X-M Diet (Solüsyon)

Kullanım Şekli:
Laksatif olarak: Erişkinlerde; akşamları yatarken 1-3 ölçek, 6-12 yaş
arası; erişkin dozunun yarısı, 2-6 yaş arası; 1/2-1 ölçek sabahları
uygulanır. Radyolojik incelemelerde ve ameliyat öncesi hazırlamada
pürgatif olarak kullanılır. Radyolojik tetkik ve ameliyattan 14-16
saat önce verilmelidir. Doz ortalama olarak 2 mg/kg’dır. İlacın
alımından sonra bol su içilmeli, tetkikten önceki akşam posalı gıdalar
yenilmemelidir.

Endikasyonları:
Nörolojik bozukluklara bağlı habitüel, postoperatif ve doğum sonrası
atonik kabızlık ve batının radyolojik muayenesine hazırlık devresinde
kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Spastik kabızlık, barsak tıkanması, elektrolit dengesinin bozulması (potasyum
kaybı) durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:

Devamlı kullanımının barsak tembelliği yapabileceği göz önünde
bulundurulmalıdır. Karın ağrısı, bulantı ve kusma gibi hallerde
kullanılmamalıdır. anne sütüne çok az miktarda geçerler. Bu miktar
tedavi dozlarında çocuğu etkilemeyecek kadar az olmasına rağmen süt
veren annelerde ancak doktor önerisiyle kullanılmalıdır. İdrarı
renklendirebilir, fazla miktarda su içilmelidir. Kramp, kolik ve
bilinmeyen abdominal ağrısı ve bulantısı olanlarda kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Özellikle yüksek doza bağlı abdominal aürı, kolik, diyare, barsak
mukozası tahrişi ve elektrolit kaybı.

İlaç Etkileşimleri:
Potasyum eksilmesine bağlı olarak, kardiyak glikozidlerin etkisini
artırabilir.

Leave a Comment

XIGRIS (Flakon)

Kullanım Şekli:
Xigris’in, 24 mcg/kg/saat dozla, toplam 96 saat boyunca aralıksız
intravenöz infüzyonla uygulanılması tavsiye edilir. Eğer infüzyona
herhangi bir sebeple ara verilirse, Xigris’e 24 mcg/kg/saat infüzyon
hızıyla yeniden başlanmalı ve buna, tavsiye edilen 96 saatlik toplam
doza ulaşılana kadar devam edilmelidir. İnfüzyona ara verildiğinde doz
arttırımına ya da bolus dozlarına gerek yoktur. Drotrekogin alfanın
farmakokinetiği ağır sepsisli ve önceden gelişmiş renal hastalığı son
evrede olan veya kronik hepatik hastalıklı vakalarda incelenmemiştir.
18 yaşın altındaki çocuklarda ve gençlerde kullanımı ile ilgili
deneyim sınırlıdır.

Endikasyonları:
Drotrekogin alfa (aktive), yüksek ölüm riski (yerel tanıma göre)
taşıyan akut organ fonksiyon bozukluğu (ağır sepsis) ile ilgili
sepsisli yetişkin hastaların tedavisinde endikedir. Drotrekogin alfa
başlanacak hastaların APACHE II skoru >=25 olması ve multipl (en az
iki) organ disfonksiyonunun bulunması gerekir.

