibi ilaçların arasında antibiyotikler, beta-blokerler (propranolol,
osprenolol), antiaritmik ilaçlar (prokainamid, kinidin),
antiromatizmal ilaçlar (klorokin, D-pensillamin), trimetafan,
klorpromazin, steroidler, fenitoin ve lityum bulunur. Kronik fenitoin
veya karbamazepin tedavisi uygulanan hastalarda blok başlangıç süresi
uzayabilir ve blok süresi kısalabilir. Süksametonyum klorür gibi
depolarizan bir kas gevşeticinin birlikte uygulanması uzun ve
antikolinesteraz ilaçlarla tersine çevrilmesi güç, kompleks bir bloka
neden olabileceği için nondepolarizan nöromüsküler blokerlerin
nöromüsküler blok etkilerini uzatmak için bu gibi depolarizan kas
gevşetici ilaçlar uygulanmamalıdır. Solüsyon asidiktir (pH yaklaşık
4.5) ve yüksek alkali solüsyonlarla (Örn. barbitürat solüsyonları)
aynı enjektörde karıştırılmamalı veya aynı iğneden birlikte
uygulanmamalıdır.

Yorum Yap

MITOXANTRONE BAXTER (Flakon)

Kullanım Şekli:

İntravenöz uygulama: 1. İlerlemiş Meme Kanseri, Hodgkin Dışı Lenfoma,
Primer Hepatoselüler Karsinoma, Nüks Over Kanseri: Monoterapi olarak
ilk kürün başlangıç dozu vücut yüzeyinin her m2′si için 14 mg
önerilir. Bu doz 21 gün sonra tekrarlanabilir. Kemik iliği rezervleri
azalan hastalarda ya da genel sağlık durumu bozuk hastalarda başlangıç
dozu 12 mg/m2′ye düşürülmelidir. Eğer 21 gün sonra lökosit ve
trombosit sayımı normal seviyelere döner ise, önceki doz uygulanır.
Kombine tedavi; monoterapide önerilen başlangıç dozunun 2-4 mg/m2
mitoksantron düzeyinde azaltılması tavsiye edilir. Daha sonraki dozu
bireysel gelişmeye veya miyelosüpresyonun şiddeti ve süresine bağlı
olarak düzenlenmelidir. 2. Akut Lenfoblastik Lösemi: Erişkinlerde akut
löseminin indüksiyon tedavisinde birbirini takip eden beş gün süre ile
günde 10-12 mg/m2 önerilir. İntraplevral uygulama: İlerlemiş Meme
Kanseri ve Hodgkin Dışı Lenfomanın plevral metastazları: Tek doz 20-30
mg önerilir. İlk dozun plevra boşluğunda tutulma zamanı 48 saattir. 48
saatlik sürenin sonunda eksüda tekrar direne edilir. Eğer direne
edilen eksüda miktarı 200 ml’den az ise ilk tedavi siklusu bitirilir.
200 ml’den daha fazla ise tekrar 30 mg uygulanır. 2. doz yerinde
bırakılabilir. Bir siklus için maksimum doz 60 mg’dır. 4 hafta sonra
tekrar edilebilir. Sitostatik ilaçlarla sistemik tedavi intraplevral
mitoksantron uygulamasından 4 hafta önce ve 4 hafta sonraya kadar
yapılmamalıdır. Yavaş i.v. enjeksiyon şeklinde (5 dakikadan daha uzun
sürede) uygulanabilir. Kısa süreli (15-30 dakika) infüzyon şeklinde de
uygulanabilir.

Endikasyonları:

İlerlemiş meme kanseri, non-Hodgkin lenfoma ve yetişkinlerin akut
nonlenfositik lösemilerinde (ANLL) endikedir.

Kontrendikasyonları:

Mitoksantrona karşı aşırı duyarlılılığı olduğu bilinenlerde
kontrendikedir.

Uyarılar:

