LESCOL (Kapsül)

Kullanım Şekli:

Lescol ile tedaviye başlamadan önce hasta standart kolesterol düşürücü diyete
alınmalıdır. Diyet, tedavi boyunca sürdürülmelidir. Önerilen başlangıç
dozu günde bir kez 1 kapsüldür. Başlangıç dozları, başlangıç LDL-kolesterol
düzeylerine göre bireyselleştirilerek tavsiye edilen hedef tedavi
başarıyla sonuçlandırılmalıdır. Lescol akşamları ya da yatmadan önce
yemeklerle birlikte veya yemekten sonra alınmalı ve bir bardak su ile
bütün olarak yutulmalıdır. İlacın belirli bir dozunda maksimum lipid
düşürücü etkiye 4 hafta içinde ulaşılır. Doz ayarlaması hastanın
tedaviye cevabına göre 4 hafta ya da daha fazla süreli aralıklarla
yapılmalıdır. Böbrek yetmezliği olan hastalarda ve yaşlı hastalarda
doz ayarlamasına gerek kalmaz.

Endikasyonları:

Primer hiperkolesterolemili ve mikst dislipidemili (Fredrickson Tip IIa ve
IIb) hastalarda, yükselmiş olan total kolesterol, LDL-kolesterol, apo-B
ve TG düzeylerinin düşürülmesinde ve HDL-kolesterolün artırılmasında
diyete destek olarak endikedir. Ayrıca, koroner kalp hastalığı ve
hafif formları da dahil primer hiperkolesterolemili hastalarda,
koroner aterosklerozun ilerlemesini yavaşlatmakta ve koroner
hastalığın önlenmesinde endikedir. Ayrıca, koroner arter hastalarında
koroner transkateter tedavi sonrası majör kardiyak olaylara (kardiyak
ölüm, ölümle sonuçlanmayan miyokard enfarktüsü ve koroner
revaskülarizasyon) karşı sekonder korunmada da kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Fluvastatin veya katkı maddelerinden herhangi birine karşı, bilinen
aşırı duyarlılık. Aktif karaciger hastalığı bulunanlarda veya serum
transaminazlarında açıklanamayan, inatçı yükselmeler gösteren
hastalarda ve gebelik ve emzirme döneminde kontrendikedir.

Uyarılar:

Diğer lipid düşürücü ilaçlarla olduğu gibi bütün hastalarda tedaviye
başlamadan önce ve daha sonra periyodik olarak karaciğer fonksiyon
testi yapılmalıdır. Aspartat aminotransferaz (AST) veya alanin
aminotransferaz (ALT) değerleri normalin üst sınırının 3 katına
çıktığında ve bu durumun devam etmesi halinde tedaviye son
verilmelidir. Çok ender durumlarda, ilaca bağlanabilecek hepatit
gözlenmiş ve tedavinin kesilmesiyle düzelme görülmüştür. Karaciger
hastalığı geçirmiş veya fazla alkol kullanan hastalara verildiğinde
dikkatli olunmalıdır. Diğer HMG-CoA redüktaz inhibitörlerini kullanan
hastalarda miyozit ve rabdomiyoliz dahil olmak üzere miyopati
bildirilmiştir. Bu tür olayların fluvastatin ile çok seyrek olarak
görüldüğü bildirilmiştir. Açıklanamayan yaygın miyalji, adale
hassaslıgı veya zayıflığı olan ve kreatin fosfokinaz (CPK) değeri
belirgin bir şekilde (normalin üst sınırından 10 kat daha fazla)
yükselen hastalarda miyopati göz önünde bulundurulmalıdır. Hastalarda
açıklanamayan kas ağrıları, hassasiyet veya zayıflık varlığı ve
özellikle buna halsizlik ve ateş eşlik etmesi halinde hemen doktora
başvurmaları önerilir. CPK seviyesi belirgin bir şekilde yükselme
gösterirse veya miyopati teşhisi konur veya miyopatiden şüphe edilirse
tedaviye son verilmelidir. Diğer HMG-CoA redüktaz inhibitörleri ile
immünosupresif ilaçlar (siklosporin dahil), gemfibrozil, nikotinik
asit veya eritromisini bir arada kullanan hastalarda miyopati riskinin
arttığı bildirilmiştir. Bununla birlikte, yapılan klinik çalışmalarda
fluvastatin ile birlikte nikotinik asit, fibratlar veya siklosporin
alan hastalarda miyopati gözlenmemiştir. Nadiren oluşan homozigoz
herediter hiperkolesterolemili hastalarda fluvastatin kullanımına ait
hiçbir bilgi bulunmamaktadır. HMG-CoA redüktaz inhibitörleri
kolesterol ve kolesterolden türetilen diğer muhtemel biyolojik aktif
maddelerin sentezini azalttığından, hamile kadınlara verildiginde
fetüse zarar verebilir. Bu nedenle HMG-CoA redüktaz inhibitörleri
gebelikte, emziren annelerde ve gerekli kontraseptif tedbirler
alınmadıgı sürece doğum yapma potansiyeli olan kadınlarda
kontrendikedir. Bu gruptan bir ilaç almakta olan bir hasta hamile
kalırsa tedaviye devam edilmemelidir.

Yan Etkileri:

Klinik ve biyokimyasal yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir. Plasebo
kontrollü çalışmalarda, plaseboya göre %1 ya da daha fazla oranda
görülen yan etkiler dispepsi (%4.7), uykusuzluk (%1.3), mide bulantısı
(%1.2), karın ağrısı (%1.1) ve baş ağrısıdır (%1.1). Fluvastatin
tedavisine bağlanabilecek tek yan etki (insidans >%1) minör
gastrointestinal semptomlardır. Pazarlama sonrası araştırmalarda
genellikle kızarıklık ve ürtiker şeklinde hipersensitivite
reaksiyonları ve nadiren olmakla birlikte trombositopeni, anjiyoödem,
yüz ödemi, vaskülit ve lupus erythematosus benzeri reaksiyonlar gibi
diğer cilt reaksiyonları da bildirilmiştir. Karaciger fonksiyonlarının
biyokimyasal anormallikleri, HMG-CoA redüktaz inhibitörleri ve diğer
lipid düşürücü ajanlar ile baglantılıdır. Hastaların küçük bir
bölümünde (%1-2), transaminaz seviyelerinin normalin üst sınırından 3
kat daha fazla olduğu doğrulanan artışı saptanmıştır. Bu anormal
biyokimyasal bulguların çoğunluğu asemptomatiktir ve tedavi
kesildikten sonra tedavi öncesi değerlere düşme ya da düzelme
görülmüştür.

İlaç Etkileşimleri:

Gıda: Akşam yemeklerinde veya akşam yemeğinden 4 saat sonra alındığında
fluvastatinin lipid düşürücü etkisinde belirgin bir farklılık
görülmemiştir. Fluvastatinin diğer CYP 3A4 substratlarıyla
etkileşmesinin olmaması nedeniyle fluvastatin greyfurt suyuyla
etkileşmez. Safra asidi bağlayan ilaçlar: Reçineye ilacın bağlanması
nedeniyle belirgin ilaç etkileşiminden kaçınmak için fluvastatin,
reçineden (örn. kolestiramin) en az 4 saat sonra alınmalıdır. Güçlü
sitokrom P450 (CYP) 3A4 inhibitörleri olan itrakonazol ve
eritromisinle birlikte uygulanımının fluvastatinin biyoyararlanımı
üzerine minimal etkisi vardır. Fluvastatinin metabolizmasında bu
enzimin minimal ilişkisine dayanarak diğer CYP 3A4 inhibitörlerinin
(ör: ketokonazol, siklosporin) fluvastatinin biyoyararlanımını
etkilemesi beklenemez. Önceden rifampisinle tedavi edilmiş hastalara
fluvastatin verildiğinde fluvastatinin biyoyararlanımı %50 oranında
azalmıştır. Başlangıçta fluvastatinin lipid düzeylerini düşürme
etkisini değiştirdiğine ait klinik kanıt yokken uzun süreli rifampisin
tedavisi (ör: tüberküloz tedavisi) gören hastalarda lipid düzeylerinde
yeterli azalmayı sağlamak için fluvastatin dozu uygun olarak
ayarlanabilir. Fluvastatinle birlikte kullanımı sırasında fenitoin
farmakokinetiğindeki tüm değişiklikler çok az olup, klinik olarak
anlamlı bulunmamıştır. Bu nedenle fluvastatinle birlikte kullanım
sırasında fenitoinin plazma düzeylerinin rutin monitorizasyonu yeterli
olmaktadır. Fenitoinin fluvastatin farmakokinetigi üzerine olan
minimum etkisi fenitoinle birlikte kullanımı sırasında fluvastatinin
doz ayarlaması ile garanti altına alınamadığını göstermektedir.
Fluvastatinle birlikte varfarin kullanan hastalarda çok ender kanama
olayları ve/veya protrombin sürelerinde artma gibi izole vakalar
bildirilmiştir. Varfarin kullanan hastalarda fluvastatin tedavisine
yeni başlandığında, sona erdirildiğinde ya da dozaj değişikliği
yapıldığında protrombin sürelerinin izlenmesi tavsiye edilir.