Kontrendikasyonları:
Drotrekogin alfa (aktive), kanama riskini arttırma potansiyeline
sahiptir. Aktif iç kanama; yakın geçmişte (3 ay içinde) hemorajik
inme; yakın geçmişte (2 ay içinde) intrakraniyal veya intraspinal
cerrahi veya hastaneye yatırılmayı gerektiren ağır kafa travması;
yaşamı tehdit eden kanama riski yüksek olan travma hastaları; epidural
kateteri olan hastalar; intrakraniyal neoplazm veya kitle lezyonu ya
da serebral herni bulgusu olan hastalar ve drotrekogin alfa’ya
(aktive) veya bu ürünün herhangi bir bileşenine karşı aşırı
duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:
Drotrekogin alfa (aktive), kanama riskini arttırma potansiyeline
sahiptir. Yakın geçmişte (3 gün içinde) trombolitik tedavi uygulanmış
olması, 7 gün içinde oral antikoagülanların uygulanması, 7 gün içinde
aspirin ya da başka bir trombosit inhibitörünün uygulanması, 3 ay
içinde iskemik strokta uygulamanın olası riskleri, beklenen
faydalarıyla kıyaslanmalıdır. Kanama riski oluşturacak girişimlere
başlamadan 2 saat önce, drotrekogin alfa kullanımına son verilmelidir.
Major invaziv girişimlerden ya da cerrahiden 12 saat sonra, eğer
yeterli hemostaz sağlandıysa, yeniden kullanılmaya başlanabilir.
Komplikasyonsuz, daha az invaziv cerrahi girişimlerden hemen sonra
eğer yeterli hemostaz sağlandıysa yeniden kullanılmaya başlanabilir.
Aktive parsiyel tromboplastin zamanı (APTT), protrombin zamanı (PT) ya
da trombosit miktarı gibi hemostaz ölçütleri; infüzyon sırasında rutin
bakımın bir parçası olarak kontrol edilmelidir. Eğer ardarda yapılan
hemostaz testlerinde kanama riskini anlamlı şekilde arttıracak şekilde
kötüleşen ya da kontrol edilemeyen bir koagülopati görülüyorsa,
infüzyona devam etmenin faydalarını hastada kanama riskinin artma
potansiyeli ile kıyaslayarak karar verilmelidir. Drotrekogin alfa
(aktive), PT üzerinde minimal bir etkiye sahiptir. Ağır sepsisli
hastalarda APTT’nin uzaması altta yatan koagülopatiye, drotrekogin
alfanın farmakodinamik etkisine, ve/veya diğer eş zamanlı tedavilerin
etkilerine bağlı olabilir. Drotrekogin alfanın APTT ölçümü üzerindeki
farmakodinamik etkisinin tayini, ölçümü yapmakta kullanılan reajan ve
cihazın çeşidi ile, numunenin alınmasıyla ölçümün yapılması arasında
geçen zamana bağımlıdır. İlacın infüze edildiği hastadan alınan kan ya
da plazma numunesinde bulunan drotrekogin alfa, plazma numunesinde
bulunan endojen plazma proteaz inhibitörleri tarafından yavaş yavaş
nötralize edilir. Kan numunesini aldıktan iki saat sonra aktive
drotrekoginin ölçülebilen aktivitesi hemen hemen yoktur. Bu biyolojik
ve analitik değişkenler nedeniyle, APTT drotrekogin alfanın
farmakodinamik etkilerini değerlendirmekte kullanılmamalıdır. Ek
olarak, ilaç infüzyonunun bitimini takiben iki saat sonra hastanın
dolaşımındaki drotrekogin alfanın ölçülebilen aktivitesi hemen hemen
yoktur; bu noktadan sonra APTT tayini için alınan kan numuneleri
ilaçtan daha fazla etkilenmemektedir. Ardışık PT ve/veya APTT
değerlerinin yorumlanmasında bu değişkenler dikkate alınmalıdır.
Drotrekogin alfa APTT değerlerini etkiler. Bu yüzden, plazma
numunelerindeki drotrekogin alfa; faktör VIII, IX ve XI ölçümleri gibi
APTT’yi temel alan tek evreli koagülasyon ölçümlerine tesir edebilir.
Plazma örneğinde bulunan drotrekogin alfa; faktör II, V, VII ve X
ölçümleri gibi PT’yi temel alan tek evreli faktör ölçümlerine etki
etmez. Koagülapatinin ardışık ölçümleri (trombosit miktarı dahil)
ciddi ya da kötüleşen bir koagülopati gösteriyorsa, infüzyona devam
etmenin faydalarını hastada kanama riskinin artma potansiyeli ile
kıyaslayarak karar verilmelidir. Ağır sepsisli hastalarda tek bir
tedavi uygulamasından anti-aktive protein C antikorları oluşumu
nadirdi (<%1). Bu antikorlar aktive protein C’nin APTT ölçümündeki
etkilerini nötralize etme kapasitesinde değildi. Buna rağmen daha önce
ilacı kullanmış hastalarda ilacın içeriklerine karşı alerjik reaksiyon
olasılığı tamamen göz ardı edilemez. Alerjik ya da anaflaktik
reaksiyonlar gelişirse, ilacın uygulanımına hemen son verilmeli ve
uygun tedaviye başlanmalıdır. Ağır sepsisli hastalarda tek bir tedavi
dozundan sonra yeniden uygulanmamıştır. Sağlıklı deneklerde tekrar
uygulamaları yapıldıysa da, anti-aktive protein C antikoru oluşumu
görülmemiştir. Gebelik kategorisi C’dir. Gebelik, embriyonal /fetal
gelişme, doğum ve doğum sonrası gelişme dönemleriyle ilgili hayvan
çalışmaları yapılmamıştır. Bu nedenle insanlar için potansiyel risk
bilinmemektedir. Gebelik süresince kesin olarak gerekmediği takdirde
kullanılmamalıdır. anne sütüne geçip geçmediği ya da anne sütü ile
beslenen bebeğe potansiyel bir etkisi olup olmadığı bilinmemektedir.
Bu nedenle tedavi sırasında hastalar emzirmemelidirler.

Yan Etkileri:

Kanama riskini artırma potansiyeline sahiptir. Kanamaların çoğu ekimoz ya da
gastrointestinal kanama şeklindeydi. Faz III klinik çalışmasında
drotrekogin alfa ve plasebo uygulanan hastalarda ağır kanama oranları
sırasıyla %3.5 ve %2.0 idi. Ağır kanama olarak kabul edilenler: Kafa
içi kanamalar, hayati tehlike arz eden kanamalar, iki gün üst üste 3
ünite/gün ya da daha fazla eritrosit süspansiyonu uygulanması
gerektiren kanamalar ve araştırmacı tarafından ağır olarak kabul
edilen kanamalar. İki tedavi grubu arasındaki ağır kanama geçirme
insidansları arasındaki fark, primer olarak çalışma ilacının
uygulanması sırasında görülmüştür. Faz III çalışmasında, drotrekogin
alfa ile infüzyon periyodunda bulunan hastalara ait iki intrakraniyal
hemoraji (IKH) vakası bildirilmiş, plasebo ile tedavi edilen
hastalarda ise hiçbir vaka bildirilmemiştir. IKH riski ağır
koagülopati ve ağır trombositopeni durumlarında artabilir. Drotrekogin
alfa ile tedavi edilen hastalarda IKH riski, hibe programı olan
çalışmalarda hibe programı olmayan çalışmalardan daha yüksekti. Bu
fark çalışmaya giren popülasyondaki değişik risk profilleri ile
açıklanabilir. Açık klinik çalışmalarda kanama olaylarının sıklığı
%6.6′dır. Faz I çalışmalarında, %5′ten daha sık görülen advers olaylar
başağrısı (%30.9), ekimoz (%23.0) ve ağrı (%5.8) olmuştur.

İlaç Etkileşimleri:
Ağır sepsisli hastalarda drotrekogin alfanı ilaç etkileşmeleri
araştırılmamıştır. Hemostazı etkileyen diğer ilaçlarla birlikte
kullanıldığında dikkatli olunmalıdır. Düşük konsantrasyonlarda
(yaklaşık 200 g/ml’den az) ve düşük akış hızında (5 ml/saat’ten az)
verilmesinde infüzyon pompası kullanılacaksa, infüzyon seti 5
ml/saat’lik bir akış hızına ve yaklaşık 15 dakikaya ayarlanmalıdır.