Mitoksantron sitotoksik bir ilaç olduğundan, antineoplastik ilaçlarla
tedavi konusunda deneyimli uzman hekimlerce ya da onların gözetiminde
kullanılmalıdır. Tedavi başlamadan önce ve tedavi sırasında belirli
periyodlarla tam kan sayımları yapılmalı ve gerektiğinde doz buna göre
ayarlanmalıdır. Genel durumu bozuk ya da kemik iliği depresyonu olan
hastalarda büyük bir dikkatle kullanılmalıdır. Aynı kural ciddi
karaciğer yetmezliği olan hastalar için de geçerlidir. Mitoksantronun
intravenöz yol dışında kullanımıyla ilgili yeterli deneyimler yoktur.
Bazı olgularda konjestif kalp yetmezliği ya da sol ventrikül ejeksiyon
fraksiyonunda azalma gibi kalp fonksiyon değişiklikleri
bildirilmiştir. Bu kardiyak olayların çoğunluğu önceden
antrasiklinlerle tedavi olanlarda, mediastinal radyoterapi alanlarda
veya önceden kalp hastalığı olanlarda ortaya çıkmıştır. Bu gruptaki
hastalarda, tedaviye başlamadan önce her türlü kardiyak tetkik
yapılmalı ve tedavi boyunca ayrı bir dikkat gösterilmelidir. Uzun
süreli tedavilerle ilgili deneyimler kısıtlı olduğundan, kümülatif
dozu 160 mg/m2′yi geçen hastalarda kardiyolojik tetkiklerin yapılması
önerilir. Mitoksantron hastaya verilişinden sonraki 24 saat içinde
idrara mavi-yeşil renk verebileceğinden, bu konuda hastalar
bilgilendirilmelidir. Mitoksantron gebelerde kullanılmamalıdır. İlacın
kullanımı sırasında ve tedavinin bitiminden sonra en az 6 ay süreyle
gebe kalınmasından sakınılması konusunda eşler uyarılmalıdır. Emziren
annelerde kullanılması gerekiyorsa, emzirmeye son verilmelidir.
Pediyatride kullanımının etkinliği ve güvenilirliği konusunda yeterli
bilgi yoktur.

Yan Etkileri:

Önerilen dozlarda verilmesiyle düşük düzeyde bir lökopeni
beklenilmelidir. Lökopeni genellikle geçici olup, en düşük değere 10
günde erişilir ve çoğunlukla 21. günde normale döner. Trombositopeni
oluşabilir , anemi ise daha nadirdir. Zayıf ya da önceden yoğun
kemoterapi almış hastalarda kemik iliği depresyonu daha şiddetli ve
uzun süreli olabilir. İlerlemiş meme kanseri ve lenfomalarda,
mitoksantronun 21 günde bir enjekte edilmesiyle en sık ortaya çıkan
yan etkiler bulantı ve kusmadır. Diğer bir yan etkisi alopesi olup,
genellikle hafif seyreder ve tedavinin kesilmesiyle birlikte düzelir.
Daha nadir bildirilen yan etkilerse amenore, iştahsızlık, kabızlık,
ishal, dispne, yorgunluk hali, ateş, gastrointestinal kanama, stomatit/mukozit
gibi durumlardır. Zaman zaman klinik önemi olan kardiyovasküler yan
etkiler sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunda azalma, EKG
değişiklikleri, akut aritmiler oluşabilir. Keza dijital ve/veya
diüretik tedavisine iyi yanıt veren konjestif kalp yetmezliği
gelişebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Mitoksantron, aynı enfüzyon çözeltisi içinde başka hiçbir müstahzarla
karıştırılmamalıdır.

Yorum Yap

MİGREX (Film Tablet)

Kullanım Şekli:

Frovatriptan, migren ataklarının başlamasından sonra mümkün olduğunca
erken alınmalıdır, fakat ilacın daha sonraki bir aşamada alınması da
etkilidir. Frovatriptan profilaktik olarak kullanılmamalıdır.
Frovatriptan tabletleri kırılmadan bütün olarak su ile yutulmalıdır.
Hasta ilk frovatriptan dozuna istenen reaksiyonu vermezse, aynı atak
için ikinci bir doz alınmamalıdır. Frovatriptan arka arkaya gelen
migren ataklarında kullanılabilir. İlacın ilk alınmasıyla oluşan
rahatlamadan sonra migren tekrarlarsa, iki dozun alımı arasında iki
saatlik bir aralık olması şartıyla, ikinci bir doz alınabilir.
Yetişkinler (18 ile 65 yaş arası): Tavsiye edilen frovatriptan dozu
2.5 mg’dır. Toplam günlük doz günde 5 mg’ı geçmemelidir. Çocuklarda ve
adelosanlarda frovatriptan kullanımı ile ilgili veri bulunmamaktadır.
Bu yüzden bu yaş grubunda kullanımı tavsiye edilmez. 65 yaşın
üzerindeki hastalarda frovatriptan verileri sınırlıdır. Bu yüzden bu
gruptaki hastaların ilacı kullanması tavsiye edilmez.