Yorum Yap

LEUCOVORIN Amphar (Flakon)

Kullanım Şekli:

Metotreksat infüzyonunun başlatılmasından 24 saat sonra başlamak üzere
her 6 saatte bir 15 mg’dır. Metotreksat seviyesi 0.05 mikromoların
altına düşene kadar uygulanır. Metotreksat eliminasyonunun bozulması
ve doz aşımında metotreksat uygulamasından sonraki 24 saat içinde
kurtarıcı tedaviye başlanır. Serum metotreksat seviyesi 108 M’nin
altına düşene kadar 6 saatte bir 10 mg/m2 uygulanır. Folik asit
eksikliğine bağlı megaloblastik anemide her gün 1 mg’a kadar i.v.
uygulanır. İleri kolorektal kanser: Forourasil dozundan önce 200 mg/m2
i.v. uygulanır. Bu 5 günlük tedavi kürü 4 haftalık aralıklarla tekrar
edilebilir.

Endikasyonları:

Metotreksat antidotu; sitostatik ilaçların folik asit antagonistliği
etkisini ortadan kaldırmak için endikedir. Orta veya yüksek doz
metotreksat tedavisi sırasında kurtarma tedavisi olarak, metotreksat
serum seviyesinin sürekli yüksek olduğu durumlar ile metotreksat
atılımının yavaşlamış olduğu vakalarda endikedir.

Kontrendikasyonları:

İlacın içerdiği maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılık,
pernisiyöz anemi (hematolojik remisyonlar olabilir) ve vitamin B12
eksikliği nedeniyle olan diğer anemilerde kontrendikedir.

Uyarılar:

Antineoplastik terapide özel bilgisi olan doktorlar tarafından
uygulanmalıdır. Kontrol ve güvenirlik ölçümlerinin yapılabileceği
olanakların bulunması zorunludur. Doku hasarı oluşturabileceği için
intraarteriyel kullanılmamalıdır. B12 vitamini eksikliği nedeniyle
olan makrositik anemilerde (pernisiyöz anemi gibi) folik asit ve
kalsiyum folinat kullanımı hematolojik remisyonlara ve aynı zamanda
nörolojik bozuklukların ilerlemesine sebep olabilir. Hamilelik ve
emzirme döneminde, ancak kesin medikal gözlem yapıldıktan sonra reçete
edilebilir.

Yan Etkileri:

Nadiren allerjik reaksiyonlar gözlemlenmiştir. Yüksek dozlardan sonra
gastrointestinal rahatsızlıklar, uyku bozuklukları, depresyon,
eksitasyon ve irritasyon görülebilir. Diğer sitostatik ajanlarla
kombinasyonda (florourasil gibi) kombine edilen ilacın yan etkileri
artmıştır.

İlaç Etkileşimleri:

Bir folik asit antagonisti ile (trimetoprim, kotrimoksazol, metotreksat
gibi) birlikte verildiğinde folik asit antagonistinin etkisi
azalabilir veya tamamen nötralize olabilir. Fenobarbital, pirimidon ve
fenitoin gibi antiepileptiklerin etkisini azaltabilir. Solüsyonları,
kimyasal olarak stabil olmadığından hidrojen karbonat içeren enfüzyon
solüsyonları ile karıştırılmamalıdır.

Yorum Yap

LEUCOMAX (Flakon)

Kullanım Şekli:

Günlük doz endikasyona göre saptanmalıdır. Ortalama doz 3-10 mcg/kg’dır.
Maksimum günlük doz 10 mcg/kg’ı geçmemelidir. Kanser kemoterapisinde
günde 5-10 mcg/kg s.c. olarak uygulanır. Tedavi son kemoterapi
dozundan 24 saat sonra başlamak üzere 7-10 gün süreyle devam
etmelidir. Tedaviye 5 mcg/kg’lık dozla başlanabilir. Aplastik anemi/miyelodisplastik
sendromlarda günde 3 mcg/kg s.c. olarak uygulanır Lökositler
üzerindeki ilk terapötik yanıtı gözlemlemek için genellikle 2-4 günlük
bir süre gereklidir. Kemik iliği transplantasyonunda 4-6 saatlik
enfüzyonlar halinde günde 10 mcg/kg hesabıyla i.v. enfüzyonla verilir
Transplantasyondan bir gün sonra başlanır ve mutlak nötrofil sayısı
=>1000/mm3 olana dek devam edilir. Maksimum uygulama süresi 30 gündür.
Enfeksiyon bağıntılı lökopeni (HIV enfeksiyonu dahil): Günde 1-5 mcg/kg
s.c. olarak uygulanır. Zidovudin veya zidovudin ve interferon-alfa
kombinasyonuyla tedavi olan AIDS’li hastalarda Leucomax günde 1-3 mcg/kg
s.c. olarak önerilir.

Endikasyonları:

Rekombinant insan granülosit,makrofaj koloni stimülan faktörü (rHuGM-CSF)’dür.
Sitotoksik kemoterapi nedeniyle gelişen nötropeniyi gidererek,
enfeksiyon riskinin azaltılması ve böylelikle kemoterapi
uygulamalarına daha iyi uyumun sağlanması; miyelodisplastik sendromlar
ve aplastik anemi gibi diğer kemi iliği yetmezliği durumlarında
lökopeni nedeniyle gelişen enfeksiyon riskinin azaltılması; otolog ve
singeneik kemik iliği transplantasyonlarında kemik iliği iyileşmesinin
hızlandırılması (overall survival’i etkilemez ve relaps süresini
uzatmaz); HIV enfeksiyonu dahil olmak üzere enfeksiyon bağıntılı
lökopeni hastalarının miyeloider iyileşmesinin hızlandırılması; AIDS
nedeniyle gelişen sitomegalovirüs renititlerinin tedavisinde
kullanılan gansiklovire (DHPG) bağlı gelişen nötropeninin tedavisinde
adjuvan tedavi olarak ve öngörülen gansiklovir dozajına
ulaşılabilmesinin sağlanmasında kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Duyarlılık öyküsü olanlarda kontrendikedir. Miyeloid malignitesi olan
hastalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Molgramostim, onkolojik ve hematolojik bozukluklar veya enfeksiyon
hastalıklarının tedavisinde deneyimli bir doktorun denetiminde
kullanılmalıdır. İlk doz yakın medikal gözetim altında uygulanmalıdır.
Molgramostim alan hastalarda anafilaksi, anjiyoödem veya
bronkokonstrüksiyon gibi akut, ciddi, hayatı tehdit eden aşırı
duyarlılık reaksiyonları görülmüştür. Eğer bu tür reaksiyonlar
oluşursa ilaç hemen kesilmeli ve yeniden verilmemelidir. Molgramostim
kullanımında sık olmamakla birlikte plevrisit, plevral enfüzyon
perikardit ve/veya prekardiyal efüzyon görülebilir. Eğer bu
reaksiyonlar oluşursa ilaç kesilmelidir. Daha önce geçirilmiş akciğer
hastalığı olan kişiler pulmoner fonksiyon azalması ve dispneye
eğilimli olduklarından, molgramostimle tedavi edilirken yakın bir
şekilde izlenmelidir. Klinik çalışmalarda titreme, dispne, ateş,
bulantı, kusma, spesifik olamyan göğüs ağrısı, asteni, hipotansiyon ve
flushing gibi genelde hafiften orta dereceye değişen, ilacın başlangıç
döneminde görülen yan etkiler bildirilmiştir. Nadir olarak
molgramostimin kesilmesini gerektiren bu semptomlar, semptomatik
olarak tedavi edilmiştir. Birkaç izole olguda, rHuGM-CSF tedavisi
sırasında otoimmün hastalık geliştiği veya alevlendiği görülmüştür. Bu
yüzden otoimmün hastalığı olan hastalarda molgramostim verilirken, bu
durum göz önüne alınmalıdır. Molgramostimle tedavide standart
hematolojik testler (lökosit sayımı, formül lökosit ve trombosit
sayımı, tam kan sayımı) yapılmalıdır ve serum albümin düzeyleri
monitorize edilmelidir. Kemoterapinin yüksek dozlarda alınma
zorunluluğu olabileceğinden, artan kemoterapi dozlarının sonucu hasta
trombositopeni ve anemi için risk altındadır. Trombosit sayısının ve
hematokritin düzenli monitorizasyonu önerilmektedir. Gebelik döneminde
kullanımının güvenilirliğiyle ilgili bir veri yoktur. Hayvan
çalışmalarında ise üreme toksisitesi gösterilmiştir. Gebelikle ilgili
klinik bilgi olmadığından, hastaya olan terapötik yararı, gebeliğin
gelişimine karşı oluşabilecek potansiyel riskinden ağır basmalıdır.
İnsandan sütle atılımı konusunda bir bilgi yoktur. Fakat çocuklardaki
yan etki potansiyeli nedeniyle, emziren kadınların süt vermesi
önerilmemektedir.