Leave a Comment

XIBAC (Oral Süspansiyon)

Kullanım Şekli:
Streptococcus spp., Streptococcus pneumoniae, penisilinaz salgılamayan
Staphylococcus spp., ve H. influenzae olan üst solunum yolu
enfeksiyonları; E.coli, Proteus mirabilis ve Streptococcus faecalis
olan ürogenital sistem enfeksiyonları ve Streptococcus spp.,
Pneumococci, penisilinaz salgılamayan Staphylococcus spp. ve H.influenzae
olan alt solunum yolu enfeksiyonları, cilt ve yumuşak doku
enfeksiyonlarında mutad doz: Erişkinler: 8 saat ara ile 250 mg’dır.
Çocuklar: 20 mg/kg/gün, 8 saat ara ile eşit dozlara bölünerek
uygulanır. 20 kg’ın üzerindeki çocuklarda erişkin dozu uygulanmalıdır.
A grubu beta hemolitik streptokoklar ile oluşan enfeksiyonlarda, akut
romatizmal ateş ve akut glomerülonefrit oluşmasını önleyebilmek için
tedavi en az 10 gün sürdürülmelidir. Az duyarlı mikroorganizmalar
tarafından oluşturulan ciddi enfeksiyonlarda: Erişkinler: 8 saat ara
ile 500 mg. Çocuklar: 40 mg/kg/gün, 8 saat ara ile eşit dozlara
bölünerek uygulanır. Etkeni streptokoklar, pnömokoklar, penisilinaz
salgılamayan stafilakoklar ve H.influenzae olan alt solunum yolu
enfeksiyonlarında mutad doz: Erişkinler: 8 saat ara ile 500 mg’dır.
Çocuklar: 40 mg/kg/gün, 8 saat ara ile eşit dozlara bölünerek
uygulanır. 20 kg veya üstündeki çocuklarda erişkin dozu
uygulanmalıdır. Bakteriyel menenjit: Çocuklar ve erişkinler, eşit
dozlara bölünmüş olarak (3-4 saatte bir) 150-200 mg/kg/gün uygulanır.
N.gonorhoeae’ye bağlı gonore, akut komplike olmayan anogenital ve
üretral enfeksiyonlarda 3 g tek doz şeklinde uygulanır. Diğer
enfeksiyonların tedavisinde, hasta asemptomatik hale geldikten sonra
48-72 saat daha tedaviye devam edilmelidir. Renal klirensi 30 ml/dak’ın
altında olan hastalarda doz zaman aralığının uzatılması veya dozun
azaltılması önerilir. 3 g’lık tek dozlu kısa süreli tedaviler, böbrek
yetmezliği durumunda uygulanamaz.

Endikasyonları:
Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların (Staphylococcus aureus (penisilinaz
salgılamayan), alfa ve beta-hemolitik streptokoklar, Streptococus
faecalis, Diplococcus pneumoniae gibi gram pozitif mikroorganizmalar
ile Haemophilus influenzae, Neisseria gonorrhoeae, E. coli ve Proteus
mirabilis gibi gram negatif mikroorganizmalar) neden olduğu; tonsilit,
farenjit, akut ve kronik bronşit, pnömoni, sinüzit ve orta kulak
iltihabı gibi üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları; sistit,
üretrit piyelonefrit, gonore, septik abortus, adneksit, ve puarperal
enfeksiyonlar gibi ürojenital sistem enfeksiyonları; flebit, abse,
erizipel, impetigo ve enfekte akne gibi deri ve yumuşak doku
enfeksiyonları ile sepsis ve bakteriyel menenjit tedavisinde
kullanılır. Patojen mikroorganizmaların amoksisiline duyarlılığının
belirlenmesi için bakteriyolojik incelemeler yapılmalı, gerektiğinde
enfeksiyonun yerine göre cerrahi müdahale uygulanmalıdır.

Kontrendikasyonları:
Penisilinlere karşı duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:
Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi, bazen de öldürücü aşırı
anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu tipreaksiyonlar özellikle
çeşitli alerjenlere duyarlılığı olan kişilerde ve parenteral
uygulamalarda oral uygulamalara oranla daha sık görülmüştür.
Sefalosporinlere şiddetli reaksiyon gösteren hastalar penisilinlere
karşı da duyarlı olabilirler. Bu gibi hastalarda kullanılırken
dikkatli bir araştırma yapılmalı ve alerjik reaksiyon görüldüğünde
amoksisilin tedavisi kesilerek bu durumlarda genellikle kullanılan
antihistaminikler presöraminler ve kortikosteroidler ile uygun
tedaviye başlanmalıdır. Anafilaktoid reaksiyonlar bu maddelerin ve
adrenalinin acilen kullanılımını gerektirir. Aynı zamanda hava yolunun
açık tutulması sağlanmalı ve gerektiğinde entübasyon uygulanmalıdır.
Uzun süreli tedavilerde tüm güçlü ilaçlarda olduğu gibi hematopoetik
sistem, böbrek ve karaciğer fonksiyonları belirli aralıklarla
izlenmelidir. Tedavi süresinde mikotik (Candida) ya da bakteriyel (Enterobacter,
Pseudomonas) süperenfeksiyonlar gelişebilir, bu gibi durumlarda
amoksisilin tedavisi durdurulmalı ve süperenfeksiyona yol açan
mikroorganizmalara etkili ajanların kullanılmasına başlanmalıdır.
Amoksisilin idrarda yüksek konsantrasyonlara eriştiğinden Clinitest
Benedict ya da Fehling solüsyonu ile yapılan glukoz testlerinde yanlış
pozitif sonuçlar alınabilir. Bu nedenle idrarda glukozun enzimatik
glukoz oksidasyonuna dayanıklı testler ile aranması uygundur.
Amoksisilinin hamilelerde kullanım emniyeti kanıtlanmamıştır.
Amoksisilin anne sütüne geçer; bu nedenle emzirenlerde kullanıldığında
bu özelliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yan Etkileri:

Yan etkilere genellikle penisilinlere duyarlı kişilerde alerji, astım,
saman nezlesi ya da ürtiker gibi özgeçmişi olanlarda rastlanır. Glosit,
stomatit, bulantı, kusma, diyare, psödomembranöz kolit (bu
reaksiyonlar genellikle oral formlarla ilgilidir) gibi
gastrointestinal; eritem, makülopapüler kızartı, ürtiker, multiform ve
bazen eksfoliyatif dermatit gibi dermatolojik; anemi, trombositopeni,
trombositopenik purpura, eozinofili, lökopeni ve agranülositoz gibi
hematopoetik sistemi ilgilendiren yan etkiler izlenebilir. Hafif bir
SGOT artışı bildirilmişse de bunun klinik önemi bilinmemektedir.
Enfeksiyöz mononükleoz olgularında amoksisilin uygulaması alerjik deri
reaksiyonlarını daha kolayca ve de daha ciddi bir şekilde ortaya
çıkartacağından bu vakalarda amoksisilin kullanılmamalıdır.

İlaç Etkileşimleri:
Amoksisilin, digoksin veya allopurinolle birlikte kullanıldığında bu
ilaçların absorpsiyonlarını artırabilir. Allopurinolle beraber
alındığında ciltte kızarıklıkların oluşması insidansı artar. Kumarin
ile kullanılması halinde amoksisilinin kan düzeyi yükselir.

Leave a Comment

XIBAC (Film Tablet)

Kullanım Şekli:

12 yaş ve üzeri erişkinlerde günlük amoksisilin dozu; 1.5-3 g’dır.
Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların neden olduğu hafif
enfeksiyonlarda 8 saatte bir 250-500 mg uygulanır. 12 yaşın altındaki
çocuklarda 8 saat ara ile 20 mg/kg/gün uygulanır. A grubu beta-hemolitik
streptokoklarla oluşan enfeksiyonlarda, akut romatizmal ateş veya akut
glomerülonefrit oluşmasını önleyebilmek için tedavi en az 10 gün
sürdürülmelidir. Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların neden olduğu
orta ve ağır enfeksiyonlarda 8 saatte bir 500-1000 mg uygulanır. 12
yaşın altındaki çocuklarda 8 saat ara ile 40 mg/kg/gün uygulanır.
Komplikasyonsuz gonorede tek doz 3 g önerilir. Sifiliz şüphesi olan
gonore vakalarında gerekli testler uygulanmalı ve hastalar en az 4 ay
takip edilmelidir. H. pylori eradikasyonu: Günde 2 kez 1000 mg dozunda
amoksisilinin, günde 2 kez 500 mg klaritromisin ve günde 2 kez bir
proton pompası inhibitörü ile kombine kullanılması önerilir. Kreatinin
klirensi 10-30 ml/dk arasında olan hastalara hastalığın şiddetine göre
günde 2 kez 500-250 mg amoksisilin önerilir. Kreatinin klirensi 10 ml/dk’den
düşük olan hastalarda ise hastalığın şiddetine göre günde 1 kez
500-250 mg önerilir.

Endikasyonları:

Amoksisiline duyarlı mikroorganizmaların (Staphylococcus aureus (penisilinaz
salgılamayan), alfa ve beta-hemolitik streptokoklar, Streptococus
faecalis, Diplococcus pneumoniae gibi gram pozitif mikroorganizmalar
ile Haemophilus influenzae, Neisseria gonorrhoeae, E. coli ve Proteus
mirabilis gibi gram negatif mikroorganizmalar) neden olduğu; tonsilit,
farenjit, akut ve kronik bronşit, pnömoni, sinüzit ve orta kulak
iltihabı gibi üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları; sistit,
üretrit piyelonefrit, gonore, septik abortus, adneksit, ve puarperal
enfeksiyonlar gibi ürojenital sistem enfeksiyonları; flebit, abse,
erizipel, impetigo ve enfekte akne gibi deri ve yumuşak doku
enfeksiyonları ile sepsis ve bakteriyel menenjit tedavisinde
kullanılır. Patojen mikroorganizmaların amoksisiline duyarlılığının
belirlenmesi için bakteriyolojik incelemeler yapılmalı, gerektiğinde
enfeksiyonun yerine göre cerrahi müdahale uygulanmalıdır.

Kontrendikasyonları:

Penisilinlere karşı duyarlı kişilerde kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi, bazen de öldürücü aşırı
anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu tipreaksiyonlar özellikle
çeşitli alerjenlere duyarlılığı olan kişilerde ve parenteral
uygulamalarda oral uygulamalara oranla daha sık görülmüştür.
Sefalosporinlere şiddetli reaksiyon gösteren hastalar penisilinlere
karşı da duyarlı olabilirler. Bu gibi hastalarda kullanılırken
dikkatli bir araştırma yapılmalı ve alerjik reaksiyon görüldüğünde
amoksisilin tedavisi kesilerek bu durumlarda genellikle kullanılan
antihistaminikler presöraminler ve kortikosteroidler ile uygun
tedaviye başlanmalıdır. Anafilaktoid reaksiyonlar bu maddelerin ve
adrenalinin acilen kullanılımını gerektirir. Aynı zamanda hava yolunun
açık tutulması sağlanmalı ve gerektiğinde entübasyon uygulanmalıdır.
Uzun süreli tedavilerde tüm güçlü ilaçlarda olduğu gibi hematopoetik
sistem, böbrek ve karaciğer fonksiyonları belirli aralıklarla
izlenmelidir. Tedavi süresinde mikotik (Candida) ya da bakteriyel (Enterobacter,
Pseudomonas) süperenfeksiyonlar gelişebilir, bu gibi durumlarda
amoksisilin tedavisi durdurulmalı ve süperenfeksiyona yol açan
mikroorganizmalara etkili ajanların kullanılmasına başlanmalıdır.
Amoksisilin idrarda yüksek konsantrasyonlara eriştiğinden Clinitest
Benedict ya da Fehling solüsyonu ile yapılan glukoz testlerinde yanlış
pozitif sonuçlar alınabilir. Bu nedenle idrarda glukozun enzimatik
glukoz oksidasyonuna dayanıklı testler ile aranması uygundur.
Amoksisilinin hamilelerde kullanım emniyeti kanıtlanmamıştır.
Amoksisilin anne sütüne geçer; bu nedenle emzirenlerde kullanıldığında
bu özelliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Yan Etkileri:

Yan etkilere genellikle penisilinlere duyarlı kişilerde alerji, astım,
saman nezlesi ya da ürtiker gibi özgeçmişi olanlarda rastlanır. Glosit,
stomatit, bulantı, kusma, diyare, psödomembranöz kolit (bu
reaksiyonlar genellikle oral formlarla ilgilidir) gibi
gastrointestinal; eritem, makülopapüler kızartı, ürtiker, multiform ve
bazen eksfoliyatif dermatit gibi dermatolojik; anemi, trombositopeni,
trombositopenik purpura, eozinofili, lökopeni ve agranülositoz gibi
hematopoetik sistemi ilgilendiren yan etkiler izlenebilir. Hafif bir
SGOT artışı bildirilmişse de bunun klinik önemi bilinmemektedir.
Enfeksiyöz mononükleoz olgularında amoksisilin uygulaması alerjik deri
reaksiyonlarını daha kolayca ve de daha ciddi bir şekilde ortaya
çıkartacağından bu vakalarda amoksisilin kullanılmamalıdır.

İlaç Etkileşimleri:

Amoksisilin, digoksin veya allopurinolle birlikte kullanıldığında bu
ilaçların absorpsiyonlarını artırabilir. Allopurinolle beraber
alındığında ciltte kızarıklıkların oluşması insidansı artar. Kumarin
ile kullanılması halinde amoksisilinin kan düzeyi yükselir.

Leave a Comment

XYLESTESIN-A (enjektabl solüsyon)

Piyasa Şekilleri:

1.7 ml’lik 50 karpül.

Kullanım Şekli:
Submukozal Enjeksiyon; enjeksiyon hızı 0.5 ml/15 saniye’yi (1 karpül/dakika)
geçmemelidir. Uygun olmayan intravasküler enjeksiyonu önlemek için
solunum kontrolü yapılmalıdır. Her zaman için etkin anestezinin
sağlandığı en düşük çözelti hacmi kullanılmalıdır. Başka bir şekilde
önerilmedikçe aşağıdaki dozlar kullanılmalıdır. İnfiltrasyon ve sinir
bloğu anestezisinde; genellikle 1-4 ml dozda, tam sonuç alınır. 20-30
kg arasındaki çocuklarda 0.25-1 ml, 30-45 kg ağırlığındaki çocuklarda
ise 0.5-2 ml yeterlidir. Yetişkinlerde 2 saat içerisinde
uygulanabilecek en yüksek doz 6 ml veya 24 saat içerisinde
uygulanabilecek en yüksek doz 10 ml’dir. 20-30 kg ağırlığındaki
çocuklarda 2 saat içerisinde 1,5 ml veya 24 saat içerisinde 2.5 ml;
30-45 kg ağırlığındaki çocuklarda sırası ile 2 saat içerisinde 2 ml ve
24 saat içerisinde 5 ml’den fazla uygulanmamalıdır.

Endikasyonları:

Diş hekimliğinde infiltrasyon ve sinir bloğu anestezisinde kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Amid türü lokal anesteziklere karşı aşırı duyarlığı olduğu bilinen
hastalarda, amid türü lokal anestezikler karaciğer tarafından
metabolize olduklarından, karaciğer rahatsızlığı olan
kişilerde,diyabetlilerde, kardiyovasküler bozukluğu olanlarda
dikkatlice kulanılmalıdır.

Uyarılar:

İlaçların enjeksiyonluk çözeltisi uygun dozda, doğru teknik ile
uygulandığında çok nadir olarak karşılaşılabilecek acil durumlar için
uygun önlemlerin alınması ve hazırlıklı olunması ile güvenli ve etkin
biçimde kullanılır. Lidokain HCI kullanıldığında nadiren doza bağlı
olarak huzursuzluk, uyuşukluk, görmede bulanıklık, tremor ve ağır
durumlarda konvülsiyon gibi merkezi sinir sistemi belirtileri
görülebilir. İlaç, anhidr sodyum sülfit ihtava ettiğinden özellikle
bronşiyal astma vakalarında kusma, dispne, diyare,akut astma krizi,
oryentasyon bozukluğu veya şok ile karakterize olabilen aşırı
duyarlılık reaksiyonları görülebilir. İlacın enjeksiyonluk
çözeltisinin enfekte alanlarda kullanımında çok dikkatli olunmalıdır.
Etken maddenin dolaşıma geçerek sistemik istenmeyen etkilere neden
olma olasılığı artmaktadır. Şok durumunda ve kalp bloğu, ağır
karaciğer rahatsızlığı olan hastalarda kullanımının gerekli olduğu
durumlarda çok dikkatli olunmalıdır. Yaşlı, düşkün kişilerde ve
çocuklarda yaş ve fiziki durumları ile uyumlu biçimde kullanılması
uygundur. Lokal anestezik uygulamasına bağlı acil durumlar genel
olarak terapötik kullanım sonrası oluşan yüksek plazma düzeylerine
veya yanlışlıkla subaraknoid aralığa ilaç enjeksiyonu sonucu ortaya
çıkabilir. Önlem olarak lokal anesteziklerin uygulanması sırasında
kardiyovasküler ve respiratuvar vital belirtiler ve hastanın bilinç
durumu dikkatlice izlenmelidir. Herhangi bir acil durumla
karşılaşıldığında hasta supin pozisyona getirilmeli ve ilk olarak
oksijen desteği sağlanmalıdır. Birlikte resüsitativ ilaç ve cihazların
kullanılması yararlıdır. Solunum desteğine karşın konvülsiyonlar
sürüyor ise çok kısa etkili bir barbitürat (tiyopental gibi) ya da
benzodiazepin (diazepam gibi) intravenöz yoldan verilebilir. Dolaşım
depresyonu durumunda intravenöz sıvılar ve hastanın klinik durumu
uygun ise vazopresör (örn. Efedrin) verilebilir. Anında müdahale
edilmediği zaman, hipoksi, asidoz, bradikardi, aritmiler ve kardiyak
arest gelişebilir. Hamilelik sırasındaki dental cerrahi müdahalelerde
ağrını giderilmesi için kullanılabilecek ilacın hamilelik durumunu
etkilemesi beklenmez. Ancak, en azından hamilelik sırasında sözkonusu
olan tüm tedavilerde olduğu gibi özellikle ilk trimestr süresince
potansiyel yararlar ve riksler dikkatlice gözden geçirilmelidir. Etken
madde hızla yıkıldığından ve atıldığından dolayı dental uygulamalarda
kullanılan küçük miktarlar ile Lidokain’in anne sütüne önemli miktarda
geçmesi beklenmez. Duyarlılığı olan hastalarda ilaç enjeksiyonu
sonrasında reaksiyon gösterme kabiliyetinde geçici bir azalma
görülebilir (örn. Araç kullanma). Hekim her vakada hastanın motorlu
araç ve cihaz kullanma kabiliyetini değerlendirmelidir.

Yan Etkileri:

Özellikle uygun olmayan intravasküler enjeksiyon veya anormal
rezorpsiyon (örneğin enflamasyonlu veya aşırı derecede vaskülerize
olmuş dokularda olduğu gibi) durumlarının bir sonucu olarak aşırı doz
sonrası advers reaksiyonlar oluşabilir ve bu reaksiyonlar santral
sinir sistemi ve/veya vasküler semptomlar ile karakterizedir. Hafif
semptomlar arasında, baş dönmesi, kusma, yorgunluk; şiddetli
semptomlar arasında, sersemlik, konvülsiyonlar, koma hali ve merkezi
solunum paralizisi bulunmaktadır. Şiddetli vasküler sorunlar, kan
basıncında düşüş, taşikardi veya bradikardi gibi (bradikardi,
muhtemelen kardiyak arest ile sonlanır) ileti bozuklukları veya
Epinefrin’e bağlı taşikardi, taşiaritmi ve hipertansiyon ile kendini
gösterir. Lidokain’e karşı allerjik reaksiyon oluşumu çok nadiren
görülmüştür. Şiddetli advers reaksiyonların söz konusu olduğu
durumlarda eğer mümkün ise oksijen kullanılarak solunumun idamesi
gereklilik arz eder. Ve bu esnada nabız ve kan basıncı izlenmelidir.
Çoğu vakalarda bu ölçümlerin yapılması yeterli olmuştur.
Konvülsiyonların giderilmesinde ilaveten diazepam uygulanması yerinde
olur. Şiddetli şok halinde oksijen uygulanması ile hasta supin
pozisyona getirilmeli ve intravenöz infüzyon yolu ile kan
sübstitüentleri verilmelidir.

İlaç Etkileşimleri:

Mono Amin Oksidaz inhibitörleri veya trisiklik antidepresan ilaç alan
hastalarda ciddi ve uzun sürenhipertansiyon yapabilir. Fenotiyazin ve
Butirofenon’lar Epinefrin’in pressör etkisini azaltabilirler veya
tersine dönüştürebilirler. Bu türden ilaçlarla birlikte
kullanılmasından sakınılmalıdır. Eğer birlikte tedavi gerekiyorsa,
hasta dikkatle monitörden izlenmelidir.

Leave a Comment

EFEDRİN Gürsoy (Tablet)

Kullanım Şekli:

Günlük doz erişkinlerde her 4 saatte bir 1/2-1 tablet ve çocuklarda 4-6 eşit
kısımda uygulanan 3 mg/kg’dır. Akut astım nöbetlerinde tek doz halinde
1-2 tablet kullanılır.

Endikasyonları:

Kronik astım, bronşit, amfizem ve bronkospastik solunum rahatsızlıklarıyla
birlikte oluşan reversibl bronkospazmların semptomatik tedavisinde
endikedir.