Endikasyonları:

Frovatriptan selektif 5-HT1 reseptör agonistidir. Auralı veya aurasız
migren ataklarının baş ağrısı fazının akut tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Frovatriptan veya yardımcı maddelerin herhangi birine karşı aşırı
duyarlılığı olanlar; miyokardiyal infarktüs, iskemik kalp hastalığı,
koroner vazospazm (örneğin Prinzmetal anjina), periferal vasküler
hastalıklar geçirmiş olan hastalar, iskemik kalp hastalığı belirtileri
olan hastalar; orta veya şiddetli hipertansiyon vakalarında ya da,
kontrol edilmeyen hipertansiyon vakalarında; daha önce serebrovasküler
bir kriz (CVA) geçirmiş olan veya geçici iskemik krizler (TIA)
geçirmiş olan hastalar; ağır karaciğer yetmezliği (Child-Pugh C) ve
frovatriptanın ergotamin veya ergotamin türevleri (metiserjid dahil
olmak üzere) ile birlikte veya diğer 5-hidroksi triptamin (5-HT1)
reseptör agonistleri ile birlikte alımı kontrendikedir.

Uyarılar:

Frovatriptan, sadece kesin migren teşhisi konmuş ise kullanılmalıdır.
Frovatriptan hemiplejik, baziller veya oftalmoplejik migrenin
kontrolünde endike değildir. Migren ataklarının diğer tedavilerinde
olduğu gibi, önceden migren tanısı konulmamış hastalardaki baş
ağrılarını tedavi etmeden önce ve atipik semptomları olan
migrenlilerde diğer potansiyel ciddi nörolojik durumları olabileceği
ihtimalini ortadan kaldırmak için gerekli araştırma yapılmalıdır.
Migrenlilerin bazı serebrovasküler problemler açısından risk altında
olabilecekleri unutulmamalıdır (örneğin serebrovasküler kriz ya da
geçici iskemik kriz). Migrenin baş ağrısı evresinden önceki, aura
evresi sırasında alınmasının güvenliği ve etkinliği gösterilmemiştir.
Sigara tiryakilerine, nikotin verilerek tedavi edilen nikotin
kullanıcılarına, koroner arter hastalıkları (CAD) riskine sahip
olanlara bir kardiyovasküler değerlendirme yapılmaksızın frovatriptan
verilmemelidir. Bu risk faktörlerini taşıyan  menapoz sonrası dönemde
bulunan kadınlara ve 40 yaşın üzerindeki erkeklere özellikle dikkat
edilmelidir. Tüm bunlara karşın kardiyak değerlendirmeler kardiyak
hastalığı olan tüm hastaları tanımlamayabilir ve çok nadir olarak
5-HT1 agonistlerinin uygulandığı altta yatan kardiyovasküler hastalığı
olmayan kişilerde ciddi kardiyovasküler olaylar meydana gelmiştir. Çok
nadir olarak ve özellikle koroner arter hastalıklarına ilişkin risk
faktörleri olan hastalarda 5HT1 agonistlerinin kullanımını takiben
koroner arter vazospazmı, geçici miyokardiyal iskemi, miyokardiyal
infarktüs, ventriküler taşikardi ve ventriküler fibrilasyon rapor
edilmiştir. Göğüste sıkışma veya ağrı gibi geçici belirtiler
frovatriptan alımı ile ilişkili olabilir. Bu tip belirtilerin iskemik
kalp hastalığını düşündürdüğü durumlarda, ilave frovatriptan dozları
alınmamalıdır ve ilave incelemeler yapılmalıdır. Çok sık kullanımı
durumunda etkin madde vücutta birikim yapabilir ve bu durum ilacın yan
etkilerini de artırabilir. Ayrıca, migren tedavisinde kullanılan
ilacın aşırı miktarda alınması, tedavi gerektiren günlük kronik baş
ağrılarına neden olabilir. Nadir görülen kalıtsal galaktoz intoleransı
bulunan hastalar, Lapp laktaz eksikliği bulunanlar veya glikoz-galaktoz
emilim bozukluğu olan hastalar kullanmamalıdır. Triptanların ve St
John’s Worth (Hypericum perforatum) içeren bitkisel preparatlarla
birlikte kullanımı sırasında istenmeyen etkiler daha sık görülebilir.
Hamilelik kategorisi C’dir. Hamilelikte kullanımının güvenliği ile
ilgili veri yoktur. Çok zorunlu olmadıkça hamilelikte
kullanılmamalıdır. Frovatriptanın veya onun metabolitlerinin, insan
sütü ile atılıp atılmadığı bilinmemekle beraber, emzirmekte olan
annelere, çok zorunlu olmadıkça frovatriptan kullanımı
önerilmemektedir. Kullanımı zorunlu ise, süt vermeye 24 saatlik ara
verilmelidir. Migren veya frovatriptan tedavisi, uyuklamaya neden
olabilir. Hastaların, migren atakları sırasında ve frovatriptan
kullanımını takiben araç kullanma gibi kompleks işleri gerçekleştirme
yeteneklerini değerlendirmeleri tavsiye edilir.