Yan Etkileri:

Bildirilen istenmeyen yan etkilerin çoğu genellikle altta yatan veya
birlikte giden hastalıklarla veya onların tedavi yöntemleriyle
bağlantılı olduğundan bu yan etkilerin molgramostimle ilişkisi tam
olarak bilinmemektedir. Görülen yan etkilerin çoğu hafif veya orta
derecededir. Ender olarak ciddi veya hayatı tehdit edici yan etkiler
görülür. Bütün endikasyonlarda görülen en sık istenmeyen yan etkiler
ateş, bulantı, dispne, diyare, döküntü, titreme, enjeksiyon bölgesinde
reaksiyon (s.c. uygulama), kusma, halsizlik, iştahsızlık, kas-iskelet
ağrısı ve astenidir.

İlaç Etkileşimleri:

Molgramostim kullanımı serum albumin düzeyinde azalmayla sonuçlandığı
için, serum albuminine sıkı bağlanan ilaçlarla birlikte
kullanıldığında doz ayarlaması yapmak gerekebilir.

Yorum Yap

LEUNASE (Flakon)

Kullanım Şekli:

Çoğunlukla günde veya iki günde bir 50-200 IU/kg i.v. olarak
uygulanır. Doz hastanın yaşına ve semptomlara göre ayarlanabilir.

Endikasyonları:

Akut lösemi (kronik lösemi vakalarının akut hecmeleri dahil), habis
lenfomada endikedir.

Kontrendikasyonları:

Pankreatit olanlarda veya pankreatit hikayesi bulunanlarda,
asparaginaza karşı geçmişlerinde aşırı duyarlılık hikayesi bulunan
hastalarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Asparaginaza karşı alerjik reaksiyonlar sık olarak gelişebilir ve
primer tedavi süresince ortaya çıkabilir. İntradermal deri testleri
ile de tümüyle gösterilemeyebilir. Anafilaktik reaksiyonlar hastane
şartlarında bile ağır seyredebilir. Erişkinlerde çocuklara göre daha
çok toksisiteye rastlandığı bildirilmiştir. İrritasyona neden
olabileceği için dikkatle hazırlanmalı, deri ve mukoz membranlara
temasından ve inhalasyonundan kaçınmalıdır. Temas halinde bol su ile
en az 15 dakika süre ile yıkanmalıdır. Beyin kanaması, beyin
enfarktüsü ve akciğer kanaması gibi şiddetli koagülasyon bozuklukları
oluşabildiğinden tedavi süresince fibrinojen, plazminojen, AT III, ve
protein C vb. dikkatle izlenmelidir. Herhangi bir anormal bulgu
gözlendiği taktirde uygulama durdurulmalı ve gerekli önlemler
alınmalıdır. Kemik iliği supresyonu gibi şiddetli yan etkilere yol
açabilir ve hastalar sık sık laboratuvar tetkikleri (hematolojik,
karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri) yapılarak sıkı bir şekilde
izlenmelidir. Normal dışı herhangi bir belirti görüldüğü takdirde,
dozun azaltılması veya uygulamanın durdurulması gibi gerekli önlemler
alınmalıdır. Uzun süreli uygulama, daha şiddetli ve geri dönüşsüz yan
etkilere yol açma olasılığından dolayı büyük bir dikkatle
yapılmalıdır. Pankreatit kontrolu için serum amilaz değerleri kontrol
edilmeli, pankreatit oluşumunda tedavi kesilmelidir. Kan şeker düzeyi
hiperglisemiye karşı tedavi süresince monitorize edilerek
izlenmelidir. Gerek enfeksiyon, gerekse kanamaya eğilimin manifest
hale gelmemesine veya ağırlaşmamasına özellikle dikkat edilmelidir.
Çocuklardaki uygulama özellikle büyük bir dikkatle yapılmalı ve yan
etkilerin manifest hale gelmemesine dikkat edilmelidir. Çocuklar ve
üreme çağındaki kişilerde uygulama, gonadlar üzerindeki potansiyel
etkisi gözönünde bulundurularak yapılmalıdır. Karaciğer bozuklukları
olan hastalar; böbrek bozuklukları olan hastalar; şiddetli kemik iliği
supresyonu olan hastalar; enfeksiyonu olan hastalar ve Varicella’sı
olan hastalar (ölümcül sistemik reaksiyonlar oluşabilir) dikkatli
uygulama gereken hastalrdır. Gebelikte güvenle kullanılabileceği
gösterilmemiştir. Laboratuvar hayvanlarında ilacın fetal
malformasyonlara yol açtığı bildirildiğinden, gebelere veya gebe
olması muhtemel kadınlara uygulanması önerilmemektedir. Süte geçip
geçmediği bilinmemektedir. Emzirilen bebeklerde oluşabilecek ciddi yan
etki potansiyeli nedeniyle, tedavi olan hastaların emzirmemeleri
gerekmektedir.

Yan Etkileri:

Alerjik reaksiyonlar: Kızarıklık, ürtiker, artralji, ödem, hipotansiyon,
respiratuvar distres ve anafilaksi gibi ani ölüme neden olabilecek
alerjik reaksiyonlar görülebilir. Hepatik: Karaciğer fonksiyonlarında
anormallikler olabilir ve bazı hastalarda fatal seyredebilir. AST (SGOT),
ALT (SGPT), serum alkalenfosfataz, bilirubin (direkt, indirekt),
gamaglobulin ve amonyak artabilir. Hiperammonemiye bağlı bilinç
bozukluğu görülebileceğinden, hasta periyodik kontrollerle dikkatle
izlenmeIidir. Plazmada kolestrol, fibrinojen, albumin(periferik ödem),
kalsiyum düşebilir. Herhangi bir anormal bulgu görülmesi durumunda,
uygulama durdurulmalı ve gerekli önlemler alınmalıdır. Hematolojik:
Düşük fibrinojen konsantrasyonuna bağlı uzamış trombin, protrombin,
parsiyel protrombin değerleri sıkça görülebilir. Faktör V ve VIII de
belirgin, faktör VII ve IX da değişken bir düşüş görülebilir.
Hipofibrinojemiye bağlı fatal kanamalar ve intrakraniyel hemoraji
oluşabilirken, belirgin koagülopati nadirdir. Beyin kanaması, beyin
enfarktüsü ve akciğer kanaması gibi şiddetli koagülasyon bozuklukları
(fibrinojen, protrombin, plazminojen, AT III, ve protein C vb.)
görülebileceğinden, hasta sık laboratuvar kontrolleriyle izlenmelidir.
Geçici kemikiliği depresyonu nadiren görülebilir. Asparaginazın
hematolojik etkileri nadiren tedavinin kesilmesini gerektirir.
Pankreatik: Asparaginaz tedavisinde, pankreas hücrelerinin nekrozu ve
inflamasyonu veya azalmış insülin sentezi nedeniyle, pankreas
fonksiyon bozukluğu sıklıkla oluşabilir. Normal serum amilaz
konsantrasyonlarına rağmen, fulminan ve fatal pankreatit görülebilir.
Hipoinsülinemi ile giden poliüri, glikozürik hiperosmolar, nonketotik
hiperglisemi görülebilir. Her ne kadar hiperglisemi genellikle geçici
olup, tedavinin kesilmesine ve insülin kullanımı ile i.v. sıvı
kullanımına yanıt verse de, diyabetik ketoasidoz fatal olabilir. Renal:
Genellikle prerenal azotemi ve beraberinde artmış kalsiyum ve fosfor
atılımı oluşur. Geçici proteinüri nadirdir. Akut renal yetmezlik
görülebilir. Sinir Sistemi: EEG değişiklikleri, hipereksitabilite veya
MSS depresyonu, somnolans, letarji, konvülziyon, koma, ajitasyon, baş
ağrısı, baş dönmesi ve orta derece ile ağır derece arası
halüsinasyonlar görülebilir. Nadiren tremor ve artmış kas tonusu ile
belirgin parkinson benzeri bir sendrom oluşabilir. Gastrointestinal:
Çoğu hastada hiperammonemiye bağlı bulantı ve kusma, anoreksi,
abdominal kramplar ve kilo kaybı oluşur. Diyare, oral ve intestinal
ülserler nadiren oluşabilir. Diğer: Bakteriyel endotoksinlere bağlı
olduğu düşünülen; üşüme, ateş, terleme görülebilir. Ürik asit
nefropatisine ve EEG değişikliklerine neden olabilecek hiperürisemi
olasılığı unutulmamalıdır. Yeterli hidrasyon, idrarın alkalizasyonu
ve/veya allopurinol uygulaması ile ürik asit etkileri azaltılabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Asparaginaz allopurinol, kolşisin, probenesid ve sulfoperazon ile
etkileşebilir. Kan şekeri düzeyini değiştirebileceğinden, oral
antidiyabetikler ya da insülin ile birlikte kullanıldığında bu
ilaçların dozlarının ayarlanması gerekebilir. Kortikosteroidler,
kortikotropin ya da vinkristin’in asparaginaz ile birlikte kullanımı
asparaginazın hiperglisemik etkisini artırabilir. İmmunosupresif
ilaçların ve radyoterapinin etkisini artırabilir. Plazma asparajin
düzeyi normal değerinin altında olduğunda metotreksatın etkisi azalır.
Bu yüzden metotreksat ile birlikte ya da ondan hemen önce
kullanılmamalıdır. Kortikosteroidler, kortikotropin ya da vinkristinin
asparaginaz ile birlikte kullanımı asparaginazın hiperglisemik
etkisini artırabilir. İmmunosupresif ilaçların ve radyoterapinin
etkisini artırabilir. Plazma asparajin düzeyi normal değerinin altında
olduğunda metotreksatın etkisi azalır. Bu yüzden metotreksat ile
birlikte ya da ondan hemen önce kullanılmamalıdır.