Kontrendikasyonları:
Hipertansiyon, tirotoksikoz, feokromsitoma, dar açılı glokom, prostat
hipertrofisi, kalp hastalığı ve serebrovasküler yetmezlikte
kontrendikedir. Gebelerde, yaşlılarda, uyku zorluğu çekenlerde ve süt
veren annelerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:
Sinirlilik, tremor, uykusuzluk, iştah kaybı, taşikardi ve
hipertansiyon gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:

MAO inhibitörleri, alkol, ergo alkaloidleri, oksitosin, dijital ve
halotanla birlikte kullanılmamalıdır.

yazı etiketleri: astım ilaçları, astım ilaç isimleri, astım ilaç fiyatları, astım tedavisi, astım, bronşit ilaçları, bronşit ilaç isimleri, bronşit ilaç fiyatları, amfizem ilaçları, amfizem ilaç isimleri, amfizem ilaç fiyatları

Leave a Comment

EFFERALGAN (Efervesan Tablet)

Kullanım Şekli:
Tabletler bir bardak suda eritilerek kullanılır. Dozların en az 4′er
saat ara ile alınmasına dikkat edilmelidir. Çocuklarda doz arası
kesinlikle 4 saatten az olmamalıdır. Ciddi böbrek yetersizliği
olanlarda doz en az 8 saat ara ile uygulanmalıdır.Yetişkinler ve 50
kg’dan ağır çocuklarda (15 yaşından itibaren): 1-3×1-2 tablet. Günde 6
tablet aşılmamalıdır. 13 kg’dan fazla olan çocuklarda: 6 saatte bir 15
mg/kg veya 4 saatte bir 10 mg/kg. 8-13 yaş arası: 1-4×1 tablet. 12-15
yaş arası 1-6×1 tablet.

Endikasyonları:

Baş ağrısı, migren, adet sancıları, diş ağrısı, soğuk algınlığı ve gripal
enfeksiyonlara bağlı ağrı, nevralji, nevrit, siyatik, lumbago, kas ve
eklem ağrıları, orta kulak ağrıları, sinüzit ve cerrahi operasyonlara
veya yaralanmalara bağlı ağrılar ile adet zorluklarından kaynaklanan
ağrılarda endikedir. Asetilsalisilik asite duyarlılığı olan hastalarda
alternatif ilaç olarak kullanılır.

Kontrendikasyonları:

İleri derecede böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olan hastalarda
kullanılmamalıdır. Parasetamole aşırı duyarlılığı olanlarda ve daha
önce anemisi olanlarda kullanılması sakıncalıdır.

Uyarılar:
Parasetamolün 20 gramdan fazla alınmasında fatal risk vardır. Aktif
alkolizm, viral hepatit, karaciğer hastalığı ve ağır böbrek fonksiyon
bozukluğu olanlarda dikkatle kullanılmalıdır. Kronik alkoliklerde
terapötik dozları takiben hepatotoksisite ve karaciğer yetmezliği
gelişir. Kronik alkol bağımlılarında güvenli doz saptanamadığından,
günde 2 g veya daha düşük dozlar önerilir. Alışılmış terapötik
dozlarda kısa süreli olmak şartıyla gebeliğin tüm dönemlerinde
kullanılabilir. Yüksek dozlarda devamlı kullanımı annede anemiye, yeni
doğan bebekteyse fatal böbrek hastalığına neden olabilir.

Yan Etkileri:

Deride püriritik makulopapüler döküntüler, ürtiker, methemoglobinemi ve bazı
gastrointestinal belirtiler gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Barbitüratlar ve diğer antikonvülzanlar, kloramfenikol, desipramin,
doksorubisin, mide boşalma süresini etkileyen ilaçlar ve uzun süreli
tedavilerde antikoagülan ilaçlarla etkileşme olasılığı vardır. Alkol
parasetamolün hepatotoksik etkisini artıracağından birlikte
kullanılmamalıdır.

yazı etiketleri: ağrı ilaçları, ağrı ilaç isimleri, baş ağrısı ilaçları, baş ağrısı ilaç isimleri, efferalgan baş ağrısı ilacı, baş ağrısı tedavisi, migren ilaçları, migren ilaç isimleri, adet sancıları ilaçları, adet sancısı ilaçları, adet sancısı ilaç isimleri, adet sancısı tedavisi, kulak ağrısı ilaçları, kulak ağrısı ilaç isimleri, soğuk algınlığı ilaçları, kulak ağrısı ilaç fiyatı, sinüzit ilaçları, sinüzit ilaç isimleri, sinüzit ilaç fiyatları

Leave a Comment

EGMOVİT (Şurup)

Kullanım Şekli:

Günlük kullanılacak 5 ml, içerdiği vitaminlerin günlük gereksinimin yarısını
karşılar.

Endikasyonları:
Esansiyel vitamin yetersizliği riskinin arttığı durumlarda, vitamin
kaynağı olarak önerilir.

Kontrendikasyonları:
Bileşiminde bulunan maddelerden herhangi birine karşı önceden oluşmuş
aşırı duyarlılık durumlarında kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:

Yüksek dozların absorbsiyonu sınırlı olup, atılım idrarla ve primer olarak
değişmeden olduğu için, adverse etkiler çok ender görülür. Çok az
vitamin, ancak yüksek dozlarda kullanıldığında advers etki
gösterebilir. Vit B6: Uzun süre yüksek dozlarda kullanımı (günlük 2
g’ı aşan dozlar), ciddi periferik nöropati oluşturabilir. Vit C:
Yüksek dozlar, diyare ve diğer gastroentestinal bozukluklar
oluşturabilir. Yine yüksek dozlarının, hiperoksalüriye ve renal
kalsiyum oksalat taşlarına yol açabileceği düşünüldüğünden,
hiperoksalürili hastalarda özenle kullanılmalıdır. Vit E: Yüksek
dozları, diyareye ve karın ağrısına neden olabilir.

Leave a Comment

EFOROL (Çiğneme Tableti)

Kullanım Şekli:
Profilaktik kullanım ve malabsorbsiyon vakalarında günde 1-3 tane
çiğnenir.