Yan Etkileri:

Kontrollü klinik çalışmalarda 2.5 mg’lık tavsiye edilen doz ile
frovatriptan, 2700′ün üzerinde hastaya verilmiştir ve en sık rastlanan
yan etkileri baş dönmesi, yorgunluk, his kaybı, baş ağrısı ve vasküler
kızarıklıktır. Frovatriptan ile gerçekleştirilen klinik denemelerde
rapor edilen istenmeyen etkiler, genellikle hafif veya orta derecede
olup geçicidir. İstenmeyen etkiler olarak rapor edilen belirtilerden
bazıları migren belirtileri ile ilişkili olabilir. Sık: Sersemlik,
parestezi, baş ağrısı, uyku hali, his duyarlılığı veya kaybı, mide
bulantısı, ağız kuruluğu , dispepsi, karın ağrısı, yorgunluk, anormal
sıcaklık hissi, göğüs ağrısı, kızarıklık, boğazda sıkışma hissi,
iskelet sistemi ağrısı, görme anormallikleri, palpitasyon. Sık
olmayan: Titreme, aşırı duyarlılık, baş dönmesi, istemsiz kas
kasılmaları, ishal, disfaji, flatulans, kabızlık, ağrı, güç kaybı,
ateş, anksiyete, uykusuzluk, konfüzyon, sinirlilik, ajitasyon,
konsantrasyon zorluğu, öfori, depresyon, anormal düşünceler, kişilik
kaybı, rinit, farenjit, sinüzit, larenjit, sırt ağrısı, eklem ağrısı,
artroz, kas güçsüzlüğü, taşikardi, kulak çınlaması, kulak ağrısı,
spesifik olmayan kulak bozuklukları, tat alma bozukluğu, susama,
dehidrasyon, idrar yapma sıklığı, poliüri, hipertansiyon. Nadir: Kas
kasılması, kas gevşemesi, yavaşlayan refleksler, dil felci, dudak
iltihabı, erüktasyon, spesifik olmayan gastrointestinal bozukluklar,
gastroözofageal reflü, hıçkırık, özofagus spazmı, peptik ülser,
tükürük bezi ağrısı, stomatit, diş ağrısı, bacak ağrısı, unutkanlık,
ağır depresyon, anormal rüya görme, kişilik bozuklukları, aşırı
soluma, bradikardi, hiperakuzi, hipokalsemi, hipoglisemi, noktüri,
böbrek ağrısı, koyu renkli idrar, epistaksis, purpura, senkop,
bilirubinemi, yaralanma, lenfadenopati. Artan terleme; seyrek olarak
prurit ve nadir olarak da ürtiker.

İlaç Etkileşimleri:

Birlikte kullanımı kontrendike olanlar: Ergotamin ve ergotamin
türevleri (metiserjid dahil olmak üzere) ve diğer 5 HT1 agonistleri.
Aynı migren krizinde birlikte kullanıldıklarında artan vazospastik
etkiler yüzünden hipertansiyon ve koroner arter konstriksiyon riski
bulunmaktadır. Etkileri aditif olabilir. Frovatriptan alımından önce
ergotamin tipi bir ilaç kullanılmışsa, en az 24 saat beklenmesi
tavsiye edilir. Ergotamin tipi bir ilaç almadan önce frovatriptan
alınmış ise, 24 saat beklenmesi tavsiye edilir. Birlikte kullanımı
tavsiye edilmeyenler: Frovatriptan MAO veya sitokrom P450
izoenzimlerinin bir inhibitörü değildir ve bu yüzden ilaç-ilaç
etkileşimleri açısından düşük bir potansiyeli bulunmaktadır.
Frovatriptan bir MAO-A substratı değildir, ancak bir serotonin
sendromu veya hipertansiyon açısından taşıdığı potansiyel risk ihmal
edilemez. Birlikte kullanımında dikkat gösterilmesi gerekenler:
Selektif serotonin geri alım inhibitörleri (sitalopram, fluoksetin,
fluvoksamin, paroksetin, sertralin). Hipertansiyon, koroner vasküler
konstriksiyon veya serotonin sendromu açısından potansiyel riski
vardır. Metil ergometrin: Hipertansiyon, koroner arter konstriksiyonu.
Fluvoksamin sitokrom CYP1A2′nin güçlü bir inhibitörüdür ve bu ilacın
frovatriptanın kan düzeylerini %27-49 arttırdığı gözlenmiştir. Oral
kontraseptif kullanmakta olanlarda frovatriptan konsantrasyonları oral
kontraseptif kullanmayan kadınlara göre %30 oranında daha fazladır.
Advers etkilerin profilinde artan bir sıklık rapor edilmemiştir.
Hypericum perforatum: Diğer triptanlarda olduğu gibi serotonin
sendromunun gerçekleşme riski artabilir.

Yorum Yap