Yorum Yap

LEUKERAN (Tablet)

Kullanım Şekli:

Yetişkinlerde Hodgkin hastalığı tedavisinde tek ajan olarak
kullanıldığında tipik doz 4-8 hafta süreyle günde 0.2 mg/kg’dır.
Leukeran genellikle kombinasyon tedavisinde yer alır. Leukeran aynı
zamanda azotlu hardala bir alternatif olarak kullanılabilir;
toksisitesi daha az fakat terapötik sonuçları aynıdır. Non-Hogkin
lenfoma: Tek ajan olarak kullanıldığında normal doz başlangıçta 4-8
hafta süreyle günde 0.1-0.2 mg/kg’dır. Bundan sonra idame tedavisi ya
günlük dozu azaltarak ya da aralıklı kürlerle uygulanır. Kronik
lenfositik lösemi: Leukeran tedavisine genellikle hastada semptomlar
meydana geldikten sonra ya da periferik kan sayımıyla belirlenen,
kemik iliği fonksiyon bozukluğu kanıtı (ilik yetmezliği değil)
bulunduğu zaman başlanır. Tedavinin başlangıcında, total lökosit
sayısı 1000/mcl’ye düşünceye kadar günde 0.15 mg/kg dozunda uygulanır.
Tedavi ilk kürün bitiminden 4 hafta sonra tekrar uygulanabilir ve
günde 0.1 mg/kg’lık dozlarla devam edebilir. Waldenström
makroglobulinemisi: Başlangıç dozlarının lökopeni oluşuncaya kadar
günde 6-12 mg olması ve bunu süresiz olarak günde 2-8 mg’lık dozların
izlenmesi önerilir. Over karsinoması: Tek ajan olarak kullanıldığında
tipik doz 4-6 hafta süreyle günde 0.2 mg/kg’dır. Lökopeni oluşuncaya
kadar günde 0.3 mg/kg’lık bir doz uygulanmıştır. Toplam lökosit
sayısının 4000/mm3′ün altında tutmak amacıyla günde 0.2 mg/kg’lık
idame dozları verilmiştir. İlerlemiş meme kanseri: Tek ajan olarak
kullanıldığında tipik doz 6 hafta süreyle günde 0.2 mg/kg’dır. Ciddi
bir hemopoetik depresyon bulunmaması kaydıyla Leukeran 4-6 hafta
süreyle vücut ağırlığına bakılmaksızın günde 14-20 mg doz sınırlarında
prednizolonla kombine uygulanabilir. Çocuklar: Leukeran çocuklarda
Hodgkin hastalığı ve non-Hodgkin lenfoma tedavilerinde erişkinlerle
aynı doz şemalarında kullanılabilir.

Endikasyonları:

Hodgkin hastalığı, non-Hodgkin lenfomanın belirli şekilleri, kronik lenfositik
lösemi, Waldenström makroglobulinemisi, ilerlemiş over
adenokarsinoması hastalıklarının tedavisinde endikedir. Klorambusil
meme kanserli hastaların bir bölümünde önemli bir terapötik etkiye
sahiptir.

Kontrendikasyonları:

Tedavide ortaya çıkabilecek komplikasyonlara göre yarar/zarar
ilişkisinin göz önüne alınması gerekir. Klorambusile karşı aşırı
duyarlılığı olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır.

Uyarılar:

Klorambusil aktif bir sitotoksik ajan olup, ancak bu tür ajanların
uygulanmasında deneyimli doktorların kontrolü altında kullanılabilir.
Klorambusil irreversibl kemik iliği süpresyonu meydana
getirebileceğinden, tedavi uygulanmakta olan hastalarda kan sayımları
dikkatle kontrol edilmelidir. Klorambusil terapötik dozlarda
lenfositleri deprese eder ve trombosit sayılarıyla hemoglobin
düzeyleri üzerindeki etkisi daha azdır. Nötrofillerdeki ilk düşüş
belirtisinde klorambusil uygulamasını durdurmak gerekmez; fakat bu
düşüşün son dozdan sonra 10 gün ya da daha fazla devam edebileceği
unutulmamalıdır. Yakın bir tarihte radyoterapi uygulanmış ya da başka
sitotoksik ajanlar almış bulunan hastalara klorambusil verilmemelidir.
Kemik iliğinin lenfositik enfiltrasyonu varsa ya da kemik iliği
hipoplazikse günlük doz 0.1 mg/kg vücut ağırlığını aşmamalıdır. Böbrek
fonksiyon yetmezliği kanıtı bulunan hastalar dikkatle kontrol altında
tutulmalıdır, çünkü bunlarda azotemiye bağlı daha ileri
miyelosupresyon meydana gelebilir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu
bulunan hastalarda dozun azaltılması düşünülmelidir. Klorambusilin
insanlarda kromatid ya da kromozom hasarına neden olduğu görülmüştür.
Kronik lenfositik lösemi için klorambusil tedavisinden sonra akut
lösemi geliştiği bildirilmiştir. Bununla beraber, akut löseminin
hastalığın doğal seyrinin bir parçası mı olduğu yoksa kemoterapinin mi
buna neden olduğu açıkça bilinmemektedir. Over kanserli hastalarda
alkilleyici ajanlar almış olanlarla almamış olanların
karşılaştırıldığı bir çalışmada, klorambusil de dahil olmak üzere
alkilleyici ajan kullanımının akut lösemi olgularını belirgin derecede
artırdığı görülmüştür. Meme kanseri için uzun süreli adjuvan tedavi
olarak klorambusil uygulanan hastaların küçük bir oranında akut
miyeloid lösemi kaydedilmiştir. Klorambusil kullanımı söz konusu
olduğunda potansiyel terapötik yarara karşılık lösemojenik risk göz
önünde tutulmalıdır. Klorambusil over fonksiyonunu azaltabilir ve
klorambusil tedavisinden sonra amenore kaydedilmiştir. Klorambusille
tedavi sonucu azospermi görülmüştür, fakat bunun için toplam dozun en
az 400 mg olması gerektiği düşünülmektedir. Lenfomalı hastalarda total
410-2600 mg dozlarda uygulanan klorambusil tedavisinden sonra
spermatogenezde değişik derecelerde düzelme kaydedilmiştir. Diğer
sitotoksik ajanlar gibi klorambusil de potansiyel olarak
teratojeniktir. Eşlerden biri klorambusil alıyorsa uygun doğum kontrol
yöntemleri önerilir. Gebelik sırasında ve özellikle ilk 3 ay içinde
klorambusil kullanımından imkan varsa kaçınılmalıdır. Her olguda
anneye sağlanması beklenen yarara karşılık fetus üzerindeki risk göz
önünde bulundurulmalıdır. Klorambusil uygulanan anneler
emzirmemelidir.

Yan Etkileri:

En sık rastlanan yan etki kemik iliği supresyonudur. Kemik iliği supresyonu
sık meydana gelmekle beraber, eğer klorambusil tedaviden yeterli
derecede erken çekilirse reversibldir. Bununla beraber irreversibl
kemik iliği yetmezliği kaydedilmiştir. Bulantı, kusma, diyare ve oral
ülserasyon gibi gastrointestinal bozukluklar nadiren meydana gelir.
Başka yan etkiler genellikle ancak terapötik doz aşıldığı zaman
görülür. Uzun süre klorambusil tedavisi uygulanan kronik lenfositik
lösemili hastalarda ciddi interstisyel pulmoner fibrozis zaman zaman
bildirilmiştir. Pulmoner fibrozis klorambusil kesilince reversibl
olabilir. Hepatotoksisite ve sarılık bildirilmiştir. Bildirilen diğer
istenmeyen etkiler ateş, deride aşırı duyarlılık, periferik nöropati,
interstisyel pnömoni ve steril sistiti içerir. Deri döküntülerine sık
rastlanmamakla birlikte döküntü görülebilir ve çok nadir olarak
Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekrolizin dahil olduğu
ciddi durumlara ilerlediği bildirilmiştir. Klorambusille tedavi edilen
nefrotik sendromlu çocuklarda epileptik nöbetler meydana gelmiş ve
erişkinlerde doza bağlı fokal krizler kaydedilmiştir.