Endikasyonları:

E vitamini takviyesi ve antioksidan etkisinden dolayı genel sağlığın
korunmasında kullanılır. Diyet takviyesi olarak ve profilaktik
kullanımı: Artan gereksinmeleri (örn. gıdalarla büyük miktarlarda poli
doymamış yağlar alındığında) karşılamak için; parenteral beslenmede
takviye olarak (ampul formlar); malabsorbsiyon sendromları sonucunda E
vitamini yetersizliğinin engellenmesi için (örn. egzokrin pankreas
yetersizliği, kolestazlı hepatobiliyer hastalığı, biliyer atrezi veya
kısa barsak sendromu). Terapötik kullanımı: Claudication intermittent;
A-Beta-lipoproteinemi; konjenital hematolojik bozukluklar
(glikoz-6-fosfat dehidrogenaz veya glutatyon sentetaz yetersizliği,
talasemi, orak hücreli anemi); düşük HDL kolesterol ve yüksek LDL
kolesterollü dislipoproteinemi; kas veya bağ dokusu bozukluklarında
adjuvan olarak kullanılır.

Kontrendikasyonları:
Bileşimindeki maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı
olanlarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

K vitamini eksikliğine bağlı hipoprotrombinemilerde yüksek dozda
kullanılan E vitamini tabloyu ağırlaştırabilir. Demir eksikliği
anemisinde demir preparatlarına karşı oluşan hematolojik yanıtı
olumsuz yönde etkileyebilir.

Yan Etkileri:

Yüksek dozlarda uzun süre kullanıldığında; görme bozukluğu, jinekomasti,
diyare, baş dönmesi, baş ağrısı, grip benzeri semptomlar, bulantı,
karın ağrısı, yorgunluk görülebilir. Gebelik ve süt verme döneminde
yüksek doz E vitamini tedavisinin güvenilirliği kanıtlanmamıştır.

İlaç Etkileşimleri:
Antiasitler safra asitlerini presipite ederek yağda eriyen
vitaminlerin emilimini azaltabilirler. Kumarin ve indandion türevi
antikoagülanlarla yüksek dozda E vitamini kullanıldığında
hipoprotrombinemik yanıt artabilir. Kolestiramin, mineral yağı,
sukralfat, E vitamini absorpsiyonunu azaltabilir. Yüksek dozda demir
günlük E vitamini ihtiyacını artırabilir. Yüksek dozda alınan E
vitamini, kullanımını artırarak A vitamini depolarını eritebilir.

Leave a Comment

EMLA %5 (Krem)

Kullanım Şekli:

Deri: Kalın bir tabaka halinde sürülür ve kapalı pansuman ile kapatılır. 10
cm2′lik alan için yaklaşık 1.5 gram ilaç uygulanır. Kapalı pansuman 5
saat süreyle etkilidir. Küçük cerrahi girişimlerde; 1/2 tüp (2 g) ilaç
kullanılmalıdır. Uygulama süresi en az bir saattir. Daha büyük
alanlarda cerrahi girişimlerde; 1.5-2 g/10 cm2 uygulanır. Uygulama
süresi en az 2 saat olmalıdır. 3-12 aylık bebeklerde; girişimden en az
1 saat önce deri üzerinde kalın bir tabaka oluşturacak şekilde sürülür
ve kapalı pansuman ile örtülür. Uygulama alanı 16 cm2′den büyük
olmamalı, toplam ilaç 2 gramı, uygulama süresi 4 saati aşmamalıdır.
Genital Mukoza: Kondilom gibi lokalize lezyonların eksizyonu sırasında
yaklaşık 5-10 g krem genellikle yeterlidir. Mukoza kıvrımları dahil
olmak üzere tüm bölge kremle kaplanmalı, mukoza ile 5-10 dakika temas
etmesi sağlanmalıdır. Kremin temizlenmesinden hemen sonra cerrahi
girişim başlamalıdır.

Endikasyonları:

Topikal deri anestezisinin gerekli olduğu iğne ponksiyonlarında ve yüzeyel
cerrahi girişimler için; bacak ülserlerinde yüzeyel cerrahi
girişimlerden ve temizlemeden önce yüzeyel anestezi amacıyla, örneğin
fibrin, cerahat ve nekroz olan kısımların temizlenmesi ve genital
mukozanın yüzeyel anestezisi için kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Amid türü lokal anesteziklere ya da bileşimde bulunan maddelere aşırı
duyarlılık; kongenital ya da idiopatik methemoglobinemi.

Uyarılar:

Yara ve çocuklarda genital mukoza üzerine uygulanmamalıdır. Atopik dermatitli
deri bölgeleri üzerine uygulamada dikkatli olunmalıdır. Kornea
irritasyonuna yol açması nedeniyle dikkatli olunmalıdır.Orta kulağa
uygulamasında ototoksik etkisi olabilir. 3 aylıktan küçük bebek, 3-12
ay arasında methemoglobin uyarıcı ilaç tedavisi gören çocuklarda
kullanılmamalıdır. Lidokain ve prilokain plasenta bariyerini
geçmektedir. Fetal malformasyon artışı ve zararlı bir etkisi
bildirilmemiştir. anne sütüne geçmesine rağmen sistemik emilimlerinin
az olması nedeniyle bebeklerde advers reaksiyon riski minimum olarak
kabul edilmektedir.

Yan Etkileri:

Geçici solukluk ve eritem gibi lokal reaksiyonlar görülebilir. Seyrek olarak
ödem ve ilk uygulamada yanma hissi olabilir. Yüksek dozlarda
methemoglobin düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Lokal
anestezikler çok seyrek olarak anafilaktik şok olmak üzere alerjik
reaksiyonlara neden olabilir.

İlaç Etkileşimleri:
Sülfonamidler gibi methemoglobinemiyi uyardığı bilinen ilaçlarla
tedavi edilen hastalarda methemoglobin yapımını artırabilir. Başka
lokal anestezikler ya da tokainid gibi lokal anestezik yapısına benzer
ilaçların kullanıldığı hastalarda yüksek dozlardaki ilacın sistemik
toksisite riskini artırır.

Leave a Comment