İlaç Etkileşimleri:

Fenilbutazon kullanan hastalarda, artmış klorambusil toksisitesi
olasılığı nedeniyle, standart klorambusil dozlarının azaltılmasının
gerekebileceği hayvan çalışmalarında gösterilmiştir.

Yorum Yap

LEVONİDİN (Film Tablet)

Kullanım Şekli:

Kronik Bronşitin Akut Bakteriyel Alevlenmesi: 24 saatte 1, 500 mg, 7 gün.
Toplumdan Kazanılmış Pnömoni: 24 saatte 1, 500 mg, 7-14 gün. Akut
Maksiller Sinüzit: 24 saatte 1, 500 mg, 10-14 gün. Komplikasyonlu Deri
ve Deri Eklentisi Enfeksiyonları: 24 saatte 1, 750 mg, 7-14 gün.
Komplikasyonsuz Deri ve Deri Eklentisi Enfeksiyonları: 24 saatte 1,
750 mg, 7-14 gün. Komplikasyonlu İdrar Yolları Enfeksiyonları: 24
saatte 1, 250 mg, 10 gün. Akut Piyelonefrit: 24 saatte 1, 250 mg, 10
gün. Komplikasyonsuz İdrar Yolları Enfeksiyonları: 24 saatte 1, 250
mg, 3 gün. Renal fonksiyonu bozuk olan hastalarda doz kreatinin
klirens oranlarına göre ayarlanır.

Endikasyonları:

Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae veya Moraxella
catarrhalis’in neden olduğu akut sinüzit; Staphylococcus aureus,
Streptococcus pneumoniae, Haemophilus influenzae, Haemophilus
parainfluenzae veya Moraxella catarrhalis’in neden olduğu kronik
bronşitin akut alevlenmesi; Staphylococcus aureus, Streptococcus
pneumoniae (penisilin için MİK değeri >=2 mcg/ml olan penisiline
dirençli suşlar dahil), Haemophilus influenzae, Haemophilus
parainfluenzae, Klebsiella pneumoniae, Moraxella catarrhalis,
Chlamydia pneumoniae, Legionella pneumophila veya Mycoplasma
pneumoniae’nin neden olduğu toplumda edinilmiş pnömoni; Escherichia
coli’nin neden olduğu akut piyelonefrit; Enterococcus faecalis,
Enterobacter cloacae, Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Proteus
mirabilis veya Pseudomonas aeruginosa’nın neden olduğu prostatit;
Escherichia coli, Enterococcus faecalis ya da Stapylococcus
epidermidis’in neden olduğu piyelonefrit dahil, komplikasyonlu üriner
sistem enfeksiyonları; metisiline duyarlı Staphylococcus aureus,
Enterococcus faecalis, Streptococcus pyogenes veya Proteus
mirabilis’in neden olduğu komplikasyonlu deri ve deri ekleri
enfeksiyonları ve Staphylococcus aureus veya Streptococcus pyogenes’in
neden olduğu abse, selülit, furonkül, impetigo, piyoderma, yara
enfeksiyonlarının dahil olduğu komplikasyonsuz deri ve deri ekleri
enfeksiyonlarında endikedir.

Kontrendikasyonları:

Levofloksasine veya bileşiminde bulunan maddelerden herhangi birine
veya florokinolon grubu bir diğer antibakteriyel ilaca karşı aşırı
duyarlılığı olduğu bilinenler, epilepsisi olanlar ve florokinolon
grubu bir antibakteriyelin kullanımına bağlı geliştiği bilinen tendon
rahatsızlığı öyküsü verenlerde kontrendikedir.

Uyarılar:

Pediyatrik hastalarda ve adolesan hastalarda (18 yaşın altındaki
hastalarda) levofloksasinin güvenilirliği ve etkinliği
belirlenmemiştir. P. aeruginosa’nın etken olduğu nozokomiyal
enfeksiyonlarda başka antibiyotiklerle kombinasyon gerekebilir. Tedavi
sırasında veya sonrasında şiddetli, ısrarlı ve/veya kanlı diyare
görülürse, Clostridium difficile’e bağlı psödomembranöz enterokolit
ihtimali gözönünde bulundurulmalıdır. Bu klinik durumda, barsak
hareketlerini engelleyen ilaçlar kontrendikedir. Florokinolon grubu
antibakteriyellerin kullanımı sırasında nadiren gözlenen tendinit,
seyrek olarak özellikle aşil tendonunun tutulumunda rüptüre yol
açabilir. Bu istenmeyen etki tedaviye başlandıktan sonraki 48 saat
içinde ortaya çıkabilir ve bilateral olabilir. Tendinit ve tendon
rüptürü riski yaşlılık ve kortikosteroid kullanımında artar. Diğer
florokinolonlarda olduğu gibi, konvülsiyona eğilimi olan, yani, SSS
lezyonu olduğu bilinen, eş zamanlı olarak fenbufen veya benzeri bir
nonsteroidal antienflamatuvar ilaç veya teofilin gibi beyin
konvülsiyon eşiğini düşürdüğü bilinen bir ilaç tedavisinin uygulandığı
hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Glikoz-6-fosfat dehidrogenaz
aktivitesi eksikliği olan hastalarda kinolon grubu antibakteriyellerle
hemolitik reaksiyonlar bildirildiğinden bu hastalarda levofloksasin
dikkatle kullanılmalıdır. Böbrek yetmezliğinde dozaj kreatinin
klirensine göre ayarlanmalıdır. Çok nadiren fotosensitizasyon
görülebilir. Hastanın konsantrasyon, refleks ve reaksiyon
yeteneklerini azaltabileceğinden, motorlu taşıt aracı veya iş makinası
kullanımı gibi durumlarda risk oluşturabilir. Diğer kinolonlarda
olduğu gibi, genellikle bir oral hipoglisemik ajan (örneğin, gliburid/glibenklamid)
veya insülin ile birlikte tedavi gören diyabetik hastalarda,
semptomatik hiper- veya hipoglisemi dahil olmak üzere kan glukoz
düzeyi bozuklukları bildirilmiştir. Bu hastalarda, kan glukoz
düzeyinin dikkatle takibi önerilir. Levofloksasin dahil, kinolonlar
ile tedavi gören hastalarda ciddi ve bazen fatal hipersensitivite
ve/veya anafilaktik şok reaksiyonları bildirilmiştir. Bu tür
reaksiyonlar sıklıkla ilk dozu takiben oluşmaktadır. İlk deri
döküntüsü veya herhangi bir diğer aşırı duyarlılık belirtisi görülmesi
durumunda hemen levofloksasin tedavisi kesilmelidir. Diğer antibiyotik
tedavilerinde olduğu gibi levofloksasin kullanımı, özellikle tedavinin
uzatıldığı durumlarda dirençli mikroorganizmaların çoğalmasıyla
sonuçlanabilir. Tedavi sırasında süperenfeksiyon görülmesi halinde
uygun önlemler alınmalıdır. Gebelik kategorisi C’dir. Hamile
kadınlarla yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışma olmadığı için
hamile kadınlarda kullanılmamalıdır. Emzirenlerde yapılmış yeterli ve
iyi kontrollu çalışma olmadığı için emzirenlerde kullanılmamalıdır.

Yan Etkileri:

Levofloksasin uygulaması %1-%10 oranında bulantı, diyare ve karaciğer
enzimleri (ALT/AST) değerlerinde artış, %0.1-%1 oranında iştahsızlık,
kusma, karın ağrısı, hazımsızlık, kaşıntı, deri döküntüsü, baş ağrısı,
baş dönmesi, sersemlik hissi, uykusuzluk, eozinofili, lökopeni,
bilirubin ve serum kreatinin değerlerinde artış, asteni, mantar ve
diğer rezistan mikroorganizmaların proliferasyonu, çok nadiren de
(%0.01-%0.1) parestezi, tremor, anksiyete, ajitasyon, depresyon,
psikotik reaksiyonlar (örn. halüsinasyonlar), konfüzyon, konvülsiyon,
artralji, miyalji, tendiniti de içeren tendon rahatsızlıkları (örn.
Aşil tendonu), ürtiker, bronkospazm/dispne, taşikardi, hipotansiyon,
nötropeni, trombositopeni, çok nadir vakada, psödomembranöz kolit
dahil olmak üzere, enterokolitin bir göstergesi olabilecek kanlı
diyare yapabilir. Çok nadir olarak, (%0.01’den daha az) anjiyoödem,
hipotansiyon, anafilaktik/anafilaktik benzeri şok, ışığa duyarlılık,
özellikle diyabet hastalarında hipoglisemi, hipoestezi, görme, işitme,
tat ve koku alma bozuklukları, tendon rüptürü (örn. Aşil tendon); kas
zayıflığı, (özellikle miyastenia gravis bulunan hastalarda önemli
olabilir), hepatit gibi karaciğer reaksiyonları, akut böbrek
yetersizliği (örn. interstisyel nefrite bağlı olarak), agranülositoz
alerjik pnömonit, ateş görülebilir. İzole vakalarda Stevens Johnson
sendromu, toksik epidermal nekroliz (Lyell sendromu) ve eritema
eksudativum multiforme gibi şiddetli büllöz erupsiyonları,
rabdomiyoliz, QT aralığında uzama, hemolitik anemi, pansitopeni,
alerjik pnömonit, ateş görülebilir. Alerjik mukokutanöz, anafilaktik/-oid
reaksiyonlar bazen ilk dozdan sonra bile görülebilir. Florokinolon
uygulaması ile ilgili diğer istenmeyen etkiler: Ekstra piramidal
belirtiler ve diğer kas koordinasyon bozuklukları, hipersensitivite
vasküliti, porfirili hastalarda porfiri ataklarıdır.

İlaç Etkileşimleri:

Demir tuzları, magnezyum veya alüminyum içeren antasidler ile birlikte
uygulandığında, levofloksasinin emilimi belirgin şekilde azaldığından
bu ilaçlar levofloksasin uygulanmasından en az 2 saat önce veya sonra
uygulanmalıdır. Sukralfatın en az iki saat sonra uygulanması önerilir.
Konvülsiyon eşiğini düşüren ilaçlar, teofilin veya nonsteroidal
antienflamatuvar ilaçların, kinolon grubu bir antibiyotik ile birlikte
kullanılması halinde, beyin konvülsiyon eşiğinde belirgin bir düşme
görülebilir. Probenesid ve simetidin gibi levofloksasinin tübüler
böbrek sekresyonunu azaltan ilaçlarla birlikte alındığında, özellikle
böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatli olunmalıdır. Siklosporinin
yarı-ömrü, levofloksasin ile birlikte uygulandığında %33 oranında
artmaktadır. Levofloksasin yanında bir K vitamini antagonisti (örneğin
varfarin) ile tedavi edilen hastalardaki pıhtılaşma testleri (PT/INR)
ve/veya kanamada şiddetli olabilen artışlar bildirildiğinden K
vitamini antagonistleri ile tedavi edilen hastalarda pıhtılaşma
testleri yakından takip edilmelidir. Levofloksasin Mycobacterium
tuberculosis’in üremesini inhibe edebildiğinden tüberkülozun
bakteriyolojik tanısında yalancı-negatif sonuçlara neden olabilir.

Yorum Yap

LEVEMIR Penfill (Kartuş)

Kullanım Şekli:

Levemir’in dozu bireysel olarak ayarlanmalıdır. Hastaların
ihtiyaçlarına göre günde 1-2 kez uygulanmalıdır. Yaşlı hastalarda ve
karaciğer ve böbrek yetmezliği olan hastalarda daha yoğun glukoz
monitorizasyonu yapılmalıdır. Çocuklar ve adolesanlarda etkinlik ve
güvenilirliliği çalışılmamıştır. Deri altı uygulama içindir.

Endikasyonları:

İnsülin detemir çözünür, etki süresi uzun olan, uzun etkili bir bazal insülin
analogudur. Diabetes Mellitus tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

İnsülin detemir veya içindeki maddelerden herhangi birisine aşırı duyarlılık
durumlarında kontrendikedir.

Uyarılar:

Yetersiz dozlarda kullanımı veya tedavinin kesilmesi, özellikle Tip 1
diyabette hiperglisemi ve diyabetik ketoasidoza yol açabilir.
Hastaların yeni bir çeşit insüline transfer edilmesi denetim altında
yapılmalıdır. Dozaj, çeşit, tür (hayvan, insan, insan insülin analogu)
ve/veya üretim metodundaki değişiklikler (hayvan kaynaklı insüline
karşı rekombinant DNA) doz değişiklikleri gerektirebilir. Kullanan
hastaların dozlarında, her zaman kullandıkları insülin dozuna göre
değişiklik yapılması gerekebilir. Doz ayarlaması gerektiğinde, bu
bazen ilk dozda bazen de ilk birkaç hafta veya ay içinde yapılabilir.
Şiddetli hipoglisemiye neden olabileceğinden intravenöz olarak
kullanılmamalıdır. Kas içine uygulamadan kaçınılmalıdır. Diğer insülin
preparatları ile karıştırılırsa bileşenlerden birinin veya her
ikisinin etki profili değişecektir. Bu nedenle kısa etkili insülinler
ile karıştırılmasından kaçınılmalıdır. Şiddetli hipoalbüminemisi olan
hastalarda kullanımı ile ilgili veriler sınırlıdır. Bu hastalarda
dikkatli monitorizasyon yapılması önerilmektedir. İnsülin infüzyon
pompalarında kullanılmaz. Alerjik reaksiyonlara neden olabilen
metakrezol içermektedir. Hastanın konsantre olma ve reaksiyon gösterme
becerisi hipoglisemi atağı geçirme eğilimine bağlı olarak bozulabilir.
Bu durum araba sürme veya makine kullanma becerilerini etkileyebilir.
Gebelik kategorisi C’dir. Gebelik döneminde insülin detemir
kullanımına ilişkin hiçbir klinik deneyim yoktur. Laktasyon döneminde
insülin detemir kullanımına ilişkin klinik deneyim yoktur. Laktasyon
döneminde insülin dozunda ve diyette ayarlama yapılması gerekebilir.

Yan Etkileri:

Hipoglisemi, sık rastlanan bir istenmeyen etkidir. Majör
hipogliseminin tedavi edilen hastaların yaklaşık %6′sında görüldüğü
bilinmektedir. Hipoglisemi semptomları genellikle ani olabilir. Bu
semptomlar arasında soğuk terleme, soğuk solgun deri, halsizlik,
sinirlilik veya titreme, endişe duygusu, olağan olmayan yorgunluk veya
güçsüzlük, konfüzyon, konsantre olmada güçlük, uyku hali, aşırı açlık,
görme değişiklikleri, baş ağrısı, bulantı ve çarpıntı sayılabilir.
Şiddetli hipoglisemi, bilinç kaybı ve/veya konvülziyona neden olabilir
ve beyin fonksiyonlarında geçici ya da kalıcı hasara, hatta ölüme bile
neden olabilir. Hastaların %2′sinde enjeksiyon bölgesi reaksiyonları
görülür. Bu reaksiyonlar arasında enjeksiyon bölgesinde kızarıklık,
şişme ve kaşıntı bulunmaktadır.

İlaç Etkileşimleri:

Bazı ilaçların glukoz metabolizması ile etkileşime girdiği bilinmektedir.
Oral antidiyabetik ilaçlar, monoamino oksidaz inhibitörleri (MAOİ),
non-selektif beta blokör ajanlar, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE)
inhibitörleri, salisilatlar ve alkol insülin ihtiyacını azaltabilir.
Tiyazidler, glukokortikoidler, tiroid hormonları, beta-sempatomimetikler,
büyüme hormonu ve danazol insülin ihtiyacını artırabilir. Beta
blokörler hipoglisemi semptomlarını maskeleyebilirler ve
hipoglisemiden iyileşme sürecini uzatabilirler. Oktreotid/lanreotid
insülin ihtiyacını hem artırabilir, hem de azaltabilir. Alkol
insülinin hipoglisemik etkisini artırıp, süresini uzatabilir. Tiyol
veya sülfit içeren ilaçlar eklendiğinde insülin detemir
parçalanabilir. İnfüzyon sıvılarına karıştırılmamalıdır.

Yorum Yap

LEVITRA (Film Tablet)

Kullanım Şekli:

Önerilen başlangıç dozu, cinsel aktiviteden gerek duyulduğu kadar önce
(yaklaşık 25- 60 dakika) alınan 10 mg’dır. Bununla birlikte, ilaç
cinsel aktiviteden önce, 25 dakika ile 4-5 saate kadar olan bir süre
boyunca, herhangi bir an alınabilir. Önerilen maksimum doz sıklığı,
günde bir kez uygulamadır. Vardenafil yiyeceklerle birlikte ya da tek
başına alınabilir. Alınan doz, etkinlik ve tolerabiliteye dayalı
olarak, 20 mg’a artırılabilir ya da 5 mg’a düşürülebilir. Önerilen
maksimum doz, günde bir kez 20 mg’dır. Yaşlılar (65 yaşın üzerinde):
65 yaş ve üzeri hastalarda, 5 mg’lık bir doz ile tedaviye başlanması
değerlendirilmelidir. Orta derecede karaciğer fonksiyon bozukluğu olan
hastalarda (Child-Pugh B), vardenafilin klirensi azalır ve bu durum,
başlangıç dozunun 5 mg olmasını gerektirir. Doz, daha sonra,
tolerabilite ve etkinliğe dayalı olarak, önce 10 mg’a ve sonra 20 mg’a
çıkarılabilir. Vardenafilin şiddetli karaciğer yetmezliği (Child-Pugh
C) olan hastalardaki farmakokinetiği incelenmemiştir.

Endikasyonları:

Erektil disfonksiyon tedavisinde (tatmin edici bir cinsel performans için
peniste yeterli ereksiyonun sağlanamaması ya da sürdürülememesi
durumunda) endikedir.

Kontrendikasyonları:

Bileşimindeki maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olan
hastalarda kontrendikedir. PDE5 inhibitörleri, nitrik oksit/cGMP yolu
üzerindeki PDE inhibisyonu etkileri ile uyumlu olarak, nitratların
hipotansif etkilerini potansiyalize edebilirler. Bu nedenle,
vardenafil, nitratlar ya da nitrik asit donörleri ile eş zamanlı
tedavi görmekte olan hastalarda kontrendikedir. Potent sitokrom P450 (CYP)
3A4 inhibitörü oldukları için, indinavir ya da ritonavir gibi HIV
proteaz inhibitörleri ile eş zamanlı kullanımı kontrendikedir.

Uyarılar:

Erektil disfonksiyona yönelik herhangi bir tedaviye başlanmadan önce,
hastaların kardiyovasküler durumları gözönüne alınmalıdır.
Vardenafilin kan basıncında hafif ve geçici düşüşlere yol açabilen
vazodilatör özellikleri vardır. Sol ventriküler çıkış yolu
obstrüksiyonu (örneğin; aortik stenoz ve idiyopatik hipertrofik
subaortik stenoz) olan hastalar, vazodilatörler ilaçların (fosfodiesteraz
tip 5 inhibitörleri dahil) etkisine karşı duyarlı olabilirler.
Kardiyovasküler tabloları nedeniyle cinsel aktivitenin önerilmediği
erkeklerde, genel olarak, erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılan
ajanlar kullanılmamalıdır. 59 sağlıklı erkekte, QT aralığı üzerine
olan etkisinin araştırıldığı bir çalışmada, 10-80 mg dozları QTc
aralığında artışlar oluşturmuştur. Konjenital QT uzaması (uzun QT
sendromu) olan ve Sınıf IA (örn.kinidin, prokainamid) ya da Sınıf III
(örn. amiodaron, sotalol) antiaritmik ilaçlar alan hastalar,
vardenafil kullanmaktan kaçınmalıdır. Peniste anatomik deformasyonları
(angülasyon, korpus kavernozumda fibrozis ya da Peyroni hastalığı
gibi) olan veya priapizm gelişmesini predispoze edebilecek (orak
hücreli anemi, multipl miyeloma ya da lösemi gibi) tablolara sahip
hastalarda, erektil disfonksiyon tedavisi için kullanılan ajanlar
dikkatle uygulanmalıdır. Vardenafilin, erektil disfonksiyonda
kullanılan diğer tedaviler ile kombinasyonunun güvenilirlik ve
etkinliği incelenmemiştir. Bu nedenle, böyle kombinasyonlar
önerilmemektedir. Şiddetli karaciğer yetmezliği, diyaliz gerektiren
son-evre böbrek hastalığı, hipotansiyon, yeni geçirilmiş inme ya da
miyokard enfarktüsü öyküsü (son 6 ay içerisinde), stabil olmayan
anjina ve bilinen, herediter dejeneratif retinal bozukluklar (retinitis
pigmentoza gibi) olan hasta alt gruplarında vardenafilin güvenilirliği
incelenmemiştir. Bu nedenle, daha fazla bilgi edinilinceye kadar
kullanımı önerilmemektedir. Alfa blokerlerin ve vardenafilin
vazodilatör etkilerine bağlı olarak, vardenafilin alfa blokerler ile
aynı anda uygulanması, bazı hastalarda semptomatik hipotansiyona yol
açabilir. Yeni veriler elde edilinceye kadar, alfa blokerleri ile
birlikte alınan maksimum vardenafil dozu 5 mg’ı geçmemelidir. Alfa
blokerin alınmasını takip eden 6 saatlik süre boyunca vardenafil (5
mg) alınmamalıdır. Bununla birlikte, hasta alfa bloker tamsulozin
alıyorsa, doz ayrımı gerekli değildir. Eş zamanlı tedaviye, ancak alfa
bloker tedavisi stabil biçimde devam ediyorsa başlanmalıdır.
Vardenafil, kanama bozuklukları ya da belirgin aktif peptik ülseri
olan hastalara uygulanmamıştır. Vardenafil, kadınlarda, yenidoğanlarda
ve çocuklarda kullanılmaz. Hastalar, vardenafile nasıl reaksiyon
göstereceğini kontrol etmeden, taşıt ya da makina kullanma sırasında
vardenafil almamalıdır.

Yan Etkileri:

Çok sık (>%10): Başağrısı, yüzde kızarıklık. Sık (%1-<%10): Dispepsi, bulantı,
baş dönmesi, rinit. Seyrek (%0.1-<%1): Karın ağrısı, asteni, sırt
ağrısı, göğüs ağrısı, yüzde ödem, ışığa karşı aşırı duyarlılık,
hipertansiyon, palpitasyon, taşikardi, anormal karaciğer fonksiyon
testleri, diyare, ağız kuruluğu , gastrit, GGTP artışı, kusma, kreatin
kinaz artışı, artralji, miyalji, hipestezi, uykusuzluk, parestezi,
somnolans, vertigo, dispne, sinüzit, pruritus, döküntü, terleme,
anormal görme, ambliyopi, kromatopsi, konjunktivit, gözde ağrı,
fotofobi, tinnitus, gözde sulanma, priapizm. Ender (%0.01-<%0.1):
Anaflaktik reaksiyon (larenks ödemi dahil), grip sendromu, boğaz
ağrısı, anjina pektoris, hipotansiyon, miyokardiyal iskemi, postural
hipotansiyon, senkop, disfaji, özofajit, gastroözofajiyal reflü,
hipertoni, epistaksis, glokom, anormal, ejakülasyon. Pazarlama
sonrası: Vardenafil kullanımı ve cinsel aktivite ile zamansal olarak
ilişkili olan miyokard enfarktüsü vakaları bildirilmiştir. Ancak,
miyokard enfarktüsünün direkt hangi faktöre (vardenafil, cinsel
aktivite, önceden mevcut kardiyovasküler hastalık veya bu faktörlerin
bir kombinasyonu) bağlı olduğunu saptamak mümkün değildir.

İlaç Etkileşimleri:

Vardenafil, sitokrom P450 izoform 3A4 yoluyla ve kısmen CYP3A5 ve
CYP2C9 izoformlarının katkısıyla, esas olarak hepatik enzimler
tarafından metabolize edilir. Bu nedenle, bu enzimlerin inhibitörleri
vardenafil klirensini azaltabilir. Bir CYP3A4 inhibitörü olan
eritromisin (500 mg, günde 3 defa), sağlıklı gönüllülere vardenafil (5
mg) ile birlikte uygulandığında, vardenafil EAA değerinde %300 ve Cmax
değerinde %200 artışa neden olmuştur. Potent bir CYP3A4 inhibitörü
olan ketokonazol (200 mg), sağlıklı gönüllülere vardenafil (5 mg) ile
birlikte uygulandığında, vardenafil EAA değerinde %900 ve Cmax
değerinde %300 artışa yol açmıştır. Vardenafilin (10 mg) HIV proteaz
inhibitörü olan indinavir (800 mg, günde 3 defa) ile birlikte
verilmesi, vardenafil EAA değerinde %1500 ve Cmax değerinde %600
artışa neden olmuştur. Aynı anda uygulamadan 24 saat sonra, plazma
vardenafil düzeyleri, doruk vardenafil plazma düzeyinin (Cmax)
yaklaşık %4′ü dolayında bulunmuştur. Ritonavir (günde 2 defa 600 mg),
vardenafil (5 mg) ile aynı anda uygulandığında, vardenafil Cmax
değerinde 13 kat ve EAA 0-24 değerinde 49 kat artışa yol açmıştır.
Etkileşim, vardenafilin karaciğerdeki metabolizmasının kuvvetli CYP3A4
inhibitörü olan ve aynı zamanda CYP2C9′u inhibe eden ritonavir
tarafından bloke edilmesinin sonucudur. Ritonavir, vardenafilin
yarılanma ömrünü anlamlı derecede 25.7 saate uzatmıştır. Ketokonazol,
itrakonazol, indinavir veya ritonavir gibi potent CYP3A4 inhibitörleri
ile eş zamanlı kullanım, vardenafil plazma düzeylerinde belirgin artış
oluşturabilir. Ketokonazol, itrakonazol ve eritromisin ile eş zamanlı
kullanımda, maksimum vardenafil dozu 5 mg’ı aşmamalıdır. Vardenafil,
200 mg’dan yüksek ketokonazol ve itrakonazol dozlarıyla birlikte
alınmamalıdır. Vardenafil, nitratlar ile birlikte hastalara
verildiğindeki potansiyel hipotansif etkileri hakkında bilgi
bulunmamaktadır. Bu nedenle, eş zamanlı kullanımları kontrendikedir.

Yorum Yap

LEVOPRONT (Şurup)

Kullanım Şekli:

Erişkinler: Günde 3×10 ml enaz 6 saat ara ile azami 7 gün alınır. 2
yaşından büyük çocuklarda kullanılır. En az 6 saat arayla günde; 10-20
kg arasında: 3×3 ml, 20-30 kg arasında: 3×5 ml, 30 kg üstünde: 3×10 ml
uygulanır.

Endikasyonları:

Kuru öksürüğün semptomatik tedavisinde endikedir.

Kontrendikasyonları:

Aşırı duyarlılık vakalarında, gebelik ve emzirme dönemlerinde, ağır
karaciğer yetmezliği olan kişilerde, Kartagener sendromuveya siliyer
diskinezi gibi mukosiliyer temizlik mekanizmasında azalma olan
vakalarda kontrendikedir.

Uyarılar:

Ciddi böbrek yetmezliği vakalarında; fayda-risk oranı göz önüne alınarak
kullanılmalıdır. Sakaroz içerdiği için dayabetik hastalarda dikkatli
kullanılmalıdır. Araç kullanma ve herhangi bir makine işletilmesi
sırasında çok dikkatli olunmalıdır.

Yan Etkileri:

Bulantı, yanma, dispepsi, diyare, kusma, yorgunluk ve/veya asteni,
halsizlik, uyuşukluk, başağrısı, vertigo, çarpıntı, deride allerjik
reaksiyonlar saptanmıştır. Predispoze hastalarda aşırı duyarlılık
reaksiyonu gelişebilir.

İlaç Etkileşimleri:

Sedatif ilaç alan duyarlı hastalarda dikkatli olunmalıdır.

Yorum Yap

LEVOTİRON Tablet

Kullanım Şekli: 

Basit guatr, tiroidit ve postoperatif tekrarı önleme tedavisinde günde 1
tabletle başlanır ve doz günde 2 tablete kadar artırılabilir. Ender
olarak daha yüksek dozlar uygulanabilir. Hipotiroidizmde günlük ilaç
gereksinimmi hastadan hastaya değişebilir. Genelde 1/2 tabletle
başlanmalı ve her 2-3 haftada bir 1/4 tablet artırılmalıdır.  Uzun
süreli miksödem (özellikle de kardiyovasküler bozukluklar sözkonusuysa)
durumlarında doz dikkatle ayarlanmalıdır. Böyle durumlarda 1/4
tabletle başlanmalı ve günlük maksimum doz 100-200 mcg tiroksin (T4)
olacak şekilde düzenlenmelidir. Tedavinin ilk dört haftası sonunda;
klinik ve laboratuvar bulgularına göre müstahzarın dozu yeniden
ayarlanmalıdır.

Endikasyonları:

Levotiroksin periferik organlarda triiyodotironin (T3)’e dönüşür ve T3
reseptörleri üzerinde, endojen hormonun gösterdiği bütün spesifik
etkileri gösterir. Vücut endojen ve eksojen levotiroksini ayırt etmez.
Azalmış veya yok olmuş tiroid fonksiyonlarının tedavisinde yerine
koyma amacıyla, tiroid stimüle edici hormonun artışını (basit non-endemik
guatr veya kronik lenfositik tiroiditte görülen) baskılamak amacıyla,
cerrahi ve radyoaktif iyot tedavisine tamamlayıcı olarak ve tiroid
supresyon testlerinde kullanılır.

Kontrendikasyonları:

Levotiroksin sodyum kullanımı, tedavi edilmemiş tirotoksikozda, akut
miyokardiyal enfarktüsünde ve tiroid hormonlarına belirgin bir şekilde
aşırı duyarlılık gösterenlerde kontrendikedir. Tiroid hormonlarına
karşı alerjik reaksiyonları kanıtlayan yeterli dökümantasyon mevcut
değildir. Levotiroksin sodyum, dokunun adrenokortikal hormonlara olan
ihtiyacını arttırır ve bu da bu tip hastalarda akut adrenal krize
sebep olabilir. Bu nedenle düzeltilmemiş adrenal yetersizlikte de
kullanımı kontrendikedir.

Uyarılar:

Tiroid hormonları ile tedaviye başlamadan önce kontrol altına alınması veya
tedavi edilmiş olmalısı gereken hastalıklar: Koroner yetersizlik,
hipofiz yetersizliği, adrenal yetersizlik, tiroid otonomisi. Koroner
zayıflık, kardiyak yetersizlik veya taşikardiyak aritmisi olan
hastalarda ilaca bağlı çok hafif hipertiroidizm olsa bile
önlenmelidir. Bu nedenle böyle vakalarda tiroid hormon
parametrelerinin sıkı kontrolü yapılmalıdır. Sekonder hipotiroidizm
vakalarında yerine koyma tedavisine başlamadan önce neden belirlenmeli
ve gerekli olan durumlarda destekleyici adrenal yetersizlik tedavisine
başlanmalıdır. Tiroid otonomisinden şüphelenildiği durumlarda
tedaviden önce TRH testi uygulanmalı veya supresyon sintigrafisi
yapılmalıdır. Hipotiroidizmi olan postmenapozal kadınlarda ve
osteoporoz riskinin arttığı durumlarda, levotiroksinin fizyolojik
sınırların üzerinde serum düzeyleri önlenmeli ve tiroid fonksiyonları
yakından takip edilmelidir. Gebelik kategorisi A’dır. Tiroid
hormonları ile tedaviye hamilelik ve emzirme dönemlerinde özellikle
devam edilmelidir. Yüksek doz levotiroksin tedavisi sırasında bile
laktasyon sırasında anne sütüne geçen tiroid hormon miktarı bebekte
hipertiroidizm oluşturmak veya TSH sekresyonunu inhibe etmek için
yeterli değildir. Hamilelikte, hipertiroidizm tedavisinde kullanılan
antitiroid ilaçlara ilave olarak verilmesi kontrendikedir. Antitiroid
ilaçlar etkili dozlarda plasentayı geçtikleri için ilave levotiroksin
tedavisi antitiroid ilacın daha yüksek dozunu gerekli kılar. Bu durum
fetusta hipotiroidizm oluşmasına neden olabilir. Hipertiroidizmde,
hamilelik süresince antitiroid ilaçlarla her zaman monoterapi
uygulanmalıdır.

Yan Etkileri:

Levotiroksin sodyumun bireysel tolerans limiti aşıldığında, doz aşımı
durumlarında ve özellikle tedavinin başında dozun çok hızlı
arttırıldığı durumlarda; taşikardi, kardiyak aritmi, anjina, tremor,
huzursuzluk, uykusuzluk, aşırı terleme, kilo kaybı, diyare gibi
hipertiroidizmin tipik semptomlarının oluşması olasıdır. Böyle
durumlarda günlük doz azaltılmalı veya ilacın kullanılması bir süre
kesilmelidir. Yan etkiler ortadan kalktıktan sonra tedaviye yeniden
dikkatli bir şekilde başlanabilir.

İlaç Etkileşimleri:

Levotroksin kan şekerini düşüren ilaçların etkisini azaltabilir. Bu
nedenle tiroid hormon tedavisine başlandığında kan glikoz düzeyleri
sıkça kontrol edilmeli ve gerekli görülürse antidiyabetik ilacın dozu
düzenlenmelidir. Levotiroksin, antikoagülan ilaçları plazma
proteinlerinden ayırdığı için antikoagülan tedavinin etkisi artabilir.
Dolayısıyla tiroid hormonları ile tedaviye başlandığında koagülasyon
parametrelerini düzenli olarak kontrol etmek gereklidir. Gerekli
olursa antikoagülan ilacın dozu ayarlanmalıdır. Kolestramin alımı
levotiroksin sodyumun emilimini inhibe eder. Bu nedenle levotiroksin
sodyum kolestramin uygulanmasından 4-5 saat önce alınmalıdır. Aynı
durum kolestipol için de geçerlidir. Alüminyum içeren ilaçlar’ın
(antiasit, sükralfat) levotiroksin’in etkisini potansiyel olarak
azalttığı saptanmıştır. Bu nedenle levotiroksin içeren ilaçlar
alüminyum içeren ilaçların uygulanmasından en az 2 saat önce
verilmelidir. Aynı durum demir içeren ilaçlar için de geçerlidir.
Salisilatlar, yüksek dozda furosemid (250 mg), klofibrat ve diğer
maddeler levotiroksin sodyumu plazma proteinlerinden ayırabilir. İyod
içeriği nedeniyle amiodaron hipertiroidizmi, aynı zamanda
hipotiroidizmi tetikleyebilir. Farkedilmeyen otonomi olasılığı ile
görülen nodüler guatr vakalarında özel önlem önerilir.

Yorum Yap